Veda etmiyorum. Son  soluğa kadar buradayım
30 Ocak 2024 05:43

SAHNEDE YARIM ASIR + 5 YIL… Veda etmiyorum. Son soluğa kadar buradayım

İlk sahne deneyimini 1969’da yaşayan yazar, yönetmen ve oyuncu Mehmet Esatoğlu’nun 55’nci sanat yılı için Kadıköy ve Avcılar’da iki etkinlik düzenlendi. Esatoğlu, “Veda etmiyorum. Son soluğuma kadar burada olacağım” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Yazar, yönetmen ve oyuncu Mehmet Esatoğlu’nun 55. Sanat yılı kutlanıyor. 1969 yılında ilk sahne deneyimini yaşayan sanatçının 55. Yılı için ocak ayında iki etkinlik düzenlendi. Etkinliklerden ilki Kadıköy, Söğütlüçeşme Işık ve Gölge Kültür Evi’nde yapılırken ikinci etkinlik Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

KADIKÖY’DE ŞİİR TREK GRUBU İLE

Şiir-Trek grubu tarafından düzenlenen ilk etkinliğin açılışında oyuncu Musa Ocak bir konuşma yaptı. Esatoğlu ile olan sanat geçmişinden sözeden Ocak, onun kendisini sahne için yüreklendirmesini anlattı. Çiğdem Özdemir ise sanatçının biyografisini seslendirdi. Etkinlikte oyuncu Bilgesu Ataman ve Mehmet Esatoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Nazım Hikmet’in şiirlerinden oluşan bir gösteri sundu.

AVCILAR’DA SANAT MECLİSİ İLE

İkinci etkinlik Sanat Meclisi ve Avcılar Belediyesi tarafından düzenlendi. Etkinliğin sunumunu oyuncu Hale Üstün ve şair Muzaffer Gezer yaptı. Etkinliğin açılışında Avcılar Belediyesi adına Ayşe Özturanlı bir konuşma yaptı. Özturanlı, Esatoğlu’nun şahsında sanata 55 yıl boyunca emek vermiş bir sanatçıyı ağırlamaktan duydukları mutluluğu dile getirdi.

Suat Kaya yönetimindeki orkestra sahnede yerini aldıktan sonra Mehmet Esatoğlu sahneye gelerek izleyicileri selamladı.

Esatoğlu etkinliğin açış konuşmasında kendisini tiyatroya yüreklendiren Türkçe öğretmeni Ergun Yordam’dan oyunculuk eğitimi aldığı Beklan Algan’a estetik perspektifine yön veren yazar, yönetmen Vasıf Öngören, Prof.Mutlu Parkan, şair Can Yücel, Kemal’den yazar Asım Bezirci’ye tüm ustalarını, anı ve tespitlerini andı:

SANATÇININ GÖREVİ ÜLKEDE

GÖRDÜĞÜNÜ SAHNEYE GETİRMEK

“Biz onlarla beraber büyüdük. Etrafımız o kadar güzeldi ki Kemal Özer, Asım Bezirci, Can Yücel vardı. Ve hepsi birer ‘üniversite’ idi. Biz o ‘üniversiteye’ gittik. Oradan, mezuniyetimiz var.

1970’den sonra birden bire çatışmalar, olaylar başladı ve gerçekten birçok güzel insanı yitirdik. Şimdi tabi bunun sahneye gelmesi meselesi, muhabbeti var. Ne yapacaktık? Sanatçının görevi; ülkede ne görüyorsa bunu alacak ve sahneye getirecek. Bunu değişik bir estetikle yapacak.

“NİSPİ ÖZGÜRLÜK” ORTAMINDA

ÜLKENİN TİYATROSU TARTIŞILDI

1960’larda birden, nispi özgürlük ortamı derlerdi eskiler, o nispi özgürlük ortamında, ‘Bu ülkenin tiyatrosu ne olmalı?’ tartışmaları başladı. Bu topraklarda sanat nasıl yapılmalı diye, sanatçılar konuşmaya başladı. Vasıf Öngören, Oktay Arayıcı oyunlar yazmaya başladı. Ve bunlar Türkiye’nin sanatını, gerçeğini sizlerin önüne koydular. İnsanlar o oyunları seyrederken düşünmeye başladı.

Oktay Arayıcı, “Almanya Defteri”ni yazarken Almanya’ya büyük umutlarla giden ama umduklarını bulamayan işçilerimizin hayatlarını çok güzel anlattı bize. “Asiye Nasıl Kurtulur”da bir yandan ahlakçılık yapılırken diğer yandan kızlarımızın bedenlerinin çatır çatır nasıl satıldığını anlattı.

BİZ DE O YOLLARDAN GEÇTİK

VE GİTTİK: HER YER SAHNE

Onlar kurdukları tiyatrolarda bizlerin eğitimi için ellerinden geleni yaptı. Nasıl tiyatro yapacağımızı gösterdiler. Biz o yollardan da geçtik.

Neler yapabileceğimizi düşündük. Mehmet Ulusoy, sokakta tiyatro festivali başlatmıştı. ‘Her yer sahne’ diyordu. Biz de o yoldan gittik. İstanbul’un her bir semtinde koştuk, sokaklarda oyunlar yaptık.

Arkamızdan gelen kuşağa da sırtımızı dönemezdik ve bu kuşağın, eğiticisi olduk. Neler öğrendiysek, onlara aktarmaya başladık. Bu sefer o yeni kuşak bir şeyler yapmaya başladı.”

BEN VEDA ETMİYORUM

Esatoğlu, Avcılar’daki etkinlikte sözlerini şöyle tamamladı:  “Biz böyle yaptık. Bu ülkenin ne değeri, ne güzelliği varsa hepsini sahneye getirdik, sizlerle paylaştık. Bugün de 55’nci yıla geldim, 70 yaşıma bastım.

Eskiden benim yaşıma gelenler jübile yaparlardı. ‘Efendim. Ben artık 70 yaşıma geldim. Ben veda ediyorum’ derlerdi.

Ben veda etmiyorum. Ben son soluğuma kadar burada olacağım. Ve bu güzel birliktelikte değerlerimi, yaşadığımı burada anlatacağım. Siz de orada olun. Hep beraber olalım, olmaz mı? Sevgiyle, mutlulukla kalın.”

Etkinlikte Öğretim üyesi ve oyuncu İbrahim Karamemet, İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncusu ve yönetmeni Aslı Öngören, müzisyen Ekrem Ataer, yazar Ece Ataer, şair Özcan Temel, Pikola Tiyatrosu yönetmeni Osman Genç ve Samsun Sanat Tiyatrosu Yaşar Gündem, Mehmet Esatoğlu’nun sanata yaptığı katkıları dile getirdiler.

Etkinliğin müzik kısmında ise Ayla Yılmaz, Avni sağlam, Rüya Şah,  Kadir Demir, Nurettin Güleç, Serhat Raşa, Erdal Bayrakoğlu, Onur Toparlak, Sevim Eren, Ercan Aydın ve Yalçın Dönmez değişik yörelerden türküler ve şarkılar seslendirdi.

Etkinliğin son bölümünde oyuncu Hale Üstün ve Mehmet Esatoğlu “Nerede Bu Adalet” oyununun “Rosenbergler Ölmemeli” bölümünü izleyicilere sundular.

Finalde tüm sanatçılar sahneye gelerek ünlü “Bella Çav” şarkısını seslendirerek izleyicileri selamladılar.

 

Mehmet Esatoğlu kendini şöyle anlatıyor:

1954 de İstanbul’da doğdum. 7 yaşında radyo çocuk korosunda solist olarak şarkılar söyledim. İlk kez tiyatroyla Ferih Egemen’in İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelediği “Çizmeli Kedi” oyunuyla tanıştım.

Ortaokulda Türkçe öğretmenim Ergun Yordam bana tiyatronun ne olup ne olmadığını anlattı.

Lisede ilk kez 1969’da İrlandalı Yazar Sean O’ Casey’in ( Şön o keyzi) “Sağlık Yurdu” oyunuyla sahneye çıktım.

Fatih Halkevi’nde tiyatro çalışmalarına katıldım.

1974’de İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Deneme Sahnesi’nde Beklan Algan’la çalıştım.

Zeynep Oral’ın “Adsız Oyun”unda rol aldım.

1974 sonbaharında Vasıf Öngören’le tanıştım. Brecht estetiğini öğrenmeye başladım.

Profesör Mutlu Parkan, pantomim sanatçısı Vecihi Ofluoğlu ile Brecht’in “Kural ve Kural Dışı” oyununda Prof. Ayşın Candan rejisiyle oynadım.

1978’de Kadıköy Anadolu Lisesi’nde sevgili Ferhat Karaçak’la birlikte Gogol’ün “Ölü Canlar” oyununu sahneledim.

1981 de Ortaoyuncular sahne arkasında görev aldım.

1982 de Bizim Tiyatro’da oyunculuk yaptım. William Shakespeare’in “Hamlet”inde yer aldım.

80’li yıllarda liseli gençlikle çalışmalarım oldu. Göztepe’de Mehmed Bayazıd Lisesi gençleri ile 11 yıl çalışmalar yaptık. 1985’de Kadıköy Anadolu Lisesi mezunları ve Mehmet Bayazıd lisesi gençleriyle birlikte İstanbul Sahnesi’ni kurduk. Bu topluluk Başar Sabuncu’nun “Sıradan Bir Olay” oyunu ile perde açtı.

1989’da yaptığım başarılı çalışmalar nedeniyle Almanya, İsviçre ve Hollanda’dan turne teklifi aldım. Yılmaz Güney’in  beşinci ölüm yıldönümünde ilk kez onun yaşamından yola çıkarak benim yazdığım. “Şarkımız Güney’e Dair” oyunuyla 13 Alman kentinde, İsviçre Basel ve Hollanda’nın Amsterdam kentinde oyunlar sergiledik.

İstanbul Sahnesi ile 2003 yılına kadar değişik oyunlar oyun gösterimleri ve yurtiçi yurt dışı turneler yaptık.

90’lı yılların ortasında Kartal Sanat Tiyatrosu’nda sahnelemeler yaptım. Rıfat Ilgaz’ın “Abbas Yolagiden”inden kendi yazdığım; “Adem ile Havva’nın Çekilemeyen Klibi”, “Hayatın Zırt Dediği Yer”e bir dolu oyunlar sergiledim.

 

Bu arada 1997’de kurulan Tiyatro Simurg’da 1999’da “Sarper Özsan’la Yüzyıl İçinde Yolculuk” oyununu sahneledim. 26 yıl boyunca “Helene Weigel’in Sahnedeki İzleri”nden, “Eşekler Adası’nda İnsanlık Aranıyor”a, “Horoz Reis”den “Burgazadalı Sait Faik”e , “Sözcükler Can Yücel’Özler’e otuz oyun sergiledim. 

Bugüne dek oyunlar oynadım, oyunlar yazdım, sinemada ve dizilerde rol adım. Çocuklar ve gençlerle çalışmalar yaptım. Şimdi sanatımın 55.yılında ve 70 yaşındayım Yeni oyunlar, yeni projeler beni bekliyor.”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 30 Ocak 2024 05:45
BENZER HABERLER
X