GÖNÜLDAŞ’DAN EBEVEYNLERE UYARILAR Ekran bağımlılığı ve akran zorbalığı ergenlik öncesi erken çağa indi
Klinik Psikolog Dilan Gönüldaş, akran zorbalığının okul öncesi kurumlara kadar indiğini, kendisine yapılan başvurulardan tespitle dile getirdi. Gönüldaş ebeveynleri, erken çocukluk dönemindeki ekran bağımlılığına karşı da uyardı.
Klinik Psikolog Dilan Gönüldaş
ile
Seri röportaj – 2 / Akran zorbalığı
Geçen yılın kasım ayı idi…
Gebze Köşklüçeşme. Orhangazi İlkokulu’nda üstelik ikinci yılına giren akran zorbalığında velilerin öfkesi, İlçe MEM'e taştı. İddialara göre cinsel, fiziksel ve işitsel akran zorbalığı yapan E.H.U’nun anne babası da üstelik çocuklarını adeta suça itiyor
Şikâyetçi velileri dinledik ama sadece şikâyetçileri. Suçlananın ailesine ulaşamadık. Onlar da habere rağmen, bize ulaşmadı…
Köşklüçeşme, Orhangazi İlkokulu’nda patlak veren akran zorbalığına dair velileri detaylıca dinledik. MEM, RAM ve Sosyal Hizmetler’in takibindeki vakada, bürokrat dinledik. Babaya ulaşırsak, dinleyeceğiz. Veliler nakil veya gölge öğretmen, önerdi
Akran zorbalığı meğerse, fiziksel şiddetten ibaret değilmiş. Okul öncesi öğretmeni ve yazar Ezgi Yar’dan öğrendik.
Okul öncesi öğretmenliğe Bitlis’te başlayıp Gebze’de sürdüren Ezgi Yar ilk kitabında kahramanını, sinekle arkadaş etti. Rüyasında öyle görmüş. Akran zorbalığını da psikolog edasıyla irdeledi. Arkadaş ortamında dışlanma ve alaya alınmanın da akran zorbalığı olduğunu söyledi
Klinik Psikolog Dilan Gönüldaş ile ilk bölümünü dün yayınladığımız, son bölümünü yarın yayınlayacağımız röportaj serisinin bugünkü bölümünde ekseri akran zorbalığı ile ekran bağımlılığını konu edindik…
Bireysel danışmanlık hizmetinizde bireyler size hangi konularda danışabilir. Psikologlukta uzman olduğunuz alan hangisi?
Ağırlıklı olarak çocuklar, ergenler ve onların aileleriyle çalışıyorum Bu da çok genel bir soru oldu, neresinden başlasam.
- Çocukla başlayalım, yaş grubuna göre gidelim.
- Çocuklarda 3 yaştan 18 yaşa kadar danışanları takip ediyorum. Tek tük genç yetişkin denilebilecek 18-25 yaş arası danışanlarım da oluyor ama ağırlıklı olarak çocuk ve ergenlerle çalışıyorum. Çocuk merkezli oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi, sanat terapisi, ebeveyn danışmanlığı gibi farklı teknik ve yöntemlerle hem çocuklara hem de onların ailelerine destekler sunuyorum. Ağırlıklı başvuru sebeplerinden bahsedecek olursak çocuklarda genellikle kardeş kıskançlığı, tuvalet problemleri, duygu regülasyonu problemleri; öfke veya baş edilemeyen kaygılar var. Ayrılık kaygısı, fobik durumlar, yas ve kayıp süreçleri...
- Ayrılık kaygısı derken; anne ile babanın ayrılma sürecini mi kastediyorsunuz?
- Hayır, o boşanma sürecinde de danışmanlık veriyorum ama ayrılık kaygısı dediğimiz çocukların anneden ilk ayrışma süreçleridir. Farzı misal, çalışan annenin doğumdan bir süre sonra tekrar işe dönmesiyle birlikte çocuğun anneden ayrılma noktasında büyük kaygılar yaşaması. Veya kreşe, anaokuluna oryantasyon sürecinde çocuğun ebeveyninden, bakım vereninden ayrılırken yaşadığı kaygıları ayrılık kaygısı olarak tanımlıyoruz. Erken çocukluk döneminde de sıklıkla başvuru aldığımız konulardan biri. Bunun dışında bazı takıntılı diyebileceğimiz; tırnak yeme veya çocukluk dönemi mastürbasyon problemleri olabiliyor. Yine altında duygusal sebeplerin, zorlanmaların yattığı birtakım problemler üzerinde oyun terapisi ile birlikte çalışıyoruz.
- Tek tük dediniz ama, ergenlerde ne gibi problemlerle karşılaşıyorsunuz?
- Ergen grubu çalışmasında kullandığımız teknik ve yöntemler, çocuk danışanlara kıyasla daha farklı oluyor. Günümüzde ergenlerde en çok başvuru aldığım konu, oldukça artan akran zorbalığı. Uygulayanlar da, maruz kalanlar da başvuranlar arasında oluyorlar. Bunun haricinde sınav kaygısı, öfke regülasyonu problemleri, çeşitli kaygı bozuklukları, obsesif kompülsif (Takıntılı düşünceler ve bu kaygıyı azaltmak için yapılan istemsiz, tekrarlayıcı davranışlar) bozukluk, birtakım takıntılı davranışlar ve bunların örüntüleri. Veya sosyal kaygı, fobik durumlar ya da oyun bağımlılığı... Bağımlılıklar da çok fazla arttı son dönemlerde; terapi ortamında bu tarz durumlarla çalışıyorum.
- Sosyal medyanın yan etkisi olarak aile içinde bireyler arasındaki ilişkilerin zayıflaması da çok konuşulan bir konu?
- Evin içinde bile mesajlaşma. Yabancılaşma. Daha birkaç gün önce bir aileye bu şekilde bir danışmanlık hizmeti verdim. Ve bu sorun yalnızca ergen grubunda değil erken çocukluk döneminden itibaren de olabiliyor. Erken çocukluk döneminde çocukların bireysel kullandıkları telefonlar olmuyor ama onların da ekrana maruz bırakılması ve anne babaların, biz yetişkinlerin de yoğun bir şekilde ekran kullanımı ile ailelerde, bireyler arasında yabancılaşma çok sıklıkla oluyor. Bu ergenlik döneminde daha da riskli oluyor; çünkü çocuğun savrulmaya çok meyilli olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Ondan dolayı ergenlik dönemindeki kopuşlar çok daha riskli bir sürece savurabiliyor aileleri.
- Kişilerin sıkıntılı süreçlerinde psikolojik destek neden önemli? En basit bir travmada bile psikoloğa danışmanın önemi nedir? İhmal edilmemesi gereken nedir?
- Bu konuyu hep çocuklar, ergenler ve aile dinamiği perspektifinden ele almak istiyorum; çünkü asıl uzmanlık alanım o kısım. Ailelerin eğitim seviyesinin artması ile birlikte bence bu modern dünyada artık birtakım şeylerin çok daha fazla farkında oluyorlar, en azından belirli bir kesim için bunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. ‘Biz böyle görmüştük ama kendi çocuğumuz için doğrusunu mu yapıyoruz acaba? Bunu bir uzmandan öğrenmek istiyoruz, bunu bir teyit etmek istiyoruz’ diyen bir kuşak var. Bunu görüyor olmak beni çok mutlu ediyor. Tabii ki toplumun kültürü, örf ve adetleri ya da bir şekilde kendi ailelerimizden görmüş olduğumuz şeyler çocuk yetiştirirken etki ediyorlar. Ama diğer taraftan da her gördüğümüzü kendi çocuğumuza uygulayabiliriz diyemiyoruz. Kültürel olarak her doğru gördüğümüz davranış, çocuk yetiştirme tarzına uygundur da diyemiyoruz. Bu noktada bir uzmana danışmak önemli. Nasıl ki bir çocuğun fiziki gelişimsel süreçlerinde ara ara bir çocuk doktoru takibinde olması gerekiyorsa, fizyolojik olarak belli başlı kontrollerin yapılması gerekiyorsa gelişimsel süreçte de bir uzman desteği ile ara ara değerlendirmelerin yapılması önemli. Çocuk gelişimi noktasında ne noktadayız? Çocuğumuzun motor gelişimi, dil gelişimi, duygusal gelişimi ne noktada? Acaba yaşınca düzgün bir şekilde gidebiliyor mu? Bunların teyit edilmesi ve zaman zaman bir uzman görüşünün alınması bence çok çok değerli. Ve bu, bir sorun yaşanmasa dahi yapılmalı. Özellikle erken çocukluk döneminde çok önemli. Çünkü erken çocukluk dönemi birçok psikopatolojinin de meydana geldiği bir dönemdir. Örneğin otizm Ya da birtakım farklı psikopatolojiler gibi. Bu aşamalarda aile zaman zaman uygun bir uzmana gidip çocuğuna bir değerlendirme alırsa kesinlikle çok faydalı olacaktır.
- Çok sık vurguladınız. Erken çocukluk nedir?
- Erken çocukluk derken, 3 yaştan 6 yaşa kadar olan dönemi kastediyorum. Devamında, okul sürecinde çocuğun sosyal ortama karışması ile birlikte okul idaresi veya aile tarafından birtakım sorunlar tespit edilebiliyor veya bazı sorunları yaşamaya başlayabiliyor çocuklar. Çocuğun günlük işlevselliğini bozan hadiseler yaşanabiliyor. Bence bu çok kilit bir nokta çünkü hepimiz hayatımızda belli başlı sorunlar yaşıyoruz. Kaç yaşında olursa olsun hiçbir insanın, bireyin hayatı sorunsuz veya mükemmel değil. Tabii ki sorunlar, belli başlı noktalarda zorlanmalar olacak. Ama çocuğun günlük işlevselliğini bozan, bununla birlikte hem aile dinamiğini hem anne ve baba ile çocuk arasındaki olan ilişkiyi, bazen çiftler arasındaki ilişkiyi bile bozmaya başlayan birtakım sorunlar var olabiliyor. Günlük işlevselliği bozan, zorlaştırmaya başlayan, günlük rutin içerisinde yapılan birtakım işlerin düzgün bir şekilde ilerlemesini engelleyen herhangi bir durum varsa muhakkak bir uzmana, bir klinik psikoloğa danışılması gerekiyor.
- Birkaç örnekle konuyu genişletebilir miyiz?
- Örneğin çocuğunuzla bir yere çıkacaksınız, evden çıkıp hazırlanıp gidiyorsunuz ama çocuğunuzun asansöre binme ile ilgili çok yoğun korkuları var, binmek istemiyor. ‘Merdivenden inelim’ ‘Ya deprem olursa, bina yıkılırsa’ diyebiliyor. Arabaya bineceksiniz, ‘Anne çok hızlı gitme kaza olabilir’ diyebiliyor. Çok basit örüntüler aslında. Elbette geçiştirilebilir ama çocuk bu esnada, ‘Anne kaygılıyım ve bu kaygımla baş edemiyorum’ sinyali veriyor. Bu gibi durumlarda çocuğunuz okuldan eve döndüğünde belki dikkat dağınıklığı var; ödev yapmak saatlerinizi alıyor. ‘Hadi oğlum, hadi kızım, hadi ödev yap, hadi odaklan’ diyorsunuz ama yapamıyor. Ebeveyn olarak siz de tıkanıyorsunuz ve bu aşamalar sizin hayatınızda artık kocaman bir kaos haline geliyor. Çok basit aktiviteler bile çok karmaşıklaşıyor. Bu gibi durumlarda muhakkak bir uzmana danışılmalı, gerekli tetkiklerin yapılması sağlanmalı. Bizler danışanlarımızda çalışırken zaman zaman belli ölçekler, belli testler kullanıyoruz ki buraları net bir şekilde saptayabilelim.
- Akran zorbalığı vakalarına da rastladığınızı söylediniz. Gözlemleriniz üzerinden, akran zorbalığına dair ne söylersiniz?
- Aslında akran zorbalığı son yıllarda oldukça artan bir sorun ve bence her geçen yıl yaşı da daha alt bir seviyeye doğru iniyor. Artık okul öncesi kurumlardan bile akran zorbalığı yapan veya maruz kalan çocuklarla ilgili yönlendirmeler alıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda ergen grubuna veya biraz daha büyük yaştaki çocuklara ithaf edilebilecek bir kavramken şu anda çok daha genele yayılmış durumda. Bunu da aslında birçok farklı durumla açıklayabileceğimizi düşünüyorum çünkü bence çok komplike bir durum. Aklıma ilk gelen şeylerden biri ekran kullanımı ve ekranlardaki içerikler. Kendi danışanlarıma baktığımda birçoğunun izlediği veya maruz kaldığı paylaşımlar dalga geçme, bir insanın bir eksiğiyle eğlenme, bu eksiği komik, gülüp eğlenilebilecek bir şeymiş gibi gösteren içerikler. Bu içeriklere YouTube, TikTok gibi mecralarda çok fazla maruz kaldıklarını, bu sözel zorbalığı bir iletişim dili olarak zevkle kullanmaya meyil ettiklerini çok fazla gözlemliyorum.
- Bir taraftan da burada çocuktan bahsediyorsak rol model olan ailelerin de tutumu çok çok değerli. Çünkü çocuk dediğimiz, aslında ailenin de bir yansımasıdır. Bir çocuk akran zorbalığı yapıyorsa anne babasının suçudur demiyorum. Ama bir yerde ev içerisindeki gerginlik; anne babanın çocuğuna her şeyi hak gören tutumları, ‘O yapıyorsa sen de yapabilirsin, altta kalma, o vuruyorsa sen de vur’ gibi söylemlerle çocuğu yaşadığı zorluklarla baş etmeye iteklemesi, çözüm yolu olarak çocuğuna bunu sunması riskli. Ya da anne babanın çocuğuna devamlı yaptığı hatayı göstermeden, muazzam şımartarak, pofpoflayarak, ‘Aslan oğlum, prenses kızım" demesi...
- ‘Benim çocuğum yapmaz’ diyenler de var?
- Aynen öyle. ‘Benim çocuğum yapmaz, suçlu benim çocuğum değildir’ diyenler de var. Bu gibi durumlar çocukların kişilik gelişimine kesinlikle çok çok zarar veriyor. Hepimiz bireyiz ve hepimiz hata yapacağız, hata yaparak öğreneceğiz. Diğer bir taraftan da bu şekilde zorbalık yapmaya doğru itebilen davranış problemlerine sebebiyet verebilen durumlar bunlar. Onun için ailelerin ev içerisindeki sınır ve kuralları netleştirmesi, çocuğun zaman zaman evde de bazı şeylerin yapılamayacağını görmesi ve öğrenmesi gerekiyor. Öğrenmeli ki dışarıda bir arkadaşı veya bir öğretmeni onun istediği bir şeyi yapmadığında, istemediği bir şey söylediğinde birdenbire bir öfke duygusuyla yanlış bir reaksiyon vermesin. Çocuk ev içerisinde de bunu deneyimlesin. Ev içerisinde de zaman zaman istediği bir şey olmasın, orada üzüntüyü yaşasın, öfkeyi yaşasın ve ebeveyni ona yol gösterici olsun. ‘Evladım öfkelenebilirsin ama yine de bize bağıramazsın, kötü söz söyleyemezsin’ Bu kısımların, eğitimin önce ev içerisinde başlamalı. Çocuk ev içerisinde uygun olan bu sınır ve kuralları edinirse dışarıda da o yaşadığı öfkeyle baş etme noktasında çok daha bilinçli oluyor.
Seride dün
Ege’ye ODTÜ’ye niyet. Uludağ’a kısmet
https://www.gebzeemek.com/haber/saglik/freudun-divani-bir-danisanim-uzanmisti/4261.html
Seride yarın
- Günümüz yakıcı sorunlarından biri, bölgemizde de yaşanan çocuk katili çocuklar. Ya da fiziksel bir şiddette, akran zorbalığında uygulayıcıların bunu sosyal medyadan marifetmiş gibi paylaşması. Her ikisinde de bazı televizyon dizilerinin etkili olduğu söyleniyor. Bu teşhis ve tespitlere katılıyor musunuz?
- Oyuncak dahi olsa silahın, hatta su tabancasının dahi çocuğu ileride gerçek silah kullanmaya etken olacağına dair bir tespit, görüş de var. Katılıyor musunuz?
- Ayıp ve günah diye cinsellik dâhil bastırılan tüm duygular, bir gün bir yerde illaki patlar mı?
- Bölgemizde de yaşanmış ve okullardaki rehber öğretmenlerimiz sayesinde açığa çıkmış kimi hadiseler zemininde, okullarda rehber öğretmenlerin psikolojideki önemi nedir?