GEBZE’DE KUMAR, DİLOVASI’NDA UYUŞTURUCU En büyük yanlış, “İsterse bırakır” düşüncesidir
Psikolog / Aile Danışmanı Özge Küçükkaya bağımlılıkla mücadeleye dair “En büyük yanlış, ‘isterse bırakır’ düşüncesidir. Bu bakış açısı suçluluk yaratır” dedi. Lokal ölçekli gözlemde Gebze bölgesinde kumar, Dilovası özelinde uyuşturucu bağımlılığının yaygın olduğunu söyledi
Dizi: Bağımlılık 6
Bağımlılık, çağımızın hastalığı. Bu hafta pazartesi günü başlatıp bugün sonlandırdığımız haber dizisinde sona eren, sadece dizi.
Psikolog / Aile Danışmanı Özge Küçükkaya bağımlılıkla mücadeleye dair “En büyük yanlış, ‘isterse bırakır’ düşüncesidir. Bu bakış açısı suçluluk yaratır. Yardım aramayı zorlaştırır” dedi. Lokal ölçekli gözlemde Gebze bölgesinde kumar, Dilovası özelinde uyuşturucu bağımlılığının yaygın olduğunu söyledi.
Aynı zamanda Kızılay Gebze Şube Yönetim Kurulu Üyesi olan ve 2024 yılında Dilovası’nda lise öğrencilerine “Etkili ders çalışma yöntemleri” ile seminer verip bildiğini paylaşan Küçükkaya, tekrarını Gebze Emek’in dizisi için yaptı.
Hacı Halil Mahallesi, Atatürk Caddesi üzerindeki kliniğinde konuk olduğumuz Psikolog / Aile Danışmanı Özge Küçükkaya sorularımızı hem yazılı, hem sözlü yanıtladı:
- Bağımlılık, nedir?
- Bağımlılık, bir maddeye ya da davranışa karşı istek değildir. Kişinin aslında kontrolünü kaybettiği bir süreçtir. Bağımlılık ikiye ayrılır. Madde bağımlılığı: Alkol, sigara, uyuşturucu. Davranışsal bağımlılık: Kumar, sosyal medya, telefon, alışveriş, ilişki.
- Beyin bağımlılık ile nasıl çalışır?
- Bağımlılık beynin ödül sistemini Kişi bağımlı olduğu şeyi yaptığında dopamin salgılar ve tekrar etme isteği oluşur. Zamanla aynı haz için daha fazlası gerekir, böylece tolerans genişlemiş olur. Kontrol mekanizması ise zayıflar. Yani bağımlılık sadece psikolojik değil nörobiyolojik süreçtir de aynı zamanda.
- Bazı insanlar neden daha çok bağımlı olur?
- Genetik yatkınlık: Ailedeki bağımlılık öyküsü riskini arttırır.
- Çevresel faktör: arkadaş çevresi ve kolay erişim.
- Psikolojik bozukluk: Depresyon ve kaygıya eğilimli olmak.
- Terapi nasıl işler?
- Tedavi çok boyutludur. Bireysel ya da grup psikoterapi, gerekirse psikiyatri.
Psikiyatri ortada var olan semptomu yok eder. Örneğin uyku problemi yaşan bir danışan psikiyatriye gittiğinde psikiyatrist uyku ilacı verir fakat psikolog, danışanın uyku öncesi yapılan rutinlerden bahsetmesini ister. İlk görüşme ‘problem free talk’ yani danışandan eteğindeki taşları dökmesi istenir, bağımlılıkta tetikleyiciler üzerine konuşulur. Devam eden seanslarda ise duygu, düşünce ve davranış üzerine yoğunlaşırlar. Baş etme yöntemleri geliştirilir.
Danışanın hayatından çıkarılan olumsuzluk, olumlu pekiştireçler ile desteklenir. Her seans sonunda danışanın getirdiği probleme uygun ev ödevi verilir.
En büyük yanlış, ‘isterse bırakır’ düşüncesidir. Bu bakış açısı suçluluk yaratır. Yardım aramayı zorlaştırır. Bağımlılıkla mücadele için farkındalık kazanmak önemlidir.
- Kişiyi, herhangi bir bağımlılığa iten etkenler nedir?
- Bağımlılığın; Davranışsal olan daha çok görülmez gibidir ama en çok yaygın olan da odur. 2015 senesinde üniversitedeyken "Drug Addiction" (Uyuşturucu bağımlılığı) diye bir dersimiz vardı ve o zaman bize çok spesifik olan madde bağımlılıklarından bahsediliyordu. Uyuşturucu ya da uyuşturucu maddesinin beyinde yapmış olduğu etkilerden söz ediliyordu. Fakat dünya değişti ve gelişti. Bugünün Türkiye’sine baktığımız zaman aslında uyuşturucu daha hafif kalıyor. Bir kumar bağımlılığı meydana geldi, çünkü telefon bağımlılığı çok fazla artmış durumda. Dünya gelişti ve değişti. Bir şeyler elimizin altında olunca, çabuk ulaşabildiğimizden dolayı bu çok cazip hale geldi. Kumar bağımlılığı denilince eskiden ışıklı mekanlar, kumarhaneler akla gelir ve oralara gidilirdi. Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan insanlar isteklerini orada giderirlerdi. Artık kumar oynamak için o tür mekânlara gitmeye gerek yok ki bu çok önemli bir nokta. Artık kişi oturduğu yerden, telefonuyla sanal bahislere çok rahat bir şekilde ulaşabiliyor. En büyük problem de bu. Kolay ulaşılabilirliği.
- Kızılay Gebze Şube yönetimindesiniz. Ne tür bağımlılara, denk geliyorsunuz?
- Kızılay’a genelde; bağımlılık hastaları geliyor, orada kontrolsüz bir güç oluyor yani kontrolü çok farklı yerlerde kullanıyorlar. Bizim Kızılay’da yaşadığımız problemlerden bir tanesi de bu. Kişi geliyor sanki Kızılay’da her şeyi her an vermek durumundaymışız gibi, davranıyor. Bilindiği üzere kişilere ayni destekler, Kaymakamlık izni gerektiyor. Bağımlı kişi Kızılay’a geliyor ve kaba bir dille, çok kötü bir üslupla, ‘Bunu da bana vermelisiniz, ben bunu da almalıyım” diyor. Hâlbuki bir hakkı var, zaten onu almış ama orada dürtü devreye girdiği için bütün aslında oradaki bütün eşyalara sahip olma isteği içerisinde oluyor. Bu da normal bir zihnin yapmış olduğu bir hareket değil aslında. Bir etkiyle orada, bir etkinin vermiş olduğu bir güçle orada olduğu için, kontrolsüz bir güç mekanizması devreye giriyor.
- Danışanlarınızda, en çok hangi vakaya denk geliyorsunuz?
- En çok kumar alışkanlığıyla karşılaşıyoruz. Çocuk ya da ergen yaşlı danışanlarda, telefon bağımlılığı çok yaygın. Anne babalar belli bir süre sonra çocuklarını susturamadıkları, yemek yediremedikleri durumlarda çareyi ellerine cep telefonu vererek oyalamakta buluyor.
- Nasıl aşılır peki? En basit yöntemlerden biri, ‘Çocuk ne gördüyse onu yapar, kitap okumak’ derler. Doğru bir yöntem midir? Alternatif yöntemler var mıdır?
- Negatif bir problemi kaldırdığımızda onu pozitif bir şeyle doldurmamız gerekiyor. Çocuk, bir evin aynasıdır. Bir çocuk yanında anne-babası olmadan buraya geldiğinde dahi konuşmalarından, oturmasından, kalkmasından nasıl bir evde büyüdüğünü anlayabiliyorsunuz. Evde ne olup bittiğine çocuğu gözlemleyerek şahit olabiliyorsunuz. Yine aynı şekilde ergenlerde var bu problemimiz.
- Aşma pozitif dengelemeyle oluyor. Bu ev içinde kitap okuma ile olabilir ama ben sosyal aktiviteye daha çok önem veriyorum. Örneğin, spor yapsın ki adrenalinini atsın. Ya da bir sanat dalıyla uğraşsın ki sinirini orada atabilsin. Biz en çok bunları öneriyoruz ama hangi yöntemi uygulayacağımıza danışanımızla beraber karar veriyoruz.
- Bağımlılıkta da, danışan tedavi için başvurmuşsa durumu kabullenip, aslında önemli bir eşiği geçmiş mi olur?
- Diyelim ki kişi, aynı evde yaşayan diğer bireyde problem gördü. Eğer o kişi bunun farkında değilse buraya gelmesi çok zor olur çünkü o probleminin farkında değil ki yardım almak isteyebilsin. Önce bir farkında olmamız gerekiyor. O yüzden bazı anne babalar çocuğunda problem gördü mü zoraki bir şekilde buraya getirmek istiyorlar ki biz buna müşteri tipli danışan Çünkü o böyle bir gelip bakmaya, ‘Ne oluyor, ne olacak’ demeye gelmiştir. Çözüm odaklı davranarak, iş birliği yaparak gelmemiştir. Bu durumlarda, iş birliği çok önemli. O yüzden terapide asıl süreç, iyileşme randevusu alındığında başlıyor. Eğer bir kişi randevu aldıysa diyorsunuz ki "tamam, bunda iyileşme olmuş." Hatta ben; hemen direkt randevu vermiyorum. ‘Bu iyileşme halini bir hafta daha sürdürelim, kişi bu farkındalığını bir hafta daha sürdürsün; sonra terapi verelim’ diyorum.
- Çok konuşulmaz ama, cinsel bağımlılık vakalarına denk geliyor musunuz?
- Gebze’de karşılaştığım vaka olmadı ama Kıbrıs’ta denk geldi. Cinsel bağımlılıkta da erişilebilir, yalnızlık duygusu ve depresyon, kişinin aslında tek başına bir aktivite içerisinde olmasından kaynaklı. Yalnızlık her tür bağımlılığı tetikleyebiliyor çünkü sosyalleşme yok.
- İnsanlar, neden çok çabuk bağımlı hale gelebiliyor?
- ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyor ve o bir kerenin ardı, zincirin halkası gibi geliyor. Burada en önemlisi ailesel faktörler; yani bir kişinin ailesinde eğer böyle bir bağımlılık öyküsü varsa bizim riskimiz daha çok artıyor. Bir diğeri çevresel faktörler; arkadaş ortamı ya da işte yine erişilebilirlik kısmı, kolay erişmek arttırabiliyor. Bir diğeri psikolojik bozukluk; depresyon, kaygı bozuklukları bunlar yine bizi bağımlılığa iten şeylerden biri olabiliyor.
- Bir de çok zehirli bir cümlemiz var bizim burada; "istese bırakır". Aslında bu cümle çok fazla sorumluluk yüklüyor danışana. ‘Acaba bırakmayı istemiyor muyum?’ diyor. O yüzden zehirli bir cümle olarak tanımlıyoruz. Ben bu hali, biraz da bataklıkta olmaya benzetiyorum. Kişi bataklığa saplanınca kurtulmak için çırpındıkça daha çok batar ya. Aslında bu kadar çok çırpınmayı bırakıp sakin kalabilsek, kontrollü olabilsek, destek alabilsek oradan çıkabilmemiz mümkün.
- Bağımlılık tedavisinde sonuç edinme süresi, kişiye göre değişiyordur?
- Tabi ki. Herkesin bağımlılık süreci farklı. Kimi 2 senedir, kimi belki 5 senedir bağımlı. Kimi aralıklı bağımlı olabiliyor. Otomatikman terapi yöntemlerimizde de süreç bu kişiden kişiye göre değişebiliyor. Yani bu bir yol gibi, bir süreç aslında.
- Bölgemizde en çok hangi bağımlılık türüyle karşılaşıyorsunuz?
- Öncelikle, dönemine göre değişiyor. Örneğin pandemi sürecinde telefon ve ekran bağımlılıklarında artış oldu. Günümüzde, Gebze Bölgesi ölçeğinde en çok kumar bağımlılığı var. Uyuşturucu da ise en çok Dilovası’ndan danışanımız geliyor.
KİMDİR
Aslen Erzurum eşrafından olan Özge Küçükkaya, 15 Haziran 1994’te Kadıköy’de dünyaya geldi.
İlk ve orta tahsilini Gebze’de tamamladı. Gebze Anadolu Lisesi mezunu.
Yüzde 100 burslu eğitim gördüğü Kıbrıs’taki Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünden, onur öğrencisi olarak mezun oldu. Lisans eğitimi süresince Türkiye’deki ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki psikoloji öğrencilerini bir araya getiren çalışma gruplarında çalışmalara katkı sağladı.
İstanbul Üniversitesi’nde çocuk merkezli oyun terapisi eğitimi alıp özel eğitim anaokulunda çalıştı. Marmara Üniversitesi Aile Danışmanlığı programını başarı ile tamamladı. Gedik Üniversitesi çözüm odaklı kısa süreli terapi seminerinde etkin rol üstlendi.
Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikodinamik Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Çocuk ve Ergenlerle Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi, Yas Terapisi Eğitimlerinin tamamladı. Ergen, yetişkin, çift ve aile alanlarında aktif. Aynı zamanda Çocuklarda davranış bozukluğu, etkili ders çalışma, motivasyon, sınav kaygısı konularında belediyelere ve liselere seminer veriyor.
Dizide dün
En büyük kötülüğü anneler yapıyor
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/en-buyuk-kotulugu-anneler-yapiyor/3667.html