Gıda sahtekârlığında teşhir yetmez Tutuklanmalı, üretimden men edilmeliler
Gıda ve Kimya Mühendisleri Odalarının Kocaeli Şubeleri, Ziraat Mühendisleri Odası’nın Kocaeli Temsilciliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde gıda sahtekarlığında teşhirin yetersiz olduğunu belirtip hapis ve üretimden men cezası istedi
16 Ekim Dünya Gıda Günü, ilimiz merkez ilçesi İzmit’te TMMOB bileşenlerinden Gıda ve Kimya Mühendisleri Odalarının Kocaeli Şubeleri, Ziraat Mühendisleri Odası’nın Kocaeli Temsilciliği ile İzmit Belediyesi işbirliğindeki programında kutlandı.
İzmit Belediyesi önünde açılan stantla yurttaşlar gün ve güvenli gıdaya dair bilgilendirildi. Leyla Atakan Kütüphanesi Salonunda, “Tarladan Sofraya Gıda Güvenliği” konulu seminerde Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Yazmanı Eda Çevik, “Tarladan sofraya gıda güvenliği“ Ziraat Mühendisleri Odası Kocaeli İl Temsilciliği Başkanı Mehmet Veysel Ayhan, “Gıda güvenliğinde pestisitlerin rolü“nü anlattı.
Dünya Gıda Günü’nde bir kez daha sesleniyoruz. Gıda hakları lüks değil yaşamın temel koşuludur” başlığıyla yapılan ortak basın açıklamasında ise gıda sahtekârlığında teşhirin yetersiz olduğu belirtilip hapis ve üretimden men cezası istendi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“16 Ekim Dünya Gıda Günü, açlıkla mücadele, gıda güvenliği ve sağlıklı beslenmeye erişim sorunlarını ele almak için 1945 yılından bu yana kutlanmaktadır. Bu yıl da Dünya Günü’nü açlığın, yoksulluğun daha da arttığı, halkımızın ucuz ve güvenliği gıdaya erişemediği bir dönemde karşılıyoruz.
Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Ancak ülkemizde ve dünyada milyonlarca insan bu haktan yararlanamıyor. Artan gıda fiyatları, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve üretim maliyetlerindeki yükseliş; emekçileri, emeklileri, işsizleri, öğrencileri ve dar gelirli ailelerin sağlıklı beslenmesini engelliyor.
Sofralarımızda çeşitlilik azalmış, et neredeyse tüketilemez hale gelmiştir. Çocuklarımız okula aç gitmektedir.
Çocuklarımız ve halkımız için güvenli gıdaya erişmek de zorlaşmaktadır. Yüksek gıda fiyatları taklit ve tağşiş gıdaların artmasına sebep olmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bir süredir her ay yayımlanan taklit ve tağşiş gıdalar listesi tek başına yeterli olmamaktadır. Gıda sahtekârlığı yaparak halkımızın ve çocuklarımızın sağlığını tehdit eden taklit ve tağşiş gıdaları üretenlere hapis cezası ve gıda üretiminden men edilmesi gibi caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.
Gıda zincirinin tohumdan gübreye, işlemeden dağıtıma kadar giderek daha fazla serbest piyasanın insafına bırakılması, üreticinin maliyetlerini dahi karşılayamayacak duruma düşürülerek üretimden uzaklaşmasına, tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimemesine sebep olmaktadır. Bu durum uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının bir sonucudur.
Cumhuriyet tarihinin en yüksek gıda enflasyonu ile karşı karşıyayız. Yetersiz ve dengesiz beslenme; çocukların fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Okullarda bütün çocuklara en az bir öğün ücretsiz, yeterli, dengeli ve güvenli yemek ile temiz içilebilir su sağlanmalıdır. Bu sorun kamunun temel sorumluluğudur.
Okul yemekleri bilimsel beslenme ilkelerine uygun hazırlanmalı; güvenilir hammadde, hijyen, izlenebilirlik ve etkin denetim koşulları sağlanmalıdır. Uygulama, bütçesi kamu tarafından karşılanan, ülke genelinde eşit ve sürdürülebilir bir kamusal programa dönüştürülmelidir. Bunun için gerekli kaynaklar ayrılmalı, gıda, kimya ve ziraat mühendislerinin bilgi ve uzmanlığından yararlanılmalıdır.
Çocukların geleceği tasarruf konusu edilemez!
Artan tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik maliyetleri, tarımda dışa bağımlı politikalar yüzünden üreticilerin üretimi sürdürmesi zorlaşmaktadır. Üretici maliyetlerini dahi karşılayamazken, tüketici de gıdayı yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalmaktadır. Gıda fiyatlarının düşürülmesi için ithalatın önü açılmakta ancak bu, sorunu daha da içinden çıkılmaz bir noktaya taşımaktadır. Üretici hepten üretemez noktaya gelmekte, gıda fiyatları düşmek bir yana artmaya devam etmektedir.
Küçük üreticiler ve aile işletmeleri desteklenmeli; kooperatifler yaygınlaştırılmalı ve güçlendirilmelidir. Üreticinin gelir güvencesini sağlayan destekler ve kamusal alım mekanizmaları etkinleştirilmelidir. Tarımsal planlama; ülkenin beslenme ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini, iklim koşullarını ve doğal kaynaklarını birlikte gözetmelidir. Üretim ve dağıtım süreçleri yalnızca piyasanın insafına bırakılamaz; kamusal planlama ve üretici-tüketici dayanışması güçlendirilmelidir.
İklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının kirlenmesi, toprak kaybı ve tarım alanlarının amaç dışı kullanımı gıda üretiminin geleceğini tehdit etmektedir. Tarım alanları, meralar, ormanlar ve su havzaları korunmalı; doğal kaynaklar gelecek kuşakların hakları da gözetilerek yönetilmelidir. Bilimsel bilgi ve mesleki uzmanlık, sürdürülebilir bir gıda sisteminin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Ülkemizde gıda güvenliği sorunu Gıda Terörüne dönüşmüşken, Danimarka merkezli ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş. adlı şirket, gıda güvenliğinin sağlanmasında önemli bir kamusal denetim görevi üstlenen gıda, ziraat ve kimya mühendislerine düşük ücretle ve güvencesiz çalışmayı dayatmak için Çalıştırması Zorunlu Personel Taban Ücret Uygulamasının iptali için dava açmıştır. Taban Ücret, halkımızın kaliteli ve güvenli gıdaya erişmesi için, gıda, kimya ve ziraat mühendisleri tarafından sunulan hizmetin gereken niteliklere uygun verilebilmesi bakımından önemlidir.
Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odaları’nın 3’lü protokol ile uzun yıllardır uyguladıkları toplamda 85 bin mühendisi mağdur edecek bu dava, gelecekte tüm mühendislerin hak kaybına uğramasına yol açacak önemli bir meseleye dönüşmüş durumdadır.
ISS’in üyelerimize düşük ücretle ve güvencesiz çalışmayı dayatmasına karşı mücadelemiz devam ediyor. ISS’i mühendislere düşük ücretle ve güvencesiz çalışmayı dayatan ÇZP Taban Ücret Uygulamasının İptali davasını derhal geri çekmeye çağırıyoruz.
TMMOB Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odaları olarak, Dünya Gıda Günü’nde yeterli, dengeli ve güvenli gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Halkımızın ve geleceğimiz olan çocuklarımızın ucuz, güvenli ve yeterli gıdaya erişmesi için ivedilikle kamucul politikalar üretilmesi konusunda çağrı yapıyoruz.
Bizler, bilimsel birikimimiz ve toplumsal sorumluluğumuzla; açlığın, yoksulluğun ortadan kaldırıldığı, herkesin ucuz, yeterli ve güvenli gıdaya erişebildiği bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz.