25 Eylül 2025 16:37

HER AN HER ŞEY OLABİLİR… "Gri" savaşabiliriz. Nitelikli elemana mecburuz

Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof.Dr.Hakan Karataş günümüzde şiddetli kinestetik savaşlar yaşandığını, dünyanın 5-10 yıla kadar gri savaşlara yöneleceğini belirtip, “Türkiye’de her an bir savaşa girebilir. Savunma sanayinde nitelikli elemana mecburuz. ELMAS bunun için var” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Savunma Sanayii Başkanı Prof.Dr.Hakan Karataş dünyanın söz dalaşıyla sınırlı soğuk savaştan şiddetli kinestetik savaşlara yöneldiğini, 5-10 yıla kadar gri savaşlara yöneleceğini belirtip, “Türkiye’de her an bir savaşa girebilir. Savunma sanayinde nitelikli elemana mecburuz. ELMAS bunun için var” dedi

Ortadoğu’nun kasıp kavrulduğu…

İsrail’in Gazze’deki soykırımına tepkilerin her geçen gün dalga dalga yayıldığı…

Aynı İsrail’in Ortadoğu’da değişik ülkelere de bomba yağdırdığı günümüzde, “Türkiye savaşa girer mi?” sorusuna akademik gerekçeli yanıt, Savunma Sanayii Başkanı Prof.Dr.Hakan Karataş’tan geldi. Özetin özetiyle, “Her an her şey olabilir” diyen Karataş, dünyanın söz dalaşıyla sınırlı soğuk savaştan şiddetli kinestetik savaşlara yöneldiğini, 5-10 yıla kadar gri savaşlara yöneleceğini belirtip, “Türkiye’de her an bir savaşa girebilir. Savunma sanayinde nitelikli elemana mecburuz. ELMAS bunun için var” dedi

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve MEB işbirliğindeki Millî Yetkinlik Hamlesi – ELMAS’a dair dün GEBKİM OSB’de gerçekleşen çalıştaya katılan Karataş sözlerine kurumun başkanı Prof.Dr.Haluk Görgün’ün selamları ile başladı. Görgün’ün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik ettiği bir başka programdan ötürü çalıştaya katılamadığını söyledi.  

Konuşmasından önce izletilen videoda yer alan lise öğrencisinden savunma sanayi profesyonellerine kadar tüm projelerin son bir yıl içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesiyle onaylandığını, proje halinde hayata geçtiğini belirten Karataş, “ELMAS bu projelerden sadece biri ama bizim için en önemliler arasında.  Savunma sanayinde son 20 yıldır elde ettiğimiz başarılar çok önemli. Cumhurbaşkanımız ve devletimizin sahiplenmesi çok kıymetli. Keşke çok daha önceleri başlasaydık. Savunma sanayinin çok temel, her ülkenin ihtiyacı olduğunu görüyoruz” dedi. Karataş ülkemizin savunma sanayine ve sanayinin nitelikli elemana ihtiyacının gerekçeleriyle devam ederken önceliği ülke savunmasına verdi:

“ Gençlik dönemlerimizde iki ülke arasında problem yaşandığında uzun süreli istişareler olurdu. Soğuk savaş dönemi olurdu. Operasyon, tek tük olurdu. Ama dün birbirine diklenenler bugün birbirlerini vuruyorlar. Ve yarın ülkemizin de bir savaşa dâhil olması hiç birimizi şaşırtmaz herhalde. O yüzden her zamankinden daha fazla hazır olmalıyız.

Savaşa önlem derken mesele hava deniz araçları, platform üretmekten ibaret değil. Temel gayemiz yüksek teknolojiyi geliştirme ve üretmektir. Her zaman teknoloji yarışı içinde yer alabilmektir.

Günümüzdeki savaşlara, kinestetik savaşlar diyoruz. Ülkeler birbirini vurup zarar veriyor. İlk yapmak istedikleri o bölgenin insanının psikolojisini bozmak. Daha sonra sosyolojiyi bozup toplumsal olaylara sebep vermek. Daha sonra o ülkenin iktidarını aşağı indirmek. Savaşların temel gayesi bu ama 5-10 yıl sonra savaşlar böyle olmayacak. Roketten, uçaktan daha gazla siber güvenlik savaşları başlayacak.

İnsanların psikolojisini bozan savaşlar başlayacak. Çok yakında, 5-10 yıl içinde bunu göreceğiz. Bir sabah kalkacağız. Bankacılık, bir diğerinde sağlık sisteminin çöktüğünü göreceğiz. Sinyalizasyon çökecek, metrolar çalışmayacak. Yavaş yavaş psikolojisi bozulmaya başladı. Bir sabah baraj kapakları açılmış her tarafı su basmış. Artık savaş ve teknoloji buraya doğru gidiyor. Biz buna gri bölge savaşları diyoruz.”

Karataş sözlerini yüreklere su serperek sürdürdü: “O yüzden teknoloji her nereye gidiyorsa oraya yönlenmekte geri kalmamalıyız. Teknolojiyi tasarlayan ve geliştiren mühendislere, teknoloji üreten teknisyenlere ihtiyaç var. Allah’a şükür. Endişemiz yok. Şu anki rakamlara baktığımızda savunma sanayimize üreten 3 bin 500 civarı firmamız var. Hem savunma sanayi hem sivil sektöre çalışan 8 bin firma var. Muazzam bir eko sistem.

Yerlilikte ve millilikte, yüzde 20’den yüzde 83 oranına yükseldik. Şu anda yıllık yaklaşık 1400 savunma sanayi projesi devam ediyor. 150 milyar dolarlık yıllık proje, 15 milyar dolarlık üretim hacmimiz var. 2023, 2024’ten itibaren ihracatımız yüzde 30 civarı arttı. 2023’te 4.5, 2024’te 5.5 milyar dolar daha sonra 7.1 milyar dolar oldu. Her yıl yüzde 30 büyüyor. İnşallah önümüzdeki yıl da aynı oranda büyüme sağlayacağız.

Daha da önemli 5 milyar, 7 milyar dolarlık ürün satıyoruz ama son iki yıldır 10 milyar doların üzerinde sözleşmeler imzalıyoruz. Bizim teslimatlarımız giderek artacak. İlk defa duyuyorsunuz: 230 çeşit savunma sanayi ürünümüz dünyanın 185 ülkesinde. Türk savunma sanayinin ürünü, platformu, sistemi hayatta. Bu muazzam bir şey. Biraz kalitesi zayıf ürünü yurt içine verebilirsiniz, daha sonra düzeltebilirsiniz ama ihracat yaptığınızda maliyet etkin, kalite yüksek olmalı. Ürünü zamanında teslim etmek zorundasınız. Orada gerçekten dünya devleriyle rekabet ediyorsunuz.

NATO ülkeleri gördü ki Türkiye onlar için çok kuvvetli bir çözüm ortağı. Geçen yıl 7.1 milyar dolarlık ihracat yaptık. Biz onlar için önemli bir zorunluluk, çözüm ortağıyız. En güçlü savunma sanayisi ve ordusu olan bir ülkeyiz.

Buraya kadar muazzam bir tablo. 93 bin kişi savunma sanayine uzman, mühendis ve teknisyen kadrosunda hizmet ediyor,. 12’nci kalkınma planımızda savunma sanayinin büyüme hızına baktığımızda 2028 yılında bu sayının 158 bin olması öngörülüyor. İnsan kaynağı yüzde 60-70 artacak. Doğrusu sayı olarak değil doğru etkinliklerde artmak. Doğru kişileri doğru eğitimlerle sektöre kazandırmalıyız.

Daha önemlisi 2025’ten itibaren ARGE, tasarım yapan, sadece savunma sanayinde değil genelde seri üretime girmiş 10’larca ürünümüz platformumuz olacak. Hürkuş, Hürjet, Kızılelma, anka 3, Kaan’ımız. Geniş platformlarımız, firkateynlerimiz. Daha ordumuza teslim etmediğimiz Kaan uçağımızdan 48 adet Endonezya’ya sattık. Yakın zamanda farklı ülkelere de satacağız. Dünyada deniz ülkesi olarak tanınan ülkelere firkateyn satıyoruz. İnşallah ispanya’ya Hürjet satacağız.

Savunma sanayi sadece tasarlayan, geliştiren portatif üreten değil artık seri üretime geçen bir yapıya dönmek zorunda. Şu anda savunma sanayinde 93 bin çalışanın yüzde 46’sı teknisyen ve operatör, ama seri üretime girdikçe üç yıl içinde bu oran yüzde 60’a yükselecek. Yani sektörün çalışanlarının daha büyük kısmı teknisyen olmak zorunda ve bu teknisyenler yetkinlik olarak da değişmek zorunda. Onları daha yüksek teknolojiyle uğraşan teknisyenler olarak görmeliyiz.

2018-2023 arası Aselsan’da genel müdür yardımcısıydım. Son iki yıldır savunma sanayi başkanlığındayım. Bu göreve başladığımızda şirketlerimizin yurt dışında 27 ofisi vardı. Kimi tasarım ofisi. Kimi ortak üretim, kimi bakım onarım yapıyor. Günümüzde 80’nin üzerindeler. Ürünlerimizi sattıkça teknisyenlerimiz sadece bizim fabrikalarımızda değil Güney Amerika’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya farklı ülkelerde, savunmanın merkezinde olacaklar. Çünkü bütün dünya artık platformlarımızı kullanıyor. Daha analitik düşünebilen, daha yüksek teknoloji içerikle işler yapabilen, global gelişmelere hakim teknisyenlere ihtiyacımız olacak. Teknisyen kalitemiz artmalı.

İşte milli etkinlik hamlesi buradan doğdu. Önce kendi envanterimize ürün yapmaya çalışıyoruz. Ama coğrafyayı biliyorsunuz. Ülkelerin başı sıkıştığında, Afrika’nın yanı sıra NATO ve AB ülkeleri de başı sıkıştığında bize dönmek zorunda. Önce kendi ordumuz diyorduk. Daha sonra Afrika diyorduk. Ardından AB ve NATO ülkeleri.

Biz bu projeye başladığımızda kendi savunma gücü yüksek bölgeleri, OSB’leri seçmeye çalıştık. MEB de aynı  bölgede en projeye dahil olabilecek liseleri seçti. 13 lise seçildikten sonra her gün onlarca telefon alıyoruz. Projeye dâhil olmak isteyen liseler var. Ama önceliğimiz, başladığımızı bitirmek. İnşallah amacımız model olabilmek. Biz Türkiye’de bütün coğrafyaya yayılacak bir model arayışındayız. Savunma sanayi etkinliklerinin olacağı, sektörün ihtiyacının karşılanacağı, okulumuz ve öğrencilerinin o bölgeye katkı sağlayacağı bir model.

Savunma sanayi, MEB ve OSB birbirini tamamlarsa iyi bir şey çıkacak. O yüzden buradayız. 7’nci bölgesel toplantımız. Bugün varlık sebebimiz bu. Hem MEB hem biz teknik eğitimin, meslek eğitiminin gelişiminin anlamını biliyoruz. Ama bölgeye özel geldik. Bölge sanayicilerinin beklentileri ne. Onlar okuldan ne bekliyor. Okulun öğrenci kalitesi ve altyapısı ne. Genel modelimiz var ama bölgeye göre geliştirilmesi gereken farklı noktalarda olacak.

Nihai hedef bu lisenin mezunlarının hemen hepsinin savunma sanayi içinde olması. Daha okuldayken sektörün ihtiyaçlarını karşılayan küçük projeler yapabilmesi. Biz sadece bu projeleri hayata geçirmek için buradayız. Proje hayata geçecek. Hiçbir şüphemiz yok. Bölgemiz ve savunma sanayimize katkı sağlayacak. Öncelik sanayicimizin ihtiyacı olan teknik beceriye sahip arkadaşlar, Bu arkadaşlarımızı daha sonra geleceğin teknolojilerine nasıl kazandıracağız.

Mesleki eğitim aynı zamanda algı konusu. Toplumun algısı değişmeli çünkü gençlerimiz artık eli kirli işlerle uğraşmak istemiyor. Ama savunma sanayinde eliniz ne kadar kirlenirse alnınız o kadar aklanıyor. Bu bağlamda katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Ben davranış bilimciyim eğitim bilimciyim. Gençlerimiz gönlünün çektiğinin peşinde. Ama biraz gücünün yettiğinin peşinde olmalı. İnşallah onların gönlünün çektiğiyle gücümüzün yettiğini bir araya getireceğiz. Sanayimiz, Savunma Sanayi başkanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız ile çok güzel bir projeyi inşallah inşa edeceğiz. Burada olanlara teşekkür ediyorum. Kanaat önderlerinden Allah razı olsun destek vermeye çalışıyorsunuz. İnşallah bir an önce bahsettiğim ülkemizin, dünyanın ihtiyacı olan projeleri teknolojileri geliştiren bir savunma sanayi geliyor. Hep birlikte inşallah.”

Savunma sanayinde nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Savunma Sanayi Akademi Başkanı Prof. Dr. Cenk Aktaş da “Savunma sanayi, ülkemizin stratejik gücünü artıran en önemli alanlardan biri. Hedeflerimize ulaşmanın tek yolu, doğru eğitim ve yetkin insan kaynağı sağlamak. İşte bu noktada ELMAS Programı devreye giriyor. Program gençlerimizi savunma sanayi ve yüksek teknoloji alanlarına hazırlayan kritik bir adım” dedi.

 

GEBKİM OSB’de sanayinin eğitimden ihtiyaçları anketi.

Sonuçları ile yarın sitemizde…

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 27 Eylül 2025 04:19
BENZER HABERLER
X