ABD’li yedi kız kardeşin çıkarı için Sınırsız kaynak kenevirden korkutulduk
Kenevirden ayakkabı ve kozmetik üreten Demet Songurtekin kenevir korkumuzun ABD’de yedi kızkardeş olarak tanımlanan çıkarları gerekçesiyle türediğini belirtti. Sınırsız hammadde kaynağı kenevirin aynı zamanda besin kaynağı olduğunu söyledi
Seri röportaj – 2 / Demet Songurtekin ile, kenevir
BU BÖLÜME BAŞLARKEN
"Yedi Kız Kardeş" (Seven Sisters), 20. yüzyılın ortalarında küresel petrol piyasasına ve üretimine hakim olan yedi büyük uluslararası petrol şirketine verilen isimdir. Bu terim ilk olarak İtalyi yönetici Enrico Mattei tarafından kulanılmıştır.
Exxon (Standard Oil of New Jersey)
Mobil (Standard Oil of New York / Socony)
Chevron (Standard Oil of California / Socal)
Texaco (The Texas Company)
Gulf Oil (Gulf Corporation)
British Petroleum (BP) (Anglo-Persian / Anglo-Iranian Oil Company)
Royal Dutch Shell (Hollanda-İngiltere ortaklığı
Türkiye ile ABD arasında geçmişte yaşanan kenevir (veya sıklıkla karıştırıldığı/bağlantılı olduğu haşhaş) krizi, ABD'nin baskılarıyla Türkiye'deki üretiminin kısıtlanması veya yasaklanması süreçlerine dayanır
Stratejik ve Ekonomik Rekabet: Kenevir; kağıt, tekstil, ilaç ve otomotiv gibi pek çok sektörde kullanılan stratejik bir bitkidir. 20. yüzyılın ortalarında ABD'de petrol ve plastik endüstrisinin gelişmesiyle birlikte kenevir pazarının tasfiye edilmek istendiği bilinmektedir.
**
Dünden devam…
DAS Yeşil Teknolojinin süregiden hikâyesi nedir?
Biz bugüne kadar devletten 1 kuruş destek alamadan, hep kendi imkânlarımızla, kendi yağımızla kavrularak bir şeyler yapmaya gayret ediyoruz.
- Örneğin Tokat Turhal'da bir yatırımımız var. Turhal Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yaklaşık bir 5 dönüm bir arazi tahsisini dönemin Tokat, günümüz Van Valisi Ozan Balcı’nın yardımıyla almıştık. Yatırımdan söz ettiğimizde, ‘Samsun’a değil buraya olmalı’ diyerek bize yer gösterdi. Yer tahsisi sonrası imar projemizi, hafriyatımızı tamamlayıp inşaata hazır hale getirdik. Ciddi de masraflarımız oldu ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Programı’na müracaat ettik. 70 puan gerekirken, 65 puanda kaldık ve 5 puanla, desteği kaybettik. 750 ton hammeddeyi nasıl edineceğimize dair ekim arazisi göstermemişiz. Bunu çiftçilerle sözleşme yaparak edinebilirsiniz ama işleme garantisi vermeden, çiftçiye ektirmek mümkün mü? 14 gün süre tanıdılar. İnsanlar yerini tahsis etmeye razı ama kiralama parasının yarısını peşin istiyor. 750 dönümlük yerin kiralama bedeli de yüksekti. Yetiştiremeyince ve oradan puanımız kırıldı. Yani devletin bakış açısı bu: Yatırım için, tohum ekimi için gayret ediyor ama 5 puanla, elenebiliyorsun. Umarım destek almayı hak eden firma, o desteği hak etmiştir. Verilen desteğe binaen, güzel şeyler yapmıştır. O desteğe değer görülmeyince, projemizi şimdilik askıya aldık. Şimdi doğrudan üretim yapmıyorum, ürünlerimi çeşitli firmalarda fason olarak ürettiriyorum. Firmamızda, üretilecek ürünün Ar-Ge çalışmasını yapıyoruz.
- Kenevir ülkemizde nerelerde yetişir?
- Keneviri; araziyi beslemek kaydıyla, Antalya gibi sıcak bölgelerde yılda iki kez ekebilirsiniz. Bitkinin kendisinin bir savunma mekanizması olduğundan herhangi bir ilaca ihtiyacı yok. Ama Kayseri’de, mevsim koşullarından ötürü yılda iki kez ekim imkânı yok.
- Kenevir, açık alanda ekilmesi gereken, sera içinde de ekilmesi çok zor, boyu 3-5 metreye kadar uzayabilen bir bitki. Konya havzası da kenevir ekimi için biçilmiş bir kaftan. Kenevir mısırdan, şeker pancarından daha az su tüketiyor. Onların üçte biri kadar su tüketiyor ve onlardan daha büyük bir katma değer yaratıyor. Kenevir bence Konya havzasını da kurtaracak bir bitkidir.
- Çumra Tarımsal Üretim Kooperatifi geçen yıl epey bir ekim yaptı, bu yıl muhtemelen askıya aldılar, daha ham maddelerini tüketmediler. Bu aşamada pahalı bir cihaz olan hasat makinesinin alınabilmesi için desteğe ihtiyaç var. Devlet burada önayak olup 5-10 hasat makinesini getirse, burada çiftçilere kiraya verse veya devletin kendisi biçse, müthiş bir şekilde önü açılır ve maliyeti de düşer. Günümüzde kenevirin biçme ve hasatında problem var.
- Ben bu işe girdiğimde benim dışımda, bir iki firma vardı. Günümüzde, bu işin ucundan kulağından tutan 10 kadar firma var. Kimi kiremit, kimi tuğla üretiyor. Kimi, ipliğini üretiyor.
- Otomotiv sektöründe yüzde 5 oranında geri dönüşümlü materyal kullanılabiliyordu. Oran yüzde 15’e çıktı. Bu çok büyük bir avantaj.
- Yavaş yavaş kozmetik sektörüne de girdi. Çünkü yüksek oranda E vitamini, omega-3 içeriyor. İnanılmaz bir besin kaynağı, gıda takviyesi. Bunu araştırmak lazım. Son zamanlarda çok ciddi makale ve araştırma çalışmaları var. Kitapları bile yayınlandı. İnsanların bu konuyu araştırmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
- Kenevirin ciddi bir hammadde girdisi olabilmesi için devletin, ‘Ben bu işte var mıyım yok muyum?’ diye bakması lazım. ‘Bir varım bir yokum’ demekle olmaz. ‘Ben bu işte varım’ ‘Girişimcileri desteklemeye varım’ diyerek önümüzü açacaklar. Hasat makinesiyse hasat makinesi, işleme makinesiyse işleme makinesi bu konularda destek verecekler.
- Kenevirden, adını duyunca bile neden ürküyor veya korkuyoruz?
- Aslında korkutulduk, öyle söyleyelim. Kenevir aslında çok kadim bir bitki. Anadolu coğrafyasında Sümer uygarlığına kadar dayanan 7-8 bin yıllık geçmişi var. O zamanlarda bile şifa amacıyla kullanılmış. Tekstilde kullanılmış. Anadolu'da yapılan kazılarda 5-6 bin yıllık, kenevirden kumaş örnekleri bulundu. Lifi çok dayanıklı. Örneğin kendir; denize, tuzlu suya, güneş ışığına maruz kaldığı zaman çok dayanıklı olan bir halat türü. Kenevirden 50 binin üzerinde ürün üretilebiliyor. Yerli bir hammadde. Ekiyorsunuz, biçiyorsunuz dört ay sonra bir daha ekebiliyorsunuz. Sınırsız bir hammadde kaynağı. Ama petrokimya hem sınırlı, hem de ithal edildiğinden ötürü dışarıya mahkûm olduğumuz ve Dolar bazında almak zorunda olduğumuz bir hammadde. Kenevir, işte bundan ötürü bazı kesimleri korkuttu.
- Hangi kesimleri?
- 1938’de Amerika'da kâğıt ve petrokimya endüstrisi içinde ‘Yedi kız kardeş’ dediğimiz petrokimyanın devlerinin, petrol firmalarının gözünü korktu. ‘Biz petrole bu kadar yatırım yaptık. Bir bitki gelip bizi tahtımızdan edecek’ Çünkü kenevirden kâğıt, plastik, kompozit, gıda, yakıt, biyodizel de üretilebiliyor. Hem inşaat, hem tekstil ve plastik sektörlerinde kullanılabiliyor. Bu onlar için çok tehlikeliydi ve menfaatlerini tehdit ediyordu. Dolayısıyla karaladılar. 1938’de ciddi bir kamuoyu çalışması yaptılar. Akademisyenlere, araştırmacılara, ‘Şu keneviri bir araştırın bakalım, açığı var mı?’ dediler. Sonra da tıbbi kenevirden uyuşturucu, esrar edinildiğini falan söylediler. ‘Uyuşturucu insanları bağımlı yapıyor’ dediler. Oysa o zaman da bile kenevir birçok ilaçta katkı maddesi olarak kullanılıyordu.
Hadi diyelim ki tıbbi keneviri yasakladınız. İyi de endüstriyel keneviri niye yasaklıyorsunuz? Biz bunun sapını kullanıyoruz. Şu an bile yaprakları kullanılmıyor, kurutup döktürüyoruz ve yönetmelik gereği jandarma eşliğinde onu yakıyoruz. Şimdi yeni yönetmelik çıktı, kenevirin ekstreleri de kullanılabiliyor. Yani Türkiye’de de yavaş yavaş yasallaşıyor. CBD'si, THC'si ile yaklaşık 570 tane kimyasal bileşen var kenevir bitkisinde ve en azından iki tanesinin Türkiye'de de şu anda önü açılıyor. Eczanelerde reçete karşılığında insanlar tedarik edebilecekler. Çünkü bazı hastalıklarda gerçekten çok ciddi sonuçlar elde edildiği görülmüş. Avrupa'da, dünyada bu konuda da ciddi araştırmalar var, giderek de günbegün artıyor. Hükümetimiz de bu doğrultuda kenevirin önünü yavaş yavaş açıyor. Öyle zannediyorum ki birkaç yıla kalmaz eczanelerde insanların çok rahat tedarik edebileceği, erişebileceği bir ürüne dönüşecek kenevir. Bu boşluktan rant elde etmek isteyen insanların belki de kapısı kapanacak. Çünkü merdiven altı da diyebileceğimiz şekilde, oradan buradan getiriliyor. İnsanlarda bu bir ihtiyaç gerçekten. Madem böyle bir talep var, bunu kontrollü şekilde standardize etmek gerekli. Yani bu ürünün internetten satışı değil ama eczanelerden ve doktor reçetesiyle tedarik edilmesinde bence hiçbir sakınca yoktur. Zaten kenevir ekstreleri yavaş yavaş ilaçlara girmeye başladı. Sativex, MS hastalığında kullanılıyor. Epidiolex, kemoterapi ilaçlarının yan etkisini ortadan kaldırmak için kullanılan bir ilaç. Mide bulantısını, iştahsızlığı ortadan kaldırıyor. Bir ağrı kesici olarak da kullanılıyor. Hem ilaç endüstrisinde hem diğer alanlarda yavaş yavaş kenevirin kullanım alanı genişliyor.
O dönemlerde kenevirin adını karaladıkları için bu sefer yasaklar başladı. Önce Amerika'da, derken yavaş yavaş Avrupa'da, en sonunda Türkiye'de ne yazık ki yasaklar başladı. Ama şöyle bir şey var, tabii endüstriyel kenevir yine epey bir zaman ekildi. Çünkü endüstriyel kenevirin sapını biz SEKA'da kâğıtta kullanıyorduk. SEKA'da üretilen kâğıdın yüzde 30'u kenevir bitkisinden geliyordu. Bu olağanüstü bir miktar. SEKA kapanınca, talep de ortadan kalktığı için Kastamonu ve Samsun bölgesinde kenevir üretilmemeye başlandı
Ve 2016'ya gelindiğinde yine bir yönetmelikle 19 ilde yine endüstriyel kenevirin ekimine izin verildi. Biz de firma olarak 2021’de ilk defa kenevir ekimine başladık. Samsun, Tokat ve Kayseri denemelerimiz oldu. Şimdi Konya'yla irtibatımız var,.
İnsanlarımız günümüzde hala o kara propagandanın etkisi altında. Kenevir tıbbi anlamda da çok büyük bir şey vadediyor, olağanüstü bir potansiyel taşıyor ve birçok ilaçta da etken madde olarak aslında yavaş yavaş kullanılmaya başlandı. MS ilaçlarında, Alzheimer'da, Parkinson'da. Mesela epilepside direk tedavi amaçlı kullanan profesörlerimiz de var. Hastalarına kırmızı reçeteyle, yurt dışından, tamamen yasal yollardan tedarik ediyorlar. Bu demektir ki birkaç yıl içerisinde tamamen yasallaşacak inşallah. İnsanlar da çok daha rahat erişebilecekler.
Ülkemizde 1960’larda Devrim arabaları yapılırken kenevir kullanıldı. 1941’de Henry Ford tamamen kenevirden bir araba geliştirdi. Hatta yakıtı da kenevir yağından, biodizeldi. Ve çelikten 10 kat güçlü bir kompozit bu. Balyozla vuruyorlar, arabada bir çizik bile oluşmuyor. Bu kadar güçlü ve hafif bir materyal. Petrokimya gibi, çevreyi ve doğayı kirletmiyor. Böylesine muhteşem bir şey. Ama bütün dünya küresel elitlere, petrokimya lobisine yenik düştü.
Dupont firması özellikle bu kara propagandanın başını çekenlerden biriydi. Petrokimyanın rafine edildikten sonra tamamen çöp olan atığından, pet gibi bir şey ürettiler. Bunun patenti de Dupont firmasında. Yıllarca peti üretip dünyaları götürdükten, dünyayı tamamen kirletip insanları kanserli hale getirdikten sonra çevreci faaliyetler, farkındalıklar artmaya başladı. Bu sefer aynı firma polilaktik asitten, mısır nişastasından doğal plastik üretmeye başladı. Madem bu üretilebiliyordu, dünyayı şimdiye kadar niye pete boğdun? Bu kadar kirlilik hat safhada, hayvanlardan tutun da yediğimiz balığa varıncaya kadar. İnsanlar her yıl neredeyse bir kredi kartı büyüklüğünde mikroplastik yutuyor. Gıdalardan, yediğimiz içtiğimiz sudan, teneffüs ettiğimiz havadan, yediğimiz balıktan, her şeyden bize geçiyor. Ve bu da vücudumuzda bir birikim yapıyor. Birçok endokrin bozucu bir yapısı var mikroplastiklerin, yani hem hormonlarımızı altüst ediyor hem kansere yol açıyor ve bütün tehlikesi var. Ama şimdi Dupont firması PLA'nın da patentini aldı, bir de oradan para kırıyor. Yani bu küresel elitler tuzak kuruyorlar, biz de düşüyoruz ha bire. Milli bir sanayi, kalkınma planı yapılması gerekiyorsa bunun n en temelinde, en merkezinde katiyen kenevir bitkisi olmalı.
Götürdüler bütün desteği Uğur Balkur’a ait Kenevir Co diye bir firmaya verdiler. 30 milyon doları batırdı kendisi. Bakanlık da üzerine su içti. Babasının hayrına verilmeyen o paralar, bizim paramızdı. 30 firmaya verilmesi gereken destek bir firmaya verildi. Bizim ihtiyaç duyduğumuz destek sadece 1 milyon dolardı. 30 tane firmaya verilmesi gereken para bir tane firmaya verildi, o da batırıldı. İşte biz böyle bakıyoruz işe. Planlama, programlama yok. Etik problemler de var, o da cabası. Hülasa işte şu anda sınıfta kaldık diyebilirim kenevir projesinde, Türkiye olarak kenevir projesinde sınıfta kaldık. İsrail ve diğer bazı Avrupa ülkeleri kenevire bizden sonra başladı. Ne kadar yol aldılar.
- Kenevire dair, ilaveten?
Kenevir günbegün insanların gündemine daha çok girecek ama yetkililerin bu konuya samimi, tutarlı yaklaşmaları gerekiyor. Bu iş finansman desteği olmadan olmaz.
Firmalardan da şu anlamda destek bekliyoruz; madem biz bu işin içerisine girdik. Elimizi taşın altına koyduk. Keneviri hammadde girdisi olarak kullanmak isteyen, değişime açık, yenilikçi firmalar varsa bizimle temas kursunlar. Biz de bunlara bir tedarik edelim. İşbirliği içerisinde neler yapabiliriz, nasıl çalışma yürütebiliriz. Konuşalım. Hep birlikte kenevirin önünü açalım. Kenevirin, maliyet girdisini çok azaltacak bir bitki olduğunu, göreceklerdir.
Seride dün
Plastik sektöründe maliyeti yüzde 20 azaltıyor
https://www.gebzeemek.com/haber/sanayi-uretim/plastikte-maliyeti-yuzde-20-azaltiyor/4648.html
Seride yarın
Demet Songurtekin ile kent konseyleri