DEPREMLERDE GÖMÜLÜ SİSTEMLER DE HAYATİ Fayın geçtiği yeri biliyorsanız çözüm var
Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden Prof.Dr.Selçuk Toprak en sık karşılaştığımız afet tipi olan depremlerde binalar kadar toprağa gömülü su, doğalgaz, elektrik sistemlerinin de önemine dikkat çekip, “Fayın geçtiği yeri biliyorsanız çözüm var” dedi
Ülkemizde çok yaygın yaşadığımız ve bedellerini en ağır şekilde ödediğimiz afet biçimi, deprem. Deprem denilince akla ilk gelen binaların sağlamlığı ancak mesele, binalardan ibaret değil gibi…
Geçtiğimiz hafta içi TMMOB Gebze Bileşenleri ve Gebze Ticaret Odası işbirliğinde gerçekleşen, “1 yılın ardından şubat depremlerine bakış” adlı panelde Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası bölgedeki çalışmalarına dayalı ve görsel takviyeli bir sunumda bulunan Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden Prof.Dr.Selçuk Toprak depremlerde binalar kadar toprağa gömülü su, doğalgaz, elektrik sistemlerinin de önemine dikkat çekip, “Fayın geçtiği yeri biliyorsanız çözüm var” dedi
DEPREM ANINDA GÜÇLÜ OLAN KAZANIYOR
Hayatımızı etkileyen gömülü sistemlerin su, doğalgaz, petrol ve telekomünikasyona dair yer altına döşenen boru ve kablolar olduğunu, yol ve köprülerin de altyapı sistemine girdiğini belirten Toprak, “Örneğin BOTAŞ hatları, fay hatları ile kesince, deprem anında güçlü olan kazanıyor” dedi.
Gaziantep’te fay hattında basına maruz kalan 2.6 metre çapındaki su borusunun halini görselle aktaran Toprak, 83 kilometrelik hattın Melen’den sonra en büyük su borusu hattı olduğunu kaydetti.
TAMİR BAKIMI YAPACAK
OLANIN DA DEPREM ACISI VAR
Bölgede çalışmalarına Elbistan’da (-20) derecelere varan iklim koşullarında başladıklarını kaydeden Toprak elektrik sistemlerindeki tahribatın kazılıp yenilenmesinin 10-11 gün gibi bir süreye dayandığını belirtip, “Burada biz konunun teknik kısımlarını gösteriyoruz ama beraberinde, sosyal boyutlar da var. Bu sistemleri işleten bölge sakinlerinin de depremden ötürü yakınlarından, tanıdıklarından sebep acısı ama bir an önce de hayata geçmesi gereken onarımlar var” dedi.
ALTYAPI SİSTEMLERİ DE DİRENÇLİ OLMALI
Doğal afetlerde altyapı sistemlerinin de dirençli olması gerektiğini kaydeden Toprak, “Bilim insanları olarak analiz geliştirip tedbir alabiliyor, modelleyebiliyoruz. Fay hattının hareketi üzerinden, fayın geçtiği yerleri tespit edebiliyoruz. Altyapı sistemleri fay hattı üzerinde olduğunda, sistemlerde basınç ve kırılmalar yaşanıyor. Teknik tespitlere dayanarak, önlemler alınmalı” diye konuştu.
SIVILAŞMA VE HEYELANLAR
Hattın kendisi ile birlikte hattı muhafaza eden üstyapıların da önemine işaret eden Toprak, bir tünelin içine alınan 2.6 metre çapındaki su borusu hattını ve emsallerini de gösterdi. Kimi altyapıların deprem öncesi ve sonrası hallerini yine fotoğraf kareleri üzerinden gösterip anlatan Toprak, “Fay hatları gömülü sistemlerde bir sorun. Öte yandan zemindeki sıvılaşma ve heyelanlar da önemli sorunlardan” dedi.
Adıyaman Gölbaşı, İskenderun gibi bölgelerden de örnekler verip Hatay’da kayalık alanlardaki hatların ekseri paslanmış ve eskimiş halde durduğunu belirten Toprak, kayalık alanlardaki hatların kaya düşmesiyle de zarar görebileceğini söyledi.
ÖNLEM ALMAK DAHA AZ MALİYETLİ
Dirençliliğin, iyileştirmemiz gereken bir süreç olduğuna vurgu yapan Selçuk Toprak, “Size bölgede gördüklerimin bir kısmını gösterdim. Dirençlilik kavramı, yalnızca afete bağlı olarak değil sistemi sürekli iyileştirmemiz gereken bir süreç olarak düşünülmeli. Herhangi bir sistem için, aşamalar var. Örneğin ‘Planlama’, ‘Hazırlıklı olma’ ve ‘Risk azaltma’yı sürekli yapmalıyız. Biz afet, deprem esnasında tepki kısmına geçip çözüm üretmeye çalışıyoruz. İyileştirme ve yeniden inşaya yöneliyoruz. Hâlbuki bir boruya kaynak atmak bile, bir iki günlük bir süreç. Önlem almak, afet sonrası çözüm üretmekten daha az maliyetli” diye konuştu:
“Buralara (önleme) yatırım yaparsanız, buralarda (afet sonrası çözüm) yapmanız gereken azalıyor. Yeniden inşa, durumu kurtarma, çözümler için harcadığınız zaman ve maliyetin çok daha azıyla, çözüme gitmiş oluyorsunuz. Yaşamı merkeze aldığımızda, ölümleri ve kayıpları önlüyorsunuz. Afet sonrası alt yapılarda sistem, çok kısa sürede tekrar çalışır hale gelebiliyor.
Meselenin ekonomi, sosyal bilimler gibi farklı boyutları da var. Bu sistemlerde sağlamlığı artırma, esnekliği getirmek gibi çözümler var. Esasında karmaşık gibi gözüken, sadeleştirirsek iyi bir hale getirebileceğimiz bir süreçten söz ediyoruz. Bunu bazen daha yavaş ama bazen daha hızlı çözümler üretmemiz gereken bir aşama olarak görüyoruz.
DEPREM KAPININ EŞİĞİNDE. YERİMİZDE OTURAMAYIZ!
Bizi motive eden, genelde bir risk algımızın olması. Bu algı sonuçlara ve olayın gerçekleşme olasılığına bağlı. Marmara’da depremin gerçekleşme olasılığı gittikçe artıyor. O zaman ‘yukarı doğru’ gidiyor, sonuçlarını düşünüyoruz.
Devlet, yerel yönetim ve kişi olarak da aynı durumları düşünebiliriz. Sonuçta biz artık bir şey üretmeden duramayacak haldeyiz. Yerimizde oturmayıp, harekete geçmemiz gereken bir durum. ‘Bekle gör, olsun çözeriz’ yaklaşımları artık tahammül edebileceğimiz yaklaşımlar değil
Kreatif (Yaratıcı) bir yönetim anlayışı olması gerekiyor. Sadece altyapılar özelinde değil bütünlüklü göz önüne almamız gereken bir süreçteyiz.”
Denizli’den esnek borular ve özel birleşim noktalarına dair iyi örnekleri de gösteren Toprak, “Dünyada da örnekleri var: Çözümsüzlük yok. Fay hattının yerini biliyorsunuz çözüm var” dedi. Toprak sözlerini bir tekrarla, dirençlilik alanına yatırımda bulunulması gerektiğini söyleyerek ve bu konudaki akademik çalışmalarına destek sağlayan tüm kurumlara teşekkür ederek tamamladı.