İlçe merkezinde yurt yapılsa daha çok kaynaşırız
06 Mayıs 2026 07:40

HEVESLENDİK AMA OLMADI İlçe merkezinde yurt yapılsa daha çok kaynaşırız

Mezuniyet törenlerini Gebze’nin merkezinde yapmayı çok istediklerini belirten GTÜ Rektörü Prof.Dr.Hacı Ali Mantar; etkinlikleri için kültür merkezi tahsis edilip yine merkezde bir öğrenci yurdunun üniversite ile şehir arasındaki kaynaşmayı artıracağını söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Seri röportaj: 2

İzmit, Adapazarı, Eskişehir, Sivas, Trabzon, Van…

Hatta bir meslek yüksekokulu ile Kandıra…

Üniversite kurulmasının ardından kayda değer, gözle görülür şekilde gelişme gösteren iller, ilçeler…

Ya da; kent olarak kıymetini bilemediğimiz ve Hereke’ye tahliye olan iki yıllık Kocaeli Üniversitesi Gebze Meslek Yüksek Okulu’nun ikinci sınıf öğrencilerinin sahada uyguladıkları toplumsal duyarlılık dersleri dahi, Gebze’de önemli izler bıraktı.

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü zemininde kurulan Gebze Teknik Üniversitesi de 10’larca öğrenci kulübü ile Gebze Bölgesinde hayatın içinde yer alıyor, almaya çalışıyor. Ama ne derece yeterli veya daha da gelişmesi için ne yapılabilir.

Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Hacı Ali Mantar ile röportaj görüşmemizde, GTÜ kurumsalında üniversitelerin bulundukları kente, sosyal hayata etki ve katkılarını da konuştuk.

Mezuniyet törenlerini Gebze’nin merkezinde yapmayı çok istediklerini belirten GTÜ Rektörü Prof.Dr.Hacı Ali Mantar; etkinlikleri için kültür merkezi tahsis edilip yine merkezde bir öğrenci yurdunun üniversite ile şehir arasındaki kaynaşmayı artıracağını söyledi

Özetle; üniversitelerin yer aldıkları şehirlerde, o şehrin sosyal hayatına katkısı ölçeğinde Gebze Teknik Üniversitesi’nin de öğrencileriyle sürdürdüğü çalışmaları görüyoruz. Detaylandırır mısınız?

  • Üniversite eğitim öğretim yapar, mühendis yetiştirir, ama üniversite toplumla kaynaşmalı, kültür merkezi olmalı, sosyal mekân da olmalı. Üniversite topluma bu yönden de katkı yapması gereken bir kurum ve bulunduğu şehir için bir bütündür. Teknik bir insanım ben. Elektronikçiyim, bilgisayarcıyım ama buna inanıyorum. Onun için göreve başlar başlamaz ilk icraatlarımdan biri toplumsal katkı koordinatörlüğü kurmak oldu. Başına bir kadın hocamızı, Prof.Dr.Meral Elçi’yi getirdik ve ekibini oluşturdu. Kendisine ve ekibine, topluma katkı sağlamamız gerektiğini söyledim.
  • Marmara Bölgesi ile de sınırlı olmamakla birlikte, Marmara Bölgesi Engelliler Festivali’ni başlattık. Bu yıl yine tekrarlayacağız. Bu konunun, teknik bir üniversite olarak GTÜ ile çok ilgisi var. Bu etkinliklerde otizmli çocuklar ile araştırma görevlilerimiz, hocalarımız, yüksek lisans öğrencilerimizi gün boyunca bir araya getiriyoruz.
  • Şahsım adına rektör olarak ben ve hocalarımız, daha çok faydalandık. Sınırlarımızın dışında da bir hayat olduğunu ve oranın da ilgi alanımıza girdiğini bildik. Emeklilere yönelik de faaliyetlerimiz oldu, olacak. Üniversitemizin kapılarını mümkün olduğunca, toplumun her kesimine açmaya çalışıyoruz. Sevgi evlerini, cezaevlerini ziyaret ediyor, onlarla yakından ilgilenip projeler üretiyor ve onlardan bir şeyler öğreniyoruz.

 

  • Özetle Üniversitenin merkez kampüsünün bulunduğu yer ve öğrenci lojmanları, lokasyon itibariyle dezavantajlı mı?
  • Lokasyon aslında dezavantaj değil. Örneğin TÜBİTAK yerleşkesi şehrin merkezinde ama şehirle kaynaşmıyor. Üniversite de, Gebze’nin merkezinde olur yine kaynaşmayabilir ama dışında olup da kaynaşabilir. Sadece mekân, etki yapar ama tek başına etki yapmaz. Bana, bazı konferans ve etkinliklerimizi şehir merkezinde, bir kültür merkezinde yapılma imkânı verilse öğrencilerimiz şehir merkezine daha çok gider gelir, vatandaş katılımı da kolaylaşır. Özellikle; Anadolu’nun ve Trakya’nın her tarafından gelen öğrencilere sahip bir üniversite olarak mezuniyet törenimizi şehir merkezinde yapmayı çok arzu ettik. İmkanlar sınırlı olduğundan, maalesef gidip gelemiyoruz. Buna karşın öğrencilerimizin yarısına yakını, Gebze ile içli dışlı olmaya başladı.
  • Öte yandan şu hakkı da teslim etmek isterim. Gebze, Darıca ve Çayırova Belediyelerinin üçüyle de yakın çalışıyoruz. Şimdi telefon etsem Zinnur başkan da, Muzaffer başkan da, Bünyamin başkan da gelir. Ramazan ayında öğrencilerimize iftar verdiler, gelip burada çorba dağıttılar. Üniversitemizin şehirle yavaş yavaş kaynaşıyor. 10 yıl önce belki 3-4 bin yüksek lisans öğrencimiz vardı ve gece gelir, fazla durmazlardı. Biz lisans öğrencileriyle daha yeni yeni canlanıyoruz. Bu canlanmayla beraber Gebze’de daha etkili olacağımızı düşünüyorum.
  • Bir diğer taraftan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Gebze’deki atölyelerine de öğrencilerimiz, hocalarımız gidiyor. Darıca’nın tüm hocalarına ve öğrencilerine, yapay zekâ eğitimi verdik ve siber güvenliğe dair farkındalık projeleri yaptık.
  • Öğrencilerimizin şehir merkezinde olması halinde 400-500 bin nüfuslu Gebze’nin ekonomisine yüzde birlik dilimde katkısı olur, olmaz. Ya da olsa ne olur, olmasa ne olur? Ama faaliyetlerimizi kurumlarla, OSB’lerle, kaymakamlık ve belediyelerle sürdürdüğümüzde, kaynaşma o zaman olur işte.

 

  • Bu zeminde, kampüsün değil ama öğrenci lojmanlarının ilçe merkezinde olması fayda sağlamaz mı?Kesinlikle, doğru. Gebze Belediyesi, Valilik veya başka bir kurum Gebze’nin merkezinde bin öğrenci kapasiteli yurt inşa etse çok makbule geçer. Müthiş bir kaynaşma olur.

 

  • Öğrenci topluluklarınızın, bilgi edinebildiğimiz kadarıyla etkinliklerinin farkındayız. Öte yandan, üniversite adaylarının tercih seçenekleri arasında, bir üniversitenin kulüplerinin etkisi var. Bu topluluklara dair, ne söylemek istersiniz?
  • Üniversitemizin bünyesinde, toplumsal katkı koordinatörlüğünün yanı sıra iki koordinatörlük daha kurduk. Ben bu koordinatörlüklere, ‘Dekanlık’ diyor ve çok önemsiyorum. Öğrenci toplulukları koordinatörlüğü kurduk ve başına, Fatma Yüksel hocamızı getirdik. İşinin başında ve çok da iyi, uğraşıyor.

 

  • Şunu bilmemiz gerekiyor; söyleyerek, göstererek, sınıfta ders vererek bir noktaya kadar öğretebiliriz Ben hep yapboza benzetiyorum; yapbozun bir parçası olarak sınıfta hoca anlatacak, kurallarınız olacak. Diğer parçalar da öğrencilerin kendi aralarında kendi kendine organize olup kurduğu kulüpler, gönüllü olarak yaptıkları çalışmalardır.
  • Üniversitemiz bünyesinde ve koordinatörlüğümüzün çatısında Türk Halk Müziği'nden Türk Sanat Müziği'ne, resimden müziğe, bilgisayardan malzemeye, kimyaya… 10’larca topluluk var. Bazıları 100, bazıları 100 kişilik ve bu çok ciddi bir kitle. Bu kitle bir akıyor, bir şekilde su misali akıyor ama benim bu ‘su’yu bilimsel normlar ve eğitim formasyonu içerisinde onların da esnekliğinden vazgeçmeden, çok kısıtlamadan uygun bir şekilde yönlendirmemiz gerekiyor. Onun için öğrenci topluluklarına çok önem gösteriyoruz. Ofisler veriyoruz, her isteyene ben randevu veriyorum çünkü şuna inanıyorum.
  • Bu kulüplerdeki öğrencilerimiz eğitim ve öğretim yükümüzün yüzde 35-40'ını alıyor. Örneğin bir robotik ve otomasyon topluluğumuz var. Geçen sene de ondan önceki sene de aşağı yukarı 4 bin lise, ortaokul, üniversite öğrencisine ev sahipliği yaptık. Üç gün boyunca ödülle yarışmalar, eğitimler oluyor ve üniversitemiz panayırı andırıyor. Bunu öğrenciler yapıyor, ben hiç karışmıyorum. Kendileri organize ediyorlar, beni misafir konuşmacı olarak çağırıyorlar, yarım saat konuşuyorum. Benden binayı, kültür merkezini istiyorlar, tahsis ediyorum. Araba tahsisi talep ediyorlar, karşılıyoruz. Bazen ki ‘sponsorluğumuz az oldu yemek ver’ diyorlar yemek veriyoruz. 100 bin liraya ihtiyaçları oluyor. Vakıf mütevelli heyetindeki hayırseverler karşılıyor. 10 - 15 ilden çok sayıda okuldan insanlar geliyor, faaliyet yapıyorlar. Yaparken, öncelikle kendi kendine öğreniyorlar ve aynı zamanda topluma karşı duyarlılıkları artıyor.
  • Aslında ister mühendislik eğitimi görün, ister tıp eğitimi görün; asıl olan sizin topluma karşı duyarlılığınızdır. Toplumun huzuruna olan etkinizdir. Gönüllü yapmış olduğunuz çalışmalarınızdır. Bunlar toplumu ayakta tutan bir ağacın kökleri gibidir. Bunu biz yapmazsak burada bilimsel normlar içerisinde, pedagojik formasyon içerisinde öğretmesek daha farklı şekilde öğreniyorlar. Dolayısıyla biz buna çok önem veriyoruz.
  • Müzik topluluklarımıza, eğitim için hoca tutuyoruz. Bu topluluklarda öğrencilerimiz de, hocalarımız da, personelimiz de yer alıyor.

Bunlar sosyal faaliyetler ama eğitimin bir parçası. Bunları biz bugüne kadar çok ciddi şekilde ihmal ettik. Teknik bir kişi olduğum halde, bunlara çok büyük önem vermemiz gerektiğini söylüyorum.  Ve yapıyoruz. Malzeme topluluğumuz; Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş topluluklarımız var.

Üniversitemiz bünyesindeki bu koordinatörlüklerin öğrencilerimizin öz güvenini de artırdığını düşünüyorum.

Geçenlerde, Selami Şahin’in de ağırlandığı kongre merkezindeki TSM konseriniz, şiddetli hava muhalefetine rağmen tamamen dolu salonda gerçekleşti?

  • Bazı şeyler basittir ama çok etkilidir. Huzur evlerinden, sevgi evlerinden, normal halktan misafirlerimiz oldu. Birlik beraberlikten bahsediyoruz. Bunun temel şartları vardır. Birbirimize karşı anlayışımızdır. Farklılıklarımız olduğunu görebilmemizdir. Onun da, benim de hoşlandığını görebilmemizdir.
  • Bahar şenlikleri, biz dâhil birçok üniversitede olur. Bazı üniversiteler, 1-4 milyon TL bedel ödeyerek popüler sanatçı getirir. Ama Gebze Teknik Üniversitesi kendi öğrencilerini sahneye çıkartıyor. Bu tercih, sadece parasından maliyetinden ötürü değil. Bahar şenliklerinde kendisi saz, enstrüman çalıyor. Kendisi koro oluşturmuş. Kendisi şarkı söylüyor. Benim kendi öğrencim çok daha kıymetlidir. Yoksa ben de Gebze’de dolaşır, hayırseverlerden 1-2 milyon TL’yi bulur, sanatçı getiririm.
  • Ben Bakan’ı, öğrencimle karşılıyorum. Açılış için vakıf başkanı çağırıyorum, benim öğrencim kendi şarkısını söylüyor. Mezuniyet törenimde, kendi öğrencim şarkı söylüyor. Bu konunun sosyolojik, ekolojik, aidiyet tarafı. Çok önemli.
  • Futbol maçlarını 22 kişi oynar. Bir milyon kişi izler. Maçın sonucu değil, oluşturduğu mana önemlidir. Tiyatroda topluluğun çok iyi oyun ortaya koyması önemlidir. Ondan ziyade, oraya giden süreç önemlidir. Şimdi biz geçenlerde Nobel ödüllü, gitar da çalan Morten Meldal’ı ağırladık. O da söyledi: ‘Sonuç için çalışılmaz. Süreç için çalışılır.’
  • Futbol takımı da yenmek için sahaya çıkar ama o bir yıl boyunca süren hazırlıklar var ya, çalışmalar var ya. Aslında orasıdır. Nihayetinde Galatasaray bir gol attı ya da atmadı, dünya ondan ibaret değil. Arka taraftaki heyecan önemlidir. Toplumun psikolojisinin rahatlaması önemlidir.
  • Bilimsellikte böyledir: ‘Ben hiçbir zaman Nobel için çalışmadım.’
  • Aziz Sancar da aynı şeyi söyledi. Çalışırken, ‘Şu ödülü alacağım’ diye çalışılmaz. Sen sadece çalışırsın. Süreç oraya gider. Hatta bizim İslami olarak da öyledir. Aslolan zafer değil, seferdir. Tevekkül inancımızda da bu böyledir. Sen çalışırsın. Elinden geleni yaparsın. Sonuç olur, olmaz. Bu sağlığımız için de önemlidir. ‘Tedavimi görürüm. Allah Teâla takdir ederse, nasip’ diyorsunuz. Çalışmakta da bu böyledir. Futbolda, müzikte, sanatta, araştırmada da böyle.

Fotolar: Güncel ve arşiv

SERİ RÖPORTAJDA DÜN

Bilgiyi ürüne dönüştürüp pazarda yer edinmeli

https://www.gebzeemek.com/haber/egitim/bilgiyi-urune-donusturup-pazarda-yer-edinmeli/3637.html

YARIN

 

Fakülte ve meslek yüksekokulu yapılanmaları

İkinci dönem adaylık düşünüyor mu?

Yeşil dönüşüm

Yaşam alanları

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 06 Mayıs 2026 07:44
BENZER HABERLER
X