İnşaat olağan şüpheli.  Hepimiz altında kaldık
05 Kasım 2025 14:47

AHMET KADI İKİ KİMLİĞİYLE KONUŞTU İnşaat olağan şüpheli. Hepimiz altında kaldık

Gebze BM’de CHP’li Ahmet Kadı İnşaat Mühendisi olarak konuşup çöken apartmanda metro inşaatının olağan şüpheli olduğunu söyledi. Yurttaş Kadı yer yer ağlayarak, “Bir bina çöktü. Hepimiz altında kaldık. Allah günahlarımızı affetsin” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Fotolar: Arzum KAYMIŞ / Mavi Marmara Gazetesi

Gebze Belediye Meclisi’nde kasım ayı olağan toplantısında rutin gündem maddeleri birkaç dakika, kentin gündemi olan ve aynı aileden dört yurttaşımızı kaybettiğimiz apartman çökmesi vakası bir saati aşkın süre konuşuldu. Vaka toplantı sonrası da İYİ Parti’nin basın açıklaması ile meclis dışına da taşındı.

CHP’li Ahmet Kadı önce İnşaat Mühendisi Kadı olarak konuşup çöken apartmanda metro inşaatının olağan şüpheli olduğunu söyledi. Yurttaş Kadı olarak yer yer ağlayarak konuşmasını, “Allah günahlarımızı affetsin” diye tamamladı. İnşaat Mühendisi Ahmet Kadı şunları kaydetti ve sordu:

“Bugün hem Gebze kamuoyunun hem de kıymetli Meclis’in gözünün içine bakarak konuşmak istediğim için buradayım. Başkan’ın da girişte söylediği gibi Cumhuriyet coşkumuz bir anda hüsrana, acıya, hüzne dönüştü. Büyük keder, büyük elem. Allah bir daha yaşatmasın.

Olayın olduğu an itibariyle yaklaşık bir saat içinde olay yerine gittim… Katkı sunan herkesten Allah razı olsun.

Teknik eleman olarak yeterince incelediğimi düşünüyorum. Bir haftalık süre zarfında çok soru sorduk, çok cevap alamadık. Kamuoyu olarak sizler de çok soru sordunuz, çeşitli cevaplar aldınız.

Tamamen kendi gözlemlerim ve sahada sunulan bilimsel veriler ışığında iki kademeli konuşacağım.

Öncelikle teknik eleman gözüyle mevzuyu değerlendirmek istiyorum çünkü çok ciddi bir kakafoni oluştu. Herkes bir şey anlattı. Birileri her şeyi anlattı. Bir bilgi kirliliği yaşandı.

2012’de ruhsat, 2013’te iskan alan bina 2007 deprem yönetmeliği ve yapı denetim izni alarak inşa edildi. Zemin, bodrum, asma kat ve beş normal kattan oluşan yapı zeminde yaklaşık 70 metrekare oturma alanına sahip.

Olayın hemen akabinde yaptığımız incelemede yapının üst kot tarafının doğal zemine göre yukarı kota devrildiği, devrilirken ise asma kat kısmından kırıldığı, zemininde kıvrımların oluştuğu;

Yapının yapısal bütünlüğünü genel olarak koruduğu;

 Temel kısmında bir kırılma olmadığı görüldü. Bir algıyı düzeltmeye çalışıyorum: Bina çökmedi, bina devrildi. Çöken bir binanın her anlamda mühendislikten gelen kusurlarını konuşabiliriz ama bu bina dinamik etkiye maruz kalmaksızın devrildi.

Yapı temelinin yol tarafına doğru yaklaşık üç metre derinlik içine battığını gidenler görmüştür. Arkadan da temelin bir o kadar ayağa kalktığını gördük.  

Yapıda devrilme sonucu meydana gelen göçmenin mevcut durum değerlendirildiğinde zeminde oluşan çukurlaşma ve deformasyondan kaynaklı olduğu;

Olay meydana gelmeden bir gün önce yapı ve üzerindeki zeminde ani bariz belirtileri tespit ettik. Bu gözlemsel bilgiler doğrultusunda;

Bir yapının mevcut yükler altında ve dinamik veya deprem, zemin boşalması, zemin su seviyesinin ani düşüşü gibi jeolojik etkilere maruz kalmaksızın etkilere devrilmeyeceği aşikar.

Bu bölgede uzun süredir devam eden metro inşaat çalışmalarının doğrudan veya dolaylı olarak olayı meydana getirme ihtimali yüksektir.

Ayrıca aynı alanda civar parsellerde de benzer binalar boşaltılmış ve tüm alanda jeoteknik incelemeler başlatılmıştır. Tüm alanlarda binaların ortak inceleme özelliği yapısal olarak incelendi ama şu anda Akse Sapağı başta olmak üzere ciddi bir jeoteknik zemin incelemesi yapılıyor.

İlgili kurumlarca yapılan aletli ölçümlerle yapıların düşey ekseninden sapma yapıp yapmadığı tespit edilmeye çalışılmaktadır.

Bu da akıllara zaten bu periyodik incelemeleri yapmakla mükellef metro müteahhit firmasının bu alımları yapıp yapmadığı;

Yapıyorsa şartnamelerde yazılı periyotlarda yapıp yapmadığı sorusunu beraberinde getirmektedir.

Zira devrilerek göçen bina aslında bir gün öncesinden dik eksenden sapmaya başlamış olup yapılan ölçümlerde bu durumun tespiti halinde; evet yine bina devrilecek ama muhakkak ki öncesinde insanlar tahliye edilmiş olacaktı.

Benzer şekilde bir tercih olarak patlatma değil de delme makinesi ile delme yapılmış olsa belki milyon dolarlar kadar maliyet artışı olacak ama zeminler bu denli zarar görmemiş olacak ve belki de bu vaka yaşanmamış olacaktı.

Yine bina zemininin bir eksiği de boşalmış olmasıdır. Bu; bölgenin zemin suyu kontrolünün nasıl yapıldığı sorusunu da akıllara getiriyor. Zaman içinde ve son yağışlarda temel altında birikmesi muhtemel ciddi oranda suyun hızlı deşarjının da bu sonucu doğurabileceği üzerinden soruyorum: Metro firması olaydan hemen önce bölgeden böyle bir deşarj yapmış mıdır?

Ayrıca 19 Temmuz 2024’te TMMOB 19 unsurlarının da sorduğu şekilde;

Tünel kazısı nedeniyle temelleri zarar gören bina sayısı kaçtır? Bununla ilgili bir risk analizi veya durum tespiti yapılmış mıdır?

  • TMMOB’dan arkadaşlar burada. Bu soruya yanıt aldınız mı arkadaşlar?-

Almadınız, evet.

Hatırlatmak isterim ki Mevlana Mahallesi’nde meydana gelen doğalgaz patlamalarının hemen ardından verdiğimiz önergede PALGAZ’ı meclise çağırıp bu patlamanın sebebini ve nasıl bir önlem alındığını sormuştuk. Meclise PALGAZ değil ama doğalgaz kaynaklı iki patlama haberi gelmişti ve bunların ikisi de ölümlü vakalardı.

Şimdi size soruyorum: Bu doğalgaz patlamaları neden oldu? Bilgisi olan var mı? Üç kişinin öldüğü doğalgaz patlamaları neden oldu? Bunun düzeltilmesi için ilgili kurum ne yaptı? Bilen varsa lütfen beni de aydınlatsın. Umarım bu konuda da tarih aynı şekilde tekerrür etmez.

Ayrıca bir yerel gazetenin haberine istinaden soruyorum. 2017’de bu metro hattıyla ilgili bir teknik ön rapor yapılmış. Bu raporda oluşabilecek tüm olumsuzluklar sıralanmış. Katlı yapılarda 10 milimetre ve yapısal çatlaklar öngörülebileceği yerlerin çıkarılması ve bu 17 milimetre üzeri çatlaklarda sorumluluğun metro müteahhit firmasına ait olduğu izah tutanak altına alınmış.

Fakat kadere bak ki devrilen binanın bitişiğindeki yapı sahipleri daha önce CİMER yoluyla yapılarının hasar aldığına dair şikâyette bulunmuş. Metro inşaat firmasınca yapılan incelemede altı milimetre yani tolore edilebilir miktar olarak tespit edilmiş, rapor yazılmamış ama sözlü bilgilendirmede bulunulmuş. Vatandaşta bu çatlakların parmak genişliğinde olduğunu beyan ediyor.

Şimdi yine soruyorum: Vatandaşın gözü ile gördüğünü bu ölçümleri yapanlar görmemiş midir yoksa görememiş midir?

Bu soruların tamamını amasız, fakatsız, eveleyip gevelemeden, ilgili belediye olan Gebze Belediyesi ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na, ama en çokta devleti sosyal devletten müteahhit devlete evreleyen sisteme ve sistemin oyun kurucularına soruyorum:  Kendinizi sorumlu hissediyor musunuz? Vallahi ve de billahi Ahmet Kadı olarak ben kendimi sorumlu hissediyorum.”

Buraya kadar bir mühendis olarak konuştuğunu ama bundan sonra iki evlat sahibi bir baba olarak aklıyla değil biraz da kalbiyle konuşacağını ifade eden Kadı şöyle devam etti:

“Muhammed Emin Bilir 12 yaşında idi. Hani şu öpmeye, koklamaya kıyamadığımız. Hani şu hala çocuk, hala bebek kokan. Dumlupınar İmam Hatip Ortaokulu, yedinci sınıf öğrencisi idi. Küçük idi ama büyük hayalleri vardı belki de. Kimbilir belki o da mühendis olup, evler köprüler yapacaktı. Ölümü bilemeyecek, ölemeyecek kadar küçüktü. Küçük bedeninin ve büyük hayallerinin üzerine bir bina devrildi. Öldü.

Ortancaları, Hayrünisa, lise öğrencisi idi.

-Gözümün yaşının aktığı kadar ağlayacağım. Bugün ağlamazsam ne zaman ağlayacağım.-

Hayrünisa, Sarkuysan Anadolu Lisesi’nin 9’ncu sınıf öğrencisi idi. Tam gençlik çağları. Deli dolu, heyecanlı. Belki öğretmen olacaktı. Erdemli, ahlaklı nesiller yetiştirecekti. Kısacık ömrüne sığdıramadıkları, sığdırdıklarından fazlaydı. Sabahın ilk ışıklarıydı. Ne olduğunu anlayamadı. Bir bina geleceğinin, gençliğinin üzerine devrildi. Öldü.

Evin annesi hafız idi. İnançlarının üzerine ibadet ederdi. Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanırdı. Peki. Buna bu talihsiz kaderi biçenler gerçekten kimler? Hiçbir zaman bilmeyecek. İnançlarının, maneviyatının üzerine bir bina devrildi. Öldü.

Baba Levent Bilir. Edepli, ahlaklı, alnının teriyle çalışan; evine, evlatlarına helal kazanç sağlayan bir insan. Evin reisi. Kızlarının ilk aşkı. Küçük oğlunun kahramanı. Baba ya. Hayat boyu yuvasını, evlatlarını korumaya gönülden yemin etmiş. Düşünsenize o babanın enkaz altındaki çaresizliğini. Evlatlarının elini dahi tutamayışını. Hangi yürek dayanabilir buna. Allah hiçbir babaya böyle bir şey yaşatmasın. Elinden hiçbir şey gelmedi. Bir bina güzel yüreğini, alın terinin üzerine yıkıldı. Öldü.

Ve Dilara. 18 yaşında pırıl pırıl bir genç. Hayat dolu. Yaşama sımsıkı sarılmış. Yarına ve geleceğe dair umutları var. Evin ablası, en büyük çocuğu olma sorumluluğuyla olgun. Bir o kadar da kardeşlerine düşkün. O sabahta belki ilk o öpüp uyandıracaktı ortancasını. Olmadı. Bir bina tüm sorumluluklarının, hayatındaki her şeyin üzerine devrildi. Ölmedi. ‘Sesimi duyan var mı?’ dediler. Neler olduğunun farkındaymışçasına çığlıklar attı. Enkazdan çıkarıldı, ölmedi. Belki de en çok o öldü.

Sayın Meclis. Gebze kamuoyu.

Bir bina devrildi ve yerel yönetimlerimizden bakanlıklarımıza, siyasetimizden devletimize varıncaya kadar hepimiz bu binanın altında kaldık.  Allah günahlarımızı affetsin.”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 05 Kasım 2025 14:52
BENZER HABERLER
X