Kontrol edilebilir tasarım Riskten bağımsız uygulama
10 Şubat 2024 05:39

HER İŞİN BAŞI: EĞİTİM, EĞİTİM… Kontrol edilebilir tasarım Riskten bağımsız uygulama

GTÜ İnşaat Mühendisliği’nden Dr.Öğretim Üyesi Anıl Dindar depremin afete dönüşmemesi için riski kontrol edebilen tasarım, riskin kontrolünde olmayan uygulama mühendisleri ile ülkede eğitimin şart olduğunu söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber Dizisi - 1

Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi akademisyenlerinden Dr.Öğretim Üyesi Anıl Dindar, GTO ile TMMOB Gebze işbirliğindeki “1 yılın ardından şubat depremlerine bakış” adlı etkinlikte sahadan deneyimlerini aktardı. Dindar depremin afete dönüşmemesi için riski kontrol edebilen tasarım, riskin kontrolünde olmayan uygulama mühendisleri ile ülkede eğitimin şart olduğunu söyledi.

İLK İKİDE HAİTİ VE SUMATRA,

ALTINCI SIRADA TÜRKİYE VAR

Ahmet Anıl Dindar sunumunun depremlerden ders alınıp alınmadığını içeren konulardan oluştuğunu belirtip anlatımını görsellerle destekledi. “Eciş bücüş bir kitle” olan dünyamızda, yüzeye bastığımız yerlerdeki mağmanın, deprem diye tanımlanan doğal olaylarının bizde afete dönüştüğünü kaydeden Dizdar son çeyrek asırda depremde en çok kayıp veren ülkeler arasında ilk sırayı adı filmlerde duyulan Atlas Okyanusu, Karayipler’de küçük bir ülke olan Haiti’nin, ikinci sırayı Endonezya adası Sumatra’nın, altıncı sırayı ise Türkiye’nin aldığını belirtti.

BU KAFA YAPISIYLA MARS DA ÇOK RİSKLİ!

Depremin tüm dünyanın derdi olduğunu kaydeden Dindar, ilginç bir benzetmede de bulundu. Bir süre önce Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkan ilk Türk olduğunu anımsatan Dindar, “Mars’a kadar gitti diyelim. Orada da deprem var, kentleşme yok. Dünyada felaketlere göz yumduğunuzda Mars’a gittiğinizde aynı tehlikeyi yaşarsınız” dedi.

ERZİNCAN DEPREMİNİ “EL”LERDEN DUYDUK

Türkiye’de dönemin hükümetini deprem yönetmeliklerini yürürlüğe koymaya sevk eden 1939’daki Erzincan depremini ülkemiz yetkililerinden önce dış ülkelerin öğrendiğini, “Bizim cihaza göre sizin oralarda coğrafi bir durum oldu” uyarısı üzerine depremin fark edildiğini belirten Dindar, 1939’dan bu yana sık aralıklarla değişen yönetmeliklere atıfta bulundu.

BİLİNÇLİ VE ANLAŞILIR OLMALIYIZ

1970’lerde 35 milyon olan ülkemiz nüfusunun günümüzde 85 milyona eriştiğine dikkat çeken Dindar özetle, “Bilim insanları olarak kentlere dair öngörülerimiz oluyor. Binalarımızda çok bilinçli ve anlaşılır olmalıyız. Deprem kontrolümüzde değil ama farklılıklar yapmak gerek” dedi.

JAPONYA’DA DENİZE

SIFIR LEBİDERYA YOK

Kahramanmaraş depremlerine atıfla öngördükleri etkilerden çok daha büyüklerine maruz kaldıklarını belirten Dindar, “Dönüşü olmayan hatalarımız, dönüşü olmayan mal ve can kayıplarını beraberinde getiriyor. Dönüşü olanlar nedir, daha fazlasını yaşamamak için gereken detaylar nedir? Örneğin Japonya’da denizin kenarında lebiderya konutlar yok. Oralara konut inşa edilse bile kimsenin oturmayacağı söyleniyor. Tüm bunları söyleyecek olanlar tasarım, uygulayacak kişiler ise uygulama mühendisleridir” dedi.

Konuşmasının sonuç bölümünü yine görsel takviye ile aktaran Dizdar, şunları kaydetti:

Birey: Gökten ne düşerse onu kabul eder.

Toplum: Hayatın gerçeği, tehlikenin varlığına göre yaşamaktır.

Tasarım mühendisi: Riski kontrol edebilir şekilde tasarım yapmalıdır.

Uygulama mühendisi: Riskin kontrolünde olmamalıdır.

Ülke: Eğitim, eğitim, eğitim

Güncelleme: 10 Şubat 2024 05:47
BENZER HABERLER
X