Mahalle baskısı: Selam bile vermiyor, imzayla sürüyorlar
25 Nisan 2026 11:15

KADIKÖY’E MESAFE SANKİ 40 “TON”METRE Mahalle baskısı: Selam bile vermiyor, imzayla sürüyorlar

Emek ve Akse Mahallelerinden CHP’li kadınlar ile “Çayırova’da kadın olmak”ı konuştuk. Mahalle baskısından şort dahi giyemediklerini, Çağdaşkent’in de nüfus yapısındaki değişim ile tutuculaştığını söylediler

Aktan Uslu Tüm haberleri

Kadıköy’e 40 kilometre mesafede ama özgürlüklerde, 50 yıl önceki Kadıköy’ün dahi çok gerisinde. Muhafazakâr kesimi ekseri, diğerine selam vermiyor. “Eve geç geliyor” diye bir hemşireyi, apartmandaki konutundan imza ile sürmüşler

Müslüman ve Avrupa toplumlarında azınlıklar, sömürgecilik, ırkçılık ve Almanya’nın İslam siyaseti alanlarında çalışmalar; SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü’nde beş yıl süreyle Araştırmacı olarak görev yapan, Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Editörü Zeliha Eliaçık;

Sabah Gazetesi’nde 19 Haziran 2021 tarihli “Mahalle Baskısı” adlı köşe yazısında;

Türkiye'de çok uzun süredir bir "kutuplaşma" ikliminden ve ‘mahallelerden’ bahsediliyor. Mahalle kavramı "mahalle baskısı" ifadesi ilk olarak 2007 yılında Şerif Mardin tarafından kullanılarak yaygınlık kazanmıştı.

Mahalle kavramı o dönemde Türkiye'nin ‘küçük geleneğini (taşrası) resmediyor; mahalle baskısı da muhafazakâr ve dindar kesim tarafından seküler yaşam tarzına sahip insanlara uygulanan dışlayıcı ve ötekileştirici bir ‘tutum’ olarak ortaya konuyordu. O dönemde bazı çevreler bu sosyolojik ve psikolojik kavramsallaştırma üzerinden demokratik yollarla iktidara gelmiş olan AK Parti'yi sınırlandırma imkânı bulduklarını düşündüler. Siyasi muhalefet daha o dönemde yaşam tarzı tartışmalarını sıklaştırmaya başları’ diyor.

Şerif Mardin tarafından 2007’de sosyolojik kavram olarak ifadeyle kullanılan kavrama dair sosyal bilimcilerce ortak bir tanım yapılamadı. (Vikipedi)

Toplumun bir kesiminin bir diğer kesimi üzerinde; ülkemizde muhafazakar kesimin seküler kesime veya seküler kesimin muhafazakar kesime uyguladığı manevi baskı diye de tanımlanabilir.

Emek ve Akse Mahallelerinden CHP’li kadınlar ile muhafazakar yurttaşların yoğunlukta olduğu Çayırova’da; “Çayırova’da kadın olmak”ı konuştuk. CHP’li kadınlar tam anlamıyla ‘Mahalle baskısı’ diye tanımlanabilir bir psikolojik baskıyla şort dahi giyemediklerini,

2000’lerin başlarında dönemin CHP’li belediye başkanı Timur Koç döneminde inşaat çalışmaları başlayan Çağdaşkent’in de nüfus yapısındaki değişim ile tutuculaştığını söylediler

Kadıköy’e 40 kilometre mesafede ama özgürlüklerde, 50 yıl önceki Kadıköy’ün dahi çok gerisinde. Muhafazakâr kesimi ekseri, diğerine selam vermiyor. “Eve geç geliyor” diye bir hemşireyi, apartmandaki konutundan imza ile sürmüşler…

Fotoğraf

Soldan sağa:

Vicdan Karabük, Zehra Vurucu, Şengül Honca Çiftçi, Nuran Bilmez, Melek Gün

**

Çağdaşkent eski

Çağdaşkent değil

CHP Çayırova İlçe Örgütü üyesi Vicdan Karabük, kurulduğu dönemden bugüne Çağdaşkent sakini. Vakti zamanında eşinin tek emekli maaşı ile dahi, taksitlerini ödeyip daire edinmişler. Şimdi “Nerede” diyor. “Çağdaşkent’te kadın olmak, Türkiye'de kadın olmak kadar zor” diyen Karabük şunları kaydetti:

“Çağdaşkent halkı biraz daha mutaassıp. Her yerde benzer durum var. Sırf Çağdaşkent, Yeni Mahalle diye ayıramayız.

Çağdaşkent’te parkımız, mesire alanımız var. Semt halkı ilk başlarda daha sosyal idi ama günümüzde yapı olarak çok değişti. Biraz daha tutuculaştı. Komşuluk açısından daha çok haremlik-selamlık tarzı sürdürülüyor. Tesettüre bürünmüş küçük kız çocuklarının gittiği, Kur’an kursu adı altında Sübyan okulları açılıyor. Çağdaşkent, ilk başta kurulduğu gibi değil.

Bizim binada kiracı olarak oturan hemşire bayandan, geç saatte eve geliyor gidiyor diye. Hemşireden yana tavır aldım. Herkesin iş için, sosyal hayat ve gezme için istediği saatte evine gidip gelebileceğini söyledim. Bana karşı bir tutum oldu. Kadını imzayla çıkarttılar. Oturduğum semt modern görünüyor ama son 10 senedir tamamen mutaassıplaştı. Bina içinde, komşulukta da bu ayrımcılığı yaşıyoruz. Ben yazlık yerlerde askılı bluz giyebiliyorum ama oturduğum mahallede giyemiyorum. ‘Etraf ne der?’ Çevre baskısı maalesef her alanda var maalesef.”

**

Evlere Kuran okumaya

gönülden, Hak için gidiyorum

CHP Çayırova Kadın Kolları saymanı Melek Gün, evli ve iki çocuk annesi. Akse Mahallesi’nde oturuyor. Ev kadını olan Melek Gün, gönüllülük temelinde,  “Canı gönümden ve Hak için”, evlere Kuran okumalarına gidiyor. Toprak Sitesi sakini olan Melek Gün oturduğu civarda sohbetlerin ekseri dini ölçekli gerçekleştiğini belirtti. Kadınların daha özgürleşmesinden yana. Kadın cinayetlerinin son bulmasını istiyor ve, “Kadın nerede olursa orada devrim olur, orada güzellikler olur. Bunu istiyorum. Her gün kadınlar günü olsun, anneler günü olsun, kadınlar değer kıymet bulsun” diyor.

**

EMEKLİLİĞİM DOĞRU, MUHİT SEÇİMİM YANLIŞTI

Emek’te bir sokak arayla iki kültür çatışıyor

 

CHP Çayırova Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi Nuran Bilmez, 56 yaşında. Sivas’ın Zara İlçesi eşrafından. Çayırova Belediye Meclis Üyesi Yılmaz Bilmez’in eşi. İki çocuk annesi, üç torun sahibi. Bilmez, “Çayırova’da kadın olmak”a dair özetle şunları söyledi:

“Bekârlık yıllarımda İstanbul Mecidiyeköy’de, Koç Holding'in dış ticaret firmasında, ihracat bölümünde çalıştım. Evlendikten sonra Çayırova'ya yerleştim.  Emekliyim ve şu an ve kadınıyım.

Emeklilik, hayatımda verdiğim en doğru karardı: 12 yıl önce emekli olduğum gün, ‘Hayatım kurtuldu’ dedim. Kendi cebinde kendine ait bir paranın olması, ekonomik özgürlüğün olması muhteşem bir olay. Bu durum çocuğumun torumun durumunu, hayatımızı değiştirdi. Bu konuda eşim Yılmaz’dan hiçbir cümle duymadım ama insanın cebinde kendisine ait parasının olması muhteşem bir olay.

Koç Grubu’nda çalıştım ama daha sonra primlerimi kendim bireysel ödediğimden düşük maaşla emekliye ayrıldım. O dönemlerde isteğe bağlı emeklilik vardı, değerlendirdim.

İstanbul'da Kadıköy İlçesinde; Göztepe, Hasanpaşa ve Esatpaşa semtlerinde oturdum. Çocukluğum o civarlarda geçti. Oralarda büyüdüm. Ruhum hep oralarda kaldı aslında.

İlkokul hayatım 1976’da Göztepe’de başladı. 50 yıl oluyor. O dönemde bile oralarda Avrupai bir hava vardı. Şu an yaşadığım yer Çayırova, 50 yıl aradan sonra üstelik, oranın dörtte biri kadar bile özgür değil.

Şu anda oturduğumuz muhit, yer, çok mutaassıp bir yer. Emek Mahallesi'nde iki ayrı kültür yaşıyor. Bir kesim çok mutaassıp, bir kesim cumhuriyetçi. İki kesim arasında bir sokak var ve iki kesim, ‘çatışma’ halinde.

Mutaassıp yurttaşların yoğun olduğu kesimden ev aldım, hayatımın hatasını yaptım. Komşu olarak bir zararları yok ama selamlaşma da yok. İki sokak öteye, Cumhuriyetçi kesimin arasına gittiğimde özgür, bireysel, kendime güvenen bir insanım. Ama oturduğum binada asansörden indiğimde yandaki erkek komşum bana selam vermiyor. Bir kadın görünce yüzlerini çeviriyorlar. Böyle bir ‘çatışma’ içinde yaşıyoruz.

Onlara toplantı teklif ettim kabul etmediler. Alt kat komşum çok modern ama ne yaparsanız yapın AK Parti zihniyetini asla değiştiremiyorsunuz. Bu çok acı veriyor. Anlatıyorsunuz, anlamak mı istemiyorlar. Ya da bireysel bir fayda var. 10 yıl önce o muhite yerleştiğimde kimsenin hiçbir şeyi yokken şimdi her evin iki arabası var ve hanede tek bir kişi çalışıyor. Bu neyle, nasıl dönüyor? Çocukları özel okullarda okuyor.

Çok zor yani. Adımlarını ölçerek yürümek zorundasın. Giyim kuşamda bir kadın olarak elbette kendimize dikkat ederiz. Ama onlara karşı daha dikkatli davranmak zorundayız. Hele Ramazan’da balkona çıktığında adeta göz hapsinde oluyorum. Herhalde, bir şey yiyip içtiğimi mi merak ediyorlar.

Bir mahalle baskısı var. Yazın genelde şortla gezerim ve sitede adımı ‘şortlu kadın’ koymuşlar. Beni o şekilde tanıyorlar çünkü benden başka kimse şort giymiyor.

İki sokak aşağıda hepimiz şortluyuz. Onlar ne düşünürse, onların sorunu.

Kendimi hiçbir zaman oraya ait hissetmedim. Doğalgazlı evim olsun diye o muhite gittim. 110 daire var. O çevrede sadece birkaç kişiyle diyalog kuruyorum. Çevre baskısı her alanda var maalesef.

Onlara, ‘Bir kadın değişirse bir sokak, bir sokak değişirse dünya değişir’ felsefesini onlara empoze etmem gerekir. Çok da gayret ediyorum. Hayat kadınlarla güzelleşir.

**

Ev ziyaretlerinde ekseri

konumuz: Kadına şiddet

CHP Çayırova Kadın Kolları yönetiminden Zehra Vurucu siyasi propaganda çalışmalarının ev ziyaretleri ayağında konularının ekseri eğitim, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi konu edindiklerini söyledi. Kadına yönelik pek çok aile içi şiddet vakasının, ‘Çevrem ne der’ baskısı altında gün yüzüne çıkmadığını ima etti.  Vurucu, “Kadınlar güçlü olursa toplum güçlü olur. Tüm kadınlarımızı birlikte üretmeye, dayanışmaya ve halklarını savunmaya davet ediyoruz. Amacımız Çayırova’da kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayatta daha güçlü yer almasını sağlamak. Kadınların sorunlarını dinliyor, çözüm için projeler üretiyoruz. Dayanışmayı büyütmek istiyoruz” dedi.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 25 Nisan 2026 11:18
YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Ayfer 15:38 - 25 Nisan 2026

Bencede bulunduğumuz semtte kadınlarımız haklarının farkında olmadan bir yaşam sürüyorlar .Daha birçok sorunlarla mücadele ediyorlar en önemliside geçim sıkıntısı herkes gibi belini büküyor

0 Beğenmedim
BENZER HABERLER
X