Sosyal tesis: Tercih doğru. Uygulama yanlış
23 Ocak 2026 03:08

ÖNCELİKLİ SORUNUMUZ TIR PARKLARI Sosyal tesis: Tercih doğru. Uygulama yanlış

2029 yerel seçimleri için BM üyeliğine adaylığını açıklayan Mustafa Kocabay ilçenin Dilovası'nın sorunu olarak lojistik depolarından sebep usulsüz TIR Parkları olduğunu belirtti. Belediyenin sosyal tesisinin doğru tercih olduğunu ancak fiyat politikasının yanlış olduğunu söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Seri röportaj - 2

Dilovası Belediye Meclisi’ne 2024 yerel seçimlerinde bağımsız aday olan ancak seçilemeyen Mustafa Kocabay, geri adım atmadı. 2029 yerel seçimleri için bağımsız adaylığını, her partiden gelecek adaylık teklifine açık kapı bırakarak şimdiden açıkladı. Kocabay ile Dilovası’nı “enine boyuna” konuştuk. Kocabay ilçenin öncelikli sorunu olarak lojistik depolarından sebep usulsüz TIR Parkları olduğunu belirtti. Belediyenin sosyal tesisinin doğru tercih olduğunu ancak fiyat politikasının yanlış olduğunu söyledi:

 

  • Belediye meclisini bu dönem gözlemlediniz mi? Tespitleriniz nedir?
  • Dilovası Belediye Meclisi’ni ama basından, ama sosyal medya mecralarından, fırsat buldukça toplantı günleri yerinden takip ediyorum. Bu dönemin üyeleri arasında halkın sesi soluğu olan, çok güzel işler yapan arkadaşlarımız var ancak tecrübe eksikliği yaşadıklarını gözlemliyorum. Bazılarını ise tamamen yetersiz buluyorum. Bu ama aday olunan makama yeterince hazırlanmamak, ama yeterince bilmemekten kaynaklı. Ekseri atamayla belirlenen meclis üyesi adaylıklarında liyakattan çok adayın ama ekonomik gücü ön planda tutuluyor. Alt kimliği veya kimlikleri üzerinden sandığa taşıyacağı öngörülen oy sayısıyla aday belirleniyor. Dilovası’nda günümüzün genç nesli ilerleyen yıllarda ilçenin hâkimi olmadıkça, nesillerde değişkenlik sağlanmadıkça siyaset hala en az birkaç dönem daha böyle bir zeminde sürecek gibi. Aday belirleme kıstaslarında öncelik yine ekonomik güç ve oy potansiyeli olacaksa, hiç olmazsa içlerinden dediğim anlamda en faydalısı olacaklar tercih edilmeli.

 

  • Belediye başkanı Ramazan Ömeroğlu ve belediyeyi, 2024 seçimlerinden bugüne değerlendirir misiniz?
  • 2024 yerel seçimlerinden bu yana belediyemizin takdir ettiğim, çok iyi bulduğum hizmetleri var. Bunları zaman zaman, sosyal medya paylaşımlarımda da açık yüreklilikle ifade ettim. Doğru karar verilen ama uygulaması yanlış projeleri de var. Örneğin, ilçeye kazandırdığı sosyal tesisler çok iyi ama fiyat politikası, bir o kadar yanlış. Belediyeler, kar amacı güden kurumlar değildir. Şirket mantığıyla yönetilemez. Sosyal tesis, adı üstünde halkın asla küçümsenmemesi, göz ardı edilmemesi gereken sosyal ihtiyaçları ve sosyalleşmesi içindir. Gerektiğinde vergilerden edindiğin gelirin bir kısmını o tesise kaydırarak, zararına hizmet verirsin ama zararına gözüken de halkı sosyalleştiriyorsa yararınadır aslında. Tüm mesele nereden baktığınızda, neyi gördüğünüzle ilgili.
  • Belediyenin bu dönem, ne yapmasını beklerdiniz?
  • Kurumsal anlamda bu dönemin Dilovası Belediyesi’nden, kişiselde Sayın Ramazan Ömeroğlu şahsında Dilovası Belediye Başkanı’ndan gerek söylem, gerek eylemde ilçemizde raylı sistem için hamleler beklerdim. Geçmiş dönem belediye başkanları dâhil, hep gözardı edilen bir konu, bir temel ihtiyaçtır. Örneğin; Haydarpaşa – Adapazarı arası tren seferleri faal iken Diliskelesi’nden çok sayıda emekçi, Tuzla’daki tersanelere çalışmak için gidebiliyordu. 10’larca hatta 100’lercesine o trenler; ucuz, hızlı ve trafik eziyeti yaşatmadan evden işe ulaşımlarını sağlıyordu. Daha da ötesinde tersane kendilerinin ve ailelerinin geçim kaynağıydı. Hattın önce Marmaray projesinden ötürü uzun süreli Adapazarı – Gebze arasında sınırlı kalması, ardından Adapazarı – Pendik arası sınırlı tutulması ve sefer sayılarının kısıtlanması ile çok sayıdaki insanımız oradaki ekmek kapısından oldu. Bu gibi durumlarda belediye başkanları, ‘Yetkimiz sınırları dışında’ kolaycılığına kaçmamalı. Meseleye böyle bakarsanız, halk ile kamu kurumları arasında köprü işlevi gören muhtarlıklara, muhtarlara ihtiyaç yok çünkü yetki sınırlarına giren, bir kamusal üretim ve çözüm yetkileri dahi yok.
  • Dilovası’nın çözüm bekleyen öncelikli sorunları, sizce neler
  • İlçemizin çözüm bekleyen öncelikli sorunları arasında mahalle içlerindeki lojistik depoları ve o depolardan sebep, ağır vasıta araçlarının ama trafik içindeki seyirleri ama usulsüz park halleriyle işgalleridir. Kararname yasağına rağmen TIR’lar ilçemizdeki yerleşim yerleri içinde varlığını sürdürmektedir. Hayati bir meselidir. Çözüm, derhal üretilmelidir. Öte yandan devlette devamlılık esastır. Belediyenin başına malum siyaset ile seçilenlerin üç dönemdir adaylık sürecinde TIR Parkları ile çözüm vaadi ve sözüne rağmen seçildikten sonra hiçbir şey yapmamaları, halkın siyasetçiye ve siyaset kurumuna olan güvenini de sarsmaktadır.
  • Diliskelesi’nde oturuyorsunuz ve sahiliniz malum vakalarla gündemde. Siz ne düşünüyorsunuz?
  • Diliskelesi sahillerinde olup bitenlerde, farklı bir algı çalışması var. Ben ilçemizdeki muhtarlar ile de diyalog halindeyim. Özellikle bazı muhtarlarımız halk ile belediye arasında köprüler kuruyorlar, çalmadık kapı bırakmıyorlar takdir ve tebrik ediyorum, ama açık yüreklilikle ifade ederim ki mahallemizin bu dönemki muhtarına da çok sıcak bakmıyorum. Sahilde belediyemizin kayda değer, önemli bulduğum ve hayata geçmesini dilediğim bir projesi var. Belediye başkanımız ilgili Bakanlıkların ilgili birimleri ile kurduğu diyaloglar sonrası projenin onay aldığını müjdeledi ama hayata geçmediği sürece, müjde kelimesi karşılığını bulmayacak yerini hayal kırıklığına bırakacaktır. Diğer taraftan Beldeport sahilde, kendi mülkiyetindeki alanda çalışma yapıyor. Asıl sorgulanması gereken kıyıların tamamen halka açık olması gerekliğine karşın ilçemizde limanlara ve sanayiye, ama örneğin İstanbul Boğazı’nda ise sermayedarların villalarına, Ege sahillerinde otellere ve özel plajlara açılarak halka kapatılmasıdır. İstanbul’un günübirlik sayfiye yeri Adalar’da bile sahillerin denize girilebilir yerleri, ‘Değnekçi’ diye tanımlayacağımız kişilerce paralı hale getirildi. Tartışacaksak kişi ve kurumlardan bağımsız, yasaları ve uygulanırlığını tartışalım.
  • Diliskelesi sahiline proje, belediye meclis üyesi adaylığım dönemimde projelerim arasında vardı. Elbette bağımsız meclis üyesi olarak bir yetkim, çözüm gücüm olmayacaktı ancak söylem hakkım olacaktı. Halkoyuyla bağımsız adaylıktan gireceğim mecliste, o gücün etkisiyle icra makamlarını harekete geçmeye adeta mecbur edecektim. Yine meclise seçilseydim ulaşım, hava kirliliği, sağlık gibi önemli sorunları çözüm önerilerimle birlikte dile getirecek, gündem oluşturacaktım.

 

  • Osmangazi Köprüsü bağlantı yolu, mahallenizden geçiyor. Bu bir avantaj değil mi?
  • İkamet ettiğim Diliskelesi Mahallesi, 16 bin nüfusa yaklaştı. Osmangazi Köprüsü’nün bir ayağının mahallemiz sınırında olması önemli. Köprüyle birlikte kurulan AVM ilçemiz insanları şahsında Dilovalıya istihdamda ve ekonomide kazanımlar getirmeliydi ama ne yazık ki; pandemi sürecinde sağlık koşulları gerekçe sürülerek hayata geçirilen bir uygulama adeta bir insanlık suçu olarak devam etmektedir.  Bulunduğu lokasyon itibariyle ülke geneli herkese açık tesis, Diliskelesi ve Dilovası Mahallesi sakinlerine kapalıdır. İçeri giriş engellidir. Filistin eylemlerinin ürün, marka boyutunun ayağında bu tesiste yaşanan kimi durumların, onları rahatsız ettiği önü sürülüyor. Gerekçe o eylemler ise; doğrudur yanlıştır abartılıdır abartısızdır, bazı yurttaşları rahatsız etmiştir etmemiştir, ayrı mesele. İnsani bir tepkidir ve hiçbir kimse, Siyonist İsrail’in soykırıma dönüşen faşizminde can veren Gazzeliler kadar mağdur edilmiş olamaz. Gerekçe oysa, söz konusu bile edilemez. Gerekçe oysa, ‘özrün’ kabahatten daha büyük halidir.

 

  • Mahalleniz ile ilçenin merkezi mahalleleri arasında, adı konmamış bir soğukluk var gibi?
  • Dilovası ilçe merkezi ile Diliskelesi Mahallesi arasında bir soğukluk diyelim, inkâr edilemeyecek bir gerçekliktir. Gerekçesi siyasi aktörlerin başta spor kulüpleri olmak üzere hayatın her alanında müdahale hamlesidi Yakın tarihte Diliskelesispor’un yaşadığı malum vaka, siyasi aktörlerin kulübü de tekellerinde bulundurma çabasından ötürüdür. Mahallemizde, ticari anlamda da bir hareketsizlik ve soğukluk var. Mimar Sinan Mahallesi, İstiklal Caddesi üzerindeki ticari canlılık ve hareketlilik ne yazık ki mahallemizde yok. Mahallemizin girişimci sakinlerinin yatırım tercihi de ekseri, Gebze oluyor. Bunun önüne ancak belediye öncülüğünde, halkın ulaşabileceği fiyat politikaları ile kazandırılacak sosyal tesislerle geçilebilir. Tek başına yetersiz ama etkili bir çözüm yöntemidir.

 

  • 08 Kasım’da Ravive Kozmetik faciası gündemdeki yerini koruyor. Sizce vakaya ne sebep oldu?
  • 08 Kasım’da ilçemizde yaşanan, sadece bizlerin değil ülke genelinde toplumun vicdanlarını yakan Ravive Kozmetik faciasında sebep denetimsizlik, sorumsuzluk ve ihmalkârlıktır. Hayatına kaybeden yedi emekçi yurttaşımıza herkes gibi ben de üzülüyorum. Mekânları cennet olsun. Yaşanmaması gereken bir faciaydı. Önlenebilirdi. Bazı kesimlerin bu tür vakaları, önlenebilir olmasından sebep ‘İş cinayeti’ olarak tanımlamasını, ben o tanımlamayı kullanmasam dahi anlıyorum. Haksız da sayılmazlar. Bir sosyal medya paylaşımımda da ifade etmiştim. Belediyeye yürüme mesafesinde, İŞKUR İlçe Müdürlüğü ile komşu bir işletmede yaşanan faciadan belediye başta olmak üzere tüm kamu kurumları gereken dersi almıştır diye umuyorum. Kaybettiğimiz her bir can aynı zamanda bir evlat ve hiçbir evlat, kolay yetişmiyor. Ülkemiz, ucuz ölümler ülkesi olmamalı.

 

  • Dilovası’nda yapılaşmanın yüzde 95’i kaçakmış?
  • Dilovası Belediye Meclisi’nin kasım ayı olağan toplantısında ilçemizdeki yapılaşmanın yüzde 95’inin usule uygun olmadığı, bazılarının 2B ve benzeri uygulamalarla sonradan usule uygun hale getirildiği, belediyeyi bağlayacak şekilde bizzat belediye meclis üyesi Suat Şık tarafından açıklandı. Ravive Kozmetik faciasından hemen sonraki gergin mecliste yapıldı bu açıklama şayet faciada belediye ihmalinin örtbası içinse, çok yanlıştır. Belediyemiz, faciadan gereken dersi almamış demektir. Öte yandan kaçak yapılaşma bugünün değil, dünden bugüne birikerek gelen, bugünün de sorunudur. Açıklanan orana göre Tavşancıl Mahallesi hariç yanılmıyorsam ilçenin tamamı, kaçak! Kaçak diye tabir edilen tüm konutlarda insanların Anayasal hakları olan barınma haklarını kullandıkları da, her tür vergilerini ödedikleri de, bu kişilerin elektrik, sudur kurumsal aboneliklerinin varlığından sebep zaten çoktan meşrulaştığı gerçeği de göz ardı edilmemeli. Kaçak yapılaşmanın tek başına günümüz belediye yönetimine ve belediye başkanına mal edilmesi yanlıştır ve haksızlıktır. Faciadaki olası ihmalini ise hep birlikte sorgulayalım.

 

  • Belediye binası için yeni tasarlanan yer, sizce uygun bir yer mi?
  • Dilovası Belediyesi’nin olası yeni yerine dair kararları da, tartışmaları da gözlemliyorum. İlçemizde olan biten her konuyu ama yerinden, ama sosyal medya ama basından alabildiğince takip edip önce bilgi, sonra fikir sahibi olmak amacındayım. Belediye binası için yeni tasarlanan yer, merkezi konumdaki Cumhuriyet ve Mimar Sinan Mahallesi sakinlerinin dahi ulaşım zorluğu yaşayacağı bir lokasyondadır. Önce pazarcı esnafı için sabit pazar yeri olarak tasarlanmıştır. Pazarcı esnafının, ‘Müşteri gelmez, iş yapamayız’ diye tercih etmediği yere, halkın birçok konuda mecburen gitmek zorunda kaldığı belediye binası konuşlandırılmak istenmektedir. Aynı yerin gerek sabit pazar yeri, akabinde belediye binası olarak değerlendirilmesine dair olan kararlarda en büyük hata, ortak aklın işletilmemesidir. Başkanlarını, belediye başkanının işaret ettiği değil halkın kendisinin belirleyeceği kent konseyinin olmaması, hatalı kararları peşpeşe getirmektedir. Yeni belediye binası için yer seçimi yanlıştır ama tercih şekli, daha da büyük yanlıştır. Karar mekanizması bu şekilde işledikçe benzerlerine daha çok imza atacaktır. Belediyeye yeni bina kazandırmak, halk mecburiyetinden ötürü “hizmet” kalacak ama özünde, eziyet olacaktır.

 

  • Kentsel dönüşümde yeni yapılaşma için Tavşancıl, sizce doğru tercih mi?
  • Kentsel dönüşümde tespit edilen yer, ilçe merkezine uzak mesafedeki Tavşancıl Mahallesi oldu. Bence bu dönüşüm yine ilçe merkezinde, yerinde dönüşüm şeklinde olmalıydı. AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman ilçe merkezinin bir yere taşınmadığını, bir televizyon programında söyledi ama niçin böyle bir algı oluştuğunu galiba hiç sorgulamadı. Siz ilçe merkezinin sakinlerini kentsel dönüşümde Tavşancıl’a taşırsanız, algı da ilçe merkezinin taşınacağı yönünde olur. Taşınması gereken, sanayidir. Siz halkı taşırsanız, halk mağdur olur. Tavşancıl’a ulaşım, problemli. Yapılaşma arttıkça, hele ki gereken önlemler alınmazsa daha da artacaktır. İlçe merkezindeki sanayinin kuzeydeki OSB’lere tahliyesi olması gerekendi. Konutlar değil, fabrikalar gitmeliydi.
  • Öte yandan Tavşancıl; liseyi okuduğum ve yerel seçimlerde de en çok oyu aldığım tarihi ve sempatik bir mahallemizdir. İlçemizin sayfiye yeridir. Her tür hizmeti hak ediyor ancak yeterli hizmeti almıyor, alamıyor. Geçenlerde haber sitenizde konu edildi. Sürekli hizmet verecek bir aile hekimleri bile yok. Kısa bir süre önce tarihinin ilk eczanesine de kavuşan mahallede mahalleli, aile hekimi hizmetini komşu ilçenin mahallesi Hereke’den alıyor.

 

  • Sizce kentsel dönüşüm, nasıl olmalı?
  • İşim gereği Türkiye’nin pek çok yerini gezdim, gördüm, gözlemledim. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde kentsel dönüşüm merkezi bir lokasyonda, halkın ulaşımda da sorun yaşamadığı bir planlama ile hayata geçirildi. Eskasa Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde belediyenin sosyal tesis yapılanması ve fiyat politikasını takdir ediyorum. Zonguldak, yapılaşma olarak Diliskelesi’ni andırıyor. Yerel yönetimlerinin yapılaşmadaki, imardaki uygulamalarını yerinde buluyor, örnek alınması gerektiğini savunuyorum.

 

  • Kentsel dönüşümde gözardı edilmemesi gereken bir diğer detay; Dilovası’nda yerleşik nüfusun ileri yaşta olanlarının ayağı, köyde yaşadıkları yıllarda toprak gördü. Eskaza, göç edip geldikleri Dilovası’nda da yapı tercihleri ile ayaklarını yerden kesmedi. Şimdi onları apartman binalarına, bloklarına adeta hapsetmek, ayaklarını topraktan kesmek olacaktır. Psikolog değilim ama birkaç psikoloğa danıştım, insan psikolojisini etkileyecek olumsuz bir vakadır. 55 bin nüfuslu Dilovası halen aile geleneğinin tüm sıcaklığıyla sürdüğü, aile sıcaklığı ve yaygınlığının hanelerden çıkıp sokak, cadde ve mahallelere taştığı bir yaşam biçimine sahip. Bu anlamda özellikle Marmara Bölgesi’nde az sayıdaki ilçelerden biriyiz. Belki tekiz, belki bu kültürü en iyi sürdüren bir ilçeyiz. Kentsel yapılaşma hamlelerinde bu doku da göz ardı edilmemeli, tahribata uğratılmamalı.

 

  • Gebze Bölgesi’nde kendine özgü müzik topluluğu, tiyatro topluluğu olmayan tek ilçe Dilovası?
  • İlçemizde kültür sanat anlamında; sinema yok. Sinemaseverler, farklı ilçelere gidiyor. Tiyatro ve müzik faaliyetleri yetersiz. İlçemizin bu iki alanda, Dilovalılar’dan oluşan amatör toplulukları da sorduğunuz gibi, yok. Halbuki “O ses Türkiye” programı dahil olmak üzere farklı mecralarda kendisini kanıtlamış çok yeteneğimiz var ancak bir zemin yok. Doğu Anadolu yaygın bir ilçeyiz. Halkın kültür sanat alanında yeteneği, tiyatrodan ziyade müzikte daha yoğun. Bu değerlendirmeli. Gebze Bölgesi’ndeki üç ilçede de ama belediye çatısında ama belediyeden bağımsız; tiyatro ve müzik alanlarında çok sayıda topluluk kültür sanat üretirken ilçemizde, müzik topluluğu dahi yok. Bence gündeme getirilmesi gereken, önemli bir eksikliğimizdir. Müzik alanında KBB KOMEK’in rağbet görmeyen çeşitli kursları var, oralarda da enstrüman yetersiz.

 

  • Öte yandan Dilovası Belediyesi’nin kimi gezileri, sosyal etkinlikleri olabiliyor. Manevi değerlere atıfla geziler de oluyor. Şehir gezileri de. 65 yaş üstü yurttaşlara yönelik olanları da çok önemli ama nedense biz o gezi ve etkinlikleri olup bittikten sonra, sosyal medyadan, tesadüfen öğreniyoruz. Sınırlı sayıda kişiyle yapılan o etkinliklerde sanki kimlerin yer alacağı da belirlenmiş. Ön duyurusu yapılmıyor ki arzın ötesinde talep olmalısın. Belediyenin bu etkinliğini yerinde ama bu anlamda, şaibeli buluyorum.

 

  • Sorularımıza yanıtlarınız haricinde, söylemek istedikleriniz?
  • Dilovası’nda güç el değiştirebiliyor ama o güç, bir türlü paylaşımcı olmuyor. Bu da dışlanma ve ötekileşme hissi ile birlikte gençlerin ilçeden kopuşunu, beraberinde getiriyor. Buna bir de sosyal tesis ve alan yetersizliği eklenince, genç nesiller şahsında ilçenin geleceğine dair endişelerim var. Belediyenin sosyal tesisleri yaygınlaşmalı; ilçe sakinleri ve yaş gruplandırmaları üzerinden indirimli ve uygun fiyat politikaları ile faaliyetini sürdürmelidir.

 

İLGİLİ HABER

Kısa vadede BM’ye, orta

vadede başkanlığa adayım

 

2023’te YRP’den milletvekili aday adayı, 2024’te Dilovası Belediye Meclisi’ne bağımsız aday olan Mustafa Kocabay hedefini yerel irade olarak netleştirdi. 2029’da BM’ye her partiden teklife açık şekilde şimdiden aday. Orta vadede, belediye başkanlığını hedefliyor

https://www.gebzeemek.com/haber/siyaset/2029da-yine-meclise-sonra-zirveye-aday/2877.html

Güncelleme: 23 Ocak 2026 03:12
BENZER HABERLER
X