RÜYAMDA KARTAL, SİNEKLE KONUŞUYORDU Alay etmek ve dışlamak da akran zorbalığı
Okul öncesi öğretmenliğe Bitlis’te başlayıp Gebze’de sürdüren Ezgi Yar ilk kitabında kahramanını, sinekle arkadaş etti. Rüyasında öyle görmüş. Akran zorbalığını da psikolog edasıyla irdeledi. Arkadaş ortamında dışlanma ve alaya alınmanın da akran zorbalığı olduğunu söyledi
Gerek ülkemiz ve ilimiz, gerekse dünyamızda herhangi bir hayvanseverin, hayvanveren derneğinin sinekler için ayaklandığına tanık olundu mu, bilinmez ama galiba yok.
Hayvanların merkeze alındığı masal ve hikayelerde de sinek pek tercih edilmez ama tercih edenler de oluyor…
Ezgi Yar…
Okul öncesi öğretmenliğe Bitlis’te başlayıp Gebze’de sürdüren Ezgi Yar ilk kitabında kahramanını, sinekle arkadaş etti. Rüyasında öyle görmüş. Akran zorbalığını da psikolog edasıyla irdeleyip arkadaş ortamında dışlanma ve alaya alınmanın da akran zorbalığı olduğunu söyledi
İçinde bulunduğumuz günlerde iki kitabı daha yayınlanan Ezgi Yar;
Kıskançlık’ta;
Kedilerle ilgili olan evde sahibiyle birlikte yaşayan Bado’nun hayatı eve gelen ikinci kediyle değişiyor. Kıskançlık ile yaşanan olaylardan sonra ortam tatlıya bağlanıyor
Barış Ormanı’nda;
Ormanın başkanı olarak gezinen aslana karşı birlik oluyorlar ve ormanda bir seçim yapıyorlar. Seçim sonrasında aslanın kaybetmesi sonucunda gelişen olaylar anlatılıyor
Genç öğretmen yazarla ilk kitabı Uçan Arkadaşım Sin ve akran zorbalığı üzerine konuştuk:
İletişim eğitiminizin, mesleğinize ne gibi katkıları var. Televizyonculuk eğitimini ileride icraata dönüştürecek misiniz?
Okul için çekim yapılacağı zaman daha profesyonelce gerekli ayarları yapıp çekmeye çalışıyorum. Şu an için televizyonculuk eğitimimi bir icraata dönüştürmeyi düşünmüyorum ama ileride neden olmasın.
- Yazın hayatınızın başlangıcına gördüğünüz bir rüyanın etkisi olduğunu söylediniz. Rüyanızı anlatır mısınız?
- Rüyamda; kitaptaki gibi ismi Kartal olan bir çocuk parkta basamağa oturmuş top oynayan çocukları seyrediyordu üzgün bir şekilde. Top, Kartal’ın yanına geliyordu. Çocuklar Kartal’dan topu onlara atmasını istiyorlardı. Tabi Kartal o sırada yanındaki sinekle konuştuğu için onları duymuyordu. Mahallede top oynayan çocuklar da Kartal ile dalga geçip onu aralarına almıyorlardı.
- Kitabın hedef kitlesi çocuklar ile birlikte onları anlamak isteyen büyükler.. kitap yayınladıktan sonra, dönüşlerden sebep her iki kitleye ulaşabildiğinizi söyler misiniz?
- İlk kitabım olması sebebiyle yakın çevremdeki dostlarımdan, arkadaşlarımdan ve ailemden destek gördüm. Ve kitabı okuduklarında da işlediğim konunun ne kadar önemli olduğunu göreceklerini düşünüyorum. Çocukları, torunları için de kitabı alanlar oldu. Küçük okurlarımdan da gelen geri dönüşlerden kitabı beğendiklerini öğrendim ve taze bir yazar olarak bu beni çok mutlu etti. Yazarlığına güvendiğim arkadaşlarımdan da yorumlar geldi. İlk kitabım olmasına rağmen başarılı olduğunu söylediler. Bu yorumdan da mutlu oldum.
- Hayvan türü neden sinek.. Sinek genelde tiksinilen ve öldürülmesi gerektiği düşünülen bir hayvan. Bir sineği sempatik göstermek risk değil miydi?
- Evet. Aslında sineği bir karakter olarak göstermek özellikle ilk kitap için riskli bir tercihti. Değiştirmemi söyleyenler oldu ama hem rüyamda gördüğüm karakter sinekti hem de bu zamana kadar sineğin bir karakter olduğu bir kitaba rastlamadım ve edebiyat dünyasında farklılık yapmak istedim.
- Çocuk kitabı yazarlığında yaş grubu üzerinden hitap edilen kitleyi göz önüne aldığımızda.. Yazın biçiminizi ne derece belirliyor?
- Aslında yazarlık macerama yetişkin kitabı yazarak başladım. Pandemi zamanında o yarım kalınca gördüğüm rüyanın da etkisiyle çocuk kitaplarına yöneldim. Ama tabi ki yarım bıraktığım o yetişkin kitaplarını da tamamlamayı planlıyorum.
- Rehber öğretmen, kitapta sıklıkla yer ediniyor. Rehber öğretmenlerin önemi sizce nedir?
- Bir çocuğun öğretmeniyle veya ailesiyle içinden çıkılamayan durumlarda rehber öğretmenlerin çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyor ve inanıyorum. Kartal’ın bu durumunda ailenin içinden çıkamadığı zamanlarda rehber öğretmen Elif Hanım çok destek oluyor.
- “İçinde tutma…” sineğin ilk dersi. Kişi içine atınca veya içinde tutunca ne gibi yan etkileri olabiliyor?
- Benim düşüncem, insan içine attıkça gergin ve sinirli bir kişiliğe dönüşebiliyor. Gerildikçe çevresinde kimse kalmıyor ve sonuç olarak kişi yalnız kalabiliyor. Zamanla da mutsuz biri oluyor. Ama tabi Kartal’ın durumu biraz farklı o yalnız olduğu için, içine atıyor. Çevresinde tek konuştuğu kişiler anne ve babası. Onlarla da belli başlı okulla ve dersleriyle ilgili konuları konuşuyor.
- “Akran zorbalığı”nda ben fiziki şiddet de öngördüm.. Siz kitabınızda akran zorbalığının hangi tür veya türlerini konu edindiniz?
- Ben kitabı yazarken daha çok duygusal olan akran zorbalığını düşündüm. Birinin fiziki özellikleriyle dalga geçmek, onu aralarına almayıp onu dışlamak düşüncesi üzerinden yola çıktım. Bir öğretmen olarak okulda da sokakta da her yaştan gençte şahit olduğum bir konu akran zorbalığı. Mesela sandalyesinden düşen arkadaşımıza gülüp onunla dalga geçmek bile bir çeşit akran zorbalığıdır diye düşünüyorum. Günümüzde haberlerde de sosyal medyada da görüyoruz akran zorbalığının sonuçlarını. Sonu bazen ölüme kadar gidebilen tehlikeli bir sorun.
- Eserinizde de vad. İçses nedir, neden önemlidir?
- İç ses bence bir nevi kişinin vicdanıdır. İnsanın kendi kendisini yargılamasıdır. Bu kitaptaki iç ses ise yalnız olan bir çocuğa arkadaş oldu.
- Okul Aile Birliğinin önemi..
Okul – aile birliği bence öğrencinin eğitim hayatı için önemli bir işbirliğidir. Çocuğun gelişimi ve sorunlarının çözümünde işbirliği önemlidir.
- Yeni bir kitap çalışmanız, hedefiniz var mı başladı mı?
Şu an bilgisayarımda anasınıfı seviyesinde tamamlanmış bir kitabım var. Yine iki tane çocuk kitabı üzerinde çalışıyorum. (Bugünlerde yayınlandı) Ve yetişkinleri unutmadan iki tane yarım kalan kitabım var, onları tamamlamayı düşünüyorum. Ayrıca kafamın rahatladığı bir zamanda öykü yazmayı istiyorum. Şiir denemelerimde var ama tam içime sinmedi henüz. Belki içime sindiği zaman bir de şiir kitabı çıkarırım, neden olmasın. Amacım ve isteğim bu kitapları tamamlayıp okurlarla buluşturmak.
- İlaveten..
Çocuklarımızın birer birey olduğunu unutmadan onlara kendi seviyelerine uygun sorumluklar vermeliyiz. Onların bizlerle konuşabilmelerini desteklemeli ve onları yargılamadan dinlemeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz.
**
ANNELERİN O TUTUMU YANLIŞ
Sorumluluk sahibi
olmayan bireyler yetişiyor
AŞAĞIDAKİ SORU ÖNCESİ İTALİK KARAKTERLE YAZILI DÖRT SATIRI, ZEMİNİNE GRİLİK VERSEK NASIL OLUR…
“Kırmızı ve yeşil renkli kare desenli halı”, “Tuvaletini yıkayıp elini yıkadıktan sonra”, “Her akıllı çocuk gibi ballı sütlü kahvaltı / yatağını toparladıktan sonra”, “Arabanın arka koltuğuna oturdu”, “Öğretmeni akşam vakti rahatsız etmeyelim. Onun da özel hayatı var”, “Evde hep voleybol maçları izlerdi..”
- Kitabınızda çok sayıda mesaj ve öğreti var. Aynı zamanda neyi hedeflediniz?
Yetişkin okurların da olacağını düşünerek mesleki olarak yaşadığım bazı olayları da yazmak istedim. Ön koltuğa çocuklar oturtuluyor ki bu çok tehlikeli bir durum trafikte. O yüzden kitapta arka koltukta oturtma detayını verdim. Bir diğer konu temizlik ve hijyen. Temizlik kurallarına hepimiz uyduğumuzu söyleriz ama çoğu zaman sabuna dokunmadan ellerimizi sadece suya tutar geçeriz.
Bilindiği üzere günün en önemli öğünüdür kahvaltı. Çocuklar kahvaltıda sağlıklı besinleri çok fazla yemeyi sevmiyorlar. Kitapta o yüzden belirttim sağlıklı besinlerin yenmesiyle ilgili kısmı.
Ve bizim toplumumuzdaki en önemli konulardan biri sorumluluk. Yurtdışında görüyoruz çocuklar kendiişlerini kendileri hallediyor. Bizim toplumumuzda maalesef özellikle anneler çocukların arkasını topluyor. Böylelikle sorumluluk sahibi olmayan bireyler yetişiyor. ‘Ağaç yaşken eğilir’ diye bir atasözümüz var bence bu konuya gayet uygun.
Spor… Ülkemiz genel olarak futbol ülkesi. Seveni çok. Ben de onlardan biriyim. Hem Beşiktaş Jimnastik Kulübü kongre üyesiyim hem de fanatiklik derecesinde kulübümü seviyorum. Son yıllarda ülkemizde voleybol sporunda da dikkat çekici bir patlama yaşandı. Bu konuda Filenin Sultanlarına kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Türkiye’ye futboldan başka spor olduğunu da fark ettirip sevdirdiler. Bu kadar mesaj ve öğreti yazarken okuyanların fikirlerine bir nebze olsun katkıda bulunduysam ne mutlu,
**
ESMA’YA, ÖZGE’YE, ESRA’YA…
Ezgi Yar, teşekkür eder
“Bu kitabın yazım aşamasında rehber öğretmenle ilgili bölümlerde benden yardımlarını esirgemeyen sevgili rehber öğretmen arkadaşlarım Esma Aksoy’a ve Canan Gündüz’e çok teşekkür ederim. Bir teşekkürüm kuzenim, psikolog Muazzez Madan’a. Bu problemin çözüm aşamasında uzaktan yardımı çok destekleyici oldu. Kitap tamamlandığında çocuk gözüyle incelemeleri için kitabı gönderdiğim arkadaşlarım Özge Demirci ve Yasemin Avcı’ya ile kuzenim Esra Kır’a, kitap yazma sürecinde her türlü soruma sıkılmadan yanıt veren arkadaşım Büşra Yörük’e de teşekkür ederim. Kitap için de okuyanlar umarım sever ve hayatlarına az da olsa dokunan bir kitap yazabilmişimdir.”
**
Fotoğrafçılık, reklamcılık
ve halkla ilişkiler de okudu
- Ezgi Yar, kimdir?
03 Ekim1989’da Egenin İncisi olan İzmir’in Tire ilçesinde dünyaya geldim. Öğrenim hayatıma Tire’de Fatih İlköğretim Okulu’nda başlayıp Merkez Menderes İlköğretim Okulu’nda tamamladım. Liseyi de yine memleketimde, Tire Anadolu Öğretmen Lisesi’nde bitirdim. Öğrenim hayatımın son durağı Konya Selçuk Üniversitesi oldu. Çocuk Gelişimi ve Ev Yönetimi Eğitimi Bölümü’nde okudum. Okul Öncesi Öğretmeni olarak meslek ve diploma edindim. Ayrıca Anadolu Üniversite’sinde Fotoğrafçılık ve Kameramanlık ile Halkla İlişkiler ve Reklamcılık; Atatürk Üniversitesi’nde de Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümlerini bitirdim. Meslek hayatımda ilk görev yerim Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Uludere İlkokulu. Şu anki görev yerim Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki Şehit İlker Ağçay İlkokulu oldu. Koyu bir Beşiktaş taraftarı ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü Kongre Üyesiyim. Arkadaşım Sin, yazdığım ilk kitap. Bir nevi ilk göz ağrım.