ELİF ALÇINKAYA YAZDI Kendi davası için savaşanlarla son savaş kazanılabilir
Dünyanın bir yerine bomba yağdıran emperyalistler bir başka yerinde de işçinin emeğini sömürendir. İki türlü de düzeni ve egemenliği devam ettirme gayesindedir.
Elif ALÇINKAYA
Gebze İşçilerin Birliği Derneği Başkanı
“Savaşla Çok Şey Büyüyecek” isimli şiirinde Brecht der ki: “Büyüyecek / Mülk sahiplerinin mülkleri / Ve mülksüzlerin sefaleti / Yönetenlerin söylevleri / Ve yönetilenlerin suskunluğu”. Evet, savaştan beslenenler, kapitalistler birer savaş suçlusu. Peki, kirli ve haksız savaşlara sessiz kalanların suçu yok mu? Var elbette. Savaştan etkilenenler ve susanlar, farkında olup savaşın karşısında durmayanlar, kendi sınıfı ve ezilen halklar için mücadele etmeyenler… Şiirin dilinden de bir kez daha anlamış oluyoruz ki savaş zenginlerin daha zengin olması için bir yoldur ve bunu kolaylaştıran da ezilen yoksul emekçilerin sessizliğidir.
Kapitalizm şiddet üreten ve özünde şiddet olan bir sistemdir. Kapitalist dünyanın şiddetinin en yoğunlaşmış hali ise emperyalist savaş ve saldırganlığın her halidir.
Bazen savaşın şiddetine maruz kalan bazen dolaylı sonuçlarını yaşayanlar olarak payımıza düşün ne? Artan sömürü ve yoksulluk, savaşın bir uzantısı olarak tecavüz, göç, halkların düşmanlaşması.
“Emperyalist politikalarla yürütülen savaşlar, halklar arasındaki kardeşlik köprüsünü yok eder. İşçi ve emekçiler dinsel, ırksal ve mezhepsel farklılıklar körüklendiği için kendi sınıfsal sorunlarının kaynağını göremezler. Milliyet ya da dinsel temelde ayrımlar öne çıkınca işçi ve emekçiler bölünmüş, parçalanmış olur. Böyle bir sınıf ise kendi davası için savaşamaz hale gelir.”*
Yine Brecht’in şiiri cevaptır bu hale. Der ki şiir: “Kendi davası için dövüşmeyen / Dövüşür düşmanın davası için”
Ve savaşların ilk ve en çok etkilenenleri; kadınlar ve çocuklar…
“İşgalci güçler yağmaladıkları topraklarda kadınları savaş ganimeti olarak görür. Tecavüz bir savaş politikası olarak uygulanır.”*
- yüzyıl dünyasında Ortadoğu’da kadınların köle pazarlarında sunulduğunu denk geldik. Epstein adasından konuşunca, adadaki çocuklardan bahsedilince yine en çok savaş bölgelerinden buraya çocukların götürüldüğünü öğrendik. Ayrıca kaybedilenler, asılanlar, kurşunlananlar, göç edenler, göç yollarında boğulanlar… Yeni NATO toplantısı yeni savaş tamtamlarının sesini daha toplanırken duyurdu. Ve yükseliyor ölü kan kokusu, bombaların düştüğü yerlerden.
Savaş sadece üzerine bomba düşenlerin etkilendiği bir durum sanılır. Oysaki dünyanın bize en uzak noktasında bir yerde savaş yaşanıyor bile olsa etkisi gündelik yaşamımızın ortasındadır. Dünyanın bir yerine bomba yağdıran emperyalistler bir başka yerinde de işçinin emeğini sömürendir. İki türlü de düzeni ve egemenliği devam ettirme gayesindedir. Kazanılacak son savaşımıza kadar yaşanacak kirli ve haksız savaşların sonuçlarından etkilenmeye devam edeceğiz. Bertold Brecht“Savaşın Başlangıcı” isimli şiirinde, “Kazanabilirler her savaşı, son savaştan gayrı!” der.
O zaman suç payımızı artıran suskunluğa gömülmeyelim, son savaşı kazanmak için sessizliği yırtalım!
* “İşçi-Emekçi Kadınlar Haksız ve Kirli Savaşlara Neden Karşı Çıkmalıdır?” isimli İEKK (İşçi-Emekçi Kadın Komisyonları) Broşür Dizisi’nin 5.’sinden alınmıştır.