TİYATROCU BAŞKAN YAZDI Sanatın diliyle üretmek slogan atmak gibidir
Gebze İşçilerin Birliği Derneği’nin, emeğin siyasetini sahnede de yapan kurucu başkanı Elif Alçınkaya yazdı: Bazen beraberce sanatın diliyle üretmek, omuz omuza slogan atmak gibidir. Hep beraber demiri oya gili işleyenler hep bir ağızdan türkü de söyler
Konuk Yazar
Elif ALÇINKAYA
Gebze İşçilerin Birliği Derneği Başkanı
Bu sene 1 Mayıs’ın ön sürecinde 50 yıl öncesinin havası konuşuldu. 50 yıl sonra (1926’dan sonra) yeniden salonlardan meydanlara taşınan bir 1 Mayıs olmasının 50. yılına denk gelmesi anıların konuşulmasına ve Taksim’in zorlanmasına vesile oldu. Bahsi geçen şeylerden biri de Taksim AKM’ye 76 yılında asılan resim bez pankarttı. 76’dakinde kadın ve erkek işçinin beraber yer aldığı ve kadın işçinin önde olduğu bir çizim yer almıştı. Tam da bu çizim 77’deki zincirkıran tek bir erkek işçinin olduğu resimle karşılaştırılıp 77’de neden kadın işçinin yer almadığı sosyal medyada sorulan bir soru oldu.
76 ve 77 1 Mayısları hafızalara kitlesel Taksim eylemleriyle kazınmıştır. AKM’ye asılmış resim pankartlar, birçok slogandan birçok pankarttan daha fazla akıllarda kalanlardır. Özellikle Taksim AKM’ye 77 yılında asılmış zincirkıran işçinin çizildiği pankart dostun düşmanın herkesin belleğindedir. 76 yılının pankartı, 77 kadar hatırlanmıyor olabilir. 77 çiziminin daha çok hatırlanıyor olmasını, zincir kıran işçinin, "zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar"ın gelecek özlemine dokunmasında arayabiliriz.
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın hemen ardındaki günlerde güncel fotoğraflara bakarken tarihsel fotoğraflara da dalıverdim. Tam da bu senenin tartışmaları zaman tünelinde bir gezinti yaptırdı bana. 50 yıl öncesine ait fotoğraflar zaman tünelinde önemli bir duraktı. Önünüzdeki sene de 77 1 Mayısı’nın 50. yılı, Taksim, kanlı 1 Mayıs…
76 ve 77 yılının pankartlarına dair bir karşılaştırma önüme gelince o yılın bahsi geçen bez pankartlı fotoğraflarını aramak taramak bir iş oldu benim için. Belki de girdap.
Nasıl hatırlandığından nasıl etkiler bıraktığından daha çok nasıl hazırlandığı kısmını ele almak istiyorum. Bu iki bez pankart, tasarlanmasından çizilmesine, boyanmasından asılmasına kadar kolektif emeğin ürünleridir. İşçiler, ressamlar, mühendisler, gençler hep birlikte çizmişler, boyamışlar, hazırlamışlar. 76’nın pankartı Karaköy’deki Liman Han’da; 77’nin pankartı ise Merter’deki DİSK binasında yapılmıştır. Yan yana, omuz omuza…
Anlaşılan o ki pankartlar aslında yapılış sürecindeki her katkıyla devleşmiştir. Bu pankartların çizilme, boyanma, hazırlanma hikâyeleri, mücadeleyi sanatın diliyle anlatmanın ve sanatsal bir üretimi kolektif yapmanın birer örneğidir.
Bu gezinti bana bizzat içinde olduğum bir direniş deneyiminin sanatsal üretim çabalarını düşündürttü. Şubat-Nisan 2014 tarihinde 60 gün boyunca süren İstanbul Hadımköy’deki Greif işgal süreci sanat atölyeleri için de çabalanan bir işgal/direniş deneyimiydi.
Günlük karikatür çizimlerinden oluşan panodan resimli pankart yapmaya kadar çizgilerin dilini kullanan bir direniş olmuştu. Ayrıca işgal fabrikasına sinema kurmak, direnişe şiirler yazan işçilerin ortaya çıkması gibi sanat açısından birçok örneği bağrında taşıyan bir direnişti.
1 Mayıs 76 ve 77’den bahsederken Greif örneğine geçmem bir anda araya tanık olduğum bir örneği sıkıştırmak değil. İşçi sınıfının mücadelesinin her kesitinde ileri birikimlerinlerin ileri örneklerde kendini açığa çıkarabildiğini işaret etmek olarak anlaşılmalıdır.
Nasıl ki DİSK’in ilerici mücadele tarihi Greif direnişinde vücut buldu diyorsak aynı şekilde sanat aracılığıyla kendini ifade edebilmenin örnekleri de işçi sınıfı mücadele tarihinde yeni kilometre taşları döşeyenlerin bilincinden ve enerjisinden yansıyabilir, bunu görmek lazım.
İşçi sınıfının mücadelesini kitlesel ve militan bir düzeye getirme çabasıyla davranırken işçi ve emekçilerin sanattan beslenmesini sağlanmalıyız. Burada başarılması gereken en önemli nokta işçi ve emekçilerin kendilerinin özne olarak üreteceği zeminler oluşturmaktır.
Bir eylemin öncesinde ve anında her şeyi kolektif bir üretime çevirmek önemlidir. Çünkü bazen bir bez pankarta çizilip de anlatılanlar bir eylemin hafızasıdır.
Artık pankartlarımızı beraberce yazmıyor, alanlara asılacak görselleri beraberce çizmiyoruz. Dijital dünyanın zaman kazandıran kolaylıkları hızlı çözümleri önümüze getiriyor. "Üç beş kişi kalmış türkü diyenler" halindeyken elbette zaman bizim için önemli. Az kişiyle çok işi doğru planlamak da… Ama beraber üretmek de bir o kadar gerekli.
Bazen 1 Mayıs alanına asmak için koskocaman bir resmi beraberce çizmek, yumruklar sıkılı omuz omuza slogan atmak gibidir. 76 ve 77 1 Mayısları’nda Taksim AKM’ye asılan pankartların hikayeleri tam da böyledir. Ya da Greif işçilerinin kendi mücadelelerini tasvir ettikleri resimli pankartı genç bir sanatçı ekiple yapmaları gibi… Sonrasında bu pankartı Taksim Galatasaray Meydanı’ndaki, 2014 1 Mayısı’ndaki ve Gebze’deki Greif fabrikasının önündeki eylemlerinde kullandılar.
Bu örnekler ve nicesi işçi sınıfının nasırlı ellerinin sanatsal dile gelişidir.
- Hep bir ağızdan türkü söyleyip / Hep beraber sulardan çekmek ağı / Demiri oya gibi işleyip hep beraber / Hep beraber sürebilmek toprağı / Ballı incirleri hep beraber yiyebilmek / Yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber, diyebilmek! (Nazım Hikmet)
EDİTÖR NOTU
Elif Alçınkaya, dernekteki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinde “Savaşların Gölgesinde / Karşımda Kadınlar” ve yine derneğin 1 Mayıs öncesi düzenlediği etkinlikte, “Arkadaşım Yoksa Üretim de Yok” adlı oyunlarda rol üstlendi.