AİLESİ VE AİLEDEN BİRİYLE AĞIRLADI Tek seçenek Atatürk ilkeleri
ADD Gebze Şube Başkanı Nilgün Aydın geleneksel dayanışma kahvaltısında 80 konuğu eşi, oğlu, kızı, gelini ve “Aileden biri” ile ağırladı. ADD’nin 2025 yılı sonuç bildirgesini okuyup, “Tek seçeneğimiz Atatürk ilke ve devrimlerinin yol göstericiliğidir” dedi
Atatürkçü Düşünce Derneği – ADD Gebze Şube Başkanı Nilgün Aydın geleneksel dayanışma kahvaltısında mekân değiştirdi. Latte Kafe’de karar kıldığı geleneksel dayanışma kahvaltısında 80 konuğu eşi, adı Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi’ne dönüşen Gebze Lisesi’nin 1980’li yıllarındaki efsane öğretmen ve idarecilerinden öğretmen Haluk Aydın; güzel kızları Yağmur Aydın, yakışıklı oğulları Uğur Alper ve güzel gelinleri Çiçek Aydın çifti, “Aileden biri” bildikleri şube yöneticisi Bülent Dinçman ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ağırladı.
Aydın konuşmasının büyük bölümünü ADD Genel Merkezi’nin ADD Genel Merkezi’nin 06 Aralık 2025 tarihli, 2025 yılı genel danışma toplantısı sonuç bildirgesine ayırdı.
“Türkiye Cumhuriyeti üniter, laik bir ulus devlettir, ilelebet payidar kalacaktır” ve “Ulus devletimiz, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir, tartışılamaz” diye başlanıp “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’’ ve “Ne mutlu Türküm diyene” denilerek noktası konulan bildirgeden;
“Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimiz ve Kemalist Devrim başta bu coğrafyada ve dünyada sonsuza dek mazlum uluslara örnek olmaya devam edecek ve emperyalistler ile onun işbirlikçileri dün olduğu gibi bugün de yenileceklerdir. Ülkemiz varlığına yönelen kapsamlı bir saldırının baskı denetimi altına girmişse ulusal varlığımız tehdit altında ise kendi ülkemizde tutsak değil özgür yaşamak istiyorsak tek seçeneğimiz Atatürk ilke ve devrimlerinin yol göstericiliğidir” dedi.
Etkinliğe bu yıl Hacı Halil Mahallesi, Yıldız Caddesi, No: 9 adresindeki, Berna Çalışkanoğlu ve Erol Özer’in ortaklığındaki Latte Cafe ev sahipliği yaptı. 100 kişi kapasiteli, güleryüzlü ve nazik sekiz çalışanı olan kafe etkinlikte dört dörtlük servis ve lezzet kalitesi ile konuklardan tam puan aldı.
Dayanışma kahvaltısına CHP Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanı Sevgül Tüze, Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 Nolu Şube Başkanı Adem Eliçora, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Gebze İlçe Yürütme Kurulu Başkanı Tanfer Yeşiltepe, Türkiye Emekliler Derneği Gebze Şube Başkanı Ramazan Kibar, Darıca Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Yakup Törk ve nazik eşi Darıca KETEM eğitmenlerinden Esra Törk, ÇYDD Gebze Şube Başkanı Nurcan Çınar, Gebze Kent Politikaları Üretim ve Geliştirme Derneği Başkanı Ali Fuat Bilir, Darıca Yaşlılarla Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Aytül Kanburoğlu, Ağaç Eğitim Vakfı Genel Sekreteri Sedat Durmuş ve nazik eşi Şükran Durmuş ile çiftin güzel kızları, vakfın genel sekreteri Gizem Eroğlu ile aileleri, CHP Gebze eski İlçe Başkanı Yakup Yılmaz ve nazik eşi Aysel Yılmaz, 2024 yerel seçimleri CHP Çayırova Belediye Başkan adayı ve önceki dönem meclis üyesi Muharrem Gökçe, Eski milletvekili ve Gebze Belediye Başkanı merhum Bülent Atasayan’ın eşi Oya Atasayan ve kızı Aşkım Atasayan, Gebze Kent Konseyi eski Başkanı Gültekin Şenel, iş insanları Kenan Sert ve Kaşif Şahinkesen, akademisyen yazar Harun Demirkaya, Gebze Belediyesi eski Başkanı Mehmet Emin Akın’ın nazik eşi Yıldız Akın, birlikte ADD’nin Kocaeli İzmit, Derince ve Körfez Şubeleri, Bayramoğlu Ada Kültür, Tokat Zileliler Derneği’nden başkan ve yöneticiler ile aralarında Kudret Sekban, Esra Alp, Meltem Tabanlıoğlu Toker, Sema Demirci, Safiye Pesen’in de aralarında bulunduğu toplumun farklı kesimlerinden birbirinden renkli konuklar katıldı.
Nilgün Aydın kahvaltıda konuklarına günün anısına Atatürk rozeti hediye etti. Etkinlikte ayrıca 2026 yılına dair ADD takvimi ve ajandası satışı ile derneğe katkı sağlandı. Aydın konuklarını, 2026’nın 2025’ten çok iyi geçmesini diliyorum. Atatürk aydınlığında ve devrimlerinde Cumhuriyetimize sahip çıkarak mücadeleyi sürdürelim” diyerek uğurladı.
ADD’nin ilgili sonuç bildirgesinde ayrıca şu görüşler yer aldı: “Ülkemiz bugün; Emperyalizmin dayatmalarıyla Cumhuriyetin kurumlarını “özelleştirme‘’ adı altında bir bir yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekildiği, üretim ekonomisi yerine rant ekonomisini önceleyen, vahşi kapitalizmin ekonomik politikaları sonucu halkımızı yoksullaştırarak, gelir dağılımında büyük uçurumlar yaratan ve ağır enflasyon koşullarında onları açlık sınırında yaşamaya mahkum eden, yoksul kesimlerin barınma eğitim, sağlık ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakıldığı acı bir tablo ile karşı karşıyadır.
Diğer taraftan hastayı müşteri, hastaneyi ticarethane olarak gören sağlık sistemini, çokuluslu şirketlerin oyun alanı haline getiren, piyasacı anlayışa terk edilmiş, deneme yanılma yöntemi ile laiklik özelliğinden uzaklaştırılmış bir eğitim sistemine mahkûm edilmiş, eğitimimiz reform adı altında cemaatlere, tarikatlara, aşiretlere teslim edilmiş, kız çocukları okullardan koparılıp çocuk evliliğine zorlanmakta üniversitelerimizde odaklanan gerici unsurlar geçmişten bugüne çok daha yoğun bir şekilde faaliyetlerini göstermekte olup en yakın örnek Karamanoğlu Mehmet bey üniversitesinde yaşanırken diğer taraftan parlamenter sistemin ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırıldığı, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin büyük zarar gördüğü ağır bir dönemden geçiyoruz. Ancak yukarıda değindiğimiz sorunlardan çok daha vahim ve yakıcı olanı büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Kemalist devrimcilerin kurduğu Cumhuriyetin temel değerlerinin, ilke ve devrimlerinin, tam bağımsızlık ilkesinin üniter ve ulus devletimizin bugün çok daha büyük bir tehdit altında olmasıdır. Yakın coğrafyamızda Üniter Ulus Devlet ve Laik Cumhuriyet olmayan, Ulusal bütünlüğünü ve Dil Birliğini sağlayamayan ülkelerin ne halde oldukları ortadadır.
Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; Bölücü terör ile mücadele konusu, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının kurduğu ve bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ile bölünmez bütünlüğümüzü ilgilendiren var olma yok olma arasında bir gelecek meselesidir.
Anadolu’da binlerce yıldır birlikte yaşadığımız insanlarımız arasında kin ve nefret tohumlarını eken, birlikteliğimizi ve barışımızı bozmaya çalışan, Lozan’ı kaldırıp Sevr’i yeniden hortlatma girişimleri arzusunda olanların farkındayız. Ulus Devlet, Üniter Devlet, Laik Cumhuriyet, Atatürk Türkiye’sinin kuruluşunun temel değerleri ve yapı taşlarıdır. Demokrasimiz bu üçlü temelden aldığı güçle beslenmekte, gelişmekte ve bu üç özgün dengeden güç alarak varlığını sürdürmektedir.
Emperyalist sömürgeci planlarını her gün güncelleyen ABD yarattıkları BOP uyarınca 22 Ekim 2024 tarihinde hain terör örgütü elebaşının önce TBMM’ye davet edilmesi ve sonrasında Terör örgütünün “Lozan Antlaşması ve 1924 anayasasını red eden, inkâr ve imha siyaseti ile soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendiği ifadelerine yer veren Kürt ve Türk halklarının ‘kurucu öğe’ olduğu yeni “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti” perspektifini dikte eden bir ihanet belgesini yayınlaması, üç beş kırık dökük silah yakıp terör örgütünün sözde silah bıraktığı gösterisine tanıklık ettik.
Bu arada eş zamanlı olarak ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Sizin için en doğrusu Osmanlı devlet düzeni ve millet sistemidir” diyerek başladığı, “Bölgedeki ulus devletler İsrail için tehdittir” ve “Hedefimiz Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaktır” gibi kabul edilemez sözlerle sürdürdüğü hadsizliğini son olarak “Hazar petrol ve doğalgazına ulaşamıyoruz. 1919’dan beri ulus devletler bizi engelliyor” sözleri de birlikte dikkate alındığında
ABD’nin ve işbirlikçilerinin de eli kanlı taşeronunun da hedeflerinin; 1923 Cumhuriyet Devrimimiz, laik ve üniter ulus devletimiz, ulusal bütünlüğümüz ve dil birliğimiz ve BOP haritasını hayata geçirerek ülkemizi bölmek olduğu açık bir gerçektir.
Bu bağlamda, kamuoyuna “Terörsüz Türkiye” adıyla sunulan sürecin; yurttaşların eşitliği yerine “eşit yurttaşlık” ve “anadilde eğitim” talepleri, Trump’ın açıklamaları ve Büyükelçi Barrack’ın ülkemizin içişlerine karışma, yön verme hadsizliği ile birlikte değerlendirildiğinde bölünmez bütünlüğümüzün ne denli tehdit altında olduğu ortadadır.
Atatürkçü Düşünce Derneği’miz tüm bu sürecin her safhasında emperyalistlerin kurduğu bu tuzakların farkında olarak sorumluluğu gereği Mustafa Kemal Atatürk’ün şiarından yola çıkarak ‘’parolamız tektir ve değişmez ya istiklal ya ölüm’’ başlıklı üç bildiri yayınlayarak, ABD büyükelçisine de Persona Non Grata ilan edilmesini talep ederek halkımızı aydınlatma görevini yerine getirmiştir.
Son günlerde terörist örgütün hain üst düzey yöneticileri ile ABD büyükelçisinin söylemlerinin daha açık biçimde kamuoyuna sunulması ile uyarılarımızın haklılığını bir kez daha ortaya çıkarmıştır.
Emperyalizmin bu sinsi tuzakları Kurtuluş savaşımız, Kuvayı Milliye destanımız ve Türk aydınlanma devrimleri ile nasıl bozulduysa şimdide öyle bozulacaktır. Ne diyordu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 1921 de: “Biz, bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşmayı uygun gören bir mesleği takip eden insanlarız.”