Bayrağa saldırıyı kınıyoruz.  Hissettiğinizi hissediyoruz
23 Ocak 2026 01:49

ÇÖZÜM EŞİT TEMSİL VE DİYALOGDA Bayrağa saldırıyı kınıyoruz. Hissettiğinizi hissediyoruz

Rojava’da katliama karşı Darıca’daki protestoda da yürüyüş yasağı gerilimi yaşandı. Ergin, bayrağa saldırıyı kınayıp, “Azerbaycan’da hissettiğinizi, Rojava’da hissediyoruz” dedi. İlgöz, çözümün eşit temsilde olduğunu söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Rojava’da Kürtlere yönelik saldırıların Kocaeli Demokratik Kurumlar Platformu yapılanması altında, DEM Parti yoğun protesto ve basın açıklaması eylemlerinde İzmit ve Dilovası’nın ardından dün akşam Darıca’da Osmangazi Mahallesi’ndeki Darıca Saat Kulesi önünde gerçekleşen tekrarında;

Yine eylemciler ile polis arasında “Yürüyüş yasağı”ndan ötürü geçici süreli gerilim yaşandı. Eylemcilerin yine yürüyüş için bastırdığı, polisin yine barikatla önüne geçtiği akşam, eylemcilerin basın açıklamasıyla kısıtlamaya ikna olması ile gerilimle geride bırakıldı.   

Kürtler ölümden daha büyüktür”, “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Halka değil katillere barikat” sloganlarının atıldığı eylemde DEM Parti İl Eşbaşkanları İbrahim Ergin spontane, Avukat Selda İlgöz hazır metin üzerinden konuştu.

Nusaybin’de bayrağımıza provokasyon çok büyük tepki çekmişti. Ergin o saldırıya dair, “DEM Parti olarak; genel merkezimizin açıkladığı gibi bayraklar ülkelerin, o ülkenin bütün halklarının ve yurttaşlarının sembolüdür.  Bayrağa yapılan saldırıyı kimden, nereden gelmişse DEM Parti olarak kınıyoruz, kabul etmiyoruz bu saldırıyı” dedi.

Ortadoğu’da olası Kürdistan devletinin Türkiye’ye coğrafi etkisine dair, “Kürtlerin, Ortadoğu’da bir devleti olacağından korkuyorsunuz. Korkmayın. Ümmet anlayışı ile bize yaklaşın. Biz bu ülkenin toprak bütünlüğünü esas alırız ama biz Kürt ana dilimizin, Kürdistan’ın bütün haklarını da karar ederiz” diyen Ergin, Dilovası’ndaki açıklamada olduğu gibi Darıca’da da tarihe vurgular yaparken duygudaşlığı da ekledi:

“ Hani kardeşiz ya. 1071’den beri baz alıyorsunuz ya. Siz Türki Cumhuriyetler’de, Azerbaycan’da, Kıbrıs’ta ne hissettiyseniz biz Kürtler, Kürdistan ve Rojava’da onu hissediyoruz. Burada anlaşılmayan durum nedir? Biz Müslüman Kürt kardeşlerimizin katliamlarına karşı sessiz olmamayı savunuyoruz.”

Ergin, yürüyüş yasağını yine kınadı: “1071’deki kardeşlik naraları ile önümüzü her yerde kapatıyorsunuz. Anayasa’nın 34’ncü maddesi açıktır. Şu an önümüzü kapatmanız keyfiyettir. Derdimiz ilçeyi şehri germek değil. Sizin de olmamalı. Burada kime ne zararımız olacak. Biz burada demokratik bir hakkı uyguluyoruz. Rojava’da olan katliamları, mazlum Müslüman Kürtlere katliamı protesto etmek için alana çıkıyoruz. 1000’lerce kolluk güçleri, önümüzü kapatıyor. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Bu devletin parasına yazıktır. Bunu biz nerede olursa olsun kabul etmiyoruz.”

DEM Parti İl Eşbaşkanı Avukat Selda İlgöz’ün açıklamasında ise Öcalan’a sürekli atıfla, Suriye’de çözüm önerileri öne çıktı:   

“Bu çerçevede uluslararası kamuoyuna çağrımızdır:

Kürt halkını hedef alan savaş politikalarına karşı açık tutum alınmalıdır.

Çeteci yapılara verilen doğrudan ya da dolaylı destek derhal sonlandırılmalıdır.

Rojava’da inşa edilen demokratik model tanınmalı ve korunmalıdır.

Suriye’de çözüm, halkların eşit temsiline ve demokratik diyaloğa dayalı olmalıdır.

DEM Parti olarak bir kez daha vurguluyoruz ki Suriye ve Rojava’da halklara karşı sürdürülen savaş politikalarına karşı demokratik çözümde ısrarcıyız. Kürt halkının, halkların kazanımları Ortadoğu halklarının ortak geleceğidir. Bu geleceği savunmak demokratik toplumu ve insanlık onurunu savunmaktır.”

İlgöz, “Rojava’yı savunmak, Ortadoğu halklarının ortak geleceğini savunmaktır” başlığıyla yapılan açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verdi: “Suriye’de 2011’den bu yana süren savaş ve iç kriz, bir iç çatışmanın ötesine geçerek bölgesel ve küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda halkların geleceğini ipotek altına alan çok boyutlu bir yıkıma dönüşmüştür. Milyonlarca insan yerinden edilmiş, kentler yıkılmış, halklar ve inançlar yok oluş tehdidiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu sürecin en ağır bedelini ise statüsüz yaşatılmak istenen Kürt halkı ödemektedir.

Bugün Suriye’de Kürt halkının tarihsel ve siyasal kazanımlarını tasfiye etmeyi hedefleyen yeni bir savaş konsepti devrededir. SGG’nin yapılan anlaşma gereği çekilmekte olduğu bölgelerde gerçekleştirilen yoğun saldırılar, 10 Mart mutabakatına bağlı olarak diyalog ve müzakerelere açık tutum sergileyen SDG’yi savaşa çekme provasıdır. İŞİD’den devşirilen HTŞ ve ÖSO ve benzeri çete yapıları eliyle yürütülen bu plan, Kürt halkının yanı sıra Alevi, Süryani, Arap, Dürzi, Türkmen başta olmak üzere tüm Suriye halklarını hedef almaktadır.

Rojava’da inşa edilen demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü model; tekçi ve mezhepçi anlayışlara karşı halkların ortak yaşam iradesini temsil etmektedir. Kadınların öncülüğünde gelişen bu model, Ortadoğu’da demokratik bir alternatifin mümkün olduğunu göstermiştir. Tam da bu nedenle Rojava hedef alınmakta ve bu umut boğulmak istenmektedir. Kürt halkı bugün Rojava’da açık bir varlık-yokluk savaşı içindedir.

Bu nedenle, Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin aldığı Seferberlik kararı, yalnızca bölgesel bir güvenlik tedbiri değil, Kürdistan’ın dört parçasında yaşayan Kürt halkını doğrudan ilgilendiren tarihsel bir çağrıdır. Bu süreçte Kürt halkı, saldırılar karşısında birlik ruhuyla ayağa kalkmalı, direnişe ortak olmalıdır. Kürt halkı için bugün, onuruna ve kazanımlarına sahip çıkma günüdür. Çetelerle mücadelede direnişin sembolü olan Kobani ruhunu kuşanmak, bugün her zamankinden daha yakıcı bir ihtiyaçtır.

ABD, İsrail ve uluslararası kamuoyunun da bu saldırılar karşısında sessizliği, fiili bir onay anlamına gelmektedir. Paris merkezli diplomatik ve istihbari temaslardan da açığa çıktığı gibi; HTŞ, Türkiye ve İsrail’in, ABD’nin bilgisi dâhilinde Kürt halkının kazanımlarını hedef alan kirli bir plan etrafında etrafında buluştuğu artık gizlenemez durumdadır. “Diplomasi” adı altında yürütülen bu süreç, Rojava’daki demokratik toplum modelini tasfiye etmeyi ve savaşın sürekliliğini hedeflemektedir.

Rojava’ya yönelik saldırılar, bir güvenlik politikası değil, Kürt halkının demokratik iradesini tasfiye etmeyi amaçlayan topyekûn bir konsepttir ve bu yaklaşım Türkiye’de demokratik çözüm ihtimalini de sabote etmektedir. Sayın Öcalan, İmralı heyetiyle yaptığı son görüşmede sorunun çatışma zemininden çıkarılması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğunu söylemiştir. Sayın Öcalan tüm bölgeyi ateş altına alacak çatışmaları durdurabilecek ve barışçıl bir zemine çekebilecek tek aktördür.

Suriye ve Rojava’da Kürtlerin hedef alınması, Türkiye’de demokratik çözüm ihtimalini de doğrudan tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle Kürt ulusal birliği ve bölge halklarının ortak demokratik mücadelesi hayati önemdedir. Sayın Öcalan’ın da vurguladığı gibi Suriye’deki sorunların çözümü savaşta değil diyalogda, ortak akılda ve halkların iradesinde yatmaktadır.”

İbrahim Ergin ise spontane konuşmasında ayrıca özetle şunları kaydetti: “Rojava, Kürtlerin kırmızıçizgisidir. Herkes bunu böyle bilmeli, böyle bakmalı, böyle okumalı. Kürtler asla ama asla kimseye boyun eğmeyecek, eğmeyecek, eğmeyecek. 2014’te nasıl Rojava’da, Kobani’de tarihin çöplüğüne çeteleri gönderdiyse hiç kimsenin kaygısı, kuşkusu, şüphesi olmasın. Bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden bu haksızlığa, bu zulme karşı Kürtler dimdik ayakta olacak ve bunları tarihin çöplüğüne gönderecek. Burada sizler de müsterih olun. Allah’ın izniyle biz bu cihadı, İslamı bilmeyen kafatasçıları cehennemin çukuruna göndereceğiz.

Dünyanın gözü önünde katliamlar var. Avrupa, ABD, Türkiye bunların Fransa’da yaptığı oyunu bütün dünya biliyor. Kürtler herkesten daha iyi biliyor. Kimsenin kaygısı ve şüphesi olmasın. Bu gizli çevirdiğiniz oyunları asla karanlıkta kalmayacağı gibi bugün ulu orta herkes konuşuyor. Sizler Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas aldığınızda yarısını İsrail’e vereceksiniz. Geri kalanı da mazlum Kürdü öldürmek için, yok etmek için, yerinden etmek için bu mutabakata varacaksınız. Var mı böyle bir dünya? Kürtler asla bunu kabul etmeyecek.

Oysa biz bu yüzleri, bu kafatasçıları 2014’te Kobani’de görmüştük. Sonları, cehennemin çukuru olmuştu. Bütün dünyanın başına bela olan bu faşistleri Kürtler yok etti. Bugün Avrupa Birliği’ndeki o güçler kör, sağır, dilsizi oynuyorlar. Kimsenin şüphesi olmasın. O IŞİD yarın yine hortlar ve hepinizin başına bela olur. Onları ancak biz yok etmiştik. Bugün ne oldu da hepiniz bu kafatasçıların dostu oldunuz. Mazlum Kürtlerin kanı üzerinden pazarlıklar yapıyorsunuz. Bunu kimse kabul etmez. Kürtler ve Kürdistanlılar asla kabul etmez.”

BU AKŞAM, GEBZE’DE

Kocaeli Demokratik Kurumlar Platformu’nun “Rojava yalnız değil. Rojava’ya sahip çıkıyoruz” eylem ve basın açıklamaları bu akşam (23 Ocak Cuma) 18.00’de Gebze Eskiçarşı, tarihi İbrahimağa Çeşmesi önünde devam edecek. Bölgemizde Çayırova ilçesinde de tekrarlanıp tekrarlanmayacağı ise henüz bilinmiyor.

Güncelleme: 23 Ocak 2026 12:42
BENZER HABERLER
X