68’LERDEN GÜNÜMÜZE DENİZLER GİBİYİZ Filistin halkının yanında ve savaştayız
Ülkemizde sosyalist hareketinin öncülerinden, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idamlarının 52’nci yılında Denizler gibi anıldı. Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri’nin kent meydanındaki açıklamasında, “Filistin halkının yanında ve savaştayız” denildi
Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’na bu sefer idamlarının 52’nci yılında ülkemiz sosyalist hareketinin öncülerinden, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anmak için çıkarken o dönemlerde de, bu dönemlerde de gündemdeki yerini koruyan İsrail’in Filistin işgaline karşı haykırdı. Deniz Gezmiş ve bir grup arkadaşı Filistin davası için söylemlerini eyleme dönüştürerek Filistin’e gitmişti. Basın açıklamasında da o duruşa atıfla, “Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Filistin halkının yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Şiddet ve insanlık dışı uygulamalar derhal sonlandırılmalı, Filistin halkının meşru talepleri karşılanmalı; Filistin ve İsrail halklarının bir arada, barış içinde yaşamaları için gerekli her türlü çaba gösterilmelidir” denildi.
Basın açıklamasına CHP, DEM Parti, Emek Partisi, SOL Parti ile birlikte sivil toplumdan Eğitim-Sen, Birleşik Metal-İş, Gebze EYT Derneği, Tüm Emeklilerin Sendikası Gebze Şubesi, Çayırova SODAP’ın başkan, yönetici ve üyeleri ile birlikte 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den Darıca Belediye Başkan adayı Avukat Saide Arslan çalışkan katıldı. MMO Gebze Temsilciliği Başkanı Tanfer Yeşiltepe tarafından okunan açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“68 Kuşağının öncü gençlerinden Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in başlattığı mücadele bugün aynı şekilde gençliğin gelecek mücadelesine ışık olmakta ve bu ışığı söndürmek için dönemin iktidarının yaptığını, benzer bir şekilde sonraki iktidarlar da yapmaya devam etmiştir. 1970’lerde ivmelenen sınıf ve gençlik mücadelesinin atılımı, 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbesi ile emekçiler, ilericiler ve sosyalistler tekrar işkence tezgâhlarından geçirilmiş ve 1990’larda ise Bölgede yaşananlarla zirveye ulaşmıştır.
Gezi Parkı sürecinde AKP iktidarının gençliğe karşı uyguladığı şiddet ile Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet İstif ve Elif Çermik katledilmiştir. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, 52 yıldır olduğu gibi bugün de gençliğin eşit ve özgür dünya mücadelesinde yaşadığını, bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesinin yolunu aydınlatmaya devam ettiğini kamuoyuna duyuruyoruz. Egemen burjuvazi kendi devlet aygıtlarıyla devrimci öncüleri darağacına göndererek toplumun Sınıfsız, Sömürüsüz ve Tam Bağımsız bir coğrafyaya ulaşma talebini yok etmek istemiş ancak Denizler o günlerden bugünlere bıraktıkları miras ile bu talepler daha kararlı ve büyüyerek halklara ışık olmuştur.
Denizleri, yalnızca idamlarının yıldönümü olan bugün (6 Mayıs) onları anmak ve yaşatmak için değil; Tam Bağımsız Türkiye, Anti-Emperyalist Duruş ile İşçi Sınıfına ve Halklara aynı kararlılıkla yol göstermeye devam ettiğini belirtmek istiyoruz. Denizlerin idamını engellemek için Suphiler’le başlayan, Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de katledildiğini ve devrimci sınıf dayanışmasının o günlerden bugünlere miras kaldığını da hatırlamak gerekir. Sınıfsız ve Sömürüsüz bir yaşamı kurmanın, Barış içinde, insan haklarına saygılı demokratik bir Cumhuriyet’in mümkün olduğunu bizlere göstermeye devam ediyorlar. II. Dünya Savaş’ı ile Soğuk Savaş ve Çerçeveleme Politikalarıyla Truman Doktrini ve Marshall yardımıyla Anadolu’yu Demokrat Parti İktidarı ile köleleştirmek isteyen Çok Partili Dönemin Mimarları, 1991 Sovyetler Birliği’nin likiditasyon süreciyle birlikte Emperyalizmin Yayılmacı politikalarını hız kesmeden sürdürmeye devam ediyor. Denizlerin Tam Bağımsız Türkiye hayalleri de bu emperyalist politikalara karşı Anti-Emperyalist Duruşuyla: 6. Filoyu denize döken, karşısında saf tutup kendine kıble edinen dönemin gerici güçlerine karşı bugün aynı kararlılıkla Laikliği savunmaya devam etmektir. Türkiye’nin ulusal çıkarları söylemi ve sözde “yerli ve milli politikaları” asıl olarak uluslararası finans kapitalizminin ve yerli işbirlikçi sermaye gruplarının, emperyalizm ve kapitalizmle daha çok eklemlenmek istemelerinden dolayıdır. Ancak Gençliğin, Emekçi Sınıfların ve Halkların mücadelesi günümüzde AKP iktidarı ve “stratejik ortağı olan AB ve ABD Emperyalizmine” karşı devam ediyor.
Orta Doğu başta olmak üzere, emperyalist yayılmacılığın o günlerden bugünlere kapitalizmin vahşiliğin arttırdığı, yaşayan herşeye meta gözüyle bakmaya devam ettiği, Dünya Emekçi Sınıfına ve Halklarına karşı başlattıkları savaşta milyonlarca insan hayatını kaybetmiş ve günümüzde Suriye’de, Kobani’de ve Filistin’de benzer “Yurtsuzlaştırma” sonuçlarını yaratmaya devam etmektedir. İşte Denizlerin başta Türkiye, Vietnam ve Filistin halklarının kurtuluşu için atıldığı kavga, emperyalistler arasında ayrım gözetmeyen emperyalizme karşı mücadele çizgisi bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Denizlerin İngiliz Emperyalizminin Ortadoğu’yu şekillendirme politikalarının başladığı Filistin İşgali sürecinde, Siyonizme ve Emperyalizme karşı başlattıkları mücadele ise günümüzde en karanlık şekilde soykırımla devam ediyor. 35 bin Filistinli Kadın, Çocuk ve Vatandaş, emperyalistlerin silahlarıyla katledildi ve katledilmeye devam ediyor.
Denizler gibi 68’lerden günümüze Filistin Halkının yanında ve savaştayız!
Bu nedenle Emperyalist Devletlerle işbirliği içinde Ortadoğu’yu kana bulamaya devam eden Siyonist Israil’in Soykırımına Sessiz Kalmayacağız! Filistin meselesi dil, din, cinsiyet, ırk, kimlik ve mezhep ayrımı olmaksızın, tüm insanlığın meselesidir. Bu mesele Denizlerin olduğu gibi Türkiye’deki halkların ve işçi sınıfının en önemli meselesidir! İşçi sınıfının emeğiyle ürettiği metaya kan bulaşmamalıdır! Fabrikalarda ve tarlalarda çalışan emekçiler Filistin davasının tarafıdır ve Siyonist İsrail’le değil, Özgür Filistin’le emeğini paylaşacaktır.
Katliamcı İsrail Devletini Şiddetle Kınıyoruz! Filistin Halkının Yanındayız!
ABD ve İsrail’in emperyalist amaçları doğrultusunda Kudüs’ü iç politika malzemesi yapmaları çözüm yerine çözümsüzlüğü, barış içinde bir arada yaşam yerine çatışma ve kaosu derinleştirmektedir. Filistin’de, Ortadoğu’da ve tüm dünyada adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşamın kurulması insanlığın ortak sorumluluğudur. İnsanlığa karşı suç işleyen İsrail devleti yayılmacı politikalarından vazgeçmeli, işgal ettiği topraklardan çekilmelidir. NATO gibi eli kanlı suç örgütünden çıkılmalı, İncirlik üssü kapatılmalı ve Kürecik Radar üssüne el konulmalıdır. AKP iktidarının kamuoyu baskısıyla ticareti kestiğini duyurduğu ancak siyasi, kültürel ve savunma konusundaki ortaklıkları konusunda sürecin nasıl işlediği toplumdan saklanmaktadır. Filistin halkının meşru talepleri kabul edilmelidir.
Filistin topraklarını işgal eden, Filistin halkını katleden Siyonist İsrail, her defasında emperyalist-kapitalist devletlerce mağdur olarak lanse edilmesinin yanı sıra para, silah ve her türlü manevi desteği alıyor. Kamuoyunun tepkisi olmasa AKP hükümeti de katliamcı İsrail devletiyle ticarete devam ediyor olacaktı.
Filistin halkı, dünyadan ve Türkiye'den hamaset ile süslenen timsah gözyaşları değil, çözüm için acil somut adımlar bekliyor. Bunun için: öncelikle saldırılar derhal durdurulmalı, ateşkes sağlanmalı, Filistin halkına yönelik abluka derhal kaldırılmalıdır. İsrail işgal ettiği topraklardan geri çekilmelidir. Tüm emperyalist güçler bölgeden çekilmelidir. Filistin halkına ekonomik, sosyal her türlü destek sağlanmalıdır. Filistinlilerin hak eşitliğini tanımayan hiçbir 'çözüm' kabul edilmemelidir.
Gazze’lileri ilaç, gıda, su, elektrik, yakıt gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmak, acil insani yardımların Gazze’ye ulaşmasını engellemek; hastanelerin, konutların, ibadet yerlerinin, okulların, sivillerin canice bombalanması ağır bir savaş ve insanlık suçudur. Bu suçu işleyenlerin ve sivillerin ölümüne yol açan benzer saldırıların talimatlarını verenlerin savaş suçları mahkemesinde yargılanmaları için derhal girişimlerde bulunulmalıdır. Bu nedenle, emperyalist hegemonik güçlerin işlevsiz hale getirdiği Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin derhal toplanması ve süreci başlatılması çağrısında bulunuyoruz.”
Öte yandan Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri’nin açıklaması öncesinde DİSK, KESK, TMMOM ve TTB imzalı; 1 Mayıs’taki Taksim yasağı ve akabinde İstanbul’daki gözaltıları kınayan basın açıklaması da Eğitim-Sen Gebze Şube Yürütme Kurulu’ndan Remzi Kaya tarafından okundu. “1 Mayıs’ta hukuk tanımayarak Anayasal hakların kullanılmasını engelleyenlere sesleniyoruz: Suç işlemeye devam ediyorsunuz” başlığıyla yapılan açıklamada, “1 Mayıs gerekçesiyle yapılan gözaltı işlemlerinin hiçbir meşruiyeti yoktur. Gözaltına alınan herkes hemen, derhal serbest bırakılmalıdır” görüşlerine yer verildi.