86 MİLYONA TOPLUMSAL MUTABAKAT ÇAĞRISI İktidarın değil bozuk düzenin alternatifiyiz
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gebze İlçe Teşkilatı’nın kongresinde tüm partilere ve 86 milyona toplumsal mutabakat çağrısı yaptı. İktidarın değil bozuk düzenin alternatifi olduklarını belirtip 2.5 milyon kişiye istihdam öngördükleri kalkınma planını açıkladı
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gebze İlçe Teşkilatı’nın Gebze Spor Salonu’ndaki 7’nci olağan kongresinde tüm partilere ve 86 milyona toplumsal mutabakat çağrısı yaptı. İktidarın değil bozuk düzenin alternatifi olduklarını belirtip 2.5 milyon kişiye istihdam öngördükleri kalkınma planını açıkladı:
“Yeni nesil siyasetin ışığında başka partilere gönül verenlere sesleniyorum: Yaşanabilir bir Türkiye ve yeniden büyük Türkiye için toplumsal mutabakatı sağlayalım.
Israrla devam eden bu düzen bozuk bir düzendir ve bozuk tezgâhtan asla sağlam ürün çıkmayacaktır. Mücadelemiz bu bozuk sistemi değiştirme mücadelesidir. İktidarın değil bu bozuk düzenin alternatifiyiz. Allah’ın izniyle bu düzeni değiştireceğiz inşallah.”
Mahmut Arıkan söze, “Cenabı Allah en büyük başarıları bize nasip etsin inşallah. Bugün 06 Aralık 2025. Sözlerime, ‘Elhamdülillah’ diyerek başlamak istiyorum. Elhamdülillah, ben bugün Gebzemizin en büyük salonunda sadece bir partinin sıradan bir kongresini değil, Yeniden Büyük Türkiye’nin heyecanını duyuyorum” diyerek başladı, şöyle devam etti:
“Bugün burada bir partinin delegelerini, üyelerini değil gelecek 50 yılın hikâyesini yazacak çok kıymetli kadroları görüyorum. İdeallerinden taviz vermeyenlerin, yoldan dönmeyenlerin, rüzgâra ve konjonktüre göre yön değiştirmeyen çok kıymetli insanları görüyorum. O yüzden istikrar, kararlılık, diklenmek değil dik nasıl olur görmek isteyen bu salona baksın. Bizler, ilk virajda veda edenler değiliz, ahde vefa gösterenler bu salonda. Aldatmayanlar, aldanmayanlar var bu salonda. İyi ki varsınız. Cenabı Allah sizlerden razı olsun.”
Gebze’de iktidara giden yolun ilk işaret fişeğini hep beraber attıklarını kaydeden Arıkan, “Milli Görüş hareketi bundan 56 yıl önce nasıl Türkiye’mizde maddi ve manevi kalkınmanın, yerli ve Milli duruşun, üreten bir ekonominin, sanayi hamlelerinin ilk işaret ışığı olduysa bugün Gebze’mizdeki bu kongremizde yaşanabilir bir Türkiye’nin ilk işaret fişeği olacak.
Biz 56 yıldır yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir Dünya diyoruz.
Gebze’mizde maalesef yanan bir parfüm fabrikasında hayatlarının baharında gencecik kardeşlerimizi kaybettik. Bu trajik olay bütün Türkiye’nin yüreklerini yaktı. Yine sanayi kenti olduğu kadar refahın, kalkınmanın, huzurun kenti olmasını istediğimiz Gebze’miz maalesef çöken binalarla, yanan fabrikalarla ülkemizin gündemini meşgul etti. İşte biz bu yüzden yaşanabilir bir Türkiye diyoruz. Emeğin sömürülmediği, gencecik fidanların sigortasız çalıştırılırken yaşamını kaybetmediği bir Türkiye istiyoruz. İnsanın alnının teri, evinin ekmeği için mücadele ederken çöken binaların altında can vermediği bir Türkiye istiyoruz” dedi.
Ülkedeki mücadelenin iktidarla muhalefet, sağcıyla solcu kavgas, laik ile dindar mücadelesi olmadığını kaydeden Arıkan, “Bu ülkedeki mücadelede fabrikalarda emeği sömürülenlerle bu emeğin üzerinden rant devşirenler, hak yiyenlerle hakkı yenenler, yüksek yerlerde torpili olduğundan üç beş yere birden atananlarla mülakatlarda elenip bir türlü atanamayan insanlarımız arasındadır” diye konuştu. Arıkan şöyle devam etti:
“Türkiye bu ülkenin asıl sahibi olan aziz milletimiz için her geçen gün kâbusa dönüştü. Açlık sınırının 30 bin, yoksulluk sınırının 90 bin liraya fırladığı bir ülkede ay sonunu getirmek için çırpınan milyonlarca insanımıza bakınca fotoğrafın ne kadar karanlık olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Ülkemizin en az üçte ikisi için ekonomik tablo artık bir yangın yeri. Mesele sadece ekonomi mi? Bu ülkede eğitim, alınteri ve emek, adalet, istihdam, sporumuz ne kadar güvenli? Kadınlarımız ve çocuklarımız sokaklarda ne kadar güvenli dolaşabiliyorlar? Okullarda zorbalık pençesi altındaki çocuklarımız ne kadar güvenli?
Bu ülkenin sefasını süren, elbette birileri var. Onlar döviz kurunun yüksekliği sayesinde ülkeyi fırsat gibi gören yabancılardır. Onlar bu ülkenin topraklarını kendileri için avantajlı alana dönüştürerek ucuza ev, arsa, işyeri kapatanlardır. Onlar yüksek faizlerle, manipülatif fon hareketleriyle ülkemizin kaynaklarını sömürenlerdir. Yerli yabancı mafya ve çetelerdir. Sanalıyla gerçeğiyle kumar organizatörleri, uyuşturucu baronlarıdır.
Onlar için Türkiye gerçekten bir cennet. Çünkü bu boşlukta en çok onlar koşturup en çok parayı onlar kazanıyorlar. Bu ülke kanunun, ahlakın, emeğin dışına taşanlar için adeta bir fırsatlar ülkesi iken alın teriyle yaşayan milyonlarca insanımız için her geçen gün daha da daralan bir hapishane.”
Tüm olumsuzluklara karşın mücadeleyi işaret eden Mahmut Arıkan, “ Ama asla moralimizi bozmayacağız, üzülmeyeceğiz, beise kapılmayacağız. Kara gün, kararıp kalmaz. Çünkü bu ülkede Saadet Partisi, Saadet Partililer, Milli Görüş var. ‘İman varsa imkân vardır’ diyen Milli Görüşçüler var.
Bu ülkenin kadim meselelerini çok iyi bilen ve bu ülkeyi geleceğe taşıyacak olan gerçek çözüm Milli Görüş’tür. Çünkü biz bunu geçmişte defalarca başarabilmiş olan bir hareketiz. Bize ‘Yapamazsınız, kuramazsınız, bulamazsınız, veremezsiniz’ dediler ama bir gecede Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptık. Sadece 11 ayda D8’leri biz kurduk. Hiçbir tefeciye bulaşmadan denk bütçeyle, havuz bütçesiyle Türkiye’yi yaşanabilir hale getirdik. Memurlara, işçilere yüzde 130, emeklilere tam yüzde 1000 zammı biz verdik.
Biz Milli Görüşçüyüz. Bizce iman varsa, imkânda vardır. Biz Saadet Partililer siyaseti, ‘Onlar iktidar oldu, biz de olalım. Onlar ballı ihaleleri aldı, biz de alalım’ diye yapmıyoruz. Saadet Partisi olarak bundan önce 70 yıl boyunca, milletin inancı ve değerleriyle mücadele edenlere nasıl karşı çıktıysak 23 yıldır da milletin inancını istismar edenlere de aynı şekilde karşı çıkıyoruz. Halkın değil tankın yanında duranlara nasıl karşı çıktıysak bugün de halkın değil rantın yanında olanlara aynı şekilde karşı çıkıyoruz. Milletin kaynaklarının yandaşlara aktarılmasına dün nasıl karşı çıktıysak bugün de aynı şekilde karşı çıkıyoruz. İnandığımız doğruları en gür şekilde haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü Milli Görüş gömleği ilikleriyle değil ilkeleriyle ünlüdür” diye konuştu.
Arıkan sözlerini Yeniden Büyük Türkiye söylemlerine ve Türkiye kalkınma planına dair sürdürdü: “Yeniden büyük Türkiye’ye ihtiyacımız var. Biz ilk defa büyük olacak bir ülke değiliz. Asırlar boyunca büyük olmuş bir ülkeyiz. Sadece rakamların büyük olduğu bir ülke olmak bize yetmez. Madden ve manen kalkınmış bir Türkiye’den bahsediyoruz. Biz ülke hem yüksek teknolojiye sahip olsun hem de manevi olarak kalkınsın istiyoruz. Hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın. Biz bunun için hazırız. Türkiye kalkınma planımız vatana, millete hayırlı olsun.
Ülkemizin çok değerli kaynakları var. İnsan kaynağı, en kıymetlisi jeopolitik gücü var. Ancak bu gücü kalkınmaya dönüştürecek bir iktidar maalesef yok. Saadet Partisi iktidarında Türkiye’nin jeopolitik gücünü baştan sona yeniden inşa edecek, tam 41 yeni mastır proje hazırladık. Bu projelerin hangi bölgede, hangi ilde ne kadar istihdam sağlayacağı, gayri safi milli hasılaya hangi ölçüde katkı sağlayacağı tek tek hesaplandı. Biz bu planla birlikte Türkiye’de 2.5 milyon insanımıza istihdam sağlayacağız.
Genç kardeşim artık doğduğu yerde doyacak, memleketinde huzur içinde yaşayacak. Bu planla birlikte GSMH’ya tam 528 milyar dolar katkı sağlayacağız. Dış ticaret açığı veren ülke değil ihracat fazlası veren ülkeyi inşa edeceğiz. Bu tesislerin kurdelelerini kestiğimiz, temelini attığımız, üretime geçtiği günleri görmemizi Rabbim bize nasip etsin inşallah.
Milli Görüşçüler yeni bir Dünyayı, adil bir Dünyayı tesis etmeye de mecbur olduklarını öne süren Arıkan, “İnancımız bize bunu emrediyor. Dünya çok büyük bir kargaşa içinde. Çok büyük krizlerle karşı karşıya. Bu krizin adı insan hakları krizidir. Kongreye yaptığımız bugün itibariyle 120’den fazla aktif silahlı çatışma var ve bunların yüzde 74’ü İslam coğrafyasında. Sadece geçtiğimiz yıl 230 binden fazla insanımız hayatını kaybetti. Dünyada her gün 10 bini çocuk 25 bin insan açlıktan ölüyor. 2.1 milyar insan temiz suya ulaşamıyor.
Bu durum dünyanın kaynaksızlarının yetersizliğinden değil adil paylaşılmadığı için yaşanan hadiseler. Son 150 yıldır dünyayı Siyonizm idare ediyor. Nerede savaş, kargaşa varsa orada Siyonistlerin olduğunu görüyoruz. Siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırımı, Sudan’da bitmeyen güç çatışmaları…Tüm bunlara baktığımızda, Dünyada siyasi irade asla Siyonistlere teslim edilemez. Dünyanın Siyonistlerden kurtulabilmesi için adil bir düzene ihtiyaç var.
D8 ülkelerinden Malezya, Pakistan ve Ürdün’ü ziyaret ettim. Bir çok ödevle yurdumuza döndük. İhtiyacımız olan ABD ve Trump’ın barış planı değil Müslüman dünyanın kendi içinde birlik oluşturmasıdır. Bu birlikten doğacak cesarete dünyanın çok fazla ihtiyacı var. Yıllardır, ‘Şahsiyetli bir dış politika’ derken tam olarak bunu kast ediyoruz. Türkiye’nin şahsiyetli dış politika izlemesi ve İslam dünyasının birlikteliği çok kıymetli ve önemlidir. Bölgemizi ilgilendiren kararlar ABD’nin öncülüğünde değil Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da alınmak zorundadır. Biz bu birliği sağladığımızda Gazze’de, Keşmir’de, Batı Şeria’da zulüm Allah’ın izniyle sona erecektir.”
Sözlerinin bu bölümünde TBMM’de kürsüde konuştuğu esnada kalp krizinden ötürü hayatını kaybeden Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’i yad eden Arıkan, “Kocaeli’de bir yanımız eksik, yüreğimiz buruk ama elhamdülillah başımız dik. Hasan Bitmez son nefesini mazlumların sesi olmak için feda etmiş çok büyük bir kahramandır. O kürsüden, ‘Tarih sussa hakikat susmayacaktır’ derken yere düştü ama hakikati yere düşürmedi. O hakikat hala bugün dimdik ayaktadır” deyip şöyle devam etti:
“Dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de yepyeni, taptaze bir başlangıca ihtiyacı var. Geçmişte hatalarımız olmuştur. Önemli olan bu hatalara takılıp kalmak değil bu hatalardan ders çıkartıp el birliğiyle mutlu ve müreffeh bir geleceğe ulaşabilmektir.
Tam bir yıl önce görevi devraldığımızda, ‘Yeni nesil siyaset’ demiştik. Yeni nesil siyasette en önce temiz bir el, kucaklaşma, millet için hep birlikte çözüm arama vardır.
İhtiraslarımızın, hırslarımızın kör karanlığında kaybolmadan ittifaklarımız üzerinden yeni bir toplumsal mutabakatı sağlayıp geleceği hep birlikte inşa edelim. Bu birliktelikle bütün siyasi partilerle, 86 milyon insanımızla inşa edeceğimiz bu gelecekte çatışma değil uzlaşma, çifte standart değil adalet, üstünlük ve kibir değil eşitlik ve tevazu, sömürü değil iş birliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları ve özgürlükler olsun.
Biz Saadet Partisi olarak milletimizin tüm katmanlarıyla etrafında dolaşabileceği yeni bir siyaset, yeni bir toplumsal sözleşmeyi 86 milyon insanımıza teklif ediyoruz.
Türkiye ırkı, dini, mezhebi üzerinden kendi evlatları üzerinden milletin enerjisini tüketen tartışmaları artık geride bırakmalıdır. Devletin görevi parti, kimlik dayatmak değil var olan kimliklerin Devlet çatısı altında huzur ve barış içinde varlıklarını sürdürmesi ve geliştirmesi imkânlarını sağlamak olmalıdır.
Saadet Partisi dinin bir siyaset aracı olarak kullanılmasına da, laiklik adı altında dini özgürlüklerin yok edilmesine de karşıdır.
Biz diyoruz ki, ‘Bu memleket bizim… Bu dava bizim’
Karacaoğlan, Dadaloğlu…Mevlana bizim.
Türkü, Kürdü, Çerkezi…Aşık Veysel bizim.
Semah, halay… Munzur, Fırat, Kaz Dağları…Başbağlar, Roboski…, Dilovası’nda parfüm fabrikasında kaybettiğimiz 16 yaşındaki Cansu, 17 yaşındaki Nisa…, Eren Bülbül, Berkin Elvan…, acı, sevinç ve hüzün bizimdir.
Bizim Gebze’de bu muhteşem salondaki çağrımız Türk’e, Kürt’e…, Aleviye Sünniye.. Laza Çerkeze… Dindara, sosyal demokratadır. Görüşü düşüncesi ne olursa olsun 86 milyon ülke evladınadır.
Biz bunun için çalışıyor, bugün bu kongremizi icra ediyoruz. Büyük adalet sarayları inşa etmenin değil büyük insanlar yetiştirmenin, ikiz kulelerde saltanat sürenlerin değil şantiyelerdeki emekçinin, gösteriş ve şatafatla övünenlerin değil otobüs duraklarında bekleyen gariban vatandaşımızın, özel ofis ve lüks villalarda kamu ihalelerini paylaşanların değil kömür madenlerinde ekmeğini paylaşanların, dört ayrı yerden dört maaş alan torpillilerin değil atanamayan öğretmenlerin, üniversite mezunu işsiz kardeşlerimizin mücadelesini veriyoruz.
Esnafımızın, köylümüzün, çiftçimizin, açlık sınırı altındaki maaşla ömürlerini tüketen emekli büyüklerimizin, hak yiyenlerin değil hakkı yenenlerin mücadelesini veriyoruz. Sadece kendimizin, partimizin değil 86 milyon insanın selameti için fevkalade çalışıyoruz.
Söz veriyorum. İktidara geldiğimizde ilk 100 günde bütün Türkiye değişimi yakından hissedecek. Sadece bir iktidar değişimi değil bir ahlak devrimi olacak. Siyaset ve bürokrasi ile mafya arasındaki ilişkiler kökten çözülecek. Sokaklarımız çetelerin işgalinden, bıçakların gölgesinden kurtulacak. Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerinin hepsi kökten temizlenecek. Kirli propaganda düzeni sona erecek. Hiçbir medya kuruluşu değerleri istismar eden yayına cesaret edemeyecek. Sosyal medyadaki tröl orduları saltanatına son verilecek. Aile saadetini parçalayan televizyon dizileri ve ahlaksız içerikli gündüz kuşağı yayınlarına karşı reformları gerçekleştireceğiz. RTÜK sadece ceza veren kurum değil dijital çağın yüzü olacak. Saadet Partisi iktidarında bu topraklarda yeniden adalet hüküm sürecek. Hakikat yükselecek. Ahlak ve maneviyat yeniden büyüyecek.
Adil bir ekonomik düzen kurmadığımızdan Türkiye’de sokaklar kendi alternatif ekonomik düzenini kurdu. Yasa dışı kumar ağları, kolay para tuzakları gençlerimiz için cazip bir çıkış noktası haline geldi. Çete düzeni, istihdam ofisi gibi çalışmaya başladı. Bizim iktidarımızda çözüm ve istihdam programlarımızla beraber yeraltı istihdam ofislerinin kökünü kurutacağız. Yeryüzünü istihdam cenneti yapacağız.
Tüm Gebzeli hemşerilerimi Saadet Partisi’nde siyasete davet ediyorum. Burada vefa, merhamet, kardeşlik var. Yalanın karşısında hep beraber dimdik durmak var. Burada şahsi çıkarlar için değil memleket çıkarları için bir araya gelen çok kıymetli kadrolar var. Kapımız ardına kadar açıktır. Tüm hemşerilerimizi birlikte siyaset yapmaya, birlikte düşünmeye, hep birlikte adil bir Türkiye’yi inşaya davet ediyorum.
Bugün bu salonda yeni nesil siyasetin yürüyüşünün çok kıymetli bir adımını daha hep beraber atıyoruz. Her birinizde sevgi, kardeşlik, umut var. Kollarımız, yüreğimiz 86 milyon için açık.”
Salondaki parti üyesi Milli Görüşçüye sürdürdükleri her mücadele için çalışmaya hazır olup olmadıklarını sorup aldığı yanıtla mutlu olan Arıkan sözlerini; “Bir insan bir şehri, bir şehir bir ülkeyi, bir ülke bir dünyayı değiştirir. Bu insan Saadet Partisi’nin sandık müşahidi, ilçe yöneticisidir. Gençlik, kadın kollarıdır. AGD gençliğidir. Sokağınızda yapılacak çalışma dalga dalga yayılacak, yeniden Türkiye’yi inşa edecektir. Sokaktan caddeye, youtube’ye kadar her yerde olacak, her gönle dokunacağız. Hedefimiz belli. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır” diyerek tamamladı.
İLGİLİ HABER…
SARIDOĞAN SAHADAN MORAL AŞILADI
İktidara umut bitti.
Yeniden bize ihtiyaç var
https://www.gebzeemek.com/haber/siyaset/iktidara-umut-bitti-adil-duzene-ihtiyac-var/2521.html