CHP SEÇMENİNE ÖZÜR BORCUMUZ VAR Ön seçim siyaset ticaret ilişkisini de önler
2024 yerel seçimlerinde CHP’nin ilçenin kaderini etkileyen şekilde aday çıkartmaması sonrası sorumluların hiçbir şey olmamış gibi devam ettiğini, CHP seçmenine özür bile dilenmediğini belirten Cüneyt Akın’a göre ön seçim, siyaset ticaret ilişkisinin de önünü keser
Seri röportaj – 2
Siyaset, temel anlamda toplumların yönetilmesi, kaynakların paylaşılması ve farklı çıkarların uzlaştırılması sürecidir. Kelime kökeni Arapça "at bakıcılığı" veya "yönetim" anlamlarına gelen siyaset, günümüzde devlet yönetimi, siyasi partiler, sivil toplum ve bireyler arası güç ilişkilerinin tümünü kapsar
Politika, devlet faaliyetlerinin düzenlenmesi ve toplumun yönetilmesi sürecindeki amaç, yöntem ve ilkelerin bütünüdür. En yaygın tanımıyla siyaset anlamına gelir. Ancak günlük hayatta devlet yönetiminden şirket idaresine kadar farklı anlamlarda da kullanılır
Gebze’de 2024 yerel seçimlerinde bir siyasi parti olarak CHP’nin ne tür bir politika yürüttüğü, pek anlaşılmadı. Günümüz CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler şahsında, Çiler’i merkeze alarak sürdürülen teklilik, Çiler’in adaylığının açıklanmasının ardından sağlık problemleri olduğunu söyleyerek geri çekilmesini takiben CHP’yi, adaysızlığa kadar sürükledi.
Fatura ilçe kongresinde Gökhan Orhan’a kesilmedi ama İl kongresinde Bülent Sarı’ya kaybettiren etkenlerden biri, Gebze’de aday çıkarılmaması idi gibi.
CHP Gebze İlçe’nin kongresinde mevcut başkan Gökhan Orhan ile girdiği başkanlık yarışını kaybeden Cüneyt Akın ile o süreci de konuştuk. Genel anlamıyla siyaset ticaret ilişkisini de.
2024 yerel seçimlerinde CHP’nin ilçenin kaderini etkileyen şekilde aday çıkartmaması sonrası sorumluların hiçbir şey olmamış gibi devam ettiğini, CHP seçmenine özür bile dilenmediğini belirten Cüneyt Akın’a göre ön seçim, siyaset ticaret ilişkisinin de önünü keser:
- İlçenin kaderi derken, neyi kast ettiniz?
- 2024 yerel seçimini siyasi olarak değerlendirmek doğru değil. Yani CHP'nin adaysız kaldığı bir seçimde her şey beklenebilir, her şey olabilir. Yani gene seçmenimiz çok sağduyulu davranmış, o hengamede adaysız bir partiye beş meclis üyeliği vermiştir.
- 2024’te aday çıkarsa idik seçimi alırdık almazdık ayrı mesele. Kaldı ki alırdık. Genel başkanları Erkan Baş şahsında Gebze Belediye Başkan adayını desteklediğimiz veya tepkiden ötürü tercih değiştiren, sandıkta farklı refleks sergileyenler şahsında fireleri göz önüne aldığımızda ‘desteklediğimiz’ TİP hiç olmazsa meclis için liste çıkartmasaydı, Gebze Belediye Meclisinde muhalefetin bütünü, Cumhur İttifakı’ndan çoğunlukta olacaktı. Böyle bir belediye meclisi, Gebze için iyi olurdu.
- Bu iktidarın en çok dizginlenmeye ihtiyacı var. Ben meclis toplantılarını zaman zaman izliyorum. Çoğunluklarının yarattığı şımarıklığı görüyorum. Çalışmak, bir şey yapmak, muhalefeti ikna etmek zorunda hissetmiyorlar kendilerini. Canları nasıl isterse öyle davranabileceklerini düşünüyorlar. En azından muhalefet meclis çoğunluğunu ele geçirseydi bu iktidar şımarıklığından kurtulacaktık. Ben öyle bir durumun Gebze'nin lehine olacağını düşünüyorum. O zaman iktidar kendisini çalışmak, üretmek, bazı sorunları çözmek zorunda hissedecekti.
- Realitede mecliste çoğunluk muhalefette ama seçimin iyi organize edilememesi belediye meclisinde çoğunluğun iktidar partisinin elinde olmasına yol açtı. Şimdi iktidar partisinin elindeki çoğunluk iktidar partisini çok şımartmışa benziyor. Benziyor değil, öyle. Çok rahatlar. Bu da Gebze'de aslında hizmetin, çalışmanın düşük olmasına yol açıyor. Rutin işlerle uğraşıyorlar. Rutini bile çok becerebildiklerini söyleyemem. Gebze'nin yaşamına, sosyal yaşamına, hayatına renk katacak bir faaliyetleri yok.
- Umuyor ve şunu görüyorum ki önümüzdeki yerel seçimde aynı hatalar yapılmaz ise Gebze'de bir sosyal demokrat iktidar kaçınılmazdır.
- Belediyeden işçi emeklisisiniz. Sizin deyiminizle hep aktif siyasettesiniz ama reel anlamda aktif siyasete atılmış oldunuz…
- Soruyu galiba anladım. Siyaseti meslek haline getirmeye dair olsa gerek. Ünlü bir profesörün sözü var. Siyasetten başka uğraşısı, mesleği, işi olmayan siyasetçiler koltukta esir olurlar, koltuğu da esir alırlar. Her şeyden önce, siyasetin meslek olarak edinilmesinin, görülmesinin önüne geçmeliyiz. Benim için siyaset meslek değildir. Belediyede 30 yıl çalışarak emekli oldum. İşim ayrıydı. Siyaset ve siyasi görüşüm ayrıydı. Bu ikisini birbirinden ayıran siyasetçilerin bizi temsil etmesi lazım. Oturdukları koltuktan kalkmayı bilen siyasetçilerin bizi temsil etmesi lazım. Birisi, oturduğu koltuktan kalkmakta zorlanıyorsa siyasetçi ve siyasetçinin oturduğu koltuk hakkında şüpheye düşerim. Koltuktan güç alanlar değil, koltuğa güç verenler siyaset yapmalı.
- Asıl sormak istediğim, siyaset ticaret ilişkisine dairdi ama?
- Herhangi bir kişileri kast ediyor iseniz; ben siyaset-ticaret ilişkisine hiçbir yerde hiçbir şekilde bizzat şahit değilim ama Türkiye'nin böyle bir sorunu olduğunu düşünüyorum. Siyasetin bir geçim kapısı haline getirildiğini görüyoruz. Bunun da ülkeye, partimize zarar verdiğini görüyoruz. Onun için bu konuda örgütlerimizin, partimizin, partililerimizin duyarlı olması lazım. Siyaseti ticarete alet olarak kullanan siyasetçilere karşı örgütümüzün daha bilinçli, daha duyarlı olması lazım. Onun dışında bilmiyorum yani siyaset-ticaret ilişkisinde biz ne yapabiliriz? Ticaretten hiç anlamayan biri olarak bu konuda çok fazla da bilgi sahibi değilim.
- İlçe kongresini kaybetme gerekçesi olarak delegeye ulaşamamayı gösterdiniz. Ya seçim üye bazlı olsa idi?
- Delegeliğin tamamen kalktığı bir sistem Siyasi Partiler Yasası'na göre mümkün değil. En azından kongrelerinizi, yani ilçe başkanlarınızı delegeyle seçmek zorundasınız.
- Ama ön seçimden yana olduğunuz biliniyor…
- Ama belediye başkan ve meclis üyeleri ile milletvekili adaylarınızı üyeyle seçebilirsiniz. Bu konuda örgütlerimizin daha duyarlı olması lazım. Çünkü üyeyi alana çekmenin, iktidara ve zafere inandırmanın en önemli yollarından biri de karar mekanizmalarına katmaktır. Benim ilçe kongresinde söylediğim de budur. Ortak akıl, örgüt aklı, bunlar çok önemli. Bunları öne çıkarmamız lazım.
- Cumhurbaşkanlığı adaylığında bir dayanışma sandığı kuruldu. Binlerce insan geldi, saatlerce bekleyip oy kullandı. Neden biz Gebze Belediye Başkan adayımızı ya da Gebze'den parlamentoya göndereceğimiz vekil adayını böyle seçmeyelim? Böyle güçlendirmeyelim? İnsanları bu işin içine katmayalım? Yani benim hatırladığım kadarıyla 40 binin üzerinde insan Gebze'de Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı için dayanışma oyu kullanıldı. Bu sıradan bir iş değildir. Bunun yerel ayakları da yapılabilir. Gebze Belediye Başkan adayımız böyle belirlenebilir, milletvekili adaylarımız böyle belirlenebilir.
- Aslında çokta izaha gerek yok. Ön seçim bir ihtiyaç değil, temel bir haktır. Hatta siyaset ticaret ilişkisini de önler kanaatindeyim çünkü üye, adayının seçildikten sonra siyaseti ticarete çevirmesinin faturasını bir sonraki ön seçimde, aday göstermeyerek ödetir. Cumhuriyet Halk Partisi gibi sosyal demokrat bir parti, Türkiye'de parti içi demokrasiyi iyi kötü yaşatan tek parti, elbette adaylarını da, temsilcilerini de ön seçimle belirlemelidir. Bunun çok tartışılacak, aksinin savunulacak bir tarafı yok, aksini düşünmek bile doğru değil. Çünkü emekten, örgütten yana 102 yıllık bir partinin, Türkiye'ye demokrasiyi getirmiş, çok partili rejime geçirmiş, Türkiye'yi sosyal demokrasiyle tanıştırmış partinin, kendi içinde de demokrasiyi işletmek için bir an bile düşünmemesi gerekir.
Bu röportaj mutlak butlak kararı öncesi gerçekleşmiştir.
- Genel başkanınız Özgür Özel ile CHP’de bir çıkış yaşandı. Bölgemize sirayet etmese bile 2024 yerel seçimlerinde sandıkta tescillendi. Bu rüzgar gerek yerelimizde gerek genelde CHP iktidarını getirir mi?
- Partimin çıkışta olduğunu, Genel Başkanın yaptığı hamlelerin toplumda karşılık bulduğunu görüyorum. Yalnız şunu söylüyorum, siyaset içinde Cumhuriyet Halk Partisi gibi kurumsal bir parti sadece Sayın Genel Başkanın eforu, toplum üzerindeki etkisiyle iktidar olamaz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olması için Genel Başkanın yanında örgütlerin de aynı tempoyu, eforu, inancı, direnci göstermesi lazım. Bu konuda bazı eleştirilerimiz var ki biz bu kongrede aday olduk. Daha iyisini yapmak üzere aday olduk. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi delegesi mevcut yönetimin devamından yana karar verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının performansını bizim örgütlülükle, örgütlerimizin ona takviyesiyle devam ettirmemiz lazım. Çünkü sıradan bir dönemde yaşamıyoruz, herkes bunu görüyor. Artık kuşatılmış bir yargı var. Bir dahaki seçimin sonucunu yargı eliyle belirlemeye çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi buna karşı bir direniş gösteriyor, ciddi bir direniş gösteriyor. Herkesin ne kadar önemli, ne kadar tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkında olması lazım. Ben bazı örgütlerimizin bunun farkında olduğunu, bazılarının farkında olmadığını görüyorum. Umuyorum bu dönemin, mücadelenin, direnişin sonundan Cumhuriyet Halk Partisi zaferle çıkar.
Bu sadece CHP'nin değil; Türkiye'de aydınlığın, cumhuriyetin, cumhuriyetçilerin, aydınların, demokrasiden ve hukuktan yana olanların zaferi, 2024’te olmuştur. İlk genel ve yerel seçimde yine olacaktır. Gebze’de de olacaktır.
- Erken seçim olasılığı sizce var mı?
- Şimdi bu iktidar 23 senedir iktidar. Nasıl davrandığını iyi kötü hepimiz yaşıyoruz. Ekonomik sıkıntının hat safhada olduğu bugünlerde işte geçenlerde varlık barışı ilan ederek gene ülkeye bir sıcak para girişini sağlayacak. Cumhuriyet Halk Partisi'ni de yargı eliyle köşeye sıkıştırıp bir erken seçime gitme ihtimallerini görüyorum. Centilmence, mertçe yarışmayacakları çok belli. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi için sıradan işlerle uğraşma zamanı değil. Bizim olağanüstü bir döneme girdiğimizi, olağanüstü bir dönem yaşayacağımızı, Cumhuriyet tarihinde hatta dünya demokrasi tarihinde görülmemiş şeylerle karşılaşacağımızı, onun için de olağanüstü çaba sarf etmemiz gerektiğini bütün seçim çalışmaları boyunca söyledim, hala da söylüyorum. Hiçbir şey sıradan değil artık. Sıradan işlerle de bu iş olmaz.
- Gebze Belediyesi’ni değerlendirir misiniz?Gebze Belediyesi’ne dair ortada çokta değerlendirme yapacak bir durum yok. Gebze Belediyesi günü kurtaran, durumu idare eden, vizyonsuz, misyonsuz, kentin yaşamına dokunmayan, dokunamayan, belediye meclisindeki çoğunluğundan dolayı rahat hareket eden, ‘Kimi aday gösterirsek gösterelim rahat kazanıyoruz’ düşüncesiyle çok da mücadele etmeyen, hizmet konusunda yaratıcılık için kendini zorlamayan bir yönetim anlayışı görüyorum. Yani çok klasik belediyecilik diyeceğim, klasiği de yok artık.
Yolların durumu, ortada.
Kentin sosyal yaşamında yerel yönetimlerin bir etkisini görmüyorum. Çok ciddi bir genç nüfus var Gebze'de. Belediyenin bir iki kütüphanesinde ders çalışmak dışında yerel yönetimlerin gençlerle ilgili, gençlerin yaşamıyla ilgili, sosyal hayata katılımıyla ilgili işte meslek edinmesiyle ilgili, işsizlikle ilgili hiçbir çabasını görmedim.
- Büyükşehir’e dair ne söylemek istersiniz. Ya da Başkan Büyükakın’a yönelik çok yoğun seyreden ‘güzellemelere’ dair?
- Kim niye Tahir Büyükakın güzellemesi yapıyor bilmiyorum ama ben ortada çok güzelleme yapacak bir şey görmüyorum açıkçası.
- İlaveten
- Bu röportajı okuyacak herkese önce sağlık ve esenlik diliyorum. Hem ilçemizle hem ülkemizle ilgili biraz karanlık bir tablo çizdik belki ama geleceğin güzel olacağına inancımı hiç kaybetmedim, kaybetmiyorum. Kaybetsek zaten gider evimizde otururuz, alanlarda, meydanlarda işimiz yok. Umarım her şey çok güzel olur.
Cumhuriyet Halk Partisi kültürünü, hayatını, geçmişini, tarihini bilmeyen, CHP ailesinden gelmeyenlerin bizi temsil etmelerinde zaman zaman sorunlar yaşıyoruz. Ben istiyorum ki bizi temsil edecek herkes, A'dan Z'ye, delegeden meclis üyesine, meclis üyesinden milletvekiline kadar herkes partiye kaç basamakla çıkıldığını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihinin ne kadar önemli olduğunu, tarihinde neler yaşandığını bilsin. Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinden, töresinden gelsin.
Bizim en büyük sorunlarımızdan bir tanesi şudur: Siyaset bir meslek, bir geçim kapısı değildir. Siyaset, insanın ideallerini, inançlarını hayata geçirmek için mücadele edeceği bir yerdir, bir kapıdır. Bizim için de Cumhuriyet Halk Partisi budur. Yani ben kızıma ve tüm çocuklarımıza bir cumhuriyet bırakmak istiyorsam, Türkiye'de bunun yolu Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde çalışmaktır, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ayağa kaldırmaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ayağa kalktığı gün kendini dev gibi görenlerin aslında birer cüce olduğu görülür. Bütün mesele bu göreve seçilen arkadaşlarımızın, yöneticilerimizin Cumhuriyet Halk Partisi'ni ayağa kaldırmasıdır. Ayağa kaldıracak çalışmaları yapmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü, üyeleri, seçmeni ayağa kalkmaya hazırdır. Ama bizim onlara bir özür borcumuz var. Biz adaysız bir seçim yaşamışız, özür dilememişiz. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmışız. Bu seçmeni, üyeyi ciddiye almamaktır. Açıklama yapmamak, özür dilememek, seçmeni, üyeyi bu işin içine katmamak yanlıştır.
Röportajda dün
İçeride de adalete ihtiyaç var
https://www.gebzeemek.com/haber/siyaset/iceride-de-adalete-ihtiyac-var/3843.html