FUTBOLCULAR SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYORDU Bahis, transfer ve şirketleşmede: Çözüm denetimde!
Futbolun içinde 35 yılını geride bırakan deneyimli teknik adam Muzaffer Bilazer futbolumuzu kasıp kavuran bahis ile transfer politikaları ve şirketleşmede çözümün denetimde olduğunu söyledi
2 Temmuz 1993’ta Sivas, Madımak Oteli’ndeki katliamda yaşamını yitiren Hasret Gültekin, “Ömür Dediğin”de “Bir insan ömrünü neye vermeli / Harcanıp gidiyor ömür dediğin / Yolda kalanda bir yürüyende bir / Harcanıp gidiyor ömür dediğin” demiş idi.
Geride kalan 48 yıllık ömrünün 35 yılını futbolculuk ve antrenörlük, ardından süregiden teknik direktörlüğü ile futbola veren Güzide Gebzespor Teknik Direktörü Muzaffer Bilazer ile Muşspor maçı öncesi…
Ceza alan futbolcular üzerindeki teknik ve psikolojik etkileri dâhil olmak üzere birçok yönüyle bahis operasyonunu…
Kulüplerde transfer politikaları ve şirketleşmeyi…
Altyapı hallerini konuştuk.
35 yıllık sürecinde Erzurumspor, Altay, Karademir Karabükspor, Denizlispor ve Akhisar Belediyespor gibi vakti zamanında tabiri caizse “kasıp kavuran”…
Ama isim değişikliğiyle bir şekilde geri dönüş yapan, ama tarihe karışan ama alt liglerde debelenen kulüplerde ama futbolcu ama teknik adamlığında çok şeye tanık olan Bilazer, Gebze Emek’in sorularına o deneyimine dayanarak samimi yanıtlar verdi.
Özetle aslında hemen her alanda yakıcı bir memleket sorunu hale gelen;
Toplamda 13 yurttaşımızın hayatını kaybettiği; 04 Ekim’de GEBKİM OSB’de kurulu TN Maleik Petrokimya’nın tankındaki patlama, 29 Ekim’de Gebze’deki apartman çökmesi ve 08 Kasım’da Dilovası’ndaki fabrika yangını sonrası da farklı bir alanda açığa aleni çıkan denetim eksikliğinin futbolumuza yansıyan haline de bir nevi atıfla…
Gerek aslında kumar olan bahiste, gerek transferde, gerek kulüplerin yönetimleri ve gelir giderleri, bütçe hareketleri ile çözüm alternatifi olarak gösterilen şirketleşmede…
“Çözüm denetim”de dedi. Detaylar şöyle…
- Temsilcimiz Gebzespor dâhil, ceza alan futbolcuların kulüplerinin yargı yoluyla itirazları olmuştu…
- İlk itirazlarda indirim yapılmadı. Şimdi tahkimden haber bekleniyor. Ne olacağını bilmiyorum. Süper Lig’de olanlar, ret edildi bildiğim kadarıyla. Bizde ne olur, bilmiyorum. Ama bunun sosyolojini, artısını eksisini iyi düşünmek lazımdı.
- Bu cezalar, ceza alan futbolcunun teknik performansına nasıl yansıyacaktır. Bizdeki dört futbolcuya dair programınız nedir?
- 45 gün süreli ceza alan futbolcu için fazla handikap gözükmüyor. Kulüpler için handikap oldu. Ceza alan futbolcularını en az 5-6 maç için kullanamadılar. Ama oyuncu için, örneğin 15 günlük devre arası da var. Antrenmanda sorun olmayacaktır. Bizde ceza alanlar takımla birlikte antrenmanlarını sürdürüyor. Güç eksikliği olabilir. Devre arasında hazırlık maçlarında tolore edilebilir ama 3, 6, 9 ay süreli ceza alanlar için ciddi anlamda bir handikap söz konusu. Kulüpler bunu bir şekilde tolore edebilir ama oyuncu için çok kolay olmayacaktır.
- Cezaların ardından siz, “İkinci şans verilmeliydi” dediniz. Camianızdan teknik direktörlerin farklı değerlendirmeleri oldu. Sizce olması gereken yöntem neydi?
- Sistemde bir takım eksiklikler var. Türkiye Futbol Federasyonu öncesinden bilgilendirme yapabilirdi. Bu bilgilendirmeye göre oyuncular ve futbol ailesindeki herkes bu alışkanlıktan uzaklaştırılabilirdi. Çünkü bulunduğumuz liglerde maçları izlemek için, bu aplikasyonu birçok insan indirmek zorunda kaldı. 2 ve 3’ncü lig maçları federasyon tarafından bu alana pas edildi. Bir şekilde, para karşılığında satıldı. Futbol ailesindeki herkes maçları/ligleri bu mecralardan izledi ve bu esnada kişiler bir takım zafiyet göstermiş olabilir. Dolayısıyla futbolcuları merkeze aldığımızda bahis oynamaları etik anlamında sıkıntı olabilir ama adli anlamda hiçbir suç teşkil
- Öte yandan; oyuncu kendi takımının maçı üzerine bahis oynamıştır. O maça dair bir manipüle vardır. Orada zaten devletin bulmama şansı yok. Zaten biz de diyoruz ki, devlete en çok zarar verenler yasa dışılar ve diğer olaylar. Türkiye’de yaklaşık 35 yıldır futbolun içerisindeyim. Ve birçok şeyi gördüm, şahit oldum. Diğerlerinin yanında çok masumane olaylar.
- Federasyonun ilgili maddesi çok açık. Futbolcuların bilgi eksikliği veya bilgilendirilmesi eksikliğinden söz edilebilir mi?
- Konuya dair kişiler çok doğru şekilde bilgilendirerek ve bu tarihten sonra futbol ailesinden kimsenin bu işin içinde olmayacağına dair uyarı ile bir çözüme gidilebilirdi. Diğerlerine, asıl suçlu diye tanımladıklarımıza, yani maçı manipüle edenlere, maçı alıp satanlara veya oyunu kazanca çeviren insanlara gereken cezalar verilebilirdi. Men de verilebilirdi. Bu konuda bence sosyolojik anlamda, bilgilendirme anlamında bir eksiklik oldu. Böyle bir olay olacağını kimse düşünmüyordu. Bahis oynayan futbolcular yaptıklarının bir suç olduğunu bilmiyordu. Kaldı ki herkes İddaa bayisinde istediği gibi oynayabiliyor. Yani sistemi komple gözden geçirmeli. Sadece futbol ailesi için söylemiyorum. 15-16 yaşındaki çocuklar da oynayabiliyor. Birçok insan bu hatayı yapabiliyor. Başka zaaflar gösterebiliyorlar ve başka travmalar ortaya çıkabiliyor. Bu aslında sosyolojik bir sorun. Komple, nasıl düzeltebileceğimize dair çare bulmalıyız.
- Cezalıların psikolojik durumu nasıl…
- Ceza alanlarda moral bozukluğu olduğu gibi kamuoyunca da konu farklı ve yanlış algılandı. Şike ile bahsi birbirinden ayırt etmek lazım. İkisi arasında dağlar kadar bir fark var. Kamuoyunda bu iş öyle kötülendi ki sanki bu çocuklar şike yapmış gibi bir yaklaşım oldu. Aslında şikeyle uzaktan yakından hiçbir alakası yok.
- İsimlerinin bu şekilde, aleni teşhir edilmesi doğru muydu?
- İsimleri teşhir edilmemeliydi. Bunlar genç çocuklar. Kaldı ki sistem, devletin de desteklediği bir sistem. Türkiye’de aşağı yukarı herkesin içinde olduğu bir vaka. Geçenlerde dinlediğim bir programa göre 86 milyon yurttaşımızın 40-50 milyonu bir şekilde bu işin içinde var. Dünya çapında bir sorun aslında. Çocukların itibar anlamında bir takım sıkıntıları oldu ama 45 gün ceza alanlar bu konuda biraz daha şanslı. Diğerleri için sezonun ikinci devresinde bir şansları olmalı.
- Futbol dünyanın en kısa mesleği. Bir yıl top oynamadıktan sonra geri döndüğünde, bıraktığın alanı tekrar bulabilmek çok kolay değil. Doğru yerde bu işi bulabilmekte kolay olmuyor. Çok kısa bir meslek olduğundan belki de adamın elinden birçok şeyi almış oluyorsun. Ceza alan kişiyi belki daha da büyük hatalar yapabilecek bir noktaya getirebilirsin. Ceza alan arkadaşları kazanmak anlamında işi daha derin düşünmek lazımdı. İşin içerisindeki daha bilgili insanlardan yardım almak lazımdı. Daha iyi bir çözüm lazımdı. Ama tabi olay oldu. İnşallah bundan sonraki süreçte daha doğru çözümler olabilir.
- Bu şirketler Milli takımlara, liglere sponsor oluyor. Bir de bahis oyunlarının kulüplere maddi katkısı olduğu söyleniyor…
- Bu tür şirketlerin kulüplere çok büyük bir katkısı yok. Bu tür sponsorlukların kulüplerin giderinin yüzde birini karşılayacak bir katkısı dahi yok. Bildiğim için söylüyorum. Bu kaynaklardan gelen gelirler kulüpleri çok ayakta tutan meblağlarda değil. Hatta bu konuyla ilgili olarak gerek Süper Lig gerekse alt liglerde kulüpler birliği başkanları, Spor Toto Genel Müdürlüğü ile bir takım görüşmelerde İddia oyunlarının daha çok futbol üzerine oynandığına dikkat çekilip bu büyük paydan daha fazlası talep edildi. Yani mevcutta kulüplere katkısı, abartılacak bir seviyede değil. Kulüplerin genel anlamda 10 lira gideri varsa 1 lira geliri var. 9 lirayı kulüp yönetimindeki insanlar kendi cebinden karşılıyor. Giderler, şehrin veya kurumun gücüyle karşılanıyor. Bu çok sürdürülebilir bir iş değil. Büyük spor kulüpleri bir şekilde ayakta tutulabiliyor. Kulübün başında kim olursa olsun. En zengini Ali Koç idi. onun bile Fenerbahçe Kulübü’nde bütçeyi yönetmesi kolay iş değildi. Çünkü milyar dolarlardan, Eurolardan bahsediliyor. Bununla birlikte, insanların cebine sığacak bir iş değil bu iş. Giderleri bildiğim için böyle konuşuyorum. Kişi ne kadar zengin, ne kadar iş insanı olursa olsun, onunda bir doygusu, şirketi var. Ama biz maalesef bir kere sistemi denetlemiyoruz. Kulüpler, 2 liralık geliri varsa 10 liralık transfer yapıyor. Bunun önüne geçmek, denetlemek lazım. Eğer denetimi yapabilirsen, düzelebilir. Oyuncu maliyetleri ve kulüplerin giderleri doğru bir zemine oturur.
- Liglerimizde futbolculara ödenen transfer miktarları sizce makul seviyede mi?
- Bu ülkede oyuncu maliyetlerini aşağı yukarı biliyorum. Oyuncuya 10 lira veriyorsun ama sana 2 liralık top oynuyor. Oynamayana dahi 10 lira veriliyor. Menajerlerin şişirmesi de önemli bir etken. Bu noktada kulüplerin yönetimlerinin akıllı olması lazım. Devlet ve TFF tarafından bu sistem denetlenmeli ve doğru zemine oturtulmalı.
- Avrupa’da önemli kulüplerde oynayan futbolcular, Türkiye’de süper liglerde oynayan futbolcunun aldığının beşte birini alıyor ve Milli Takım’da oynuyor. Biz aynı futbolcuya beş katını veriyoruz burada. Yakın tarihimize bakalım. Çok önemli şehir takımları battı, gitti. Bir çoğu Bölgesel Amatör Lig’de. Bir çoğu ayakta zor duruyor.
- Bursaspor ve Sakaryaspor 3’ncü Lig’den, Kocaelispor BAL’dan döndü. Türkiye Kupası ve Süper Kupa’yı kazanan Akhisarspor Avrupa Kupaları’nda oynayan Denizlispor yok. Mersin İdman Yurdu isim değiştirdi. İsim değişikliğiyle Yeni Malatya, mevcut kulüpte kapanmaya doğru gidiyor. Erzurumspor, Vanspor isim değiştirerek bugünlere geldi.
- Şirketleşme doğru çözüm mü?
- Şirketleşme kısmen doğru bir şey olabilir ama Türkiye’de birçok şey çok kolay manipüle edilebiliyor. Denetlemeyi iyi yapmalı. Şirketleşme olsa dahi Devlet tarafından denetleme iyi yapılmalı. Kulüp borçlandı: İbra olduktan sonra ceketini al çık. Bu bir sorun ve bunu da çözmek lazım.
- Söylediğinize binaen, Karabükspor ibret alınası bir örnek mi?
- Karabükspor’da da çalıştım. Türkiye’nin en güzel kulübü idi. 2014’de UEFA Kupası’na gittik. 5 yıl sonra baktığında kulüp paramparça, batmış. Ortalık savaş alanına dönmüş. Bunu çözmek lazım. Çok zor bir iş değil. Herkes burada bir takım şeyler söylüyor futbol adına ama aslında şimdinin değil bu 30, 50 yıllık bir sorun. Bir de açık çok fazla olduğundan bir bakmışsın işin içine pragmatik insanlar giriyor. Kısa vadeli çıkarlar için bu kulüpleri kullanıyor. Ondan sonra koca kulüpler, tarihleri ile birlikte her şey yok olup gidiyor. Biraz daha klas, kaliteli insanları bu işin içine sokmak lazım. Ama ne olursa olsun denetleme iyi yapılmalı.
- Bizde göreve geldiğinizden bugüne, altyapımız ile ilişkiniz oldu mu?
- Gebzespor’da altyapı hocası ile bir iki kez bir araya gelme fırsatım oldu. U19 takımı genelde çarşamba akşamları oynadığından hem bizim maçlarımızın hem antrenman trafiğiyle alakalı olarak, izleme şansımız olamadı. Hatta bugün de birkaç oyuncuyu A takıma katmayı konuştuk. Doğru bir organizasyon ve planlama ile ne yapılabilir, düşünüyoruz. İlk devre sonuna kadar olan periyodu geçip altyapı ile alakalı, doğru bir iletişimle neler yapabiliriz. Altyapıdan nasıl katkı alır ve biz altyapıya nasıl katkı sağlarız. Konuşacağız. Bununla ilgili de iyi bir diyaloğa ihtiyacımız var.