Bize istediğini tüm  kız çocukları için isterdi
24 Temmuz 2026 05:42

YİĞİT KARDEŞLERDEN TEŞEKKÜR VE ANILAR Bize istediğini tüm kız çocukları için isterdi

Köy Enstitüsü mezunu babaları emekli öğretmen Fikri Yiğit’i önceki salı son yolculuğuna uğurlayan Ülker Yiğit ve kardeşleri acılarını paylaşan herkese teşekkür etti. Ülker Yiğit, “Okumamızı, ekonomik özgürlüğümüzü edinmemizi sadece bizim için değil bütün kız çocukları için” isterdi dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

CHP Gebze Kadın Kolları eski başkanı ve eski ilçe yöneticisi, aynı zamanda Gebze Artvinliler Derneği Kadın Kolları eski Başkanı Ülker Yiğit ile kardeşleri Serpil Yiğit Şimşek ve Ayşe Yiğit Demirbaş Köy Enstitüsü mezunu babaları emekli öğretmen Fikri Yiğit’i vefatının ardından son yolculuğuna önceki salı günü uğurladı.

Fikri Yiğit, Darıca’nın Osmangazi Mahallesindeki evlerinin hemen karşısında yer alan Şentepe Camii’nde öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Darıca Belediyesinin Gebze’nin Balçık Köyündeki belediye mezarlığında toprağa verildi.

Fikri Yiğit’in cenaze namazına CHP Kadın Kolları eski Genel Başkanı Fatma Köse, CHP Kocaeli eski Milletvekili Doktor Mehmet Hilal Kaplan ve eşi Doktor Dilek Kaplan, SGK Çayırova Müdürü Hatice Özcan Yazıcı, Gebze Kent Politikaları Derneği Başkanı Ali Fuat Bilir ile Zennure Çataltepe, Osman Alkan, Olcay Öğüt, Cüneyt Akın ve Mustafa Süner Gamreklidze, Firuze Ayazova'nın da aralarında bulunduğu aile ve çevre dostları;

Altun, Aydın, Batur, Dede, Demir, Dilek, Dinçman, Erdem, Özışık, Tekin ve Urhan Aileleri,

Gebze ve Çayırova’daki Artvinliler Derneklerinin başkan ve yöneticileri,

Vergi dairesi çalışanları, Büyükçekmece Defne 2 Sitesi sakinleri, çocukluk arkadaşları katıldı.

Ülker kardeşler gerek cenazeye katılarak gerekse taziyeye gelerek acılarını paylaşan herkese ayrıca defin sürecindeki desteklerinden ötürü Darıca Belediyesi Başkanvekili Kenan Demirbaş ve Mezarlıklar Müdürü Abdullah Oruç’a, gerek sosyal medyadan gerek telefonla arayıp acılarını paylaşan ve taziyelerini ileten teşekkür etti.

Ülker Yiğit’ten edinilen bilgiye göre

Artvin’in Şavşat İlçesi Çağlayan Köyü eşrafından olan Fikri Yiğit’in köy enstitüleri öğrenciliği Kars’ın Susuz İlçesindeki Cilavuz Köy Enstitüsünde başladı. Cilavuz’da öğrenci yoğunluğu artınca Van’da açılan Ernis Köy Enstitüsünde tamamlandı.

Fikri Yiğit’in mezuniyet sonrası öğretmenlik görevi Van’da başladı. O yıllarda öğretmen, imam gibi devlet memurları memleketleri veya komşu illerde atanıp görevlendirildiğinden ekseri Artvin’in köylerinde Anadolu’nun çeşitli yerlerinde devam etti. Fikri Yiğit emekliliği sonrası Darıca’ya yerleşirken Gebze Bölgesinde hiç öğretmenlik yapmadı.

Anadolu’da görev yaptığı yıllarda üç kızının iyi bir tahsil alması için ailesine yer arayışına girdi. Etrafından sordu soruşturdu. Akrabaları İstanbul’un Bakırköy İlçesindeki Yeşilköy 50’nci Yıl Anadolu Lisesini önerince o muhitte ev kiraladı. Büyük kızı Ülker Yiğit de o liseden mezun olurken süreci şöyle anlattı:

“Babam büyük şehirlerde, daha iyi imkânlarda okumamızı isterdi. 1980 süreciydi. Babamın akrabalarının da yaşadığı Bakırköy, aydın ve eğitimli insanların yoğun olduğu bir ilçeydi. Bizim için okul araştırmasına giren babam, akrabalarının önerisiyle, kendisi Anadolu’da iken biz Yeşilköy’e yerleştik. Türkiye’de İngilizce laboratuvarı yokken Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’nde vardı. Türkiye’nin en iyi okullarından biriydi.”

Emekliliğine doğru kendisine ait bir yer arayışına giren Fikri Yiğit, Bayramoğlu’ndaki kardeşinin önerisiyle önce Bayramoğlu’nda yer baktı ama o yıllarda Bayramoğlu hiçbir konutun yer almadığı, bataklık misali bir yer olduğundan oradan arazi edinmedi.

Bunun üzerine Osmangazi Mahallesi’ndeki evlerini, arsasıyla birlikte ama binası inşa halinde iken, 1980’lerin ortalarında satın aldı. 5-6 sene sonra aynı Bayramoğlu’nu görünce ise, tercihinden ötürü kendine biraz hayıflandı. Ülker Yiğit merhum babasını şöyle yad etti:

“Aydın adamdı, çok aydın. Çok üzülüyordu bu ülkenin şu haline. Hep, ‘Biz tuğla gibi ördük bu vatanı, tuğlayla ördük’ derdi.

Köy Enstitüsü mezunu olmasından ötürü öğretmenliğin yanı sıra marangozluk, ağaç aşılaması yapıyordu. Enstrüman çalıyordu. Hayvan beslenen köylere, süt verimliliğini artıran yoncayı ilk götüren babam olmuş. Enstitüde öğrenmiş bunları.

Babam gibi öğretmenler görev yerlerinde köylerin ve tarımın gelişmesi için bunu çiftçiye öğretmeye çalışmış. O dönemlerin öğretmenleri, imamları elektriği olmayan köylere elektriği götürüyorlar. Devletin yetişemediği yerde köylüyle birlikte kazma kürek çalışıyorlar.

Son zamanlarda ülkenin bu kadar geriye gittiğini görünce kahrediyordu. Bazen ağlıyordu, ‘Biz niye bu kadar emek sarf ettik? Bu ülke bu hale mi gelecekti?’ diye hayıflanıyordu.

Kadınlar, çocuklar, ülkenin gidişatı, ekonomiye dair kafa yürüyordu. Şuurlu, kafası çalışan, bilinci yüksek, okuyan, yazan, çizen bir adamdı. Ülkemizdeki bazı durumları, kabullenemedi.

Ben aktif siyaset yaparken bana ve kardeşlerime, ‘Çalış kızım, elinden ne geliyorsa yap. Atatürk özellikle size çok haklar verdi. Bu haklarınızdan olmamanız için mücadele edeceksin’ derdi. Hayatımız boyunca hep bunu söyledi. Hayatın her alanında olmamız için bizi teşvik etti. Hiçbir şeyimize karışmaz, gelişmemizi isterdi. Okumamızı, ekonomik özgürlüğümüzü edinmemizi isterdi ve bu sadece bizim için değil bütün kız çocukları için isterdi.

Anlatırdı. Anadolu’da, eskiden kız çocuklarının okula gönderilmediği köylerde kapı kapı dolaşırken dayak bile yedikleri olmuş. Albümlerinde var. 18-19 yaşlarında kız çocuklarını mezun etmiş. Öyle şeyler, öyle hikâyeler. Bu mesleği uğruna kurtlara yem olmaktan kurtulmuş. Ülkenin de son zamanlarını görünce, son 20 yılını görünce kahrından biraz sinir sistemi bozuldu, tükendi adam.

Emekliliği sonrası Darıca’ya yerleştiğinde mart ayında memlekete gidip kasım sonunda dönerdi. Memleketini seviyordu. Gittiğinde çiftçilik yapar, eker biçerdi.

Emeklilik sonrası evinde gazetesini, kitabını okurdu. Birkaç öğretmen arkadaşı vardı, birbirlerine gelir giderlerdi. Babamın bir kere olsun kahveye gittiğini bilmem. Aksine, arkadaşlarımın babalarını kahveden toplardı. O kadar nefret ederdi o ortamdan, hiç sevmezdi. Kardeşi zaman zaman giderdi kahveye. Ona bile, ‘Oğlum gitme, orada ne işin var? Bize göre değil. Öyle sosyalleşeceğine başka türlü sosyalleş’ derdi.

Devlet memuru anlayışını, emeklilik sonrası da sürdürdü. Elbette oy verdiği parti vardı ama emeklilik sonrası hiçbir partiye üye olmadı. Annem ve kardeşlerim dâhil bize ideolojik anlamda asla karışmadı. Özgür bırakmıştı.

Hatta 1980 öncesi, ‘Bir tarafta olmak zorundasınız. Lütfen önde olmayın. Çok sivrilmeyin. Ben sonra sizi nerede arayacağım’ derdi ama dediğinin tam tersine o zamanlar ben çok sivriydim. Bir defasında karakolluk olmuşluğum da var. Ortaokul öğrencisiydim ve Mahir Çayan Grubuna yakındım. Abiler ablalar broşürler getirir, okulda dağıtırdık. Dayımın oğlu da Şavşat’ta dağlarda falan, militandı. Onlar bana broşür, kitap vs. gönderirlerdi. Ben de okulda onları dağıtır, örgütlerdim.

Bir kere karakola gidip sabahladık. Polis bizi güzel ağırladı ama anne babamın yaşadığı korku ayrı mesele. Darbe olmasaydı kesin başka şeyler de yaşardık, liderdim çünkü. Okul müdürümüz babamın öğrencisiydi, o da devrimciydi. Bir fen bilgisi hocam vardı, o da devrimciydi. Başarılı bir öğrenciydim. Yapı olarak liderlik karakterim de var. Örgütlerim, düzenlerim, organizasyon yaparım. 1980 öncesi o yıllarda bir takım şeylerin ucundan dönmüş olduk. Süreç sonuca ulaşsaydı, büyük yerlerde de olabilirdim.”

Merhum Fikri Yiğit ayrıca

Şükran Yiğit’in eşi;

Ekin Özkalan, Etkin Özkalan, Ozan Demirbaş ve Bengisu Şimşek'in dedesiydi.

Yaşlılığa bağlı sebeplerden, çoklu organ yetmezliğinden ötürü vefat 98 yaşında vefat etti.

Gebze Emek Haber Sitesi olarak merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 24 Temmuz 2026 19:15
BENZER HABERLER
X