ONLARLA KAVGA ETTİM. “YAPMAYIN” DEDİM Çocuklarımın teröre bulaşacağı endişesini yaşadım
Varto’daki jandarma baskınından ölü numarası yaparak kurtulan Hasan Kaya’nın eşi Yadigar Kaya, “Çocuklarımın, teröre bulaşacağı endişesini yaşadım, korktum. Aklını karıştırıyorlardı. Kavga ettim. “Yapmayın çocuklarıma” dedim
**
Yazı Dizisi: Muş / 1990'lardan bir Varto hikâyesi - 2
Dünden devam
1991’de Muş’un Varto İlçesinde, jandarmanın köy baskınında “PKK”lı sanılarak vurulan, ölümden önce ölü numarası sonra kurşunun milim sıyırması ile kurtulan Hasan Kaya’nın işe Yadigar Kaya o yıllarda çocuklarının terörü bulaşma endişesini yaşamış, direnmiş:
“Eşimle aynı köylü değiliz. O Vartolu, ben Muşlu. Asıl Muşlu benim. Görücü usulü evlendik. Görümcem vardı babamın köyünde. Öyle istediler. Yengemin annesiydi. Eşim, yengemin dayısıdır. Eşimin akrabası, bizim köyden evliydi. Öyle istediler.”
Yadigar Kaya’dan eşinin kurşunlandığı günü anlatmasını istedik:
“Eşim vurulduğunda ne yaşadık? Türkçe bilmiyorduk bile.
O gün bebeğim vardı, ana kucağında. Köyün içinde buğday yıkamıştık. Baktık, ses geliyor. Kalktık. Bizim değirmen var.
Ben hastaneye gitmedim. Eşimi, kanamayı durdurup Muş’a götürdüler. Sonra Diyarbakır’a. Ben olay yerine gittim. Baktım, götürmüşler.
Hastaneye gidemedim. Haber alamadım. Bilemedim, öldü mü ölmedi mi diye? Daha genceciktim.
O zaman köy çok tutucuydu. Çocukları büyüklerin yanında kucağına almıyorsun. Öyleydi bizim zamanımızda.
Telefon yok. Haber alamıyoruz. İlk gün arabayla ona rastlayan, o geldi sonra. Geldi, ‘Ölümden kurtulmuş’ dedi. 12 gün hastanede kaldı, 13’ncü gün eve geldi.”
Ya, mecburi göç sonrası;
“Şerafettin 1.5 yaşındayken İstanbul’a geldik. Çok zorluk çektik. Yemeyi içmeyi boş ver. Dil yüzünden, çok çektik. Konuşmuyorduk. Bir komşu geldiğinde, ‘Hoş geldin’ diyemiyorduk.
Allah için komşularımız iyiydi. Hiç dışlanmışlık hissetmedik.
Dışlanma bazen olurdu. Hiç unutmuyorum. İki Devlet memuru vardı. Bir işlem için gitmiştik. Orada benle dalga geçtiler. ‘Senin yaşın başın ne? Sen niye okumadın’ falan böyle.
Ben birkaç sene önce burada bir okula bir ay süreyle gittim. Sadece, yazıyı edindim biraz. Yazarsam yazarım esas. Tam vaktim yok. Önceden hiç yoktu. Şimdi biraz okuyorum.
Torunlara bakıyorum.
Çocuklarımın okumasını çok isterim. Ama sadece Şerafettin avukat oldu, çok şükür. Ötekiler de lise bitirdi, dışarıdan bitirdiler. Kızım da üniversite okudu, abisinin yanında çalışıyor.
Çocuklarımın, teröre bulaşacağı endişesini yaşadım, korktum. Öyle, insanlar aklını karıştırıyorlardı. Ben onlarla kavga ettim. ‘Yapmayın benim çocuklarıma. Kendi çocuklarına diyorsan de’ dedim. Öyle kavga edince benden, çocuklardan uzak durdular. Çocuklarımı da çok tembih ettim. Öyle insanlara dair uyardım.
Eşimin bir akrabası, ne yazık ki terörden, öldürüldü. Cenazesini bile vermediler. Çok mücadele ettik. Sonradan çağırdılar, annesi yıllar sonra gitti. O da bilmiyorum, kemik falan. Bir kartona koymuşlar. Öyle teslim ettiler.”
Yadigar anneye, “Terörsüz Türkiye” ve çözüm sürecine dair ne düşündüğünü de sorduk:
‘Terör bitti’ diyorlar. Artık gerçek mi, milleti mi kandırıyorlar. Bilmiyorum. İnanmıyorum biteceğine. Kendi terör zaten.
Eşim İstanbul’da iken geliyorlardı köye. Kışın, köyün ortasına bizi topluyorlardı. Karın üzerinde tutuyorlardı, ‘terör var’ diye. Devlet bunu yapıyordu. Köyde terör yok. Kaynanam uyarıyordu. Bebek var, çocuk var diye. Bir gün gelmeseler, diğerinde mutlaka geliyorlardı. Bir sürü arabayla, silahlı kişilerle geliyorlardı. İki üç saat karın üzerinde bekletiyor, üstümüze başımıza elimize bakıyorlardı. Terör var diye bakıyorlardı. ‘Gördün mü?’ diye soruyorlardı. Yok, görmedik.
En sonunda "Böyle olmayacak" dedik. Kar diz boyuyken, kızaklarla, traktörlerle evi yükledik, İstanbul’a, Pendik’e geldik. Tam 13 sene memlekete adımımı atmadım.”
Dizimizin bu bölümüne Hasan Kaya ile başlamıştı. Yine aile büyüğü ile tamamlayalım.
Güncele dair; “Terörsüz Türkiye olayını samimi bulmuyorum. Mesela şu anda CHP üstünde baskı kurmuşlar ya. Sonra DEM’e de döner, MHP’ye de döner bu baskı. Açık açık, böyle görünüyor. Benim görüşüm budur” diyen Hasan Kaya şu anda bir partiye, kendi tabiriyle ‘korkudan’ üye;
“AK Parti değil.
DEM Parti de değil. DEM ile hiç anlaşır mıyım?
DEM’ciyim. Açık söyleyim DEM’ciyim ama Yeniden Refah’a üyeyim. Yanaştılar ya Erdoğan’a, geçen sene sildim.
Sandık başında bekle dediler Sandığa da 3-5 kuruş para alır mıyım diye üye oldum. Onu da vermediler. Gidip dilekçe verdim. Yarı yarıya aldım. Sandıkta da oyumu, elimi vicdanıma koyup CHP’ye verdim. DEM olsaydı seçimde, DEM’e verirdim. Açığa açık.
Ben bugün Yeniden Refah'a üyeyim, sırf başımız ağrımasın diye... Ama gönlüm nerede dersen, ben her zaman doğrunun yanındayım. Bu yaştan sonra kimseden korkumuz da yok ama huzur istiyoruz sadece.
Çocuklar, bir Şevki Demir (Demirci) vardı. Ona oy verdiler. Ben vermedim. Hayatta kendimi satmam. Nereye gidersen, olmuyor.
Şu çarşıya çıkıp sorsan, 20 kişiden 15’i AK Partili olduğunu söyleyecek”
Hasan Kaya ayrıca özetle şunları kaydetti:
Kimliğimde Muş, Varto yazmasından sıkıntı yaşadım. “Bu solcudur.”
Şu anda Şerafettin olmasa işimiz zor. Emekliliğim var da, yok da.
Köye de gidiyorum. Yetmiyor. Köye de gitmeye mecbur ediyorlar. Düğün var.
İnşaatlarda, 1997’de sigortasız işlerde çalıştım. Şu anda; şeker, tansiyon, kolesterol hepsi bindi üst üste. Sonra bir büfe açtık Kartal Soğanlık tarafında, bir akrabayla ortak. 2011'e kadar öyle idare ettik ama sağlık elvermeyince bıraktım. Şimdi evdeyim, torunlara bakıyorum.
Evin altında bir bakkal açtık bir dönem. Bir abim vardı, Cemil Kaya vefat etti. Diğer abim ve çocuklarına da ben bakmak zorunda kaldım. Biz de dört kişiydik. 16 nüfusa tek başıma bakıyordum. Çok çile çektim. Sonra bakkalı da kapattım. Kaldıramıyorum. Masada uyuyorum. Doğru dürüst işte yok. Ben şu anda da sıkılıyorum. Rahatsızım.
Beş çocuğum var. İki çocuğum, vurulma hadisesi öncesi yıllarda havale geçirerek hayatını kaybetti.. En büyüğü Şerafettin, o kurtardı kendini, avukat oldu. Recep ve bekâr oğlum Azad, fabrikada işçilik yapıyor. Sağlık kurumları işletmeciliği üzerine iki yıllık MYO okuyan Canan, Şerafettin’in yanında. Diğer kızım Zeynep, lise son sınıfta öğrenci.
Dört torunum var.
Şerafettin, hukuk fakültesinde okurken çok zorlandı. Ben de çok zorlandım. Çok çile çektik onu kurtardık ama kardeşleri, peşinden gitmedi.
Canan geçen sene üniversitede öğretmenlik kazandı. Ben göndermedim. Bu sene de daha yüksek yere gitsin diye. Şimdi Şerafettin’in yanında çalışıyor.
Azat da liseyi bitirdi ama okumaya gevşektir, bu sene iki yıllık tutturdu.
Bizim hayat macera, zor geçti.
Muşlular Derneği’ne üye değilim.
Biz de kahve işlettik Muşlular gelsin diye, 5 ay sürdü. Sapa yerdeydi. Ekonomik şartlardan ötürü, kapatıldı.
Okuma yazmam yoktur.”
Dizide dün
Ölü numarasıyla hayata tutunmuştu
İstese bir günde bitirirdi!
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/istese-bir-gunde-bitirirdi/3644.html
Dizide yarın
Muş’ta Harik üretimi…
Diziye dair…
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/yazi-dizisi-mus/3645.html