Kozanoğlu “Ya düzenin  kenara attıkları?” demişti!
10 Aralık 2025 07:05

İNTİHAR: RÖPORTAJ / ANALİZ – 1 Kozanoğlu “Ya düzenin kenara attıkları?” demişti!

Gebze’de son 20 yılın en sarsıcı intiharlarından birinde SOL Parti (ÖDP) Gebze İlçe Başkanı Recep Aktaş can vermiş, Hayri Kazanoğlu, “Kahrolası düzende idealleri olan böyle yapıyorsa düzenin kenara attıkları ne yapıyor” demişti.

Aktan Uslu Tüm haberleri

Röportaj Analiz – 1

 Atilla İlhan, “Tut ki gecedir” adlı şiirinde; “tut ki gecedir / katiller huzursuz / hırsızlar sinirli / hainler ürkekçedir / elleri telefona kendiliğinden uzanıyor / ihanete gece müthiş bir gerekçedir / ihbarlar birer sansar / bir telefondan bir telefona atlar / ihanet bir bilmecedir” diyor.

Aslında intihar da intihar edenin beraberinde çok sayıda kişiyi öldürdüğü ekseriyetle bir, bilmecedir. Yerelimizden iki örnekle ve şöyle ki;

2005 yılının eylül ayında SOL Parti (Dönem itibariyle Özgürlük ve Dayanışma Partisi – ÖDP) Gebze İlçe eski Başkanı Recep Aktaş evinde kendini asarak intihar etti. Veda mektubunda geride bıraktığı eşi Bilgi Aktaş’a karşı yükümlülüklerini yerine getirememeyi gerekçe gösterdi. 1980’li yıllarda idealleri uğruna tabiri caizse “kelle koltukta” mücadele veren Aktaş’ın cenazesinde dönemin ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu şunları söyledi:

“Recep Aktaş’ın ölümü hepimize uyarı olsun. ÖDP olarak özgürlükçü ve dayanışmacı bir partiyiz ancak bazen en yakındakilerimizin bile derdini, sıkıntısını anlamakta güçlük çekiyoruz. İdealleri ve geçmişi olan bir insan, bu kahrolası düzende böyle yapıyorsa; düzenin bir kenara attığı kişiler ne yapıyor. Bu kahrolası düzene karşı mücadelede daha dikkatli olalım.”

Gebzeli Yazar ve muhasebeci, bir çocuk annesi 46 yaşındaki Ayşe Altan, “Eksik Şiir” adlı son şiir kitabına dair imza günü düzenledikten bir gün sonra, intihar etti. (Ekim 2017) Altan’ın intiharını çok önceden kafasında kurguladığı ve son kitabının imza gününden bir gün sonrasına vade biçtiği, konuşuldu.

İntihar…

İslam dinine göre intihar…

fikriyat.com sitesinde; “İntiharın hükmü nedir? Kuran’da intihardan nasıl söz eder?” başlıklı makalede yer aldığına göre;

Kur'an'da bir kimseye hayat vermenin âdeta bütün insanlara hayat verme gibi yüce bir davranış, bir cana kıymanın da âdeta bütün insanları öldürme gibi ağır bir suç ve günah olduğu belirtilir (el-Mâide 5/32)

Kişinin, ölüme yol açan bazı kusurlu davranışları yapmasının intihar yasağı çerçevesine girip girmediği de yine İslâm bilginleri arasında sıkça tartışılan bir konudur. Kişinin hayatını sürdürecek ölçüde yeme ve içmesi farz olup, bundan kaçınarak "ölüm orucu" tutması intihar hükmünde görülmüştür.

Ölüm orucu da önemli. Şöyle ki…

2020 yılının ağustos ayında “Adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunda olan ve Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen avukatlardan Ebru Timtik’i ölümünden bir süre önce ziyaret eden baro başkanları arasında Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir de yer aldı: "Son derece bir hak olan adil yargılama taleplerinin gereğini yerine getirmek durumunda olan tüm görevlileri görevlerini yapmaya ve mahkûmiyetlerin en büyüğü olan vicdanlarına mahkûm olmamaya davet ediyorum"

Dönemin MHP İl Başkanı Aydın Ünlü tarafından İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın 31 Mart 2015’te teröristler tarafından makamında şehit edilmesi gerekçesi ve terörle ilişkilendirilerek istifaya davet edildi –Özetle-: “Devleti yönetenler algıya, algı operasyonlarına yenilmesinler. Baro’da görev yapan şerefli avukatlara sesleniyorum, baro başkanına tepkinizi gösterin, çekinmeyin. Devlet herkesten güçlüdür. Ben ve MHP devletinin yanında olan bir baro başkanı görmek istiyoruz bunun içinde yapmamız gereken neyse sonuna kadar yapacağız.”

Candemir ziyarete dair açıklamasında özetle, “Adil yargılanma talebini duyurabilmek için tuttuğu ölüm orucu sonucu yaşamını yitiren Av. Ebru Timtik ile ilgili kamuoyunda ben de dâhil birçok kimsenin paylaşımlarına karşılık bazı cenahlarca yapılmaya çalışılan terörle ya da terör örgütleriyle ilişkilendirme çabası. Bunu yapanlar en basit tabirle utanmalıdırlar. Terörü ya da terörizmi desteklemek Vatana ve Millete yapılabilecek en büyük ihanettir… Haince katledilen şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz‘ı rahmetle anıyor, onu katleden teröristleri ve destekçilerini lanetliyorum… Öte yandan Av.Ebru Timtik ‘in ölümüne kutsiyet atfederek ölüm orucunu destekleyerek eylemini devam ettirmesini isteyenler ve bunu bir muhalefet aracı olarak kullananlar da utanmalıdır” dedi.

Yine gerek ilimiz gerekse Gebze Bölgesi’ndeki bazı intihar vakalarına değinmek gerekirse…

İntihar zaman zaman siyasetin de her “saldırı” ama “savunma” için kullandığı bir sığınak adeta!

2014 yılında parti bayrağı astığı esnada bir gözünü kaybeden, 10 Şubat 2021’de intihar eden Kartepe Belediye Meclisi’nin CHP’li Üyesi Tugay Adak’ın intihar mektubunda istihdam dâhil olmak üzere kendisine verilen sözlerin tutulmamasını gerekçe göstermesi… 4.5 yılı aşkın aradan sonra İzmit Belediye Meclisi’nin aralık ayı olağan toplantısında MHP’li meclis üyesi Okan Karagöz tarafından bir kere daha, farklı bir konu gerekçesiyle dahi olsa, hatırlatıldı.

Verilen yanıtta… 2018 yılında çocuklarına istediği kıyafet alamadığı gerekçesiyle intihar eden Dilovalı İsmail Devrim hatırlatıldı.

İntiharın yaşı da yok…

2016’da Gebze’nin Gaziler Mahallesi’nde 7’nci sınıf öğrencisi 12 yaşındaki Enes Koçer çamaşır ipiyle hayatına son verirken gerisinde veda mektubu bırakmadı. Ya annesi, babası, kardeşleri ne halde?

İntihara tanıklığın da…

2015’te iple intihar eden 59 yaşındaki Lütfü Kurtulmuş’un o haldeki cansız bedeni ilk 11 yaşındaki oğlu S.K.K tarafından bulundu. Günümüzde 21 yaşında olan S.K.K’nın yüksek olasılıklı o gün yaşadığı travmanın izlerini günümüzde de taşıyıp taşımadığı, bir bilinmeyen.

Gebze’de bir süre önce yaşanan bir intihar vakasının ardından intihar edenin yakın bir arkadaşının savcılığa verdiği ifadesinden bazı detaylar ise şöyle:

“Kendisi ile yıllardır arkadaşlığımız dostluğumuz bulunmakta olup, zaman zaman görüşmekteydik. Son yıllarda zamanlarda başında bazı durumlar olduğunu biliyorum. Ticari olarak bazı sıkıntılar yaşadığını, eşi ile arasında sorunları olduğunu, evlilik birliklerinin bittiğini eşiyle görüşmediğini biliyordum. 

Ticari olarak uğradığı zararlar neticesinde babasının söz konusu borçları tamamını ödemek suretiyle kendisine ait olan mülklerini satarak ilgili kişi veya kişilerin mağduriyetini giderdiğini bilmekteyim ama içeriğini detayını miktarını bilmiyorum.

Kendisinin gerek eşi gerekse bazı adli sorunları davaları olduğunu biliyordum. Zaman zaman bahsederdi, yaptığı ticaretlerden ötürü babasına verdiğini düşündüğü zararlardan dolayı mahcubiyetini dile getirirdi. Uzun zamandır evinde yaşamadığını biliyordum ama nerede yaşadığını sorduğumda geçiştirip bu bilgiyi benimle paylaşmıyordu. Çok içine kapanık, sessiz sakin çok merhametli iyi niyetli yardımsever bir insandı. Ama kiminle ticaret yapar kiminle ne iş yapar ne konuşur nereye gider bunları benimle paylaşmazdı

18 Eylül 2025 günü ben ofisimde çalışırken ‘köyde misin’ diye mesaj çekmiş,

Gittiğimde üniversiteden birlikte okudukları ev arkadaşı olduğunu bildiğim benim de tanıdığım elektrik mühendisi olan ortak arkadaşımız ile beni orada karşıladılar.

Hep birlikte ayrılma kararı aldık. Ortak bir arkadaşımızın doğum günüydü.

Kendisine döndüm, ‘Biraz sıkıntılarım var. Bir iş yapıyordum ödemelerde takıntı oldu’ dedi. Döküm işi gibi bir iş yaptığını daha önce söylemişti. Ben çok işlerine karışmıyordum sormazdım, o da söylemezdi. Ben de kendisine ‘Sen neleri atlattın oda geçer bir şey olmaz baban ne yapıyor görüşüyor musun’ falan diye sordum.

Çok parasız kaldığı gerekçesiyle bir silah satışı yapacağını söyledi. Adam akıllı işler yapmasını tavsiye ettim.

BMW aracı olduğunu söylediği birileriyle sürekli yazıştı. Vedalaştık. 

19.09.2025 gece saat 2:18’de ortak arkadaşımız bana mesaj çekti. Kendisinden haber almadığını söyledi. Bende kendisine, iyi görmediğimi söyledim.

O esnada Instagram’dan bir haber sitesinde vakaya dair video haberini gördüm. Haberin olduğu yere gittik ama kimse yoktu. Fatih Devlet Hastanesi’nin müdürünü aradım. Araştırdı. Birkaç dakika sonra arayıp başsağlığı diledi.

Hastanedeki polis memuru arkadaşlardan kendisinin intihar ettiğini bilgisini aldık. Bu esnada babası fenalaştı bayıldı. Ertesi gün defnettik.

Bir silah mevzusu ve silah satış konusu olduğunu biliyorum. BMW marka bir araba ile adamların geleceğini biliyorum. Kime borcu var kimden alacağı var. Kiminle ne husumeti, hasımlığı var bilmiyorum.

Bandırma’da tefeci olduğunu söyledikleri, sıkıntılı oldukları bir adamı biliyorum.

Çok üzgünüm. Sessiz sakin bir çocuktu intihar ̇ edebileceğini düşünmez ve beklemezdim.”

Yarın:

Avukat Murat Yılmaz uyardı:

Tefecilere borçlanmayın!

Güncelleme: 10 Aralık 2025 07:09
BENZER HABERLER
X