YURTDIŞINDA EĞİTİM GÖRENLERİN AVANTAJLARI DEĞERLENDİRİLMELİ Onlar için ülkeyi cazip hale getirmeliyiz
Uluslararası Eğitim Danışmanı Fulya Yalezan uluslararası eğitimin dinamikleriyle, yerel ihtiyaçlarda entegrasyonu artırmanın kalkınmada önemli olduğunu belirtip, “Yurtdışında eğitim alan gençlerimizin sahip olduğu avantajları değerlendirmeli, onlar için ülkeyi cazip hale getirmeliyiz” dedi
Uluslararası Eğitim Danışmanı ve İngilizce Öğretmeni Fulya Yalezan uluslararası eğitim ve işgücü pazarının dinamikleriyle, yerel ihtiyaçlarda denge ve entegrasyonu artırmanın sürdürülebilir kalkınma açısından önemli olduğunu belirtip, “Bu noktada, yurtdışında eğitim alan gençlerimizin sahip olduğu avantajları değerlendirmeli, onlar için ülkeyi cazip hale getirmeliyiz” dedi
Eğitim alanında uluslararası faaliyet gösteren, yurt dışında eğitim görmek isteyenlere danışmanlık hizmeti veren Test Education Centre (Test Eğitim Merkezi) firmasının kurucusu, Uluslararası Eğitim Danışmanı ve İngilizce Öğretmeni Fulya Yalezan, Bayramoğlu’ndaki iş ofisinde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısının ana konuları “Çocukların ve yetişkinlerin yurtdışı eğitim süreci” ve “Eğitim süreci dâhilinde Türk ailelerinin yurt dışına göçü” oldu.
Çocuklarının meslek hayatlarına çok yönlü beceriler kazanarak hazırlanmalarını isteyen ebeveynler yurt dışı eğitim seçenekleri için eğitim danışmanlık şirketlerinin kapısını çalmaya başladı. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini yurt dışındaki yatılı veya gündüzlü eğitim veren okullara yerleştirme ve üniversite danışmanlığı hizmeti sunan yerli kurumların akademik koçluğun yanı sıra öğrencileri pratik deneyimlerle de hayata hazırlamaları önem kazandı.
Yüksek Öğretim Kurumu'nun 15 Mart 2024’te yayınladığı yönetmelik değişikliğiyle; Türkiye'de orta öğrenimini tamamlayan öğrencilerin, öğrenimlerine başladıkları yıl itibariyle YÖK tarafından kabul edilen ‘dünya üniversite sıralamalarının en az üçünde ilk 400'e giren yükseköğretim kurumlarından alınan diplomaların, Seviye Yeterlilik ve Belirleme Sistemi'ne tabii olmaksızın denk sayılacağı’ kararı profesyonel eğitim danışmanlık şirketlerinin tercih edilme sebebini daha da arttırdı. Diğer yandan ise çocukların dinamikleri her gün değişen bir dünyada yeniliklere açık olması, kolaylıkla uyum gösterebilmesi ve küresel çapta ağ oluşturabilmesi öne çıktı. Ayrıca, mali konular da yurt dışındaki eğitim seçeneklerini değerlendirmelerindeki önemli faktörler arasında.
YURT İÇİNDE ARTAN MALİYET
YURT DIŞINI CAZİPLEŞTİRDİ
Test Education Centre’ın kurucusu Fulya Yalezan konuyu şöyle özetledi: “Ebeveynlerin yurt dışındaki eğitim seçeneklerine yönelmelerindeki nedenlerden biri de maliyet. Son dönemde Türkiye’de eğitim sektöründe yükselişe geçen maliyetler, yurt dışındaki okulları daha cazip hale getirdi. Öte yandan, yurt dışındaki eğitimin sunduğu kalite ve çeşitlilik de belirleyici bir rol oynadı. Farklı ülkelerdeki eğitim kurumlarının sunduğu eğitim standartları, uluslararası akreditasyonlar, öğrenci yaşamı ve kültürel deneyimler gibi etkenler de bu faktörler arasında.”
TEST EDUCATİON CENTRE NE YAPIYOR?
Test Education Centre firmasında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini yatılı veya gündüzlü eğitim veren okullara yerleştirme, yurt dışı üniversite danışmanlığı, staj ya da okul dışı etkinlik hizmetleri verdiklerini kaydeden Yalezan şöyle devam etti:
“Genellikle yüksek öğrenim için başka ülkelerdeki okullar tercih edilse de çocukların birey olma ve kariyerlerine giden yolu başarılı bir şekilde inşa etmelerinde, kabuklarını erken yaşta kırıp yurt dışında eğitim almalarının birçok faydası bulunuyor. Bunların arasında farklı kültürleri tanımak, uluslararası bireylere dönüşmek ve global ağlar oluşturmak bulunurken, meslek hayatlarına dünya standartlarında eğitim alarak atılmak da birinci sırada yer alıyor. Biz de 25 yıllık deneyimimizden hareketle her yaştan adayın, eğitim ihtiyacını tarafsız ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla karşılıyoruz. Ebeveynlerin çocuklarının geleceğini şekillendirmeleri için güvenilir ve etkili yolları keşfetmesini sağlıyoruz. Uluslararası seyahat özgürlüğümüzün avantajıyla öğrencilere önerdiğimiz tüm okulları portföyümüze almadan önce, ailelerin kriterlerine uygun olarak inceleyebiliyoruz. Ayrıca, öğrencilerimizi yerleştirdikten sonra okullarında ve yurtlarında ziyaret ederek yardımcı oluyoruz.”
HER ÖGRENCİYE ÖZEL YOL HARİTASI
Anlaşmalı ve anlaşmasız tüm eğitim kurumları için tarafsız danışmanlık vererek öğrencilerin bütçe, hedef ve hayalini ön planda tuttuklarını söyleyen Fulya Yalezan, “İlkokul ve ortaokul danışmanlık hizmetlerimizle öğrencilerin yurt dışındaki eğitim yolculuğunu başarılı ve sağlıklı bir şekilde yönetmelerini sağlıyoruz. Uygun okulları belirleyip, öğrencilere yetkinlik kazanma, evrak toplama, mülakata hazırlanma gibi süreçlerde rehberlik ediyoruz. Öğrencilerimizi yerleştirdikten sonra okullarında ve yurtlarında ziyaret ederek yardımcı oluyoruz” diyerek sözlerine şunları ekledi:
"Lise çağındaki öğrencilerimizin kabul süreçlerinin tüm aşamalarına eşlik ediyoruz. Onların zamanına uygun olarak, akademik destek, zenginleştirme ve iyileştirme içerikli danışmanlık görüşmeleri yapıyoruz. Üniversiteye girişlerine iki yıl öncesinden başlayarak lisans programlarına hazırlamalarına yardım ediyoruz. Her birinin özel ihtiyaçlarına odaklanarak dil eğitiminden sınav hazırlıklarına kadar destekliyoruz. Kariyer yolculuğuna ışık tutarak, akademik başarılarına değer katan bir hizmet sunuyoruz.
ÖĞRENCİLERİ HAYATA HAZIRLIYORUZ
Öğrencileri sadece ders kitaplarına değil, aynı zamanda renkli, heyecan verici ve öğretici deneyimlere odaklanmanın da önemli olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden, eğitim dışı etkinliklerle çocukların hayata dair tutkularını keşfetmelerine aracılık ediyoruz. 12-18 yaş aralığındaki gençlere University College London (UCL) ev sahipliğinde düzenlenen 15 farklı alandaki staj programlarıyla kariyer deneyimi sunuyoruz. Bu sayede potansiyellerini en üst seviyeye ulaştırırken, meslek hayatları için sağlam bir temel oluşturuyoruz. ICEF onaylı eğitim danışmanlığı şirketi olarak, akademik ve süreç koçluğu yapıyor, güvenilir bir eğitim yolculuğu vaat ediyoruz.”
NİTELİKSİZ GÖÇ EĞİTİM SİSTEMİMİZİ ÖLDÜRDÜ
Mesleğinin temel taşı olan 18 yaş altı yurtdışı eğitim talebindeki artışın en hızlı yatılı okullar sektöründe yaşandığını kaydeden Yalezan, “Son dönemde bu konu ülkemizin aldığı göçün toplumumuza verdiği orta ve uzun vadeli zararlarla bir arada beyin göçü başlığı altında ele alınıyor.
Ben de ülkemizin aldığı niteliksiz göçün halihazırda ‘engelli’ konumunda olan eğitim sistemimizi öldürdüğünü ileri sürüyorum. Müfredat ve öğretmen özgürlüğünün öneminden bahsetmenin imkânsızlığı içinde kıvranırken. matematiği formül ezberleterek öğreten bir ‘Milli eğitim’in beden eğitimi gibi dünyada mecbur tutulan bir dersi, dini inanışı yükseltmek adına seçmeli ders statüsüne sokması, liyakati yurtdışından satın almaya mecbur bırakıyor.
Mevcut eğitim sistemimiz ülkemizin en büyük acısı, en büyük felaketi, bu büyük çöküşün de baş mimarı. Daha medyatik bir dille ifade edecek olursam, Dilan Polatlar da eğitim sistemimizin suçu Adnan Oktar da. Deprem kayıplarımız da göç sorunumuz da” dedi.
TALEP 2022’DE YÜZDE 62.3 ARTTI
Türkiye İstatistik Kurumu ve Birleşmiş Milletler’in son raporlarına göre Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısının son yıllarda önemli oranda arttığını, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 62.3 arttığını ve 466 bin 914 kişiye ulaştığını kaydeden Yalezan sözlerini şöyle sürdürdü:
YÖK’ÜN KARARI İNSAN HAKLARI İHLALİDİR
"Özellikle, İstanbul'un nüfusunda yaşanan azalma ve göç eden nüfusun nitelikleri, ülkemizin demografik yapı ve ekonomik durumu üzerinde önemli etkilere sahiptir. Tam da bu konuda, 15 Mart Cuma günü, YÖK aldığı şok bir kararla yurt dışına gidişleri durdurmak üzere yurtdışında okumak isteyen öğrencilere iki baraj getirdi. Bu tam bir insan hakları ihlali ve hatta Türkiye'yi içe kapatma çabasıdır. Yurt dışına döviz gitmesin, beyin göçü olmasın diye sistemi güncellemek yerine, yasaklar ve bariyerlerle bunu yapmaya çalışmak tam bir ‘gericil’ kafa yapısıdır.
Aldığımız göçün genç, bekâr ve niteliksizliği karşısında verdiğimiz göçün yetişmiş, kalifiye ve daha da acısı 'ailecek' olması, ülkemizdeki siyasi iklimin liyakatsizliği, konjonktürün bulanıklığı, Covid sonrası dünyada yetişmiş insan gücüne yönelik talep patlaması ve ardından gelen durgunluk ile birlikte durumun vahametinin altını çizmek istiyorum.
Ayrıca göç sadece ekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda sosyo-kültürel faktörlerle de ilişkilidir. Bu durum, ülkemiz insanının; güvenlik, refah, sosyal güvence ve gelecek kaygılarının daha derinlemesine incelenmesini gerektirmektedir. Bu konuda araştırma yapmak isteyen ülkemizin değerli kalkınma ekonomistlerinin önleri kesilmektedir. Dolayısıyla da iş benim gibi uluslararası eğitim danışmanlarına düşmektedir. Ancak bu misyonu sizler aracılığıyla sesimizi duyurarak tamamlayabiliriz. Medyanın eğitim sesi yok ya da çok cılız maalesef.
ULUDAĞ EKONOMİ ZİRVESİ’NDE ANLATACAĞIM
Diğer yandan, uluslararası eğitim ve işgücü piyasasındaki değişimler, ‘skill depletion’ (beceri tükenmesi) gibi konuları da gündeme getirmektedir. Bu noktada, uluslararası eğitim ile yerel ihtiyaçlar arasındaki dengeyi sağlamak ve uluslararası işgücü piyasasına entegrasyonu artırmak önem taşımaktadır. Tam da burada yurtdışı eğitimin artıları devreye girmektedir. Bu kariyerimin merkezinde olan konuyu 25-28 Nisan 2024 tarihlerinde konuşmacı olarak davetli olduğum Sapanca NG Hotel’de gerçekleştirilecek olan Uludağ Ekonomi Zirvesi açılış panelinde detaylarıyla ele alacağım. Zirveye benimle birlikte ayni konuyu konuşmak üzere, ABD’den Profesör Dr. Selçuk Şirin ve Sunay Akın da katılacak. Bu panelin moderatörlüğünü Pegasus Havayollari CEO’su Mehmet Nane yapacak.
Tüm bu başlıklar ya da merak uyandıran başkaları, uluslararası eğitim ve işgücü pazarının dinamikleriyle, yerel ihtiyaçlarda denge ve entegrasyonu artırmak kalkınmamızın sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Bu noktada, yurtdışında eğitim alan gençlerimizin sahip olduğu avantajları değerlendirmemiz gerekiyor. Onlar için ülkemizi yeniden cazip hale getirmeliyiz. Çocukluğumun 23 Nisan ruhunu canlandırmak, 19 Mayıs heyecanını tazelemek mecburiyetindeyiz. Bu bayramlar, Önderimiz Atatürk’ün iş olsun takvim dolsun diye karara bağladığı etkinlikler değildir. Bu dinamizmi yaşatmazsak nüfusunun büyük çoğunluğu ‘genç’ olarak tanımlanan ülkemizin herhangi bir alanda şaha kalkması, atılım yapması, sadece kısıtlı bir alanda olacaktır. İlk ve en önemli sebebi, satın alınan liyakattir. Liyakat yaratılır satın alınmaz.
Şahsen kız çocukları ve özellikle de Kocaeli ilindeki sosyokültürel düzeyi ülke ortalamasının altındaki ailelerle özel olarak ilgileniyorum. Bazı dernekler ve bireylerin yardım kampanyalarına destek oluyor, isimsiz burslar veriyorum. Yerel siyasetin bile isteye ülkenin kalkınmasının önünde bir baraj olarak tasarlanıp oynandığı ülkemizde milli eğitim politikamız dünyanın çok gerisinde ve maalesef yetişmiş zeki insan gücümüzü kaybetmemizin ikinci büyük sebebidir. Birincisi, zaten siyasal iklim.
ÇOCUKLARIMIZ BU BAYRAMDAN
BİLE MAHRUM BIRAKILDI
Ben 23 Nisanları 10 yaşıma kadar yaşadım. O zamanlar stadyumlarda kutlamalar ilçelerde tüm okulların bir araya geldiği şölenler, şenlikler yarışmalar yapılırdı. Ben hep korodaydım, şarkı türkü söylemeyi çok severdim, hala da öyle. Kızım da müzik alanına profesyonel olarak yöneldi. 23 Nisan benim için doya doya yasayamadığımdan olsa gerek hem buruk hem sevgili bir duygudur bu yüzden. Çocuklarımızın bu bayramlardan bile bile mahrum bırakılmalarına içten üzülüyorum.”