TEKRARI HALİNDE 7080 TL ÖDEYECEK Tacizden şikâyetçiydi Hakaretten hüküm yedi
Gebze Adliyesi’nde bir polis memurunun kendisine tacizde bulunduğuna dair iddiayı meydanda dillendiren Meryem Hakan, aleni hakaretten hükmü beş yıl süreyle ertelenen para cezası aldı.
12 Temmuz 2021’de Pelitli’de uğradığı saldırı ve taciz sonrası hayatını kaybeden Ayşenur Aydın için, - Aydın’ın yoğun bakımda olduğu süreçte –
Gebze Kadın Platformu tarafından saldırının ve kadın cinayetleri ile kadına tacizin protesto edildiği
Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’ndaki basın açıklamasının sonunda
Gebze Adliyesi içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bir polis memurunu kendisine tacizle suçlayan Meryem Hakan’ın taciz şikâyetinde yapılan soruşturma sonrası kovuşturmaya gerek görülmemişti.
Öte yandan Meryem Hakan aleyhinde Gebze 11’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde aynı polis memuruna mukavemetten açılmış bir dava vardı. Yine bu sürece denk gelen meydandaki açıklamasından ötürü Gebze 8’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde de hakaretten dava açıldı.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI
5 YIL SÜREYLE ERTELENDİ
Bir süre önce sonuçlanan davada;
Meryem Hakan aleyhine 365 gün adli para cezasına hükmedildi. Eylemi, sokakta ve çok sayıda kişi önünde gerçekleştirildiğinden 425 güne çıkartıldı. Cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, altıda bir oranında indirimle 354 gün adli para cezasına hükmedildi. Mahkeme, başka indirime gitmedi.
Sanık Meryem Hakan’a günlüğü 20 TL’den 7 bin 80 TL adli para cezası, paranın alım gücü ile sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önünde tutularak 10 eşit taksitte ödenmesi şartıyla, verildi.
Hükmün açıklanması geri bırakılırken Meryem Hakan beş yıl süreyle denetime tabi tutuldu. Meryem Hakan bu beş yıllık süreçte kasten yeni bir suç işlemeyip denetimli serbestliğin yükümlülüklerini yerine getirirse dava düşecek. Aksi bir durumda hüküm açıklanacak.
Meryem Hakan www.gebzeemek.com’a yaptığı değerlendirmede 12 Temmuz 2021’deki basın açıklamasının sonunda yaptığı konuşmada suçladığı polis memurunun gerçek soyadının farklı olduğunu söylediğini, mahkemeye aleyhine sunulan video kaydında ise sözlerinin o bölümünün yer almadığını kaydetti.
Hakan soyadı farklılığına ilişkin olarak, bir ‘Adli kolluk Cumhuriyet Savcısı görüşme tutanağı’nda suçladığı polisin soyadının bir yerde farklı yazıldığı görülen tutanağı da gösterdi.
Öte yandan Hakan’ın son duruşma günü, 12 Temmuz 2021’deki basın açıklamasını takip eden Gazeteci Aktan Uslu’nun tanık olarak dinlenmesi talebi de mahkemece, ‘Tanık beyanı esasa etkili olmadığı’ ve ‘Açıklamaya ilişkin çözüm tutanağı dosyada ekli’ olduğu gerekçeleriyle ret edildi. Meryem Hakan, taciz iddiasına dair yaşadıklarını şöyle anlattı:
“TÜBİTAK’ta benim adıma düzenlenen sahte bir e-posta adresi, mail vardı. Savcıya, şikâyette bulundum. TÜBİTAK’ta mail hesabının açılıp, gerçek mailin çıkartılmasını istedim. Aradan zaman geçti. Savcıya, şikâyetimle ilgili ne yapıldığını sordum. Hiçbir şey yapmadıklarını söyledi.
‘Niye öyle yaptınız?’ diye sordum. ‘Öyle uygun gördüm. Öyle istedim’ diye yanıt verdi.
Bu yanıt üzerine, Başsavcılığa gittim. Dilekçe yazmamı istediler. Yazdım. 10-15 gün sonra dilekçemle ilgili ne yapıldığını sormak için Başsavcılığa tekrar gittim. Taciz edildiğim gün, Başsavcılığa ikinci gittiğim gündür.
‘Başsavcı biraz yorgun. Bekleyin. Görüştürüleceksiniz’ denildi. Beni taciz eden şahıs, kimliğimi almasının ardından dışarıdaki cam kapılı alandan, beni içeriye aldı. Başsavcılığın kalemine geçtim.
Başsavcılık kaleminde bana, benim onlara verdiğim dilekçenin aynısı verildi. Ben de, ‘Bunu istemiyorum. Dilekçemle ilgili ne yapılmış, onu öğrenmek istiyorum’ dedim.
‘Tamam. Bekleyin. Başsavcı ile görüştürüleceksiniz’ denilerek bekletildim.
Bana, ‘CMK’ya göre savcı değiştirilmesine gerek yoktur’ yazılı, üzerinde numara olmayan bir yazı verildi. Benim dosyamla, başvurumla ilgili herhangi bir ifade yok. ‘Evrak geçersiz. Başsavcı ile görüşmek istiyorum’ dedim. Bekletilmeye başlandım.
Ardından koruma, ‘Korona var. Şurada bekleyin’ diye yerimi değiştirmemi istedi. Ben de, ‘Burada bekliyorum. Başsavcı ile görüşeceğim. Daha sonra ayrılacağım buradan’ dedim.
Bana saldırmaya başladı. Yere yatırdı. Önce sağ göğsümü sıktı. Taciz olarak algılamadım. Yakalamaya çalışması gibi bir harekette bulunabileceğini düşündüm ilk etapta. Daha sonra iki göğsümün üzerinde elini gezdirdi. Boynumda elini gezdirdi. Şahsın elinden kurtuldum. Orada üç kişi vardı: Kalem, bu şahıs ve bir de bayan. Üçünün suratına bakarak, ‘Şerefsiz’ dedim. Orada kendimi savunmak amaçlı, meşru müdafaa yapmaya çalıştım. Çantamdan kalemi çıkarttım. Beni taciz eden şahıs, kalemle kendisine saldıracağımı düşündü.
‘Kalemi çantana geri sok’ dedi.
Ben de, ‘Sokmuyorum’ dedim.
Bacaklarımın arasına koydum kalemi. Ardından ikimizde kalemi tutmaya çalıştığı için kalem kırıldı. Boyalı kısım, onun elinde kaldı. Daha sonra kalemin tamamını aldı benden. Ben de sadece kapağı kaldı. Bu şahsın bedenime tekrar dokunduğu yerlerde kalemin boyası da döküldü. Ben de bunu delillendirmiş oldum. Yere yatırıp arkadan kelepçelemeye çalışırken kazağım sıyrıldı, atletim yırtıldı. Eşarbım, saçım açıldı.
Burada taciz edildiğimi, Mustafapaşa Camii önünde bir kadın için konuşma yapılırken anlattım. Anlatırken de Mutlukent Polis Merkezi’nin düzenlediği kâğıda da orada göstererek şahsa iki isim biçildiğini, fakat şahsın gerçek isminin ….. …… değil …… ……… olduğunu da dillendirdim. Çünkü Mutlukent Polis Merkezi’nde o kağıt düzenlenirken şahsa bu isimle hitap edilmişti. Ayrıca bu olayda bana, kamu görevlisine mukavemet şeklinde, 11’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığından, oradaki davaya çağıran mübaşir de şahsı ……. ………. diye çağırdığından ben de bu şahsın gerçek isminin ……. ………. olduğunu orada dillendirdim.
Taciz iddiama dair herhangi bir işlem olmadı. Soruşturma yapıldı ve kovuşturmaya gerek olmadığı söylendi.”
TÜBİTAK’TA İŞE İADE VE SAHTE MAİL DAVASI
1.5 senedir bir kafeteryada çalışan;
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Elektronik Haberleşme ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu Meryem Hakan, 2018 Aralık ile 2019 Aralık arası bir yıl TÜBİTAK BİLGEM’de çalıştığını belirtti.
İşten ayrıldıktan sonra işe iade davası açan Meryem Hakan, “TÜBİTAK BİLGEM’de adıma sahte mail açılıp iş mahkemesine sunuldu. Bu sahte mailde benim belirsiz süreli söyleşme ile değil, belirli süreli sözleşmeyle alındığım gösteriliyor. Onlar beni sözleşmeyi imzalamaya, tarihi bir ay geri alarak çağırıyorlar. Ben hem sahte mailden ötürü idare mahkemesine, hem iş mahkemesine dava açtım.
Ben işçi değilim. Orada biri bir yıl süreli, öteki belirsiz süreli iki sözleşmeyi imzaladım. Ama bana bir yıllık sözleşmenin örneği verildi, diğerinin örneği verilmedi. İçeride hala saklanıyor. O mail de, o sözleşmeyi saklamak için düzenlenmiş bir mail.”