Kadıköy’de çalıştı. Kartal’da kurdu Üçüncü çocuğunu doğurup Gebze’de yenisini açacak
2024'te bir çocuk babası Tuncay Miras ile evlenen bir çocuk annesi Rus gelin Bahar Miras, yedi ay sonra “üçüncü”yü doğuracak. Kadıköy’de özel sektörde, Kartal’da kendi adına kreşlerde çocuklara jimnastik öğretmenliği yapan Miras’ın 3-4 sene sonraki hedefi Gebze’ye yenisini kurmak
03 Mayıs Cuma günü İslam dinine geçip Müslüman olan ve Tuncay Miras ile imam nikahı kıyılan, 04 Mayıs 2024 Cumartesi günü de Gebze Belediyesi Nikah Salonları, Salon Sardunya’daki nikahla resmen dünya evine giren bir çocuklu Rus vatandaşı Bahar Kusayeva Miras, günümüzde birini karnında taşıdığı üç çocuk annesi. Sempatik gelin nikah gününün akşamı Bayramoğlu Ada’daki Nostalji Kafe’de düzenlenen müzikli eğlencede Gebze Emek’e yaptığı açıklamada,eşinin ilk evliliğinden olan oğlunun kendisinin de oğlu; kendi oğlunun eşinin de oğlu olduğunu kaydeden Gül Kusayeva Miras, üçüncü defa anne olmaya da hazır olduğunu söylemişti. Yedi ay kadar sonra, o çocuğu dünyaya getirecek.
Bahar Kusayeva Miras’ın bir tarafı da Kırım… Ukrayna toprakları içinde olmakla birlikte 2014’ten bu yana Rusya’nın ilhak ettiği özerk cumhuriyet. Bahar K.Miras, Gebze Emek'in sorularını yanıtladı:
Kırım savaşlar, sürgünler, dramlar ülkesi. Sizin Kırım'dan geliş hikâyeniz nedir?
Kırım bildiğimiz gibi, hâlâ ezilen bir ülke. Dilerim en kısa zamanda biter ama ne yazık ki uzunca bir müddet böyle devam etti. Babaannem Rus, dedem asker benim. Hem Moskova’nın bir köyü olan Podmoskovye, hem Kırım’da yaşamışlar.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, ‘Herkes kendi ülkesini seçmeli’ denince bizimkiler darmaduman oldu. Çünkü bizim bir yanımız Rusya, bir yanımız Müslüman Kırım. Hangi tarafı seçeceğiz? Ve oradaki acımasız bir baskı ve beraberindeki tedirginlik ortamında, ‘Müslüman mı olalım, Hristiyan mı olalım?’ seçenekleri arasında kaldık. Yani ne Müslümanlığı ne de Hristiyanlığı yaşayabildik. O kadar zor bir süreç geçirdik. Ama babaannem çok sağ olsun, bize Hristiyanlığı çok iyi öğretti. Müslümanlığı da Türkiye’ye geldikten sonra, ikinci eşim Tuncay Miras ile tanıştıktan sonra öğrendim. Benimsedim ve tercih ettim. O zamana kadar da ne olduğumu bilmez haldeydim. Çünkü bir yanım Müslüman bir yanım da Hristiyandı.
Dedeleriniz, atalarınızdan sürgün yaşayan oldu mu?
Sürgün yaşadılar tabii. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Kırım'a sürgün edildiler. Aslında zoraki gönderildiler. Dedem bildiğim kadarıyla bir gruba katılarak Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki bir çatışmaya giriyor. Dedeme, ‘Sen ya aileni alıp gideceksin, ya da biz yok edeceğiz’ deniliyor. Dedem bizi alıp Kırım’a taşınıyor. Biz orada büyüdük.
Kırım’da kalan akrabanız var mı?
Annem ve babam vefat etti. Kırım’da ablam ve üç yeğenim, Rusya’da küçük kız kardeşim var.
Bugünkü Kırım’ı bir de sizden dinlesek…
Kırım halen Ukrayna topraklarında olmakla birlikte 2014 yılında Rusya tarafından tek taraflı ve yasadışı olarak ilhak edildiğinden, fiilen Rusya’nın kontrolü altında. Birleşmiş Milletler ve Türkiye dâhil pek çok ülke Kırım’ı Ukrayna toprağı kabul eder. 1991’den beri Ukrayna sınırları içinde Kırım Özerk Cumhuriyeti statüsündedir. Hala sömürülmeye devam etmektedir ve özgürlüğünü tam anlamıyla ilan edebilmiş değildir.
Kırım; Rusya – Ukrayna arasındaki savaştan ne gibi zararlar gördü?
Uzun zamandır Türkiye’de buradayım ama biz kadınlar alışveriş ve takip ederiz. Bir sürü marka Rusya’dan çekildi. Apple, IKEA, H&M, Adidas, Netflix ve Visa/Mastercard gibi otomotiv, teknoloji, perakende ve finans devleri Rusya pazarından çıktı. Kırım, 2014 yılındaki ilhakından bu yana ağır uluslararası yaptırımlar altında olduğu için küresel markaların çoğunluğu o dönemden beri zaten orada resmi olarak yer almıyordu. 2022'deki savaşla beraber ise bu süreç tüm Rusya federasyonunu kapsayacak şekilde genişledi. Kırım her iki süreçte piyasada ağır maddi kayba uğradı. Yanı sıra her şeye zam geldi. Uzun zamandır burada olduğum için tam anlamıyla hani ne yaşandı, oradaki krizi tam algılayamıyorum ama olan biteni uzaktan takip ediyorum.
Kırım’dan Türkiye’ye geldikten sonra ne iş yaptınız, nasıl geçindiniz?
Geldikten sonra yanına yerleştiğimiz teyzem, bir sürenin ardından sağlık sorunları nedeniyle Kırım’a döndü çünkü orada yaşıyordu. Ben bir dönem Kadıköy, Acıbadem’deki Cindy Güzellik Merkezinde çalıştım. Sonra baktım ki oradaki kazancımla geçinecek, yetinecek gibi değilim. Daha fazla kazanmam gerekiyordu. Kadıköy’deki Okan Üniversitesi'ne başvurdum. Mesleğimi, çocuk yoğun bakımda prematüre hemşireliği yapmak istemedim çünkü o meslek bana acı veriyordu. Yine çocuklarla ilgili olarak, Okan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde, çocuk gelişimi bölümünde iki yıl süreyle açıktan okudum. Çocuklara yönelik jimnastik, beden eğitimine dair eğitimler aldım. Çocuklar hiçbir zaman boş durmaz. Piyano, bale, yoga olsun. Kurstan kursa giderler. Çocukları çok sevdiğimden bu alanda eğitim almayı tercih ettim. Tahsilim sonrası oyun ablalığı, oyun terapisti olarak kreşlerde çalıştım. İkinci eşim Tuncay Miras ile evlendikten sonra Kartal’da kendi işyerimi açtım ama bir süre sonra kapattım. Hedefim, çocuğumu doğurup iki üç sene büyüttükten sonra Gebze’de yenisini açmak olacak. Hatta Kartal’da işyerimi açmadan önce Gebze Belediyesi’ne, Valiye, Kaymakama ulaşmaya çalıştım. Amacım özellikle kız çocuklarına çok yakışan, bedenlerinin gelişimini sağlayan ve çocuklara güven veren yoga ve jimnastik üzerine eğitim vermekti. Ama kimseye ulaşamayınca Kartal’da açmak zorunda kaldım ve yaklaşık iki sene boyunca sürdürdüm. Orada oyun terapistimiz vardı, çocuklara resim yaptırıyorduk. Beden eğitimlerini ben veriyor, enerjilerini atmaları için jimnastik ve dans öğretiyorum. Gayet de güzeldi. Şimdi bu sefer Gebze’de, ikinci çocuğumu doğurduktan iki üç sene sonrası için jimnastik üzerine bir merkez açmayı düşünüyorum.
Biçki dikiş, terzilik kabiliyetiniz de var?
Ucuz kumaşlar alıyorum internetten. Çanta dikiyorum mesela. Elbise, pantolon, etek dikiyorum. Hediye ediyorum birilerine. Tasarımlar da bana ait. Bir nevi stilistlik modelistlik diyebilirsiniz. Şimdiye kadar hiç ticaretini yapmadım. Sadece kendim için yapıyorum ve baktım elimde çokça kumaş var. Aynı üründen ya da benimkiyle kopya olmayacak şekilde bir benzerini dikip hediye ediyorum.
Eşinizle nasıl tanıştınız?
Kadıköy Fenerbahçe’de, Göksu Evlerinde otururken Arzu diye bir ortak arkadaşımız tanıştırdı bizi. O zamanlar eşim de iki yıl kadar önce, ilk eşinden ayrılmış…
Arzu Hanım çöpçatanlık yapmak için mi tanıştırdı sizi?
Hayır, niyeti o değildi. Birlikte kahve içelim diye davet etti. Biz sonradan birbirimizi sevdik, anlaştık. Sonra baktım ki bundan bir şey yok, tabii ki evlenme teklifini ben yaptım.
‘Evlenelim lan biz’ dediniz. O esnada alkollü mü idiniz?
İçkiliydim tabii ki yani 7 Fenerbahçe'de oturup yani içmemek, o farklı bir şey. Eşimle evlilik öncesi çıkıyorduk, çok güzel yerlere, mekânlara giriyorduk. Flörtlük ilişkimiz bir yıl sürdü. Bu süre boyunca gezip tozarken baktım çok para harcıyor. ‘Ne zaman evleneceğiz?’ diye sordum. ‘Borcumuz bitsin, borcum bitsin. Biraz borcum var.’ Ben de, ‘Biz böyle dışarıda görüşmelere devam edip edersek borç bitmeyecek’ dedim. Çünkü maaş alıyor, bir de emekli maaşı var. Ondan sonra... Ondan sonra, ‘Ya biz böyle dışarılarda her gün fıngır fıngır gezmeye devam edersek borcun bitmeyecek. Arkadaş yani’ dedim. ‘Hadi gel evlenelim lan!’ dedim, ‘Birlikte bitirelim borcu’ dedim. Ve böylelikle de hemencecik gün aldık. Ondan sonra evlendik. Çok şükür borcumuz da bitti, harcımız da bitti. İşte arabamızı da aldık. Bir güzel geçiniyoruz şimdi.
Onca yıl Kadıköy’de yaşadıktan sonra Gebze’ye yerleştiniz. 50 kilometre mesafede ama çok farklı bir kültür yapısı. Zorlandınız mı?
Gebze'yi ilk başlarda biraz yadırgadım açıkçası. Giyim kuşam tarzımda biraz zorlandım. Jimnastikçi olmamın verdiği bir özgüven vardı bende. 1.70 boyunda, 55 kiloydum. Çok güzel kıyafetler severdim, mini giyerdim, topuklu ayakkabı giyerdim, saçlarım her gün fönlü idi. Buradan Kadıköy'e işe gidiyorum. O kıyafetlerimle, o ayakkabılarımla geldim ben buraya. Sonra baktım ki olmuyor. Yani o bakışlar ister istemez rahatsız ediyor. Yanımda eşim olsa bile şuradan şuraya karşıya geçip taksiye binene kadar yani neredeyse herkesin gözüne düşüyorsun. Otomatikman, hani o bakışlardan kurtulmak için kendimi ortama adapte olmaya gayret ettim.
Mahalle baskısı…
Kesinlikle mahalle baskısı, evet. Aynen öyle bir zorbalık oldu aslında burada.
Sinemadır, tiyatrodur.. Hobileriniz nedir, Gebze sosyal hayat ihtiyacınıza yanıt verebiliyor mu?
Tiyatro severim. Tiyatrocu, dizi oyuncusu çok arkadaşım var. Mesela Hülya Gülşen, Melike Güner… oyunlarına giderdik. Eşimle tanıştıktan sonra bir kez Göztepe'de tiyatroya gittik. O zaman flörtleşiyorduk. Evlendikten sonra hiç gidemedik.
Sosyal hayat boşluğunu nasıl dolduruyorsunuz?
Bazen eşimle arabaya binip caddeye gidiyoruz İstanbul'a, Bağdat Caddesine gidiyoruz. Tuzla'ya gidiyoruz. Buradaki çarşıya yavaş yavaş alışmaya başladım. İlk başlarda tek başıma çıkamıyordum. Sonradan gündüzleri minik minik alışverişler için tek başıma çıkmaya başladım. Onun dışında da burada ne bir arkadaşım var. Ne görüşebileceğim, bir kafede çay içebileceğim bir dostum var. Bir tek gidebildiğim en yakın yer bana Hasip abimler. Bir tek onlar var.
İlgili haber
“Evlenelim l…n biz!”
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/evlenelim-l%E2%80%A6n-biz/877.html