MECBURİ GÖÇER YALEZAN İLE BEYİN GÖÇÜ’NE DAİR Yüksek lisanslılarda giden dönmüyor
12 Eylül sürecinin parçalayıp yurtdışına mecburi göç ettirdiği bir ailenin çocuğu olan uluslararası eğitim danışmanı Fulya Yalezan kurucusu olduğu TEC firması ile yurtdışına eğitimi koordine ediyor: “Okumaya giden 18 yaş altı kuşak dönüyor da yüksek lisansı bitirenlerde, giden dönmüyor.”
Uluslararası eğitim danışmanı, İngilizce öğretmeni ve yeminli mütercim tercüman Fulya Yalezan; 3.5 yıl önce kızının eğitimi için geri döndüğü İngiltere’de kısaca TEC diye adlandırdığı; eğitim alanında uluslararası faaliyet gösteren Test Education Centre’ı (Test Eğitim Merkezi) dallandırıp budaklandırdı. Merkezi İstanbul Kadıköy’de; birer ayağı İngiltere’nin başkenti Londra ve Almanya’nın başkenti Berlin’de olan TEC ile alanında 25 yıla ulaşan deneyimini topluma aktarmayı sürdürüyor.
BEYİN GÖÇÜNDE ARACI
KURUMLARDAN BİRİYİZ!
12 Eylül sürecinin parçalayıp yurtdışına mecburi göç ettirdiği bir ailenin çocuğu olan uluslararası eğitim danışmanı Fulya Yalezan kurucusu olduğu TEC firması ile yurtdışına eğitimi koordine ediyor: “Ancak bu beyin göçü her sektörü çok yoğun etkiliyor. Ve bunda aracı kurumlardan biri maalesef biziz… Üniversite okumaya giden 18 yaş altı kuşak dönüyor da yüksek lisansı Türkiye'de bitirmiş, orta yaş kuşağı ve ötesinde giden dönmüyor.”
Çocukluğunun geçtiği ve büyüdüğü İngiltere’ye hiç yabancılık çekmezken çalışmalarıyla adını geniş kesimlere duyuran Yalezan, 2023 yılının Türkiye’deki son CEO zirvesinin açılış konuşmacısı olarak yer aldı. Dünyaca ünlü Fast Company adlı business (işletme) dergisinin yılda bir kez düzenlediği zirvede Türkiye’nin önde gelen 100 CEO’su bir araya geldi ve geride kalan yılı değerlendirdi.
2023’ün son CEO Konseyi buluşması ana sponsoru Vodafone olurken sponsorları arasında TSH, Faturanet, Garanti BBVA ödeme sistemleri ve UNO’nun yanı sıra Fulya Yalezan’ın kurucusu olduğu TEC de yer aldı. İstanbul Levent’te, Wyndham Otel’deki zirvede Fulya Yalezan, “Yurt dışı eğitim trendleri ve kariyer perspektifleri” başlığı altında sunumda bulundu.
Sunumuna başlamadan önce basit bir yöntemle katılımcılar arasında kariyerine yurt dışı eğitimle veya yurtdışında başlamış çok az sayıda kişinin yer aldığını tespit eden Yalezan, “Ülke geneline baktığımızda da durum aşağı yukarı böyle” dedi.
HAYATIMIN TAMAMINI ÖĞRENEREK GEÇİRDİM
Hayata neredeyse yurt dışında başlamış bir iş insanı olarak ilkokulu İstanbul’da tamamladıktan sonra 10 yaşında İngiltere’ye göç ettiğini belirten Yalezan, “Ortaokul, lise, üniversite, yüksek lisans, bir yüksek lisans daha derken hayatımın tamamını neredeyse öğrenerek geçirdim. Ve öğrendiğim her şeyi de öğretme yoluna girdim. Bu mesleğe ilk adımı attığınızda tabi ki eğitim danışmanı olmak gibi bir hedefle yola çıkmıyorsunuz. O zamanlar böyle bir kariyer yok. Londra Büyükelçimiz Özdem Sanberk bana, ‘İnsanlardan onlar için en önemli iki şeyini isteyeceksin. Bunlardan birincisi paraları, ikincisi çocukları’ demişti” diye konuştu.
Yalezan önerilerini, deneyimleri üzerinden aktardı: “Dolayısıyla öylesine hassas bir denge kurmak zorundasınız ki size hem güvenecekler hem de söylediğiniz her şeyi yapacaklar. Bu yüzden de tesis etmeniz gereken ilk şey güven. Ve bu güvene de ulaşmanız gereken tek nokta liyakat. Bu liyakate ulaşmak için de sektörde alabileceğiniz bütün belgeleri edinmelisiniz.”
TEC’in yurt dışı eğitim alanında bireylerin gerek çocukları gerek çalışanları için alabileceği bütün eğitim hizmetlerini verdiğini ve hizmet ağını Türkiye’de diploması geçerli üniversitelerin yer aldığı tüm ülkelere yaygınlaştırdığını kaydeden Yalezan sözlerini bir takım istatistiki veri ve tespitlere dayanarak sürdürdü:
“OECD raporuna göre ülkemizin eğitim seviyesi son üç yılda sadece bir basamak ilerledi. O da matematik alanında. Bu da bizim mühendisliklerdeki kalitemizi ortaya koyuyor.
Ülkemiz en çok Suriye’den öğrenci alırken en çok ABD’ye öğrenci gönderiyor. İkinci sırada Almanya, üçüncü sırada Birleşik Krallık var. 2023’te Almanya, Amerika’nın önüne geçti ama genel eğilim ABD’ye.
Ülkemiz en çok lisans öğrencisi alırken en çok yüksek lisans öğrencisi gönderiyor. En çok Arapça konuşan öğrenci alırken en çok İngilizce konuşulan ülkelere öğrenci gönderiyor.
Firma olarak yoğunluklu çalıştığımız İngiltere’de yükseköğrenimde eğitim süresi daha kısa. Eğitim kalitesi diğer ülkelere kıyasla daha yüksek.
Ekonomik anlamda da karşılığını en çabuk alan diploma, İngiltere’de edinilen diplomalar. ABD’de 2 bin devlet üniversitesinin herhangi birinden alınan diploma sahibi kişi yaklaşık dört sene sonra hak ettiği maaşı ve mevkii elde edebiliyorken, Birleşik Krallık’taki 160 üniversitenin herhangi birinden alınan diplomanın sahibi 18 ay içinde hak ettiği maaşı alabiliyor.”
TEC’in en çok hukuk, işletme, psikoloji, mühendislik ile bilgisayar mühendisliği programlarında öğrencileri yurt dışına eğitim için gönderdiğini belirten Yalezan, “Son üç yıldır İngiltere’nin bilim, teknoloji, mühendislik ve tıp alanlarından mezun kadınlara verdiği “women in stem” burslarından da sektör olarak ülkemizden yüzlerce lisans mezunu kadınımızı faydalandırdık. Yine aynı ülkeye yüksek lisans için öğrenci talebi de hayli yüksek sayıda.”
Konuşmasında yurt dışı eğitimde ülkemiz gerçeklerine de değinen Yalezan şunları kaydetti: “Son yıllarda ülkemizde ekonomik gidişattan, siyasi iklimden, bazı belirsizliklerden, sektörel veya kariyer kaygılarından ötürü lisans mezuniyetinin üzerinden 5-10 sene geçmiş olanlardan yurtdışı için büyük bir talep var. Bunların içinde ailesiyle yurt dışına taşınmak, çocuklarının geleceğini yurt dışında kurmak, mesleğini yurt dışında devam ettirmek ya da Türkiye’de kurulu düzeninin bir ayağını da yurt dışında uluslararası bir platforma taşımak amacında olanlar var.
TEC olarak bu taleplerin hepsine cevap verebiliyoruz. Burada conversion (dönüştürme) denilen sistem devreye giriyor. Sizler Türkiye’de avukatlık, mühendislik, muhasebecilik gibi herhangi bir profesyonel alanda diplomalı ve meslek odanıza kayıtlı olup da İngiltere, ABD, Almanya gibi ülkelere yerleşmek istediğinizde bir iki sene içinde bu programları yapıp ülkeler arası profesyonel geçişinizi gerçekleştirebiliyorsunuz.
Ancak bu beyin göçü her sektörü çok yoğun etkiliyor. Ve bunda aracı kurumlardan biri maalesef biziz. Yetişkinler ve yetişmiş elemanlar kadrolar yurtdışına geliyor. Çocukları daha küçük yaşlarda gelmeye başlıyor. Yani 18 yaş altındaki çocukları da yurtdışında liseye, ortaokula hatta ilkokula alıyoruz. Asıl uzmanlığımız, süreç ve kariyer koçluğumuz burada başlıyor.
12-13 yaşında çocukları olan aileler çocuklarının henüz mesleki seçimlerini, gelecekte onları nelerin beklediğini bilmeden bize gelip bu süreçte yardım istediklerinde hem gidebilecekleri ülkelerdeki trendleri onlarla konuşuyoruz. Hem de çocukları için her iki ülke arasında köprü oluşturarak kariyer yakalayabilmelerini hedefleyen planlamayı birlikte yapabiliyoruz. Gerçek şu ki orta yaş kuşağı ve ötesindekiler yüksek lisans düzeyinde olup yurt dışına giden hiç kimse geri dönmüyor, istatistik çok düşük. Ama 18 yaş altı yurt dışına sadece eğitim için gönderdiğimiz çocuklarınız belli bir süre sonra tersine göçü mutlaka yaşıyor, kendimden biliyorum.”
Bu röportaj kısmen sözlü, kısmen alıntı,
kısmen yazılı gerçekleştirilmiş olup fotolar, Fulya Yalezan tarafından tahsis edilmiştir.
**
Eğitimden kazandığımla eğitimi
desteklemek bana ayrı haz veriyor
Cumhuriyet kadını olarak çok çalıştığını ve topluma olan borcunu her daim ödemeye çalıştığını kaydeden Yalezan, Kocaeli geneline yayılan bir bursu Karslılar Derneği aracılığı ile sürdürdüğünü belirtip, “Burs kriterim ailesi ekonomik durumdan ötürü zorluk çeken kız çocuğu olmasıydı. Bursları ferdi olarak verdim. Öğrenciler beni hiç tanımadılar. Örneğin, okula gidiyordur ve karne basarisi vardır, okul kıyafeti, ders malzemeleri gibi gideremediği eksiklikleri vardır. Sonra yine bölgemizin tanınmış simalarından Çiler Boylu’nun biri bilgisayar diğeri kışlık giyim olan iki kampanyasına destek verdim. Tüm çocuklarımız çok değerli ama kız çocuklarına hassasım. Bu durumda çok öğrenci var ve ben bütçemin elverdiği kadarıyla destek olabiliyorum. Sadece yaptığım yardımın doğru yere ulaştığından emin olmak istiyorum. Özel eğitmenlikten edindiğim gelirin yine eğitime destek için ayırmak bana ayrı bir haz veriyor” dedi.
**
İNGİLİZCE’Yİ BİLEN, OFİS PROGRAMLARINA HÂKİM…
TEC’de istihdamı artıracağım
İngiltere’ye geri dönerken Darıca, Bayramoğlu’ndaki evini de muhafaza eden ve belli dönemler konaklayan Fulya Yalezan, “Yılın büyük kısmını İngiltere’de geçiriyorum. TEC global bir şirket ve istihdamı Türkiye’de yaratıyor, bundan da ayrı bir gurur duyuyorum” dedi.
Bugüne kadar hep ekip halinde çalıştığını, eğitim alanında dünya akımlarını Türkiye’de uygulayan ender iş insanlarından biri olan Yalezan, “Çalışanlarım, işlerini evlerinden sürdürme avantajına sahip. Uluslararası bir firma olarak çalışmaları için online imkanlarını sağlıyor, gerekli eğitimi almalarının ardından kendilerini çalışırken geliştirebilecekleri imkanlar yaratıyoruz. Bu arada tüm çalışanlarım kadın ve mümkün oldukça bu böyle olacak. İstanbul’un yanı sıra Aydın ve Balıkesir gibi illerde de çalışanlarım var. Online mesaide dünyanın neresinde olduğumuz hiç fark etmiyor. Bazen bir otel lobisinde, bazen bir tren istasyonunda, bazen de bir Uber’in içinden toplantılarımı yürütebiliyorum. Çalışanlarımdan çocukları olanların part-time saat esneklikleri, tatil esneklikleri her zaman mevcut. Ama onlar da çocukları ile dışarıda olduklarında bile işlerini cepten, iPad’den yapabiliyorlar. Sistemimiz sıfır karbon ayak izi yaratmaya yönelik kurulu. Kâğıt kalemsiz çalışıyoruz. Her şey dijital. Bence online şekilde, evden çalışmak kadını daha özgür ve verimli kılıyor. Kadromuz sürekli buyuyor ve iç eğitimler konusunda da sonsuz özgürlükleri var. İstedikleri ülkede istedikleri konferansa katılabilir, istedikleri alanda uzmanlaşabilir, istedikleri eğitimleri alabilirler. Tek beklentimiz verimlilik. Zaten firma olarak dijital verimlilikten yanayız.” diye konuştu.
2024 hedeflerine paralel olarak; İngilizce’yi çok iyi bilen, canı tez, iş bitirici, ofis programlarına hâkim, sosyal medya uygulamalarında ileri düzeyde beceri sahibi, yurtdışı eğitim sektöründe meslek ve yer edinmeyi hedefleyenler ile TEC’in istihdam sayısını artıracağını kaydeden Yalezan, “Türkiye’nin herhangi bir şehrinde yaşayan, 25-35 kuşağından ekip arkadaşları arayışım sürüyor. Önceliğim yine kadınlar olacak ve hemen istihdam olanağı sağlanacak” diye konuştu.
**
BAYRAMOĞLU’NDA OTURMAYI SEVİYORUM
Kendimi bu mahalleye
çok ait hissediyorum
Darıca, Bayramoğlu’nda otururken 2020 yılının yazında yeniden İngiltere’ye giden Fulya Yalezan, Korona’nın ilk yılında Türkiye’ye hiç gelmedi. İkinci yılında üç defa geldi. Bayramoğlu’ndaki yaşantısını da olduğu gibi devam ettirmek için iki üç ayda bir, sıklıkla gidip dönüyor:
“Bundan sonraki hayatım her iki ülke arasında bu şekilde devam edecek. Benim işlerim, ailem, kendi yaşantım ekseri yurt dışındaydı. Sonuçta o yaşantıyı bir şekilde devam ettiriyorum. Beni ilk tanıdıklarında Bayramoğlu’nda daha yerleşiktim. Şimdi İngiltere’de üniversite okuyan kızımdan ötürü her iki ülke arasında yerleşiğim. Bayramoğlu’nda oturmayı seviyorum. Kendimi bu mahalleye çok ait hissediyorum. Londra ve İstanbul’un keşmekeşinin ardından evime gelmek, şöminemi yakmak, arkadaşlarımı ağırlamak, bahçemde dinlenmek ve spor yapmak bana büyük keyif veriyor. Sahil şeridinde de müthiş bir özel hayat yakalıyorum. Düşüncelerim ve planlarım hem deniz kenarı yürüyüşlerde şekilleniyor. Günde 10 kilometre yürüdüğüm, bilinen bir fenomen”
ÖZEL OKULLARDA PARASINI
VEREN DÜDÜĞÜNÜ ÇALIYOR
İngiltere’ye ikinci gidişinde kızı Nazar’ın eğitim sürecinin etken olduğunu belirten Yalezan şöyle devam etti: “Kızım zorlu bir mülakatın ve yetenek sınavının ardından İstanbul’da güzel sanatlar alanında devlet lisesini kazandı. İlkokul ve ortaokulda bütün eğitimini özelde aldığı halde güzel sanatlarda özel okulların haksızlıklarına uğramaması için devlet okullarını, alanında ‘Daha adildir’ düşüncesiyle tercih ettik.
Özel okullarda malum, parasını veren düdüğünü çalıyor. Çünkü Türkiye’de veli her şeye müdahale etme hakkı görüyor kendinde. Müzikte, sanatta hiçbir yeteneği olmayan bir çocuk özel okulda benim kızımla aynı derslere girip, aynı eğitimleri alabiliyor. Ama müzik ve sanat bir yetenek işidir aynı zamanda. Yeteneksiz biriyle aynı kulvarda olması kızım için adaletsizlik olurdu. Devlet okullarında adil bir mülakat ve yetenek sınavı süreci var. Kızım bu süreçlerden geçti ve asil listeden İstanbul, Anadolu Yakası’ndaki iki güzel sanatlar lisesinden biri olan Ataşehir, Örnek Mahallesi’ndeki Aydın Doğan Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanıp eğitimine başladı. O liseyi kimi tavsiyeler üzerinden tercih ettik, başvurduk ve kabul edildik.
MÜDÜRÜ OKULDA GÖREMİYORDUK
Kızım orada lise 1 ve lise 2’yi okurken okulun hiçbir imkânın olmadığını gördüm. İstanbul’un bu kadar iddialı bir okulu olmasına rağmen ne bir akustik piyano ne bir konser salonu ne de ilkel bile olsa bir kayıt stüdyosu vardı. Ne bir çalışma ve prova imkânı sağlıyordu. Müdür Okul Aile Birliği seçimlerine öğretmen kadrosunu zorla sokuyor, kendi hazırladığı listeyi seçtiriyordu. Maalesef eski bir ilkokul binasında güzel sanatlar lisesi eğitimi veriliyordu. Hayatı boyunca kızımın müzik eğitiminde hem Kocaeli’ndeki sosyokültürel altyapı dolayısıyla hem de bu lisedeki yobaz yönetimin çok büyük bir eksisi oldu. Bu eksiği hep özel derslerle takviye ettik. Ama sonuçta baktık ki okuldaki eğitimle alakası olmayan bir müdür ve eğitim kafası var. Müdürün tek misyonu Ankara’da bir koltuk kapmaktı. Her hafta Ankara’da idi. Okulda göremiyor, görüşemiyorduk. Okul aile birliği ile olan çabalarım da sonuç vermeyince, ‘Ben çocuğumu burada harcamak istemiyorum’ dedim ve İngiltere’ye götürdüm. Lise 3 ve 4’ü İngiltere’de okudu. İngiltere’de de yetenek sınavıyla öğrenci alındığından, kabul edilmeme gibi bir durum riski söz konusu değildi.”
Kızı Nazar Yılmaz’ın Gebze’de BİLKAR’da aldığı eğitimin gerek Türkiye, gerek İngiltere’deki mülakat ve yetenek sınavı süreçlerinde çok önemli etkisi olduğunu kaydeden Fulya Yalezan, “Kızım müziğe olan sevgisi ve ilgisini, yaklaşımlardaki bağımlılığını, müziğe dair her şeyi BİLKAR’dan aldı. Aynı zamanda Darıca’da oturan bir Türk ile evli Rus asıllı piyano öğretmeni Anna’nın da kızımda büyük emeği var hepsine büyük teşekkür borçluyuz” dedi.
FULYA YALEZAN’A DAİR…
GÖÇ HİKÂYELERİ: EVDE TÜRKİYE’DEYİZ, DIŞARIDA İNGİLTERE’DE…
Bu hikâye nasıl ve neden başladı?
12 Eylül’ün etkilediği, parçaladığı, yurtdışına gönderdiği ailelerin çocuklarındanım. Beş kardeşiz. Buraya geldiğimizde en küçüğümüz 1 yaşındaydı. Babam bizden önce gelmişti. Tekstil sektöründeki mesleğini burada devam ettirdi. 35, 40 senelik bir geçmişimiz var.
https://bianet.org/haber/evde-turkiye-deyiz-disarida-ingiltere-de-264538