DEMOKRASİ MASKELİ HACİZ MEMURU: Amerika’nın son soygunu ve halkların uyanışı
***
Dünya siyaset sahnesinde bugünlerde bir "anahtar teslim" tiyatrosu izliyoruz. Başrolde dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip, ama halkı ekmeğe muhtaç bırakılmış Venezuela ve onun "Otobüs Şoförü" Nicolas Maduro. Ama mesele sadece bir liderin kendi sarayından tek kurşun atılmadan paketlenip götürülmesi değil. Mesele, Amerika’nın artık "insan hakları" ambalajıyla yaptığı Küresel Müsadere düzenidir.
Lügat Başka, Meal Başka!
Amerika ne zaman mikrofona çıksa; ağzından "demokrasi", "uyuşturucuyla mücadele" ve "diktatörlük" kelimeleri dökülür. Ama bu kelimelerin Washington lügatindeki gerçek mealini artık sokaktaki çocuk bile biliyor:
Demokrasi: "Senin petrol vanalarının başına benim adamlarım geçecek" demektir.
Uyuşturucuyla Mücadele: "Stratejik limanlarına ve lojistik hatlarına çökmem lazım" demektir.
İnsan Hakları: "Benim çok borcum var, senin ise çok altının; o altınları almam için bir bahane lazım" demektir.
Amerika bugün dünyanın en zengin "borçlusu". Kendi bastığı karşılıksız dolarları kurtarmak için Venezuela’nın petrolüne, Ortadoğu’nun madenine muhtaç. Yani aslında gelen şey "özgürlük" değil, elinde "demokrasi faturası" ile kapıya dayanan bir alacaklı eşkıyadır.
Tek Kurşunsuz İhanet: Mutfaktaki Darbe
Peki, nasıl oluyor da koca bir ülke, liderini bir kurşun atmadan teslim ediyor? Çünkü Amerika bir yere girmeden önce orayı "Mideyle Terbiye Ediyor." Halkı ekmek kuyruğunda bekleyen, ilaca ulaşamayan bir liderin "milli bağışıklık sistemi" çökmüştür. Lider, kendi halkına sırtını döndüğü an, Amerika o sırtı sıvazlayacak bir "hain" satın alır. Generallerin cüzdanı Miami’deki bankalarla paslaşıyorsa, o lider çoktan satılmıştır. Maduro’nun "iç savaş çıkmasın diye gittim" savunması ise sadece canını ve valizlerini kurtaran birinin diplomatik kılıfıdır.
Dünyanın Jandarması mı, Soykırımın Ortağı mı?
Sadece Venezuela mı? Hayır. Bugün İsrail, insanlık suçunda zirve yapmışken; bebeklerin üzerine bombalar yağarken o "insan hakları" havarisi Amerika, bu katliamın mimarlarını kendi meclisinde beş kez ayakta alkışlatıyor. Dünyanın jandarması dediğimiz yapı, aslında küresel bir çökekçi çetesine dönüşmüş durumda.
Liderler korkuyor olabilir, dünya devletleri koltuk derdiyle susuyor olabilir; ama dünya halkları kör değil! İnsanlık, Amerika’nın "güvenlik" masallarının altında yatan o kanlı borç senetlerini görüyor.
Halkın Önünde Durulmaz!
Sanıyorlar ki bu eşkıyalık sonsuza kadar sürecek. Sanıyorlar ki halklar bu zulmü sadece izliyor. Oysa tarih bize şunu öğretmiştir: Zulüm ile abad olanın, sonu berbad olur. Amerika bugün Venezuela’da petrolün üzerine çökerek, Gazze’de soykırıma lojistik sağlayarak aslında kendi sonunu inşa ediyor. Dünya halklarının vicdanında biriken o devasa öfke, bir gün öyle bir taşacak ki; ne doların kâğıdı ne de uçak gemilerinin çeliği o iradenin önünde durabilecek.
Sonuç olarak; Amerika bir kurtarıcı değil, iflas etmiş bir imparatorluğun hırçın icra memurudur. Ve mühür halkın eline geçtiğinde, ne o kaçırılan liderlerin hesabı mahşere kalacak ne de bu "Alacaklı Eşkıyalığı" karşılıksız çıkacaktır. Çünkü artık maske düştü, kral çıplak ve dünya halkları notunu çoktan verdi: Borç kanla ödenmez!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mekânın sahibi geri döndü 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Eski Dünya Düzeninin Çöküşü ve Türkiye Ekseni 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Sahadaki kahramanların destanı 15 Ocak 2026 Perşembe
- YDD ve Türkiye’nin stratejik şahlanışı 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Tek bir elin farklı parmakları mı? 29 Aralık 2025 Pazartesi
- Atlar, sobalar ve kaybolan lüksümüz 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Maviye adanmış ömürler ve bir yeminin hikâyesi 23 Aralık 2025 Salı
- Türkiye ve er meydanının hakikati 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Bıldırcını lüküsle yakalayan millet, İHA'yı ne yapar? 19 Aralık 2025 Cuma
- Kanımızla kazanılan topraklarda vize duvarı 16 Aralık 2025 Salı