ZENGİNLİĞİN DÖNGÜSÜ: Atlar, sobalar ve kaybolan lüksümüz

27 Aralık 2025 05:06
Köydeki evlere, eskiden basit bir barınak gözüyle bakılırdı; şimdi onlara "villa" adını verip servet ödüyorlar. Dünün fakirliği, bugün en pahalı gayrimenkul oldu.

***

Hayatın bize oynadığı en büyük oyun, değer yargılarımızın sürekli yer değiştirmesidir. Düne ait olanın bugünün lüksüne, bugünün lüksünün ise yarının sıradanlığına dönüşmesi... Bu ironik döngüye bakınca, durup kendimize şunu sormadan edemiyorum: Gerçek zenginlik nerede saklı?

​ATIN İNTİKAMI VE ARABANIN YÜKÜ

​Şöyle bir düşünün... Bir zamanlar neydi zenginlik göstergesi? Hatırlayın, eskiden herkesin atı vardı; atı olanlar fakir, arabası olanlar zengin sayılırdı. O at, mecburen kullanılan, emek isteyen bir araçtı. Asıl itibarlı olan, modernliğin simgesi, hızı ve konforu getiren arabaya sahip olmaktı.

Peki ya bugün? Olanlar tamamen tersine döndü. Bugün lüks bir araba, çoğu zaman borcun, büyük şehrin bitmeyen trafiğinin ve telaşının bir yükü değil midir? Ama şehir gürültüsünden uzak bir yerde, atına bakabilen, onunla toprakta gezinen insan... İşte o, paranın satın alamadığı huzurun ve özgürlüğün sahibi. At artık bir zorunluluk değil, bir tutku ve ayrıcalıktır. Zenginlik, hızda değil, yavaşlamayı becerebilmekte gizlidir.

​KÖYLÜ ŞEHRE İNDİ, ZENGİN KÖYE ÇIKTI

​Bu tersine dönüş, sadece ulaşımda değil, mekân algımızda da yaşandı. Eskiden köyde yaşayanlar fakir, şehirde yaşayanlar zengin görünüyordu. İyi bir hayat arayışıyla köylüler şehre indi.

Şimdi ise asıl kaçış başladı. Şehrin stresi ve karmaşasından bıkan zenginler köye çıktı. Köydeki evlere, eskiden basit bir barınak gözüyle bakılırdı; şimdi onlara "villa" adını verip servet ödüyorlar. Dünün fakirliği, bugün en pahalı gayrimenkul oldu.

Bu paradoksun en lezzetli kanıtı ne mi? Köy kahvaltısı. Eskiden köylü sofrasını beğenmeyenler, o sade ve doğal lezzetler için köye çıkıp servet ödüyorlar. Burada parayı ödedikleri yer, şehrin steril bir mekânı değil; bizzat o doğallığın kalbi. Aslında ödediğimiz, o ürünlerin kendisi değil; saflığın, doğallığın ve işlenmemiş olmanın özlemidir.

​KONFORDAN ZAHMETE: ŞÖMİNE VE SOBANIN AYRICALIĞI

​Aynı ironi, evimizin en temel konforunda bile var. Eskiden evine doğal gaz çekebilen zengindi. Bu, medeniyetin, zahmetsizliğin göstergesiydi.

Şimdi ise ayrıcalık, evine soba kurabilen, odun yakabilen olmakta. Hatta işi bir adım ileri taşıyıp, evinde şöminede odun ateşiyle ısınmak artık lüks oldu. Sobanın zahmeti ve şöminenin estetiği, şehrin yapay konforundan bir kaçış, bir tür doğal hayata dönüş sinyali. Hatta bu, yeni bir övünme biçimi: Közde pişirdiği çay resimlerini paylaşıp onunla hava atıyor. O fotoğraf, sadece çay değil, sadeleşmeyi ve hayatın yavaş temposunu yakalayabildiğini gösteriyor.

​SON SÖZ: YARININ LÜKSÜ NEDİR?

​Bu büyük dönüşüm bize net bir mesaj veriyor: Kolay ulaşılan her şey sıradanlaşır. Lüks, daima azlık üzerine kuruludur.

​Şimdi bir düşünelim azıcık... Bugün lüks gördüğümüz hangi şey yarın sıradanlaşacak? Ve bugün sıradan gördüğümüz hangi kaynak, yarın imrenilen bir lüks sayılacak?

​Yarının gerçek lüksü, parayla satın alınamayan veya hızla tükenen değerlerde olacak: Bölünmemiş Dikkat, Temiz Hava ve Sahicilik.

​Zenginlik, artık ne kadar çok şeye sahip olduğumuzla değil, hayatımızın niteliği ve doğallığıyla ölçülüyor. Umarım bu yeni lüks tanımı, hepimize biraz daha yavaşlamayı hatırlatır.

​KAYBETTİĞİMİZ ZENGİNLİK: MUHABBET ARAYIŞI

​Bütün bu maddi dönüşümlerden daha önemli, daha acı bir kayıp var. Bugün lüks saydığımız tüm bu doğal kaçışlara rağmen, asıl zenginliğimizden uzaklaştık. Umarım bir gün muhabbeti ortadan kaldıran, kimsenin başını kaldırmadan baktığı telefonlardan ve saçma sapan diziler ile televizyon programlarından kurtuluruz. Geriye dönüp baktığımızda, ne lüks arabayı ne de villayı anacağız. Asıl arayacağımız zenginlik, o gaz lambası altında edilen muhabbet zenginliği olacaktır. İşte gerçek lüks, yeniden kuracağımız o kaybolmuş insan bağıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X