CELLADIN KARANFİLİ Bir siyasi illüzyonun anatomisi

07 Mayıs 2026 05:16
Bugün o mezarlara karanfil bırakanlar, aslında kendi siyasi atalarının o gün sıktığı urganın gölgesinde duruyorlar. Bu, bir iade-i itibar değil, olsa olsa suçluluk psikolojisinin halkla ilişkiler çalışmasıdır.

**

​Türk siyasi tarihi, vicdanları kanatan sahnelerle doludur. Ancak son dönemde izlediğimiz bir sahne var ki, trajikomik bir tiyatro eserini andırıyor. Bir yanda 1972’nin o karanlık şafağında gencecik üç fidanı darağacına gönderen iradenin mirası, diğer yanda ise bugün o mezarların başında "ahde vefa" pozu veren aynı zihniyetin temsilcileri...

​DÜNÜN CELLADI, BUGÜNÜN YAS TUTANI

​Hafızalarımızı tazeleyelim: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararları Meclis’e geldiğinde, o koridorlarda "Üç üç!" diye tempo tutan, idamlara "evet" mührü vuran parmaklar kimindi? Bugün o mezarlara karanfil bırakanlar, aslında kendi siyasi atalarının o gün sıktığı urganın gölgesinde duruyorlar. Bu, bir iade-i itibar değil, olsa olsa suçluluk psikolojisinin halkla ilişkiler çalışmasıdır.

​ZİHNİYET AYNI, SADECE KOSTÜM DEĞİŞTİ

​"Değiştik" diyorlar, "helalleşiyoruz" diyorlar. Oysa biz biliyoruz ki; bu statükocu zihniyetin genetiği asla değişmez. Eğer bugün o üç genç hayatta olsaydı ve bu beylerin kurduğu konforlu düzene, parti içi diktalarına veya çizdikleri sınırlara itiraz etseydi; yine aynı hışımla "hain" ilan edileceklerdi. Dün urganla yapılan tasfiye, bugün disiplin kurullarıyla, dijital linçlerle ve siyasi ambargolarla devam ediyor.

​BUGÜN OLSA YİNE ASARLAR!

​Mesele sadece bir mezar ziyareti değil, samimiyet sınavıdır. Kendi içindeki en küçük farklı sese tahammül edemeyen, farklı düşüneni anında kapı dışarı eden bir yapının; sisteme başkaldırmış devrimcileri sahiplenmesi büyük bir ironidir. Gerçek şu ki: Bu zihniyet bugün aynı güç imkânına sahip olsa ve kendi beka planı tehlikeye girse, o ipi çekmekten bir an bile tereddüt etmez. Çünkü onlar için "fidanlar" sadece üzerine basılarak yükselinecek birer basamaktır.

​ÖLÜLERİ SEVMEK KOLAY, YA YAŞAYANLAR?

​Mezar başında bükülen boyunlar, kameralara verilen hüzünlü bakışlar halkın ferasetinden kaçmıyor. Ölüler itiraz etmez, ölüler muhalefet yapmaz; bu yüzden onları sahiplenmek risksizdir. Ama asıl soru şudur: Bu zihniyet, bugün yaşayan "Denizlere", bugün direnen "Yusuflara" ne kadar alan açıyor? Yoksa onları kendi dar kalıplarına sığmadıkları için yine mi "imha" etmeye çalışıyor?

​SONUÇ: VİCDAN YIKAMA SEANSI BİTMİŞTİR

​Kendi geçmişinin kanlı sayfalarını karanfillerle örtemezsiniz. Tarih, sadece mezar ziyaretlerini değil, o mezarların altına atılan imzaları da kaydetti. Bu siyasi tiyatroda perde ne kadar kapanırsa kapansın, gerçek değişmiyor: Cellat, kurbanının yasını tutarak sadece kendi suçunu örtmeye çalışır.

​Bu millet, dün o sehpayı kuranları da, bugün o sehpanın üzerinden siyaset devşirenleri de gayet iyi tanıyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X