SINIRLARINI KAYBEDEN NESİLLER Çocuklarımız nereye koşuyor?
***
Eskilerin çok kıymetli bir sözü vardır: "Edep, bir tac imiş Nur-u Hüda’dan." Bugün o tacın yere düştüğü, eğitimin temel taşlarının yerinden oynadığı bir dönemden geçiyoruz. "Çocuğum özgür büyüsün" derken, onu aslında inançsızlığın ve manevi bir sahipsizliğin pençesine, denetimsiz bir şiddetin kucağına itiyoruz.
AİLEDE BAŞLAYAN "SINIRSIZLIK" VE İNANÇSIZLIK UÇURUMU
Eğitim, okulun kapısında değil, anne ve babanın dizinin dibinde başlar. Ancak günümüzde evler, yaratıcıdan ve O’nun koyduğu sınırlardan kopuk, sadece nefsin isteklerinin hüküm sürdüğü mini krallıklara dönüştü. Dini inançların eksikliği, beraberinde bir "hesap verme" bilincinin de yok olmasına neden oluyor.
Allah korkusu ve sevgisinden mahrum, "hayır" kelimesini duymadan büyüyen çocuklar, hayatın gerçeklerine karşı sadece savunmasız değil, aynı zamanda merhametsiz kalıyor. Çünkü inançla beslenmeyen bir kalp, er ya da geç bencillik ve şiddetle dolar.
OKULDA ETKİSİZLEŞEN ÖĞRETMEN, SAVUNMASIZ KALAN GELECEK
Evde hiçbir kutsal değer ve kural tanımayan çocuk okula gittiğinde bocalıyor. Bizim medeniyetimizde öğretmen, Allah’ın "Alim" isminin tecellisini taşıyan bir Muallimdir. Ancak inanç eksikliğiyle yoğrulan "ben merkezli" yeni aile yapısı, öğretmeni sadece bir hizmetli seviyesine indirdi.
Öğretmene hürmeti emreden inanç sistemimizden uzaklaştıkça, okulun manevi iklimini de kuruttuk. Unutmayalım ki; öğretmenin otoritesinin ve vakarının sarsıldığı bir sınıfta sadece matematik değil, vicdan ve ahiret bilinci de yarım kalır.
MARAŞ’TAKİ ACI TABLO: MANEVİ AÇLIĞIN KANLI SONUCU
Maraş’ta tanık olduğumuz o yürek yakan okul katliamı, bir çocuğun ruhundaki inanç boşluğunun ne kadar tehlikeli olabileceğinin en somut kanıtıdır. Kalbinde "Yaradılanı severim Yaradan'dan ötürü" düsturu olmayan, kul hakkından korkmayan bir gencin eline silah almak çok daha kolaydır.
Bu acı tablo; evde verilmeyen manevi terbiyenin, dijital dünyadaki şiddetin inanç süzgecinden geçirilmeden tüketilmesinin bir sonucudur. İnançsızlık, insanı sadece dünyaya hapseder; dünyada her istediğini elde edemeyen genç ise öfkesini vahşete dönüştürür.
NE YAPMALI? MANEVİ REHABİLİTASYON
Çocuklarımızı bu karanlık uçurumun kenarından çekip almak için toplum olarak silkelenmemiz şarttır. Çocuğunuzu sevmenin yolu, ona her istediğini almak değil; ona Allah korkusunu, merhameti ve haddini bilmeyi öğretmektir. İnançsız bir nesil, rotası olmayan bir gemi gibidir; hangi kayaya çarpacağı bilinmez.
Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz "Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakamaz" buyurmuştur. Eğer biz onları ailede maneviyatla doyurmaz, okulda disiplinle pişirmezsek; hayat onları en acımasız ve karanlık yollarla terbiye edecektir.
"Bir neslin ihyası, kötülerin imhasıyla değil; ancak gençlerin terbiyesiyle mümkündür."
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Dik yamaçların soyulmuş emeği 31 Mayıs 2026 Pazar
- Türkiye’nin bıçak sırtı stratejisi 29 Mayıs 2026 Cuma
- Dondurucuya, tatile sığmayan gerçek bayram 26 Mayıs 2026 Salı
- Berat Albayrak’ın sessiz devrimi 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- Türkün durdurulamaz küresel şahlanışı! 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Etiket çetesi ve mezatın vicdanı 15 Mayıs 2026 Cuma
- İki sultan, iki mimar: Bir ses senfonisi 10 Mayıs 2026 Pazar
- Bir siyasi illüzyonun anatomisi 07 Mayıs 2026 Perşembe
- Mizaç ve toprağın sessiz çığlığı 05 Mayıs 2026 Salı
- Zalim görevini yapıyor, peki siz neredesiniz? 04 Mayıs 2026 Pazartesi