İthalat bir hayvancılık politikası değildir Etin fiyatı kasapta değil merada başlar
Türkiye'de bugün et pahalıysa bunun nedenini yalnızca kasap tezgâhında aramayalım.
Çünkü kasaptaki fiyat bir sonuçtur.
Asıl soru şudur:
Toprağı, çiftçisi, hayvancılık kültürü ve milyonlarca hektar merası bulunan Türkiye, hayvanını neden bu kadar pahalı besliyor?
Bu soruya doğru cevap vermeden et fiyatını kalıcı olarak düşüremeyiz.
Türkiye'nin yaklaşık 14,6 milyon hektarlık mera varlığı bulunuyor. Bana göre bu topraklar yalnızca hayvanların otlatıldığı alanlar değil, Türkiye'nin en büyük doğal yem fabrikasıdır.
Ve bugün yapılması gereken, bu büyük milli serveti çok daha verimli hale getirmektir.
MERAYI ISLAH ETMEDEN YEM MALİYETİNİ KONUŞAMAYIZ
Mera ıslahı basit bir arazi düzenlemesi değildir.
Toprağın ve bitki örtüsünün iyileştirilmesi, gerekli alanlarda gübreleme ve uygun tohumlama yapılması, yabancı otlarla mücadele edilmesi, su kaynaklarının oluşturulması ve meranın taşıma kapasitesine göre kontrollü otlatılmasıdır.
Türkiye'deki bazı uygulamalarda dekardan yaklaşık 100 kilogram olan kuru ot veriminin 250–300 kilogram seviyelerine çıkarılabildiğini görüyoruz.
Elbette her mera aynı değildir ve Türkiye'nin tamamında aynı verim artışı beklenemez.
Fakat potansiyelin büyüklüğü ortadadır.
14,6 milyon hektar yaklaşık 146 milyon dekar demektir.
Ülke genelinde ıslah sayesinde dekardan ortalama yalnızca 100 kilogram ilave kullanılabilir kuru ot elde edilebilse teorik olarak yaklaşık 14,6 milyon ton ilave kaba yem potansiyeli ortaya çıkar.
Bu rakam bir senaryodur ve mera otu karma yemin bire bir alternatifi değildir. Ancak milyonlarca ton ilave kaba yemin üreticinin satın aldığı yem miktarını azaltabileceği açıktır.
Bugün besi yeminin tonunun yaklaşık 14 bin TL, süt yeminin ise 15 bin TL civarında olduğu düşünülürse meselenin ekonomik büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
ASIL KAZANÇ HAYVANCILIĞIN YENİDEN CAZİP HALE GELMESİDİR
Mera ıslahının en büyük kazanımı sadece daha fazla ot üretmek değildir.
Asıl kazanım, hayvancılığı yeniden yapılabilir ve kazançlı hale getirmektir.
Üretici bugün hayvan sayısını artırmaktan çekiniyorsa bunun önemli nedenlerinden biri yem ve diğer girdi maliyetleridir.
Ama köylünün önünde verimli mera, hayvan içme suyu, planlı otlatma sistemi, uygun finansman ve damızlık desteği bulunursa ekonomik denklem değişir.
Hayvancılığı bırakan yeniden üretime dönebilir. Gençler köylerinde üretmenin mümkün olduğunu görebilir. Mevcut yetiştirici hayvan sayısını artırabilir.
Bunun sonucu açıktır:
Verimli mera, üretim maliyetini düşürür; hayvancılığı cazip hale getirir, hayvan ve et üretimini artırarak ithalata bağımlılığın azalmasına katkı sağlar.
İşte mera ıslahının gerçek ekonomik değeri budur.
MERAYI ISLAH EDERKEN ÜRETİCİYİ DE KORUMALIYIZ
Ancak burada sistemin ikinci ayağını unutmamak gerekir.
Merayı ıslah edip yem maliyetini düşürdükten sonra üreticiyi satış aşamasında yalnız bırakırsak kurduğumuz sistem eksik kalır.
Hayvanı aylarca yetiştiren, yem parasını ödeyen, hastalık riskini taşıyan ve sermayesini bağlayan üreticidir.
Bu nedenle üreticiyi tüccarın aç gözlü kâr etme zalimliğine terk edemeyiz.
Tüccar kazanacaktır.
Kasap kazanacaktır.
Market kazanacaktır.
Bunda yanlış bir şey yoktur.
Ancak üreticinin zarar ettiği, tüketicinin pahalı et aldığı ve aradaki bazı kesimlerin ölçüsüz kazanç sağladığı bir piyasa düzeni kabul edilemez.
Üreten de kazanmalı, ticaretini yapan da kazanmalı, vatandaş da et yiyebilmelidir.
Devletin görevi tam burada başlar.
Üreticinin örgütlenmesi ve kooperatifleşmesi güçlendirilmeli, doğrudan satış ve alım kanalları geliştirilmelidir. Canlı hayvan ve karkas et piyasasında fiyatlar şeffaflaştırılmalı, gerektiğinde üreticiyi koruyacak müdahale mekanizmaları devreye girmelidir.
Çünkü çiftçinin ihtiyacı sadece kredi değildir.
Çiftçi geleceğini görmek ister.
Bir yıl emek verip yetiştirdiği hayvanı zararına satmayacağını bilen üretici yatırım yapar ve üretimde kalır.
TÜRKİYE'NİN MİLLİ MERA SEFERBERLİĞİNE İHTİYACI VAR
Türkiye artık meralarını stratejik bir üretim kaynağı olarak ele almalıdır.
Ülke çapında Milli Mera ve Hayvancılık Seferberliği başlatılmalı ve mümkün olan bütün meraların verim haritası çıkarılmalıdır.
Hangi mera bugün ne kadar ot üretiyor?
Islah edilirse ne kadar üretebilir?
Kaç hayvanı besleyebilir?
Nerede su, gübreleme, tohumlama veya yabancı ot mücadelesine ihtiyaç vardır?
Bunlar belirlenmeli ve uzun vadeli bir program uygulanmalıdır.
Meralar başka amaçlara kolayca feda edilecek boş araziler değil, Türkiye'nin gıda güvenliğinin stratejik varlığı olarak korunmalıdır.
Aynı program içerisinde yem bitkileri üretimi, anaç hayvan yetiştiriciliği, damızlık politikası, genç üretici desteği ve uygun finansman birlikte yürütülmelidir.
İTHALAT ÇÖZÜM DEĞİL, ZAMAN KAZANDIRIR
Et fiyatları yükseldiğinde ithal hayvan veya et getirerek piyasayı geçici olarak rahatlatabilirsiniz.
Bazen buna ihtiyaç da duyulabilir.
Ancak ithalat bir hayvancılık politikası değildir.
Başka ülkelerin çiftçisinin yetiştirdiği hayvanı satın almak yerine kendi üreticimizin daha fazla hayvan yetiştirebileceği şartları oluşturmalıyız.
Türkiye'nin toprağı var, merası var, çiftçisi var ve güçlü bir hayvancılık geleneği var.
Eksik olan, bütün bunları aynı hedef altında buluşturan uzun vadeli bir üretim politikasıdır.
Mesele yalnızca bugünkü et fiyatını düşürmek değildir.
Asıl mesele, Türkiye'nin kendi hayvanını kendi toprağında, mümkün olan en düşük maliyetle yetiştirebilecek üretim düzenini yeniden kurmaktır.
Meralarımızı ayağa kaldırıp üreticimizi koruyabilirsek bunun kazananı yalnızca çiftçi olmayacaktır.
Kazanan köy olacaktır.
Kazanan tüketici olacaktır.
Kazanan Türkiye olacaktır.
Çünkü etin fiyatı kasap tezgâhında görünür; fakat o fiyatın kaderi Anadolu'nun meralarında ve üreticinin alın terinde belirlenir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mümkün olanı inşa etmek 04 Eylül 2026 Cuma
- Karadeniz'in bitmeyen hırçınlığı 02 Eylül 2026 Çarşamba
- Malazgirt ruhu ve asla bükülmeyen Türklük 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Gürültünün bittiği yerde sorular başlar 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- "Mesajcılar" neyi anlamıyor? 23 Ağustos 2026 Pazar
- Tahir Büyükakın: Yeraltı dünyasında büyük oynuyor 18 Ağustos 2026 Salı
- Siz ne izliyorsunuz. Biz ne izliyoruz 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- Tezgâh aynı, vitrin değişiyor! 15 Ağustos 2026 Cumartesi
- Dünya kupası ligimizin yansıması 21 Haziran 2026 Pazar
- Sıra mantık devriminde 16 Haziran 2026 Salı