KPT.ADNAN SAK YAZDI: SIYASETİN SIĞINMACILARI Gerçeklik ve performans arasındaki fark
Türkiye siyasetinin gidişatını analiz edenler, ne zaman bir siyasetçi ülke yararına somut bir çözüm üretemese, hemen bir sığınağa yöneldiğini net bir şekilde görmektedir. Bu eleştiri, vizyon sahibi ve liyakatli tüm siyasetçileri minnetle tenzih ederek, sadece beceriksizliğini tarihi ve manevi değerlerin yüce perdesi arkasına gizleyenleredir.
Asıl sorun şudur: Ülke yararına siyaset üretme beceri ve kabiliyeti olanlar, asla sığınmacı durumuna düşmezler. Sığınmacı olanlar, vizyon defterleri boş, icraat kapasiteleri sınırlı olduğu için, halkın en hassas duygularına hitap eden popülist bir can simidine sarılanlardır. Bu durum, siyasi bir fukaralığın göstergesidir.
GERÇEKLİK VE PERFORMANS ARASINDAKİ FARK
Vatandaşların temel beklentisi, bu toprakların en köklü iki değerinin, sahte bir siyasi performansın ucuz malzemesi yapılmamasıdır. Gerçeklik ve siyasi şov arasındaki ayrım kritiktir:
Din ve İman Perdesi: Gerçek dindar, inancını pazarlamaz. O, ahlakıyla, adaletiyle ve dürüstlüğüyle yaşar. İki oy almak için kameralar önünde ibadeti şova dönüştürmez. Bunu zaten inancının gereği olduğu için yapar. Siyaset sahnesinde bu kutsal değerleri sadece bir araç olarak kullananlar, dini bir kalkanın ardına saklanmaktadır. Gerçek dindar, adalet ve liyakati siyasetinin temeline koyar, şov yapmaz.
Atatürk Mirasına Sığınmak: Gerçek Atatürkçülük, zorda kaldığında kurucu lidere sığınmak değildir. Bu, Atamızın ilke ve inkılaplarını akılla, bilimle, liyakatle yaşamak ve bu çağın ihtiyaçlarına uyarlamaktır. "Atatürk'ün askeriyim" gibi hamasi bir söylemin arkasına sığınıp, eleştiriyi yasaklama veya hukuki sorumluluktan kaçınma hakkını kendinde bulmak, cumhuriyetin değerlerine ihanettir. Atatürk'ün kurduğu düzenin temeli, siyasi bir kalkan değil, izlenmesi gereken aydınlık bir yol haritasıdır. Sadece slogan atanlar, Atamızın vizyonundan en hızlı kaçanlardır.
BAŞARILI LİDERLİK SIĞINMAZ, VİZYON İNŞA EDER
Unutulmamalıdır ki, başarılı bir siyasetçi sığınma ihtiyacı hissetmez. Çünkü güçlü bir lider, halkına icraatın dilini sunar:
Ekonomik reçeteleriyle vatandaşın refahını sarsılmaz bir güvenle artırabiliyorsa,
Eğitim ve adalet reformlarıyla toplumun temel güvenini sarsılmaz bir şekilde inşa edebiliyorsa,
Dış politikada ülkenin başını dik ve saygın tutacak, onurlu ve kalıcı stratejilerle geleceğe yürüyebiliyorsa,
İşte o zaman, o siyasetçinin bir simgeye, bir slogana ihtiyacı kalmaz. Ürettiği çözüm, onun en güçlü ve kalıcı desteğidir.
Bugün Türk siyasetinde, icat çıkaramayan, çözüm masası kuramayan siyasetçi, mecbur kalıp hamasetle milleti oyalamaya çalışmaktadır. Başarısızlığı dinin veya tarihin ardına saklamak, bu millete karşı yapılan en büyük vicdansızlıktır.
Türkiye, popülizmin "sığınmacı" siyasetçilerinin değil, liyakat, beceri ve vatan sevgisiyle ülkesinin yararına çalışanların omuzlarında hak ettiği büyük ve saygın noktaya ulaşacaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mekânın sahibi geri döndü 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Eski Dünya Düzeninin Çöküşü ve Türkiye Ekseni 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Sahadaki kahramanların destanı 15 Ocak 2026 Perşembe
- YDD ve Türkiye’nin stratejik şahlanışı 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Amerika’nın son soygunu ve halkların uyanışı 07 Ocak 2026 Çarşamba
- Tek bir elin farklı parmakları mı? 29 Aralık 2025 Pazartesi
- Atlar, sobalar ve kaybolan lüksümüz 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Maviye adanmış ömürler ve bir yeminin hikâyesi 23 Aralık 2025 Salı
- Türkiye ve er meydanının hakikati 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Bıldırcını lüküsle yakalayan millet, İHA'yı ne yapar? 19 Aralık 2025 Cuma