ADNAN SAK YAZDI: KADİM NEFRET İki kavmin gizli savaşı ve dünyanın kaderi
**
Dünya üzerindeki büyük altüst oluşların, devrimlerin ve savaşların arkasında tek bir yapı varmış gibi görünse de, asıl gerçek çok daha derindedir. Bu, dışarıya karşı birleşmiş gibi duran ama kendi içinde binlerce yıldır birbirini yok etmek isteyen iki büyük gücün; Aşkenazlar ve Sefaradların sessiz ama kanlı savaşıdır.
SİNA ÇÖLLERİNDE BAŞLAYAN BÖLÜNME
Herkes tek bir Yahudi kimliği olduğunu zanneder, ancak gerçekte kökler Musa Peygamber’in Sina çöllerinde yolunu kaybetmesiyle ayrışmıştır. 12 İsrailoğlu kabilesi o gün ikiye bölündü. On kabileden oluşan Aşkenazlar, çölde "altın buzağıya" taparak kadim inançtan saptılar. Diğer iki kabile olan Sefaradlar ise Musa’ya sadık kalarak inançlarını korudular. 40 yıl süren o büyük kayboluşun sonunda, birbirine can düşmanı olan bu iki kavim vaat edilmiş topraklara ulaştı. O günden beri dünya, bu iki gücün birbirini deşifre etme, yıkma ve yerine geçme mücadelesine sahne oluyor.
DEVLETLERİN İÇİNDEKİ TRUVA ATLARI
Bu iki kavim, tarih boyunca yerleştikleri devletleri devasa güçlere dönüştürürken, aslında birbirlerini yok etmek için uygun anı kolladılar. Bir devlet kurulurken oradadırlar, o devleti büyütürler; ancak kendi güçleri deşifre olunca veya karşı taraf hâkimiyeti ele geçirince o devleti "içeriden patlatıp" yıkarlar. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde olduğu gibi, biri kurarken diğeri yıkım planını işletir.
1700’lerde Aşkenazlar, Britanya’ya yerleşip sanayi devriminin "on şifresini" Anglo-Saksonlara vererek dünyayı yönetmeye başladılar. Sefaradlar ise İkinci Dünya Savaşı’nda ellerindeki "iki büyük şifreyi" (Nükleer ve Dijital) ABD’ye vererek hayat garantisi aldılar. Bugün İsrail içinde ve küresel sermaye koridorlarında yaşanan asıl gerilim, bu iki yapının "hangimiz dünyanın tek efendisi olacağız?" kavgasıdır.
İRAN: YENİ TAŞINMA VE TETİKÇİ TRUMP
Şimdi bu kadim düşmanlıkta yeni bir perde açılıyor. İsrail, kendi içindeki bu iki kutuplu çatışmanın ortasında, gözünü İran’a dikmiş durumda. Plan net: İran’ı içeriden patlatmak, yer altı zenginliklerini ele geçirmek ve dev nüfusunu köleleştirmek.
Bunu yaparken Trump gibi figürleri birer "şantaj tetikçisi" olarak kullanıyorlar. Amaç; İran’ı çökertip oraya taşınmak ve ellerindeki nükleer-dijital şifrelerle dünyayı tıpkı bir "Güney Kore" veya "Almanya" gibi kontrol altına almak. Ancak bu yolda birbirlerinin ayaklarını kaydırmaktan da geri durmuyorlar. Aramco saldırıları gibi "sahte bayrak" operasyonları, bölgedeki aktörleri birbirine kırdırırken aslında bu iki kavmin kendi içindeki güç devşirme yarışının bir parçasıdır.
ENERJİ VE KAOSUN EFENDİLERİ
Kerkük hattının kapatılması, Basra’da üretimin durması ve Hürmüz’deki gerilimler, bu iki kavmin küresel ticaret üzerindeki "hangimizin borusu ötecek" kavgasıdır. On paradan dokuzunun sahibi olan bu yapılar, dünyayı bir laboratuvar, insanlığı ise birer hizmetkâr olarak görüyor.
Bugün Lübnan’da açılan ikinci cephe, sadece bir askeri strateji değil; bu iki kavmin sıkıştıkları noktadan çıkmak için birbirlerini ateşe atma hamlesidir. Maskeler düştükçe, 3500 yıldır süren bu iç savaşın ateşi dünyayı daha fazla sarmaya devam ediyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bazı şehirler futbol oynar, bazıları futbola karakter verir 24 Ekim 2026 Cumartesi
- Milletin genetiğine bastırılan ithal elbise ve ‘güven’ dinamiti 10 Ekim 2026 Cumartesi
- Böl, parçala ve yönet tiyatrosu 09 Ekim 2026 Cuma
- İtalyan insafı değil, sistem iflası 30 Eylül 2026 Çarşamba
- Bağlama: İnsanın içinde söylenmeyen kalan sesi 25 Eylül 2026 Cuma
- Tarla ile market arasında kim kazanıyor? 18 Eylül 2026 Cuma
- Cezayir’deki balıkçı gemisini Türkiye’ye getirişim 16 Eylül 2026 Çarşamba
- Etin fiyatı kasapta değil merada başlar 10 Eylül 2026 Perşembe
- Mümkün olanı inşa etmek 04 Eylül 2026 Cuma
- Karadeniz'in bitmeyen hırçınlığı 02 Eylül 2026 Çarşamba