YARIM KALAN TEMİZLİK… İTİBAR KRİZİ Kamuoyuna servis edilen isimler

18 Kasım 2025 05:37
Türkiye futbol camiasında patlak veren bahis soruşturması, büyük bir umutla beklenen köklü bir "temizlik" hareketine dönüşmek yerine, ne yazık ki elimize yüzümüze bulaştırdığımız, telafisi zor bir itibar krizine doğru sürüklenmektedir.

Bir soruşturmanın temel prensibi, somut delillerle suçluluğun ispatlanmasıdır. Ancak bu süreçte tanık olduğumuz manzara, kesinleşmiş bir meslek yasağı veya organize suça dair güçlü bir kanıt olmadan, binlerce ismin, özellikle de gencecik futbolcuların kamuoyuna duyurulmasıdır. Bu, hukuki süreçten çok, vicdanları yaralayan ve kariyerleri bitiren bir vebaldir.

BİRİNCİ BÖLÜM: ORANTISIZ CEZA VE

ÇÜRÜK DELİLLERİN TEHLİKESİ

​Soruşturmanın en büyük handikabı, toplanan delillerin niteliği ve orantısız cezalandırma potansiyelidir.

Bir futbolcunun, beş yıl önce, alt liglerde oynarken, 40 TL'lik tek bir kupon yapmış olması ile güncel olarak şikeye karışan, organize suç ağlarıyla işbirliği yapan bir eylem aynı kefeye konulamaz.

​Örnekler, bu ayrımın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor:

EREN ELMALI örneği, genç bir yeteneğin geçmişteki bir hatası yüzünden (kendi maçına bahis yapmamış olsa bile), milli takımdan dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını sağlıyor. Yasak elbette yasaktır, ancak 5 yıllık geriye dönük incelemede çıkan her kaydı, güncel bir ahlaksızlık eylemi gibi sunmak büyük bir yanlıştır.

HAKEM VE FUTBOLCU İDDİALARI (Zorbay Küçük, NECİP UYSAL) ise, kimlik bilgilerinin çalındığı veya izinsiz kullanıldığı yönündedir. Eğer bu iddialar doğruysa, TFF'nin elindeki liste, kişisel verilerin güvenliğini bile sağlayamayan çürük bir zeminde duruyor demektir. MASUMİYET KARİNESİ ayaklar altına alınmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM: ASIL "TEMİZLİK"

YAPILACAKSA NEREDE KESKİN BELGELER?

​Türk futbolunun gerçekten bir temizliğe ihtiyacı varsa, bu operasyonun daha keskin ve elle tutulur belgelere dayanması gerekmektedir. Kamuoyu, 40 liralık kuponları değil, organizatörleri, şikeyi finanse edenleri ve kirli para transferlerini görmek istiyor.

YÜZEYSEL İNCELEME: Eğer temizlik yapılacaksa, neden sadece son beş yıl? Beş yıldan önce de benzer, hatta daha büyük "haltlar yemiş" isimler mutlaka vardır. Soruşturmanın zaman sınırını bu kadar dar tutmak, asıl büyük balıkları kaçırmak anlamına gelmez mi?

KİLİT KANITLAR: TFF ve yargı, bireysel, düşük meblağlı bahis hesapları yerine, MASAK raporları ve banka kayıtları üzerinden büyük meblağları, şüpheli para transferlerini ve organize bahis çeteleriyle doğrudan ilişkili isimleri hedeflemelidir.

BUHARLAŞAN GÜVEN: Mevcut süreç, yıllar önce tek bir kupon yapmış gençleri hedef alarak kolay yolu seçmiş, ancak asıl karanlık odakların perdelenmesine neden olmuş izlenimini vermektedir. Bu durum, futbol kurumlarına ve soruşturmanın adaletine olan güveni kökünden sarsmaktadır.

​SONUÇ: BU VEBALİN HESABINI KİM VERECEK?

​Bir meslektaşın kariyerini, bir ailenin onurunu ve bir sporcunun geleceğini, kesinleşmiş deliller olmadan kamuoyuna sunmak çok büyük bir vebaldir. TFF'nin görevi, dedikodu yaymak değil, adaleti tesis etmektir. Futbolun geleceği, gencecik çocukları kurban ederek değil, adil, şeffaf ve somut kanıtlara dayalı bir yargılama ile güvence altına alınabilir. Aksi takdirde, bu süreç Türk futboluna bulaşmış, vicdanları rahatsız eden bir leke olarak kalacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X