Hamsi de sana benzedi, istavrit de Karadeniz'in bitmeyen hırçınlığı
Geçen gün sahil kenarında oturup sana baktım; yine köpük köpük çıldırıp kıyıya saldırmakla, o koca dağ gibi dalgaları karaya savurmakla meşguldün. Dalgalarının darbesinden sahildeki kayalar çatırdıyor, hırsından gürültün göğü yırtıyor. İnsan durup sormadan edemiyor: Huysuzluğunun, bu derin öfkenin sebebi ne tam olarak? Yani tamam, coğrafya sert, iklim çetin de bu hırçınlık hiç mi mola vermez, hiç mi yorulmaz?
Sanki vaktiyle deden sana devasa bir haksızlık yapmış da acısını asırlardır gelenden geçenden, bizden çıkarıyor gibisin. Deden mi harçlığını kesti? En sevdiğin takayı başka denize mi devretti? Yoksa küçükken "Sen büyüyünce göl olacaksın" deyip gururunu mu kırdı? Nedir bu kuşaktan kuşağa devreden incinmişlik, bu bitmek bilmeyen asırlık küskünlük?
Bütün yaz Ege ile Akdeniz turistlere şirinlik yapıp "Gelin, çarşaf gibiyim" diye masmavi davetiyeler çıkarırken, sen kıyına iki adım yaklaşanı hemen zifiri bir girdapla, dev bir tokatla tehdit ediyorsun. Bir gün olsun kalkıp "Bugün de keyfim yerinde, şöyle sakin sakin dalgalanayım" dediğin görülmedi. Çay fidanları sırtında yük, fındık dalları boynu bükük, sen hâlâ orada "Benim moralim bozuk" havasındasın. Her gün ayrı bir dram, her mevsim ayrı bir "Beni kimse anlamıyor" tripleri...
Üstelik huysuzluğun bulaşıcı çıktı; suyunda yüzdürdüğün canlıya bile sirayet etti. Hamsi de sana benzedi, istavrit de... İçi dışı hırçınlaştı balığın! Hamsi bir bakıyorsun var, bir bakıyorsun kayıplara karışmış, tutabilene aşk olsun. İstavrit desen, ağlara girmemek için ayrı bir naz, ayrı bir eda peşinde. Sen neye kızıp celallendiysen, suyundaki mahlûkatı da kendine benzettin, hepsinin şirazesi kaydı.
Hatta sadece balığın değil, kıyında nefes alan insan da etkilendi bu hallerinden! Bir bakıştan parlayan, kaşlarını çatıp gürleyen, senin gibi tek bir kıvılcımla fırtına koparan insanlara dönüştürdün herkesi. Havanın neminden midir, suyunun tuzundan mıdır bilinmez; dalganın hırsı insana geçti, damardaki kan bile senin gibi kudurup dalgalanmaya başladı.
Sonra dönüp sahil boyu dökülen o devasa beton bloklara, maviliğini hapsetmek için kıyına yığdıkları simsiyah kayalara baktım. Akla ilk şu geliyor haliyle: Acaba bu öfke, seni bu beton hapishanelere tıkmaya çalışan insanoğluna mı? Kıyılarını kayalarla doldurduk, bağrına beton diktik diye mi bu kadar kırıldın?
Ama sonra vurup geçtiğin o ilk fırtınada o koca betonları çakıl taşı gibi nasıl söküp derinliklerine fırlattığını hatırladım. Hayır, mesele bu kadar sığ olamaz. Onlar senin olsa olsa sinirini bozar, kalbini kıracak kadar derinleşemez.
Yok, bunlar da değilse seni asırlardır durulmaktan alıkoyan şey ne?
Galiba sen en çok anlaşılmamaktan kırıldın. Seni sadece izlenecek bir "manzara", kadrajlara hapsedilecek bir "fotoğraf karesi" ya da yazın serinlenecek bir "tatil rotası" sandılar. Oysa senin bağrında binlerce yıllık fırtınalar, yeşilin bağrından süzülen gizli sevdalar, kavuşamamış yayla çocuklarının gözyaşı var. Sana hep "sert", hep "hırçın" dediler de, bir gün olsun kimse karşında susup "Senin için neden bu kadar daralıyor?" diye sormadı. Kıyılarına kayalar dizip seni durduracaklarını sandılar; oysa senin kızgınlığın dışarıya değil, sana bu kadar yakın yaşayıp seni hiç anlamayanlara...
Yine de işin garibi, seni seven tam da bu bükülmeyen huysuzluğun için seviyor. Yeşilini esirgemiyorsun ama mavini göstermek için bile kırk döküm naz yapıyorsun. Anlat bakalım huysuz dev; biraz da sen konuş. Belki buram buram tavşankanı, kendi toprağının demli bir Rize çayını demleriz de oturur beraber dertleşiriz. Ha, sakın "kaçak çay" teklif etmeye kalkmayın, çayın en dikini kendi dikip yetiştiren bu denizi iyice çıldırtmaya gerek yok!
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Etin fiyatı kasapta değil merada başlar 10 Eylül 2026 Perşembe
- Mümkün olanı inşa etmek 04 Eylül 2026 Cuma
- Malazgirt ruhu ve asla bükülmeyen Türklük 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Gürültünün bittiği yerde sorular başlar 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- "Mesajcılar" neyi anlamıyor? 23 Ağustos 2026 Pazar
- Tahir Büyükakın: Yeraltı dünyasında büyük oynuyor 18 Ağustos 2026 Salı
- Siz ne izliyorsunuz. Biz ne izliyoruz 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- Tezgâh aynı, vitrin değişiyor! 15 Ağustos 2026 Cumartesi
- Dünya kupası ligimizin yansıması 21 Haziran 2026 Pazar
- Sıra mantık devriminde 16 Haziran 2026 Salı