ADNAN SAK YAZDI: KUTUPLAŞMIŞ MEDYA Kimlik siyasetinin yıprattığı diyalog
Bu etiketler, çoğu zaman tarafsız bir gözlemden ziyade, eleştirel bir pozisyonu ifade eder ve yayın organının temel gazetecilik ilkelerini ihlal ettiği iddiasıyla kullanılır.
İdeal bir demokraside medya, hem iktidara hem de muhalefete eşit mesafede durarak, toplumsal sorunların ve farklı görüşlerin sesi olmalıdır. Ancak, günümüzün gergin siyasi ortamında, tamamen tarafsız kalmak ve her iki kutuptan da eleştiri almamak neredeyse imkânsızdır.
ETİKETLEMENİN ÖTESİNDEKİ TEHLİKE: ÜSTÜNLÜK KOMPLEKSİ
Asıl tehlike, bu etiketlerin sadece yayın politikasını eleştirmekten çıkıp, izleyicileri aşağılamak için bir araç haline gelmesidir. Siyasi tartışmalarda sıkça rastlanan "Sen zaten ATV izliyorsun, bilmezsin" ya da "Halk TV izleyenler bilge" gibi ifadeler, tartışmayı fikirden uzaklaştırıp kişiselleştiren bir dili ortaya çıkarır.
Bu aşağılama dilinin temelinde, özellikle muhalif kesimde belirginleşen bir entelektüel kibir (elitizm) yatar:
"Aydınlanmışlık" Hissi: Muhalif yayınları takip eden bir kesim, kendini iktidar söylemlerine inanmayan, "gerçeği gören" ve "bilgili" bir grup olarak konumlandırır. Bu durum, iktidar yanlısı yayınları izleyenleri otomatik olarak "cahil," "koyun" veya "bilgisiz" olarak etiketleme eğilimine yol açar. Bu etiketleme, kişinin kendi muhalif kimliğini üstün kılmanın bir yolu haline gelir.
Dışlanmışlık Öfkesi: Uzun süreli siyasi dışlanmışlık ve hayal kırıklığı hisseden muhalif kesim, biriken öfkesini en kolay hedef olan karşıt seçmene yöneltir. Aşağılama, bu birikmiş öfkeyi dışa vurmanın bir yolu haline gelir.
Diyalogdan Kaçış: Argümanları rasyonel zeminde çürütmek yerine, karşı tarafın medya tercihini aşağılamak, tartışmayı kısa kesmenin ve kendi konfor alanına çekilmenin kolay yoludur. Bu, diyalogu reddetme anlamına gelir.
BİLGELİK KANALLA ÖLÇÜLMEZ
Bilgelik ve genel kültür, izlenen televizyon kanalının adıyla değil, kişinin farklı görüşlere ne kadar açık olduğu, eleştirel düşünme yeteneği ve tek bir kaynağa bağlı kalmama becerisiyle ölçülür.
Gerçekten genel kültüre sahip ve bilge bir insan, başkasının medya tercihini aşağılamak yerine, farklı kaynaklardan gelen bilgiyi yapıcı ve eleştirel bir şekilde karşılaştırmayı tercih eder.
Sonuç: Bu kısır döngüyü kırmanın yolu, her iki kesimin de karşı tarafın medya tercihini kişisel bir eksiklik olarak değil, farklı bir siyasi tercih olarak görmeyi öğrenmesinden geçer. Siyasi diyalog, "Ne izliyorsun?" sorusu yerine "Neye inanıyorsun ve neden?" sorusuna odaklanabildiğimiz zaman iyileşecektir.
YAZDIYSAM SEBEBİ VAR!
Olayı Bilecik'te yaşadım, Gebze'ye geleceğim. Kütahya Turizm firmasından bilet aldım. Terminale gittim, bir buçuk saat tehir (gecikme) var dediler. Sebebi ne diye sordum, "Polis çıkış vermiyor," dediler. "Neden bütün otobüsler gidip geliyor da bize izin vermiyor?" dedim. Yanımda başka yolcular da vardı.
Bu sefer, "Devlet milleti birbirine kırdırmak için uğraşıyor" "Git Tayyip Erdoğan'a sor," "Vatan hainine sor" gibi söylemlerine ciddi itiraz ettim. O da bana, "ATV'den başka bir şey seyretmezsen böyle koyun gibi dolaşırsın ortada," gibi hakaretvari konuştu. Diğer yolcular da itiraz etti, o da yanımızdan uzaklaştı gitti.
Gittim, meseleyi polise sordum. Otobüs firması, sefer ve şoför bilgilerini yanlış vermiş ve tek şoför varmış. Sebep buymuş.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Dik yamaçların soyulmuş emeği 31 Mayıs 2026 Pazar
- Türkiye’nin bıçak sırtı stratejisi 29 Mayıs 2026 Cuma
- Dondurucuya, tatile sığmayan gerçek bayram 26 Mayıs 2026 Salı
- Berat Albayrak’ın sessiz devrimi 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- Türkün durdurulamaz küresel şahlanışı! 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Etiket çetesi ve mezatın vicdanı 15 Mayıs 2026 Cuma
- İki sultan, iki mimar: Bir ses senfonisi 10 Mayıs 2026 Pazar
- Bir siyasi illüzyonun anatomisi 07 Mayıs 2026 Perşembe
- Mizaç ve toprağın sessiz çığlığı 05 Mayıs 2026 Salı
- Zalim görevini yapıyor, peki siz neredesiniz? 04 Mayıs 2026 Pazartesi