TÜRK FUTBOLUNUN KANAYAN YARASI: Kültürel, yönetimsel ve vizyonsuz bir iflasın anatomisi
Türk futbolu... Ulusal takımlarımız ve kulüplerimiz Avrupa sahnesinde yıllardır beklenen başarıyı bir türlü yakalayamıyor. Her sezon sonunda veya büyük turnuva öncesinde "neden başarılı olamıyoruz" diye yakınıp duruyoruz. Oysa sorun, ne toprağımızın bereketsizliği, ne de gençliğimizin yeteneksizliği. Mesele, yıllardır kendi elimizle yarattığımız ve bile isteye yozlaştırdığımız, temelinden çürük bir sistemin ta kendisidir.
Avrupa'da başarıyı yakalayamamamızın ve bu kadar fahiş parayı ithal oyunculara akıtmamızın tek bir nedeni var: Biz spora, özellikle futbola, bir bilim dalı, bir endüstri ve bir kültür olarak uygun davranmıyoruz.
- Amatör Lig: Gençliğin mezarlığı ve deneyimli oyuncuların sığınağı
Sistemin ilk kırılma noktası amatör liglerimiz. Binlerce takım, on binlerce futbolcu... Kaç tanesi profesyonel oluyor? Cevap: Kayda değer bir sayı, yok denecek kadar az.
Amatör kulüpler, maalesef ki yetenek üreten bir fabrika değil, aksine yeteneğin zamanla eridiği bir kara deliğe dönüşmüş durumda. Çünkü:
* Deneyimli oyuncu engeli ve vizyonsuzluk: Amatör liglerde kariyerinin sonuna gelmiş, tecrübeli oyuncu yığılması var. Bu oyuncular, takımların iskeletini oluşturarak rekabeti düşürüyor ve gençlerin oynama sürelerini çalıyor. Eğer bu ligler profesyonelliğe geçişi sağlayan bir gelişim platformu olacaksa, gençlerin önünü açmak adına bu seviyelerde yaş sınırlaması getirilmelidir! Bu birincil şarttır. Amatör kulüpleri yönetenler ise; ne spor biliminden anlıyor, ne de altyapı planlaması vizyonuna sahip. Tek hedefleri kısa vadeli başarı ve kulüp siyaseti! Gençlere modern futbolun gerektirdiği bilimsel antrenman metodlarını ve analitik düşünceyi kim verecek?
* Tesis Yetersizliği: Antrenman yapılan sahalar, kullanılan malzemeler... Bunlar modern futbolcu yetiştirmek için yeterli mi? Hayır. Sıfırdan bir yeteneği Avrupa standartlarına taşımak için gereken donanım ve eğitim maalesef ki bu liglerde yok.
- Profesyonel Lig: Yabancı bağımlılığı ve kısa dönem hırsı
Yukarı çıktığımızda manzara daha da vahim. Kendi ellerimizle yozlaştırdığımız profesyonel ligler, Türk gençlerine kapılarını kapatıyor.
* Paranın Yanlış Adresi: Bizim kulüplerimiz, altyapıya yatırım yapmanın uzun ve meşakkatli yolunu seçmek yerine, hemen sonuç almayı garanti eden, yüksek maliyetli ve döviz bazlı yabancı transferlere yöneliyor. Bu paralar, aslında yüzlerce genç yeteneğin yetiştirileceği futbol akademilerine, antrenör eğitimlerine ve amatör tesislerin modernizasyonuna harcanmalıdır. Yabancılara verilen her kuruş, Türk futbolunun geleceğinden çalınan bir yatırım demektir.
* Kültürel Yozlaşma ve Baskı: Avrupa'da başarılı olamıyoruz, çünkü futbola bir strateji oyunu değil, bir maço kavgası olarak bakıyoruz. Spor sahaları, ne yazık ki kavga, küfür ve şiddet ortamı olarak anılıyor. Bu anti-spor kültürü, tribünlerden amatör saha kenarlarına kadar yayılmış durumda. Sporda olması gereken fair-play, saygı ve profesyonellik değil, anlık öfke ve tahammülsüzlük hüküm sürüyor. Bu tavır, profesyonel liglerimizi kendi elimizle yozlaştırıyor.
- Sistemi Kırmak: Radikal çözümler ve kültürel değişim
Türk futbolunun nefes alabilmesi için acilen kökten bir operasyon gerekiyor. Benim kalemimden çıkan çözüm şudur:
* Amatör Ligde Gelişim Odaklı Yapılanma: Amatör liglerdeki takımların, gençlerin önünü açmak ve ligi bir "gelişim" yeri haline getirmek için deneyimli oyuncu kotası radikal şekilde düşürülmeli veya rasyonel bir yaş sınırlaması getirilmelidir.
* Mecburi Altyapı Yatırımı ve Denetim: Profesyonel kulüplerin sadece yabancı kontenjanını tartışmayı bırakıp, altyapı tesislerine ayırdığı bütçe ve bu bütçenin bilimsel harcanma şekli sıkı denetime tabi tutulmalıdır.
* Yönetici Yeterliliği: Amatörden profesyonele kadar kulüp yönetimlerine gelen kişilerin, futbol ya da spor yönetimi alanında belirli bir eğitim ve yeterlilik sertifikasına sahip olması zorunluluğu getirilmelidir. Artık kulüplerimiz, sadece "iyi niyetli" veya "taraftar" olan değil, vizyon sahibi profesyoneller tarafından yönetilmelidir.
Türkiye'nin havası da, suyu da, gençliği de futbolcu yetiştirmeye fazlasıyla uygundur. Eksik olan tek şey; uzun soluklu, sabırlı, bilimsel temellere dayanan bir yönetim vizyonu ve sporu kendi kuralları içinde seven, kavga yerine centilmenliği tercih eden bir futbol kültürüdür. Aksi takdirde bu kısır döngüden çıkışımız mümkün değildir.
FOTO
Süper Amatör Lig B Grubu'nda haftanın belki de en kritik maçında evinde Gölcük temsilcisi İhsaniyespor'u ağırlayan Denizliköyüspor beş şutunun direkten döndüğü maçı Barış'ın golleri ile 2 - 0 kazandı. (23 Ekim 2016 / Gebze Emek arşivi)
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mekânın sahibi geri döndü 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Eski Dünya Düzeninin Çöküşü ve Türkiye Ekseni 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Sahadaki kahramanların destanı 15 Ocak 2026 Perşembe
- YDD ve Türkiye’nin stratejik şahlanışı 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Amerika’nın son soygunu ve halkların uyanışı 07 Ocak 2026 Çarşamba
- Tek bir elin farklı parmakları mı? 29 Aralık 2025 Pazartesi
- Atlar, sobalar ve kaybolan lüksümüz 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Maviye adanmış ömürler ve bir yeminin hikâyesi 23 Aralık 2025 Salı
- Türkiye ve er meydanının hakikati 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Bıldırcını lüküsle yakalayan millet, İHA'yı ne yapar? 19 Aralık 2025 Cuma