İZMİT KÖRFEZİ’NİN DİRİLİŞ DESTANI: Maviye adanmış ömürler ve bir yeminin hikâyesi
**
İzmit Körfezi, bir zamanlar Türkiye’nin sanayi yükünü omuzlayan ama bu yükün altında nefesi kesilen yaralı bir devdi. 1990’lı yıllarda kıyısına yaklaşanın kokusundan duramadığı o ölü deniz, bugün yunusların oyun alanı haline geldiyse, bu sadece bir belediyecilik başarısı değil; bir adanmışlık ve mühendislik dehası hikâyesidir.
BİR DENİZİN SESSİZCE CAN ÇEKİŞİ
Körfezin kaderi, 1970’lerden itibaren kontrolsüzce akan zehirli atıklarla mühürlenmişti. Sanayi tesislerinin kimyasal deşarjları ve şehrin tüm kanalizasyonu arıtılmadan bu kapalı havzaya boşaldı. Deniz tabanı, oksijeni tamamen yok eden metrelerce kalınlıkta ağır metalli bir balçıkla kaplandı. Körfez artık yaşayan bir su kütlesi değil, içine hapsolmuş bir ölüm çukuru haline gelmişti.
KÖRFEZİN MUHAFIZLARI VE AND İÇENLER
Bu kötü gidişata dur demek için bir araya gelen bir ekip vardı ki, onlar için bu iş sadece bir mesai değil, bir memleket davasıydı. Mesut Önem liderliğindeki bu ekip, körfezi eski görkemine kavuşturmak için adeta and içti. Yasin, Serkan, Haluk, Bilal, Muammer ve Osman... Bu isimler bir araya geldiklerinde sadece bir çalışma grubu değil, körfezi kurtarmaya yeminli bir kardeşlik bağı kurdular. Siz onlara körfezi sorduğunuzda, yorgunluklarını unutur, gözlerinin içi parıldayarak anlatırlar. Çünkü onlar için o deniz korunması gereken bir namus, çocuklarına bırakacakları en saf mirastır.
GÖKYÜZÜNDE GÖZ, KARADA TAKİP, DENİZDE ADALET
Bu ekibin mücadelesi sadece temizlemekle bitmedi; körfezi korumak için amansız bir denetim ağı kurdular. Deniz uçakları ve dronlarla gökyüzünde yirmi dört saat nöbet tuttular. Gece karanlığında kimse görmez diyerek sintinesini boşaltan dev gemileri, en yüksek teknolojiyle anında yakalayıp göz açtırmadılar. Aynı anda körfezin suyunu, çamurunu ve kıyısını milim milim takip eden bu muhteşem koro, bir yandan da Türkiye ekonomisinin kalbi olan sanayinin işlemesi için kılı kırk yardı. Sanayiciye rehberlik ettiler, tesisleri disipline ettiler ama konu denizi kirletmek olduğunda asla taviz vermediler.
MAVİ BİR GELECEK İÇİN GÖNÜLLÜ ORDUSU VE OTO KONTROL
Mücadeleyi sadece teknik bir iş olarak görmeyen bu ekip, büyük bir özveriyle çalışırken aynı zamanda çevre tesislerde sosyal etkinlikler düzenleyerek çevre bilinci aşıladılar. Fabrikalarda ve işletmelerde kurdukları bu sosyal bağlar sayesinde, kirliliği sadece cezayla değil, bir oto kontrol sistemiyle engellediler.
Sahadaki rekabetleri ise çevreyle sınırlı kalmadı; her ne kadar Efesanport ekibine futbolda galip gelemeseler de, sahadaki her pasları aslında çevre bilincini yükseltmek içindi. Onlar dostlukla ve eğitimle denizi kirletmeme kültürünü bu şehrin genetiğine işlediler.
BÜYÜK VİZYONUN ZAFERİ
Bu ekibin mücadelesi, siyasi bir iradeyle birleşince mucize gerçek oldu. İbrahim Karaosmanoğlu döneminde başlatılan devasa altyapı seferberliği, körfezin etrafını modern bir zırhla çevirdi. Bugün ise Tahir Büyükakın, bu mücadeleyi Dip Çamuru Temizliği ile zirveye taşıdı. Ekibin yıllardır hayalini kurduğu o ciğer temizliği artık devasa borularla dipten sökülüp atılıyor.
OLTA SESLERİ VE YUNUS ISLIKLARI
Bugün İzmit Körfezi'nde büyük bir keyifle balıkçılık yapılıyor, kıyılarında Mavi Bayraklar gururla dalgalanıyor ve insanlar güvenle denize girip serinliyorsa, bu tamamen bu kahramanların sarsılmaz iradesi sayesindedir. Bu mucizenin mimarları; vizyon koyan başkanlar kadar, sahada and içerek çarpışan, denizi korurken gözleri parlayan Mesut Önem, Yasin, Serkan, Haluk, Bilal, Muammer ve Osman’dır. Onlar sadece denizi temizlemediler; bir şehrin umudunu, mavisini ve geleceğini kurtardılar. İzmit size minnettardır.
FOTO: Büyükşehir Belediyesi bu yıl içinde, İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizleme Projesi ile Kocaeli Sanayi Odası, Şahabettin Bilgisi Çevre Ödülleri’nden teşekkür onurluğunu; KSO Meclis Başkanı Halit Ümran Nargül ile Başkan Ayhan Zeytinoğlu’nun elinden aldı. Önem, “Bu ödül sadece bugünü değil geleceği de kurtarmaya kurtarmaya dair çabamızın göstergesidir” dedi.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mekânın sahibi geri döndü 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Eski Dünya Düzeninin Çöküşü ve Türkiye Ekseni 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Sahadaki kahramanların destanı 15 Ocak 2026 Perşembe
- YDD ve Türkiye’nin stratejik şahlanışı 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Amerika’nın son soygunu ve halkların uyanışı 07 Ocak 2026 Çarşamba
- Tek bir elin farklı parmakları mı? 29 Aralık 2025 Pazartesi
- Atlar, sobalar ve kaybolan lüksümüz 27 Aralık 2025 Cumartesi
- Türkiye ve er meydanının hakikati 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Bıldırcını lüküsle yakalayan millet, İHA'yı ne yapar? 19 Aralık 2025 Cuma
- Kanımızla kazanılan topraklarda vize duvarı 16 Aralık 2025 Salı