FIRTINAYA TUTULMUŞ KALPLERİN EZELİ YEMİNİ Mücadele ve onur abidesi Fenerbahçe

13 Aralık 2025 05:16
O dönemin kulüp başkanı *Arif Emirzade, Rum çeteleriyle girdiği bir çatışmada göğsünden vurularak şehitlik mertebesine erişmiştir. Bu kahramanlık, Fenerbahçe'nin sadece bir spor kulübü değil, bizzat bağımsızlık mücadelesinin en ön cephesi olduğunun kanıtıdır.

Fenerbahçe’yi anlatmak; bu, fani aklın reddettiği bir imkânsızlığı zorlamaktır! Zira o, sadece sayılara, kupa tablolarına veya basit bir mantık çerçevesine sığmaz, sığdırılamaz. Fenerbahçe; bu volkanik inancın en önemli sözcülerinden Onur Kayador'un da defaatle dile getirdiği gibi, salt bir spor kulübü olmaktan çıkmış, tüm geleneksel tanımların duvarlarını aşan, uğruna can yeminleri verilmiş, Tüm Anadolu'nun ezeli ve sarsılmaz rüyasıdır. Kayador'un "Fenerbahçe benim tutkum" diyerek özetlediği ve zırh gibi sağlam duruşu, bu muazzam ruhu var eden temel harçtır. Fenerbahçe, basit bir aidiyet değil, bir varoluşun ta kendisidir.

​Çanakkale’den Cumhuriyete Uzanan Mukaddes Misyon

​Fenerbahçe'nin büyüklüğü, sadece zafer nidalarıyla değil, bu milletin varoluş mücadelesinde üstlendiği mukaddes misyonla mühürlenmiştir. İstiklal Savaşı’nın en karanlık günlerinde, işgal altındaki payitahtta, düşmana karşı verilen onurlu direnişin en sarsılmaz kalesi Fenerbahçe Kulübü’dür. Kulüp, karargâh olarak kullanılan stadıyla, en zorlu anlarda Milli Mücadele’nin can damarı olmuş; Anadolu'ya silah ve mühimmat sevk eden gizli bir üs vazifesi görmüştür.

​İşte bu yıkılmaz direniş ve açık tavır nedeniyle, 1920 yılında işgal kuvvetleri (İngiltere ve Fransa), kulübü "Anadolu’daki asilere silah sağlamak ve düşmanca duygular beslemek" gerekçesiyle resmen kapatma cüretini gösterdi. Ancak ne kapatma kararları ne de baskılar bu ruhu dindirebilirdi. Zira kulübün fedakârlığı sadece lojistikle sınırlı değildi: O dönemin kulüp başkanı *Arif Emirzade, Rum çeteleriyle girdiği bir çatışmada göğsünden vurularak şehitlik mertebesine erişmiştir. Bu kahramanlık, Fenerbahçe'nin sadece bir spor kulübü değil, bizzat bağımsızlık mücadelesinin en ön cephesi olduğunun kanıtıdır.

Fenerbahçe, bu toprakların Özgürlük Ruhudur! Bu sebeple o arma, sıradan bir simge değil, bir ulusun yeniden doğuşunun yıkılmaz nişanesidir. Tarihin her kırılma noktasında, darbelerde, toplumsal fırtınalarda, Fenerbahçe her zaman kitlelerin sığındığı, siyaset üstü, mutlak bir liman olmuştur.

​Ağırlığı Ölçülemez Manevi Mirasın Devamlılığı

​Fenerbahçe’yi dimağlara kazıyan, formayı terleten her oyuncunun bıraktığı derin iz ve devrettiği ağırlığı ölçülemez manevi mirastır. Bu kulübü, nesiller boyunca süren bir inanç ritüeline çeviren isimler, efsanevi bir kadronun Yaşayan Efsaneleridir:

Lefter Küçükandonyadis’in o erişilmez tevazuu ve gollerindeki zekâsı,

Can Bartu’nun sahalardaki "Sinyor" asaleti ve çok yönlü dehası,

Alpaslan Eratlı’nın savunmadaki sessiz liderliği ve zarif duruşu,

Cem Pamiroğlu’nun (Cem Sultan) uzun yıllara yayılan istikrarı ve kırılmaz duruşu,

Onur Kayador’un; Dört Süper Lig şampiyonluğuyla taçlandırdığı futbolculuk kariyeri, sahadaki zekâsı ve kulübün direncine yaptığı yıkılmaz katkı,

Cemil Turan’ın taçlandırdığı gol krallıkları ve "Kaptanlar Kaptanı" unvanıyla temsil ettiği o yüce ruh,

Müjdat Yetkiner’in asırlar sürecek sonsuz kaptanlığı,

Oğuz Çetin’in (İmparator) oyun kurucu dehası ve takım üzerindeki tartışmasız otoritesi,

​Ve modern zamanlarda Alex de Souza’nın futbol aklıyla ördüğü emsalsiz sevgi bağı.

Bu efsaneler, sadece skor üretmekle kalmadı; kulübün DNA’sına geri dönme zorunluluğunu, asla pes etmeme emrini, mutlak asalet ve dik duruş ilkesini nakşettiler. Onların mirası, istatistik tablolarında değil, kalplerden kalplere geçen o derin aidiyet yiranında yaşamaktadır.

​SON SÖZ: İNANÇ RİTÜELİ VE MUTLAK KADER

​Fenerbahçe ne anlatılabilir ne de tam olarak kavranabilir; o, açıklanmayı reddeden, akla meydan okuyan, kalpte bir sır gibi saklanan ezeli bir inanç ritüelidir. O, sadece bir ihtiras değil, uğruna verilen feda yeminlerinin dikte ettiği mutlak bir kaderdir.

​İşte bu yüzdendir ki, hiçbir yazı bu ebediyeti tam manasıyla tarif edemez. Çünkü Fenerbahçe, yazıya sığmayacak kadar kudretli, söze gelmeyecek kadar derindir.

​O, sadece yaşanır ve nesilden nesile aktarılır.                      

*Arif Emirzade – Fenerbahçe’nin 7’nci Başkanı (1911-1912)    

Fenerbahçe’ de 1910-1919 yılları arasında 128 maçta sarı-lacivertli formayı giymiş bir defans oyuncusudur. 1909 yılı sonlarında Şehremini dolaylarındaki çayırlarda oynadığı futbola şans eseri şahit olan dönemin yöneticilerinden Mustafa Elkatipzade tarafından Fenerbahçe’ nin genç takımına dahil edilmiştir. 7 yıl boyunca defans mevkiinde gösterdiği başarılı oyunundan dolayı hem takımının hem de dönemin en önemli savunma oyuncusu olarak kulüp tarihine geçmiştir.

Kulüpte 1911 yılı içerisinde birkaç ay, kısa süreli başkanlık görevini yürüttü. Fenerbahçe, hiç yenilmeden kazandığı 1911-12 deki ilk İstanbul Ligi şampiyonluğunu da; Arif Bey’in hem futbolculuk hem de kulüp yöneticiliği yaptığı bu dönemde elde etmiştir.

Kaynak: fenerbahcemeydani.com

Yüzbaşı Emirzade Arif Bey, 19 Kasım 1919 günü Toros Demiryolu inşaatında çalışırken bir Rum eşkıya çetesinin saldırısına uğramış ve kalbini delen bir kurşun sonucu şehit olmuştur. Fenerbahçe, 21 Kasım 1919’da Anadolu Hisarı’nı 11-1 skorla yendiği maçtan henüz iki gün önce şehadete ulaşmış olan Arif Emirzade Bey’in yerine kimseyi oynatmamış ve sahaya 10 kişi çıkmıştır.

Kaynak: vikipedia.org

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X