Siyasetin canlı yayındaki cambazlığı Mümkün olanı inşa etmek

04 Eylül 2026 03:06
Herkesin ihtiyaç duyduğu vazgeçilmez aktör olmak ile kimsenin tam anlamıyla güvenmediği yalnız aktör durumuna düşmek arasındaki çizgi tek bir yanlış hamleye bakar.

**

​Otto von Bismarck’ın o meşhur sözünü hatırlayalım: “Siyaset, mümkün olanın sanatıdır.”

​Güzel laf. Fakat günümüz jeopolitikasında siyaset artık sadece imkân yaratma sanatı değil; yüksek gerilim hattında yürürken aynı anda elindeki üç farklı topla çevirme yeteneğidir. Düşüşün telafisi yok, hata kabul etmiyor.

​Bugün Türkiye’nin dışarıda izlediği hatta bakınca tam olarak bu cambazlığı görüyoruz. Klasik diplomasinin "ya o taraftasın ya bu tarafta" ezberini bozan, tezatlardan güç devşiren devasa bir denge denklemi bu.

​Nasıl mı?

​Şöyle bir etrafa bakalım:

Savaşın İki Yakası: Bir yanda Ukrayna’ya SİHA satıp cephenin dengesini değiştireceksin, diğer yanda Vladimir Putin ile aynı masaya oturup küresel krizlerde arabuluculuk yapacaksın.

Eksen Düzlemi: NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olup Doğu’nun kalbinde, Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde boy göstereceksin.

Bölgesel İnce Ayar: Mekke merkezli İslam dünyası diplomasisiyle Körfez’i konsolide ederken, yanı başındaki tarihsel rakibin İran ile diplomatik otobanları hiç kapatmayacaksın.

Kritik İttifaklar: Akkuyu’da Rus nükleer teknolojisine kapı açarken, ABD ile askeri ve stratejik pazarlık masasını daima diri tutacaksın.

​Dışarıdan bakan bir Batılı analist için bu tablo tam bir çelişkiler yumağı. Oysa soğukkanlı bir reelpolitik okuması yapan herkes gerçeği görüyor: Aktif tarafsızlık.

​Türkiye, coğrafyasının getirdiği o ağır faturayı, küresel güçlerin birbirine girdiği bu çağda devasa bir pazarlık kozuna dönüştürdü. Batı Doğu’ya, Doğu da Batı’ya bakarken Türkiye’nin nerede durduğunu hesaplamak zorunda. Herkesin size ihtiyaç duyduğu o dar zaman aralığı, diplomasi tarihinin en büyük fırsat penceresidir.

​Fakat bu bıçak sırtı oyunun çok acımasız bir kuralı var: Herkesin ihtiyaç duyduğu vazgeçilmez aktör olmak ile kimsenin tam anlamıyla güvenmediği yalnız aktör durumuna düşmek arasındaki çizgi tek bir yanlış hamleye bakar.

​Günün sonunda Türkiye; Doğu ile Batı, savaş ile barış arasında kendi eksenini yaratmaya çalışıyor. Bu bir lüks değil, bu coğrafyada ayakta kalma mecburiyeti. Ve evet ey ahali... Siyaset tam olarak budur: Herkesin kilitlendiği anda o kilitleri tek tek açabilme sanatı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X