Siyasetin canlı yayındaki cambazlığı Mümkün olanı inşa etmek
**
Otto von Bismarck’ın o meşhur sözünü hatırlayalım: “Siyaset, mümkün olanın sanatıdır.”
Güzel laf. Fakat günümüz jeopolitikasında siyaset artık sadece imkân yaratma sanatı değil; yüksek gerilim hattında yürürken aynı anda elindeki üç farklı topla çevirme yeteneğidir. Düşüşün telafisi yok, hata kabul etmiyor.
Bugün Türkiye’nin dışarıda izlediği hatta bakınca tam olarak bu cambazlığı görüyoruz. Klasik diplomasinin "ya o taraftasın ya bu tarafta" ezberini bozan, tezatlardan güç devşiren devasa bir denge denklemi bu.
Nasıl mı?
Şöyle bir etrafa bakalım:
Savaşın İki Yakası: Bir yanda Ukrayna’ya SİHA satıp cephenin dengesini değiştireceksin, diğer yanda Vladimir Putin ile aynı masaya oturup küresel krizlerde arabuluculuk yapacaksın.
Eksen Düzlemi: NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olup Doğu’nun kalbinde, Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde boy göstereceksin.
Bölgesel İnce Ayar: Mekke merkezli İslam dünyası diplomasisiyle Körfez’i konsolide ederken, yanı başındaki tarihsel rakibin İran ile diplomatik otobanları hiç kapatmayacaksın.
Kritik İttifaklar: Akkuyu’da Rus nükleer teknolojisine kapı açarken, ABD ile askeri ve stratejik pazarlık masasını daima diri tutacaksın.
Dışarıdan bakan bir Batılı analist için bu tablo tam bir çelişkiler yumağı. Oysa soğukkanlı bir reelpolitik okuması yapan herkes gerçeği görüyor: Aktif tarafsızlık.
Türkiye, coğrafyasının getirdiği o ağır faturayı, küresel güçlerin birbirine girdiği bu çağda devasa bir pazarlık kozuna dönüştürdü. Batı Doğu’ya, Doğu da Batı’ya bakarken Türkiye’nin nerede durduğunu hesaplamak zorunda. Herkesin size ihtiyaç duyduğu o dar zaman aralığı, diplomasi tarihinin en büyük fırsat penceresidir.
Fakat bu bıçak sırtı oyunun çok acımasız bir kuralı var: Herkesin ihtiyaç duyduğu vazgeçilmez aktör olmak ile kimsenin tam anlamıyla güvenmediği yalnız aktör durumuna düşmek arasındaki çizgi tek bir yanlış hamleye bakar.
Günün sonunda Türkiye; Doğu ile Batı, savaş ile barış arasında kendi eksenini yaratmaya çalışıyor. Bu bir lüks değil, bu coğrafyada ayakta kalma mecburiyeti. Ve evet ey ahali... Siyaset tam olarak budur: Herkesin kilitlendiği anda o kilitleri tek tek açabilme sanatı.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Etin fiyatı kasapta değil merada başlar 10 Eylül 2026 Perşembe
- Karadeniz'in bitmeyen hırçınlığı 02 Eylül 2026 Çarşamba
- Malazgirt ruhu ve asla bükülmeyen Türklük 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Gürültünün bittiği yerde sorular başlar 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- "Mesajcılar" neyi anlamıyor? 23 Ağustos 2026 Pazar
- Tahir Büyükakın: Yeraltı dünyasında büyük oynuyor 18 Ağustos 2026 Salı
- Siz ne izliyorsunuz. Biz ne izliyoruz 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- Tezgâh aynı, vitrin değişiyor! 15 Ağustos 2026 Cumartesi
- Dünya kupası ligimizin yansıması 21 Haziran 2026 Pazar
- Sıra mantık devriminde 16 Haziran 2026 Salı