Serbest piyasa başka, sahipsiz piyasa başka Tarla ile market arasında kim kazanıyor?

18 Eylül 2026 03:39
Kooperatifler güçlendirilmeli, üretici örgütlenmeli, depolama kapasitesi artırılmalı, çiftçinin ürününü aynı gün satma mecburiyeti azaltılmalı ve üretici-market fiyat zinciri kamuoyuna açık hale getirilmelidir.

**

Üretici mutsuz, tüketici mutsuz, hükümet mutsuz; herkes kaybediyor. O halde asıl soruyu sormalıyız:

Üretici ve tüketici kaybederken kim kazanıyor?

Üretici kazanamıyor. Tüketici alamıyor. Halk her geçen gün daha fazla zorlanıyor.

O halde yıllardır cevabını aradığımız soruyu yeniden soralım:

Tarla ile market arasındaki farktan kim kazanıyor?

Tarlada üreten çiftçi mi? Hayır.

Çiftçi, hasat zamanı “Malımı kaça vereceğim?” diye düşünüyor. Çünkü ürün beklemiyor, borç beklemiyor.

Peki pazara, manava ve markete gidip filesini doldurmaya çalışan vatandaş mı? O da değil.

Çiftçi ürününü düşük fiyata satarken vatandaş markette aynı ürünü pahalı buluyor. Bir tarafta satarken zorlanan, diğer tarafta alırken zorlanan insanlar var.

Üreten kazanamıyor, tüketen alamıyor.

Tarla ile market arasındaki fiyat farkı, bu düzenin asıl kazananını sorgulamamızı gerektiriyor:

- Limonun üretici fiyatı ile market fiyatı arasındaki fark yüzde 748’e ulaşıyor. Market fiyatı, üretici fiyatının yaklaşık 8,5 katına çıkıyor.

- Havuçta üretici ile market arasındaki fark yüzde 380’i aşıyor. Tüketici, üretici fiyatının yaklaşık 4,8 katını ödüyor.

- Elmada üretici ile market arasındaki fark yüzde 378’e yaklaşıyor. Market fiyatı, üretici fiyatının yaklaşık 4,8 katına ulaşıyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Ağustos 2026 verilerine göre limonda üretici-market farkı yüzde 748’i buldu.

Elbette nakliye, fire, ambalaj, depolama, işçilik, vergi ve market giderleri var. Ticaretin makul bir kârı da olmalı. Ancak yüzde 700’lere, yüzde 800’lere yaklaşan farkları yalnızca “masraflar” diyerek açıklayamayız.

Üstelik çiftçinin maliyeti de artıyor. Çiftçi, artan girdi fiyatları ve üretim yükü altında eziliyor.

Çiftçiye “ucuza sat” deniliyor ama üretim koşulları kolaylaştırılmıyor. Sonra ürünün tüketiciye de uygun fiyata ulaşması bekleniyor.

İşte sorgulanması gereken sistem budur.

Devlet, ürünün tarladan sofraya kadar uzanan fiyat yolculuğunu görebilmelidir:

Ürün tarladan hangi oranda fiyat artışıyla çıktı? Hale hangi oranda artışla girdi? Nakliye ne kadar fark oluşturdu? Fire ne kadar oldu? Aracı ve market yüzde kaç kazandı?

Bu zincir şeffaflaşmadan, “Fiyatlar neden yükseliyor ve bu farktan kim kazanıyor?” sorusuna gerçek bir cevap verilemez.

Kimse ticaret yapmasın, kimse kazanmasın demiyoruz. Tüccar da kazansın, nakliyeci de, halci de, market de. Ancak önce üretici yaşamalı, sonra tüketici alabilmeli. Kazanç, üreticiyi ve tüketiciyi ezmeden oluşmalı.

Çünkü serbest piyasa başka şeydir, sahipsiz piyasa başka şeydir.

Kooperatifler güçlendirilmeli, üretici örgütlenmeli, depolama kapasitesi artırılmalı, çiftçinin ürününü aynı gün satma mecburiyeti azaltılmalı ve üretici-market fiyat zinciri kamuoyuna açık hale getirilmelidir.

Üretici kazanamıyor. Tüketici alamıyor. Hükümet de bu tablonun siyasi ve ekonomik yükünü taşıyor.

Öyleyse tarla ile market arasındaki farktan kim kazanıyor?

Bu sorunun cevabı, tarladan kasaya kadar uzanan her faturada aranmalıdır.

Artık “Bu ürün neden pahalı?” diye sormak yetmez.

“Tarla ile market arasındaki fark yüzde kaç ve bu farktan kim kazanıyor?” diye sormanın zamanı geldi.

Çünkü üretici, tüketici ve hükümet kaybederken kimin kazandığını bilmeden, bu düzeni değiştirmek mümkün değildir..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X