Okumalı anlamalı: Akletmez misiniz? Zalim görevini yapıyor, peki siz neredesiniz?
**
Bugün coğrafyamızın semaları feryatlarla yankılanırken, sokaklarımız tek bir sorunun etrafında düğümlenmiş durumda: "İsrail neden bu kadar zalim?" Oysa asıl sormamız gereken soru şudur: Biz neden bu kadar aciziz? Gelin, duygusallığın perdelerini aralayalım ve o soğuk, çıplak hakikatle yüzleşelim. İsrail, kendi inancı ve ideolojisi doğrultusunda üzerine düşeni yapıyor; "Ben güçlüyüm, benden olmayanı köle yaparım, yıkarım, yakarım" diyor. Ve en önemlisi; yapıyor!
Çünkü o, bu güce erişene kadar dünya sahnesinde boş durmadı. Bizler sadece izledik.
GÜÇ BOŞLUK TANIMAZ: 10 PARANIN HİKÂYESİ
Dünyadaki 10 liranın 9’una sahip olana kadar o güç odakları çalışırken, biz hangi derin uykudaydık? Onlar finansı, teknolojiyi ve stratejiyi birer silah gibi kuşandılar. O kalan "1" parayı da bizim önümüze, biz birbirimizi yiyelim, kırıntılar için birbirimizin boğazına sarılalım diye bıraktılar. Şimdi kalkıp, sistemli bir şekilde hedefine yürüyen bir güce kızmak, aslında kendi vizyonsuzluğumuzu örtbas etme çabasıdır. Unutmayın; doğada ve tarihte merhamet değil, hazırlıklı olanın iradesi konuşur.
ALLAH’A EMİR VERMEYİ BIRAKIN, AKLETMEK FARZDIR!
En büyük trajedimiz ise inancımızı bir "sorumluluktan kaçış" kapısı olarak görmemizdir. Ellerimizi semaya açıp, "Allah’ım İsrail’i kahret, Ebabil kuşlarını gönder" diye dua ederken aslında ne yapıyoruz? Allah’a akıl veriyoruz, Allah’a emir buyuruyoruz! Kendi yapmamız gerekeni, kendi dökmediğimiz teri Allah’tan mucize olarak bekliyoruz.
Oysa O, Saffat Suresi 138. Ayet’te apaçık soruyor: "Akletmez misiniz?"
Biz, insanlığın yaşam kılavuzu olan Kur’an-ı Kerim’i sadece mezarlıklarda okunan, sevap kazanılan bir metin sanıyoruz. O kılavuzu okuyup anlamadığımız için, aklımızı kullanmayı reddettiğimiz için sadece dille "ver" diyoruz, "yap" diyoruz. Bilmiyoruz ki; gökten kuş beklemek, yeryüzünde aslan olmayı beceremeyenlerin tesellisidir.
FİİLİ DUA OLMADAN, SÖZLÜ DUA KABUL OLMAZ
Müslüman dünyası uyanmak zorundadır. Dua, sadece dudakların kıpırdaması değil; laboratuvarda sabahlamak, fabrikada üretmek, adaleti tesis etmek ve birleşmektir. Eğer bugün zalim "vazifesini" yapabiliyorsa, bu bizim "vazifemizi" terk etmemizdendir.
İsrail’e beddua okuyarak bombaları durduramazsınız. Bombaları; o bombalardan daha güçlü bir teknolojiyle, o paradan daha büyük bir ekonomiyle ve o akıldan daha keskin bir ferasetle durdurabilirsiniz.
SON SÖZ: YA AKIL, YA KÖLELİK!
Kimse kimseyi kandırmasın. Allah’ın yasası nettir: Çalışana verir. Eğer sen uykuyu, o ise çalışmayı seçmişse; o yönetecek, sen yönetileceksin. Şimdi ya bu "Akletmez misiniz?" ihtarını kalbinize bir mızrak gibi saplayıp ayağa kalkarsınız ya da elinizde hiçbir karşılığı olmayan beddualarla başkalarının yazdığı senaryoda figüran kalmaya devam edersiniz.
Zalim görevini yapıyor. Siz ne zaman yapacaksınız
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mizaç ve toprağın sessiz çığlığı 05 Mayıs 2026 Salı
- "Benim adamım" düzeni ve koltuk işgalcileri 02 Mayıs 2026 Cumartesi
- Gökyüzünden yeryüzüne mıntıka temizliği 29 Nisan 2026 Çarşamba
- 71 bin masum tahrifatı ve zihinsel yabancılaşma 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Çiftçinin bitmeyen hasret hikâyesi 24 Nisan 2026 Cuma
- Kuşatılmış hayatlar, zehirlenmiş gelecek 22 Nisan 2026 Çarşamba
- Hibrit esareti ve genetik kuşatma 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Hibrit: Şehir efsaneleri mi, Milli istikbal mi? 17 Nisan 2026 Cuma
- Çocuklarımız nereye koşuyor? 16 Nisan 2026 Perşembe
- Batı çöktü, imparatorluk kuruldu! 10 Nisan 2026 Cuma