HOPA'DA BALAYI HİKAYESİ 21 yaşına geldi o gün doğan bebekler

16 Temmuz 2026 04:54
İkiye böldüğümüz balayında hep karadan yolculuk ettik. Hopa’dan Ayvalık’a geçişimiz 36 saat falan sürdüydü galiba. Aslında niyetimiz Sarımsaklı idi de Ayvalık’ta indikten sonra, uzak kalıyor ya. Erindik.

**

Ülger ile Aktan evleniyor derken, “Hafta sonu bir düğün daha mı var?” telaşına kapılmayın. 21 sene önce bugündü anacım. 21 yaşına geldi o gün doğan bebekler. Hatta o günden bir sene sonra doğanlar 20 yaşında şincik. Şeyden biliyorum ben. Bizim evde var bir tane o modelden. Yoksa nereden bileceğim.

Düğün Dernek” diye yeni bir “gazete” veya “haber sitesi” daha türemedi. Zaten o gazete o yıl bir sayı basıldı. İkincisi basılmadı.

Kuvvetle muhtemel; Artvin’in kıyı ilçesi Hopa’yı “Balayı” yapmak için tercih eden ilk ve son çift olmuşuzdur. 2004 yerel seçimlerini SOL Parti’nin (ÖDP) kazandığı iki yerden biriydi. Bir diğer seçenek de Yozgat’ın Sorgun İlçesi’ne bağlı Bahadın Beldesi vardı. Hopa’yı tercih ettiydik denizi var diye.

İkiye böldüğümüz balayında hep karadan yolculuk ettik. Hopa’dan Ayvalık’a geçişimiz 36 saat falan sürdüydü galiba. Aslında niyetimiz Sarımsaklı idi de Ayvalık’ta indikten sonra, uzak kalıyor ya. Erindik.

Dönemin Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu ile Hopa’dan ayrılmadan bir gün önce röportaj yaptıydım. Çok romantik kocayımdır. Balayında dahi gazetecilik yaptığım, doğrudur. Hatta dönüşte Hopa’ya dair yazı dizisi yaptıydım.

Şair Ceketli Çocuk, Kazım Koyuncu’nun ölümünün başlarıydı. Taziyeler sürüyordu. Tekirdağ’dan Hopa’ya bisikletle gelen gençten bir sevenine dahi denk geldiydik.

Doğduğu Yeşilköy’e taksiyle çıkıp, sonra mesafeyi de gözümüze kestirince çay tarlalarına uğraya uğraya yaya inmiştik aşağıya.

Uğramaz olaydık..”

Dramatik bir süreçti. Şöyle ki, “Nataşa”lar dönemi. Hatta tam bizim evlendiğimiz zamanlar Milliyet’te galiba Can Dündar, Karadeniz’de parçalanan aileleri ve “Nataşa” dediğimiz kadınların dramlarını konu eden yazı dizisini yayınlıyordu. Çoğu üniversiteli, çocuğuna süt alabilmek için bedenini satmak zorunda olan Ukraynalı, Moldovalı, Beyaz Rusyalı annelere, “Nataşa” diye ad koyduk.

Mecazi bir hadistir ancak, “Cennet annelerin ayağı altındadır”… Gerçekten de, öyledir.


Yeşilköy’den sahile doğru salınırken o çay bahçelerindeki kadınların hayli kısmının, bir sezonluk çay hasadı getirisini oralarda heba ettiğinden, kocasından boşandığını, bizzat kendilerinden duyduyduk. Karadeniz kadar hırçın Doğu Karadeniz kadını. Kabullenmez.

Hopa’da, sahildeki en afili otelin en afili katında, Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu’nun selamıyla yüzde 50 indirimli konakladık. Gece varmıştık. Sabah kahvaltıya indik. Salonda hem yine o zamana denk gelen plaj voleybolu turnuvasından ötürü konaklayan hem de “Nataşalar” ve yurdun dört bir yanından “Nataşalar”a konuk olanlar vardı.

Başkan Topaloğlu’ndan edindiğim bilgiye göre “Zina”nın da suç olmamasından ötürü yasal olarak önüne geçilemiyor. Olası şikâyetlerde bir ifade sonrası herkes serbest. Kontrolsüz cinsel ilişki ve AIDS dahil malum sebeplerden ötürü; olası mikrop yayılması vakalarına karşın, hiç olmazsa daha “steril” ortamlara yönlendirme olmuştu. Mikrop, yayılmasın diye. Hâlbuki önlenemeyen diğer mikrop sadece Hopa’da değil teee Samsun’a kadar, çoktan çok sayıda aileyi, imha etmişti.


Nikâhımızı dönemin Çayırova Belediye Başkanı Doktor Ekrem Faruk Taşçı kıydıydı. Görevinde bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen kendi deyimiyle, kıydığı ilk nikah olmuştu. Hopa dizisine atıfla, “U..n, Çayırova’yı bu kadar yazmıyorsun” diye sitemde de bulunduydu.


Şimdi bu paylaşımdan ötürü beğeni emojileri, yorumları falan olacaktır. Aslında tüm tebrikleri karım hak ediyor. Memlekette gazeteci karısı olmak zor. Hele ki Aktan’ın…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X