İŞÇİYİ DİNLEMEZDİ. İŞVERENİ DE DİNLEMİYOR AKP artık “Sermaye partisi” bile değil

12 Kasım 2025 08:22
"İşveren Halil Bey’in bir yazışması oldu. O da kendine göre bazı gerekçelerle; Bu sektörde sendikasız, toplu sözleşmesiz, merdiven altı tabiri caizse firmaların haksız rekabet yarattığını,

buradaki maliyetlerle bu tip firmalarla rekabet etmekte zorlandıklarını vesaire söyledi.

Güncel olarak faizlerin yüksekliği, şirketin finansal giderlerinin bu anlamda önemli bir yer teşkil ettiğini, bu dönemi belki biraz kısa süre de olsa bir yıllık anlaşma olabilir ya da, çeşitli şartlar altında değişik yöntemlerle değerlendirerek bir anlaşma zemini yaratarak fabrikanın da çalıştırma isteğini bir şekilde dile getirdi…

Bu ülkede kayıt dışı üretim yapan, sendikasız ve sigortasız işçi çalıştıran yerler var. Bu ülkenin gerçeği bu. Ama bunu düzeltmek, elbette biz de düzelmesi için mücadele ediyoruz ama birinci derece bu devletin görevi.”

Özkan ATAR

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı

**

Gazetecinin habercilik mesleğini yerine getirirken göz önünde bulundurması gereken etik ilkelerden biri de objektif olunmasıyla ilgilidir. Tarafsızlık ilkesiyle de ilişkilendirilebilen bu olgu, gazetecinin kişisel yorum ve düşüncelerini haberin dışında bırakmasını, haber bilgilerini olayın gerçekliğine bağlı olarak vermesini, okurda ani duygu değişimleri meydana getirebilecek, okuru coşturabilecek ve yönlendirebilecek nitelikte eğilimlere olanak tanımamasını gerektirmektedir.

Filiz DASTAN

EUROPolitika Dergisi Editörü

Gazetecilikte objektiflik kavramı, tanımı ve tarihi, başlıklı yorumundan

 

https://www.europolitika.com/gazetecilikte-haberin-objektiflik-niteligi/

**

Sevgili okur…

Aslında ekseri ve genel anlamda her gazete ve haber okurunun gazete veya haberciden beklediği, tanımlamasını biraz bilmemekten kaynaklı şekilde “Tarafsızlık” diye gazetecilikte olmayan bir şekilde beklediği, tam anlamıyla budur: Objektiflik…

Peki objektiflik neyi getirir: Smart Solar grevinde işveren görüşünü de…

Ben yaptım mı, hayır.

Denemedim bile çünkü şimdiye kadar denediklerimden neredeyse hiç sonuç alamadığım gibi grev ve direniş olan işyerlerinde işverenin basına demeç vermeye veya açıklama yapmaya dair türlü kaygıları var.

DYO Boya gibi bir dev firmanın dahi bu yıl içinde gerçekleşen greve dair açıklamayı grevin 37’nci günü yaptığını göz ardı etmemeli.

Öte yandan

https://www.smartsolar.com.tr/halil-demirdag.html

kaynaklı bilgiye göre firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Halit Demirdağ, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği (1996) bölümü mezunu.

Google taramasına göre Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstri Derneği – GENSED Yönetim Kurulu Başkanı. Sivil toplumcu ve konusunda yetkin:

“Enerji depolama sistemleri ile ithal edilen doğal gazdan üretilen enerjiden çok daha ucuza elektrik üretip, depolayıp, bunu saniyenin 3'te 1'inde sisteme elektrik verebilecek, esnekliği artıracak bir noktaya geldik. Depolama sistemleri oldukça önemli bir noktaya gelecek."

 https://www.haberekonomi.com.tr/?sayfa=haber&icerik=27902

Ama nihayetinde yurdum insanı… 50 bin liralık maaşa 3 bin lira zam teklifi neyin nesi?

Ve niye her tür bedelin faturası, emeğe kesiliyor?

2002 sonrası tüm emsalleri gibi düşüşte olduğu doğrudur ama Boğaziçi mezunlarının hayata hala üniversitelerden mezun olanlara kıyasla 1-0 önde atıldığı bir üniversite. Çünkü başta, “Her ile üniversite” gibi temeli olmayan bir hamle ile birlikte ülke genelinde yaşanan niteliksel düşüş hepsine aynı yansıdığından Boğaziçidir, ODTÜ’dür Yıldız Teknik’tir… diploması afili üniversite.

Yönetim kurulu başkanlığını Demirdağ şahsında bir Boğaziçi mezununun yaptığı Smart’ta ve emsal konumdaki tüm yerlere dair grevdir, direniştir… Emek sermaye çelişkisinin yansıdığı haberlerde eksik olan objektiflik basından kaynaklı değil sevgili okur…

Öte yandan;

Demirdağ’ın söylemleri, siyasi muhatapları tarafından dikkate alınmalı ama nerede o muhataplar…

Smart grevine de ekseri sol olmak üzere grevci işçilere destek ziyaretinde bulunan partileri kast etmiyorum…

Sermaye partisi olarak da adı geçen iktidar partisi, nerede…

Bir elinde bir kilo çay ve şekerle fabrika önündeki işçiyi..

Bir diğer elinde bir kilo şekerleme veya tatlı ile işvereni ziyaret edip dinlemiş mi?

Sosyal medya sayfalarına bakarsanız hep esnafla, halkla iç içedirler de örneğin yeni vaka…

Köşklüçeşme Mahallesi’nde Orhangazi İlkokulu son zamanlarda kaosa dönüşen akran zorbalığından kasıp kavruluyor. Neredeler?

Mahalle başkanları vardır. Ne iş yapmaktadır?

Demirdağ… Merdiven altı işletmelerin sebep olduğu adil olmayan rekabetten söz ediyor..

Dilovası’nda üstelik İŞKUR binasının dibinde merdiven altı işletme patlıyor; Altı ölü…

İktidar partisi nerede: Cenazede, taziyede…

Öncesinde, yoklar.

Sözün özü;

Siyasal İslamcı vahşi kapitalist sistem tel tel öyle bir dökülüyor ki…

Hani deniyor ya, “Sermaye partisi” diye.

“Sermaye partisi” bile olamıyor…

Bir zaman Abdullah Eryarsoy’un il başkanlığında, seçim dönemine denk gelse dahi bir girişimleri oldu. Eryarsoy’un AKP’deki ömrü de, leyleğin ömrü kadardı.

Hadi Gebze İlçe Teşkilatı olarak fabrika önünde işçiyi, “Nedir mesele” diye dinlemediniz. Bari gidip işvereni dinleseydiniz..

Sermaye partisiymiş.

Haksızlık bu size…

O bile değilsiniz…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X