GEBZE’DE DE HALKTAN KOPTU KABUĞUNA ÇEKİLDİ Bence geçici mutlak çare yeni partide
**
Prensiplerim var benim. Egolarım olmasa bile, prensiplerim..
Kendi çapında yerel bir gazeteci ve köşe yazarı olarak; köşe yazılarımda da konularımı genelde yerelden tercih ederim.
CHP’de mutlak butlan sürecine dair ne düşündüğümü, izaha veya herhangi bir köşe yazısında ifadeye gerek kalmayacak kadar yansıttığımı düşünüyorum.
Yok, böyle bir şey.
Nereden baksan tutarsızlık, hukuksuzluk, ahlaksızlık…
Mutlak butlanın yerelimize yansıyan en önemli yan etkisi malum Darıca’da Hüseyin Cihan Özaltan, Körfez’de Yaprak Fidancı ve yönetimlerinin görevden alınması oldu.
Bu detay bence ıskalanıyor. Ve yönetimlerinin…
Ancak Darıca ve Körfez’in yanı sıra aynısını yaşattıkları tüm il ve ilçe örgütlerinde mutlak butlan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi…
DEM Partili Belediyelere müdahale ve çökmelerde yaşananı yaşattı.
Belediye başkanı ile birlikte belediye meclisi de tasfiye edilerek birçok belediyeye kayyım atandı.
Hâlbuki olması gereken, belediye meclisinin yeni belediye başkanını seçmesi idi.
Mutlak butlancıların gözü o kadar dönmüş ki kötünün iyisini bile yapamadı.
Darıca ve Körfez’de başkanları görevden alıp yönetim kurulunun kendi içinden yeni başkan veya başkanvekilini seçmesine dahi olanak vermedi.
Çalışma saham malum. Körfez İlçe’ye hâkim değilim. Detaylı bir değerlendirmede bulunmam, fikir yürütmem mümkün değil. Asil ve dik duruşunun yanı sıra agresif çıkışları ile de bildiğim, aynı zamanda bir doğa aktivisti olmasından ötürü ilçe başkanlığı öncesinden de tanışıklığım ve hukukum olan Yaprak Fidancı’nın görevden alınma ana gerekçesini bilmiyorum.
Darıca’da ise “Zaten ipin ucunda” olduğu konuşulan Hüseyin Cihan Özaltan’a “kendi ipini çektiren” görevden alınmadan bir gün önceki bilinen açıklaması olmuştur.
CHP’de tarih bu süreçte ve bugünlerde kimin nerede durduğunu yazıyor. İlerleyen süreçte kimin ne şekilde anılacağı da, bugünlerde yazılan tarihte kayıtlı.
CHP Darıca İlçe’de başkanlık görevine atanan Barış Kotan’ın görevi niçin kabul ettiğine dair açıklama, dün akşamın ilerleyen saatlerinde Gebze Emek’te de yer aldı.
İlçe başkanlığına demokratik yollardan aday olduğu kongrede, parti içinde kendisine muhalif ama partilileri tarafından “terörize” edilen Barış Kotan, kendi yazdığına veya söylediğine inanıyor mu?
Antiparantez “Terörize” konusuna girmişken..
Mutlak butlan sürecinin en sağlam savunucularından CHP Darıca Kadın Kolları eski Başkanı ve eski ilçe başkan adayı Ebru Tayanç bir süre önce bir paylaşımında bazı partililerini FETÖ’cü olmakla suçladı.
CHP Darıca’da parti içi yarışta bu bir gelenek!
Darıca İlçe’nin son kongresinde, kongreye bir hafta kala yarıştan çekilen Tuncer Saltaş, Gebze Emek’te yayınlandıktan iki saat sonra kendi isteğiyle geri çektiği röportajında biri Özaltan’ın listesinden yönetime giren iki partilisinden birini FETÖ’cü, diğerini PKK’lı olmakla suçladı.
Konu yargıya gider gibi olunca malum röportajı ben yaptıydım ya; onca zahmetten sonra karakolda nihayet verebildiğim ifadede..
Benim de kişisel hatamı göz ardı etmeden yazıyorum…
PKK’lı olmakla suçlanan ve hala hangi yüzle bilmiyorum “adamım” diye etrafta gezinen en basit tabiriyle omurgasızın benden “Mahkemeye başvuracağım. Hakime vereceğim” diye istediği ses kaydı ortalığa yayıldıktan ve Tuncer Saltaş’a karşı şantaj olarak kullanıldığında..
Benden ses kaydının göndermem istenilen mail adresini tutanağa kaydettirdim.
Şöyle ki; bu detayda samimiyetime kimin ne kadar inandığı testine giremem. O yoğunlukta bana WhatsApp’tan gönderilen eposta adresini “Kopyala yapıştır” ile kullandığımı hatırlıyorum. Ses kaydını isteyenin şahsına ait bir adres olmadığını, ses kaydını gönderdikten sonra anladım. Şayet çakma e-posta adresi değilse şahsım adına mahcup olacağım bir hata ve detay, ama konu yargıya taşınıp açığa çıkarsa bir maskeli balo aktivistinin yüzündeki makyajın akıp gerçek yüzünün açığa çıkmış hali olacaktı.
Üzerinden aylar geçti. Geçenlerde FETÖ’cü olmakla suçlanan ve bunun üzerine şikâyetçi olan yöneticinin avukatına Whatsapp üzerinden dava durumunu sordum. Hala yanıt dönecek…
Davadan geri çekilindiyse, acaba niye ki?
Gebze Bölgesi’nde Gebze ve Çayırova İlçe Örgütleri’nde de grupların, kanatların… parti içi mücadelede birbirlerine “hır gür” hallerine tanık olunmuştur ancak hiç olmazsa o mücadeleyi, o kavgayı ne zaman vereceklerini, zamanını bilmişler, konuştukları kadar yeri geldiğinde susmayı da bilmişlerdir.
Ya da birbirlerine, hiç olmazsa terör suçlaması yapmamışlardır.
Dünden bugüne ve hatta ona ne şüphe ki CHP Darıca’da; “Mesafe hak getire. Haydi Allah rast getire…”
Bu zeminde Özgür Karabat’ın geçen haftaki Darıca temaslarında Yakup Törk’ün malum çıkışı, içeriğinden bağımsız şekilde zamanlamayı göz önüne aldığımızda, siyasi bir fiyaskodur.
CHP Darıca İlçe’de “Ben sizin her şeyinizim”, “İlle de ben” halleri ve bu kadar yüksek egoya, “pes” deyip geçiştiremeyeceğim.
CHP içinde liberal kanatın varlığı ve ağırlığı da malum ama bu tutum, liberallikte “nirvanayı geçmek" falan galiba. Az biraz veya arada bir, sosyal demokrat olmakta fayda var.
Bir benzerini 2024 yerel seçimlerinde Darıca Belediye Başkan adayları açıkladığında da yapmıştı.
CHP Darıca’da İlçe Başkanlığı yaparken partiyi sosyal medyadan eleştirenlere, “Sosyal medyadan partiyi eleştirmeyin” çağrısı yapan birisi olarak yapmıştı üstelik.
Özgür Karabat’a atarlanmasında da kendisini tanıtırken 2024’te Dilovası Belediye Başkan adayı olduğunu ve kendisini kimlerin atadığını söylemeyi “unutmuş.”
Naçizane tam o süreçteki haber analizimde hatırlatma “densizliğinde” bulunduydum.
Hemen bir gün sonra önceki dönem CHP Dilovası İlçe Başkanı, günümüz kurultay delegesi, Yeni Kocaeli’de Merve Dişli’ye verdiği röportajda, ola ki bu sefer doğru söylüyorsa süreci anlattı: “Özgür Karabat’ın da bu işte sorumluluğu vardır ama bana göre asıl suçlu Ensar Aytekin’dir. Saide atanınca Yakup boşta kaldı…”
Bu arada o analizim sonrası tarafıma ulaşan kulis bilgilerine göre dört beş kişi tarafından yapılan çekimin, devamı da varmış.
Youtube’ye yine düşer mi, bilemem.
Nihayet ve ağırdan, yorumu bağlarkene;
Yargıyı vesayeti altında tutan iktidar, erk, Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist rejim..
İlgili kurultaya dair itiraz ve şikayetler CHP’nin kendi içinden gitti kılıfına sığınarak bir fırsatı çok iyi değerlendirmiş..
Rejimin eridiği ve CHP’nin Özgür Özel ile toplumda karşılığı olan, yükselişteki çıkışını CHP’yi kendi içine hapsederek engellemiştir.
Yerelimizde de…
Gebze Bölgesinin ve halkın gerçek gündemi;
Darıca’da balıkçı barınağındaki vakada belediyenin balıkçılara karşı gücün “adaleti”ni uygulayarak yaşattığı zulüm…
ZF Sachs fabrikasının Darıca’da oturan çalışanı, zihinsel engelliye cinsel taciz…
Öğrenci Ela Tabakoğlu vakasında sistem hiç sorgulanmazken servis sürücüsünün hapsinin ev hapsine dönüşüp suçun anneye yığılması..
Ravive Kozmetik faciası sonrası hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin adalet arayışları…
Gebze Belediyesi otoparkının Bakanlığın bağlayıcı hükmüne rağmen engelli yurttaşların araçlarından park parası tahsili…
Ve daha bir sürü mevzu iken
Zaten görevden alınan Darıca dâhil ne kadar yeterli ve etkin oldukları tartışılır haldeki CHP İlçe Örgütleri, iyice kabuğuna çekilmiştir.
Önümüzde ise erken veya zamanında gerçekleşecek seçimde Türkiye yapacağı tercihe göre..
Ya Siyasal İslamcı vahşi kapitalist rejimi sürdürerek Büyük Ortadoğu Projesi’nin ve ABD’nin, emperyalizmin aparatı, maşası olmayı sürdürecek
Ya da
Bu emperyalist işgali savuşturacaktır.
Ben o zamanlar çocuktum. Bu tahlilim ne kadar doğru bilmiyorum ama bugünkü Özgür Özel, 1977 seçimlerinde Bülent Ecevit etkisini yaratmış ve yaratmayı sürdürmektedir.
Arada bir televizyon kanallarına, gazetelere falan göz atıyorum.
Birçok kamuoyu araştırmasına göre mutlak butlan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sini yüzde beşin üzerinde gösteren bir araştırma sonucu yok.
Bence geçici mutlak çözüm yeni bir parti ile genel seçime hazırlanmaktır. Varsın mevcudun azami yüzde 5’i mutlak butlanda kalsın. Özgür Özel’in yükselişteki ivmesi, o yüzde 5’lik fireyi giderebilir diye öngörüyorum.
Tabi ki ilçe örgütlerinin kendi yerellerinde gündemi takip edebilmesi, halkın yanında olması gereken yerlerde olabilmesi, Özgür Özel’in estirdiği rüzgâra yerelden ivme katabilmesi kaydıyla diyorum.
CHP’li değilim. Sadece arada bir, duruma göre CHP seçmeniyim.
CHP içinde birçok CHP’linin partinin bırakılmaması gerektiğine dair fikir ve düşüncelerini göz ardı etmeden ve saygı duyarak, ancak bu şartlar ve zeminde pek onlar gibi düşünmediğimi de belirterek kısa vadeli hamlenin yeni parti yapılanması olması gerektiğini düşünüyorum.
Kaldı ki yakın tarihte de yaşanmadı mı?
CHP içinden önce SHP doğup sonra iki parti birleşmedi mi?
SHP; İstanbul ve Ankara dahil pek çok belediyeyi alıp tek başına değilse bile, Hükümet ortağı olmadı mı?
Diyorum…
Şimdilik olmak kaydıyla, başka da bi’şi demiyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Tutunacak dalımızı kırma be Ahbap 15 Temmuz 2026 Çarşamba
- Benim KBB Başkan adayım Kaymakam Yaşar Dönmez’dir 14 Temmuz 2026 Salı
- Sivas’ta katliam olmadı ise Ragıplar sayesindedir 10 Temmuz 2026 Cuma
- ÇALışINCA keşke olsaydı. Keşke sadece hizmet yapsaydı 05 Temmuz 2026 Pazar
- İşçinin işi Allah’a kaldıysa sendika niye var 22 Haziran 2026 Pazartesi
- Ali Osman Akat’a yılın eni ödülü ne zaman? 18 Haziran 2026 Perşembe
- PG’de çözüm boykot ve grevi topluma yaymakta 16 Haziran 2026 Salı
- Tuzla’da güneşe karşı “radyo”dan maç dinledik 14 Haziran 2026 Pazar
- Zabıta kamyoneti ile gücün "adaleti" 11 Haziran 2026 Perşembe
- Tarhan konuştu: Partiye bi’şi olmasın 04 Haziran 2026 Perşembe