İKİNCİ CELSE, 15 EKİM’DE Cinsel tacize uğradığını iddia eden engelli adalet arıyor

16 Temmuz 2026 08:00
Bölgemizde göçün büyük yoğunluğu Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz’den. Mağdur ve babası Adanalı diye birkaç Adanalı’ya da bizzat ulaştım. Bu tür vakalarda hemşericilik, mikromilliyetçilik de bir yere kadarmış.

**

T24 yazarı Candan Yıldız

02 Temmuz 2026 tarih ve

19 yaşında zihinsel engelli bir genç: İş yerinde cinsel saldırıya uğradım, tehdit edildim, şiddet gördüm ve işten çıkartıldım” başlıklı haberinde

Yoksulsanız, mağdur edilen çocuğunuz da zihinsel engelliyse adaleti aramak yoğun emek istiyor” diye bir girizgâhta bulundu.

Meslektaşımın haberinde şu detay da dikkatimi çekti:

“K.Tosun, küresel merkezi Almanya olan bir firmada işe başlıyor engelli kadrosundan. Firmanın adını şimdilik yazmıyorum. Zira davanın tarafı olup olmayacağı daha netleşmedi.”

Candan Yıldız haberini;

Sanık ve daha önceden de cezaevi geçmişi olan L. Türkmen duruşmalardan vareste tutuluyor. Mahkeme dosya yoğunluğu, ivedi işlerin olması gerekçesiyle duruşmanın bir sonraki tarihini 15 Ekim’e yani yaklaşık 4 ay sonraya atıyor. Bu arada zihinsel engelli bir çocuk, çocuğu için adalet arayan bir aile korkuyla yaşıyor” diye bağladı.

Haberin detayı için:

https://l24.im/gu891Cf

T24 özetle;

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; çalışmaları Türkiye'deki başlıca gazetecilik ödüllerine değer görülen Doğan Akın tarafından kuruldu, 1 Eylül 2009'da yayına başladı. (Sitede, “Hakkımızda” bölümünden alınmıştır.)

**

İşbu yorumu, bu haberi ilk Gebze Emek yazdı egosu ile yazmıyorum.

Keşke böyle bir iddia olmasaydı da, yazılmasaydı.

Ancak bir gerçeği izah etmek gerekirse..

Dava aslında ilk Gebze Asliye Hukuk’ta açıldı. Gebze Ağır Ceza’ya sevk edildi.

Mağdurun babası ile röportajım sonrası, ricası üzerine ilk celseyi birçok meslektaşa, bir iki de engelli derneği başkan ve yöneticisine bizzat gönderdim. Kaldı ki sosyal medya üzerinden takipçilerim arasında engelli derneklerinin başkan ve yöneticileri, bizzat engelliler de var.

Babanın, o celseye destek çağrısına ajans muhabirleri ve sadece yerel basına çalışanlar dâhil, ikinci bir ilgi gösteren olmadı.

Engelli dernekleri ve Gebze Bölgesi’ndeki engelliler kayıtsız kaldı.

Ha bir de hemşericilik ilişkisi üzerinden zorladım. Gerçi Gebze’de Adanalı ya da coğrafi olarak Çukurovalı çok yaygın değil. Bölgemizde göçün büyük yoğunluğu Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz’den.

Mağdur ve babası Adanalı diye birkaç Adanalı’ya da bizzat ulaştım.

Bu tür vakalarda hemşericilik, mikromilliyetçilik de bir yere kadarmış.  

Candan Yıldız haberinde firmanın ismini sakladı.

Ben şahsım adına, davacı avukatlarının da aleni uyarısına rağmen olası riski üstlenerek açtım: ZF Sachs

Bu bir gazetecilik suçuysa, o suçu işledim. Pişman da değilim. Ancak bu sebepten ötürü aleyhimde bir şikâyet, suç duyurusu falan da yok.

Firmanın, Alman firması olmasından kaynaklı da olabilir.

Neyse, mevzu bu değil.

ZF Sachs’da günümüz itibariyle Birleşik Metal-İş Sendikası, Gebze 1 No’lu Şube ile örgütlü.

Emek hareketine duyarlılığım bilinir. Sendikal örgütlenmelerin olduğu bölgemizde sadece şube başkan ve yöneticileri tarafından değil temsilcileri ve işçilerince de naçizane, az çok bilinen bir gazeteciyim.

Bir haberim sonrası bir ZF Sachs çalışanı da aradı. İddiaların, iftiradan ve husumetten sebep olduğunu söyledi.

Ben de kendisine kimseyi zaten suçlamadığımı, kaldı ki olayın savcısı veya hâkimi olmadığımı, gazetecilik gereği işimi yaptığımı söyleyip bir iki de örnek verdim.

Bir de suçlanan L.T’nin geçmişte cinsel tacizden hüküm giydiğini. Kaldı ki L.T de ilk celsede bu duyumumu doğrulayan bir ifadede bulundu. O cezasının aleyhinde, koz olarak kullanıldığını, bizzat söyledi.

4.5 saat süren ilk celseyi, mahkeme salonunda izledim. Davacının babasıyla zaten öncesinden yayınlanmış röportajdan ötürü, iddialarına dair bilgi sahibiydim.

Tanıkları da dinledim. Not alabildiğim kadarıyla, haberleştirdim.

Zamanla, o celsenin tutanağına da ulaştım.

Soru işareti oluşturan detaylar şunlar:

ZF Sachs’ın Gebze’deki üç numaralı fabrikasında, bir dönem işçilerin de aslında tepki gösterdiği kamera sistemi, var mı idi yok mu idi?

Elimde bir sürü kamera kaydı var. Kamera o bina içinde her yeri çekmiş, suç mahalli hariç!

Üç tanıktan biri; vakayı neredeyse görmüş. Gördüğünü öyle bir anlattı ki, davacı ile şüphelinin o halinin, o şekilde cinsel taciz biçimi hariç ikinci bir benzetmesi, yoktur gibi.

Üç tanıktan ikisi; elle cinsel tacizi gördüğünü anlattı. Hatta biri, popoya şaplağı şakalaşma olarak algılamış.

Bu iddialara karşın tutuksuz yargılanan L.T ilk celseden öyle “parüpak” çıkmadı.

Bir kamera görüntüsüne de yansıyan şekilde..

Mağdura kötü muamele ve şiddetten, paraya çevrilir ceza yedi.

Davanın bir de başka dosyada görülen ikinci detayı var.

İddialara göre;

Savcının talimatına rağmen fabrikaya, 10 gün sonra gidildi.

Vakanın açığa çıkmasının ardından dört gün sonra, iki üst düzey yönetici; ZF Sachs gibi sendikal örgütlü, her bir sendikalı işçinin dahi ülke ve Gebze ortalamasının üzerinde, göreceli olarak iyi bir maaşa ve sosyal haklara sahip olduğu işyerinden, yönetici konumunda iki kişi istifa etti.

Bir süre önce ekonomi basınında yer alan haberlere göre yine Gebze’de 132 milyon TL’lik yeni bir yatırıma yönelen ZF iştiraki Sachs’ın o zamanlar yeni kullanıma giren üç numaralı fabrikasında, “kamera” maliyetinden kaçınıldı…

İki polis memuru ile bilirkişi raporunu hazırlayan emekli polis hakkında da, bazı soruşturmalar var.

Meselenin bir diğer önemli ayağında; DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş, Gebze 1 No’lu Şube var…

İddiaya göre;

İşyeri temsilcisi, baba savcılığa suç duyurusunda bulunduğunda şikâyeti geri çekmesini istedi. Aksi halde kendilerinin zarar göreceğini söyledi.

Hadi temsilci, şube yönetimini bilgilendirmedi.

Fabrika çalkalanmış…

Bir Allah’ın ZF Sachs işçisi dahi vakayı, şube yönetimine bilgi olarak, sızdırmadı mı?

BMİS’in Gebze’deki yakın tarihine bakıyoruz…

2019 yılına kadar tek şubeydi.

2019’daki kongrede mevcut başkan Necmettin Aydın ile Selçuk Çifçi yarıştı. 211 delegeden 210’un katılıp oy kullandığı kongrede Çiftçi, 109 oyla seçildi. Aydın, 101 oyda kaldı.

BMİS, demokrasiyi kendi içinde işleten bir sendika.

Şube kongrelerine genel merkezin atadığı tek adayla gitmez. Kongrelerde adaya, aday sayısına müdahale etmez. Delegeyi üyeye seçtirir, başkan ve yönetimi ise delegeye.

Adnan Serdaroğlu’nun genel başkanlığı süreci idi. Genel merkezin gönlünden geçen yine Necmettin Aydın idi. Hatta Serdaroğlu o günkü konuşmasında inceden, Aydın’ı da işaret ettiydi.

O kongre sonrası ise BMİS, Gebze’de ikinci şubeyi kurdu. Sendika çevrelerince, sosyal medyada “kızılca kıyamet” koptu. Önce atama, sonra kongrelerle ikinci şubenin başkanlığını da Aydın sürdürüyor. Hatta günümüzde BMİS Gebze 1 No’lu Şube’nin içinden ayrıldığı Gebze Sendikalar Birliği’nin de sözcüsü.

BMİS, Gebze’de ikinci şubeyi açtığında örgütlü olan işyerlerinde 2019’daki kongrede hangi işyerinin hangi adayı desteklediği de, kanaatimce kıstas alındı. Zaten oylar da neredeyse yarı yarıya idi. Her iki şubedede sonraki kongrede seçime, Çifçi ve Aydın başkanlığındaki tek listeyle gidildi. İkinci aday çıkmadı. 

Yani vakanın bu şekilde açığa çıkması…

Aleni ve net bilgi: Genel merkezin dahi Gebze Emek’teki haberler üzerine haberdar olması, BMİS içinde sanki biraz aşmaya çalıştığı bir sıkıntı…

Vaka sonrası işten çıkartılan mağdur ve iddia sahibi, işten çıkartıldı. İşe iade davasını kazandı. Bildiğim kadarıyla bir üst mahkemeye itiraz var ama mağdur aynı fabrikaya döner mi veya bizde “işe iade kanunu” bile sermayeyi kolluyor. İşveren, şimdi bilmemkaç aylık daha tazminat öder de sözüm ona yasa maddesini yerine getirmiş olur mu, bilemem..

Duyumlarıma göre;

Mağdurun ailesi malum süreçten ötürü ekonomik darboğazda. Aile babası; kızı veya oğlu için iş arıyor..

BMİS; gerek genel merkez, gerek Gebze 1 No’lu Şube ile pozitif yaklaşımla devrede…

Davada ikinci celse

15 Ekim 2026 Perşembe günü 10.40’da Gebze Ağır Ceza Mahkemesi’nde…

Engellilere, cinsel tacize uğrayanlara, emek hareketine, insan hakları aktivistlerine, bir de Adanalılara, duyurabildiğim kadarıyla artık duyurmuş oldum diyorum.

Şimdilik, başka da bi’şi demiyorum…

FOTOĞRAF

ZF Sachs işçileri DİSK’in geçen sene aralık ayında gerçekleşen Ankara yürüyüşü kapsamında, Gebze mitinginde…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X