O çocuklar büyüyünce gazeteci olacak Erbaa maçının öğretileri

16 Ekim 2026 06:52
Miladi dönemlerde Kartacalı Kumandan Anibal, Roma İmparatorluğu’nun askerlerini buralarda peşine taktı. Roma’ya götürülecekti. Kıstırıldı. Vuruşarak öldü veya, “Elinize düşeceğime kendimi öldürürüm” dedi. İntihar etti.

***

“Maçın hakemini konuşmayı hiç sevmeyen biri olmama rağmen hakem, rakibin tekrar hayata dönmesini sağladı diyebiliriz. Hiçbir flu durumu olmayan bir pozisyonda rakip lehine penaltı kararı vererek maça ortak hale getirdi. Son dakikalarda galibiyet için yine oyuna tutunurken hücuma çıktığımız esnada, basit bir top kaybıyla kalemizde üçüncü golü gördük. Yine geriye düştükten sonra tamamen kale sahasına gömülen rakibe karşı önce 3-4-3, sonrasında 2-4-4’e dönen bir yerleşimle kanat ortalarla gol aradık. Nitekim golü bulduk ama hakem hocamızı yine geçemedik. Önce verdikleri kulübü, sonra kulübe baskısı ile 30 saniyelik sürenin ardından iptal ettiler. Maçın son bölümünde kazandığımız bir serbest vuruşta skoru dengeledik ve deplasmandan bir puanla döndük

Besim DURMUŞ

Gebzespor Teknik Direktörü

3-3 berabere biten Ispartaspor maçının ardından yaptığı değerlendirmeden

**

Gebzespor, geride kalan altı haftada iki beraberlik daha edinirken Durmuş haftalık geleneksel maç sonrası değerlendirmelerinin hiç birinde, maçın hakemine yönelik değerlendirmede bulunmadı. Diğer iki beraberliğimizde gerekçe göstermedi.

Geride kalan altı haftada toplamda üç puanı, son anda edindik. Ayrıca toparlanma sürecine giren Ispartaspor’u iki, bu kafa yapısı ile giderlerse ligi ancak orta sahalarda bitireceğini öngördüğüm Erbaaspor’u bir puanından ettik. Aklıselime dönerlerse, çok can yakarlar.

Bir de bu yorumu hazırlarken TFF’nin sitesine girip bir istatistik yaptım kendi çapında.

Besim Durmuş malum bizden önce Muğlaspor’u çalıştırdı. 3’ncü Lig’den 2’nci Lige yükseltti. Yeşil beyazlıların geçen sezon 1’nci Lige yükselmesinde de pay sahibidir. Sezonun bitimine beş hafta kala, bırakmıştı.

Muğlaspor ile son iki sezon 60 maça çıktı ve takımı;

8’i iç saha 6’sı deplasman olmak üzere 14 maçı 1-0,

3’ü iç saha 3’ü deplasman olmak üzere 6 maçı 2-1

Bir maçı deplasmanda 3-2 kazandı.

Gerek iç gerek dış sahada 2-0 ile 5-0 arası kazandığı maçlar da var.

5’i iç saha 4’ü deplasman olmak üzere 9 maçı golsüz,

3’ü iç saha 2’si deplasman olmak üzere 5 maçı 1-1 berabere bitirdi.

Temsilcimizde üç galibiyetin ikisini iç sahada bir, birini deplasmanda iki farkla kazandı. Isparta deplasmanı harici; diğer iki beraberlikten biri iç sahada golsüz, diğeri deplasmanda 1-1.

Toplamda geride kalan 66 maçında 37 galibiyeti var. Bunların 24’ü tek farklı galibiyetler.

Bir diğer önemli detay: Muğlaspor’u 3’ncü Lig’de çalıştırırken bir ara takımı ciddi irtifa kaybetti. O zaman diliminde üç deplasman maçından birini 4-0 diğerini 2-1 kaybetti. Diğer üç maçta ise ikisi iç sahada, üç beraberlik edindi. Akabinde ise 11 maçta, 10 galibiyet.

Bu veriler itibariyle sözün özü…

“Kazanan her zaman haklıdır” ama Muğla’yı çalıştırırken Muğlaspor taraftarı, tek gollü veya tek farklı galibiyetlere de hoşgörü gösterebilir ama burası Gebze…

Miladi dönemlerde Kartacalı Kumandan Anibal, Roma İmparatorluğu’nun askerlerini buralarda peşine taktı. Roma’ya götürülecekti. Kıstırıldı. Vuruşarak öldü veya, “Elinize düşeceğime kendimi öldürürüm” dedi. İntihar etti.

Fatih Sultan Mehmet; İstanbul’u fethi sonrası Anadolu yönüne doğru bir seferinde, bir rivayete göre Roma İmparatorluğu’nu yanıltacak, Diliskelesi veya Gölcük’ten gemilere binip Roma’yı almaya girecekti… Gebze’de zehirlenerek öldürüldü.

15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Yürüyüşü ve Direnişinin öncü ilçelerindeniz. Galiba o tarihten ve o yıllardan kalan bir ruh var.

Gerekçeleri elbette var ama öne geçtikten sonra geriye yaslanmayı kabul etmeyen bir taraftar ve camia yapısına sahibiz.

Skor ve sonuçtan bağımsız, savunmayı pek sevmiyoruz.

Tek farklı öne geçtikten sonra skoru korumak için geriye çekilmeyi, sonuç edinilse dahi pek benimsemeyen bir yapımız var. Bu takım geçtiğimiz yıllarda iç sahada protesto edildiği de olmuştur ama “savaşarak” kaybettiği maçlarda, alkışlandığı da.

Geride kalan altı haftada artılarımız, puan kayıplarında hatayı kendimizde aramız oldu. Doğrusu da buydu.

Skordan bağımsız şekilde, son dakikaya kadar maçı bırakmama karakterimize söz yok. Üç puanı o inat ve direnç getirdi. Isparta’da kaybedilir, geçen hafta berabere kalabilirdik ama tepki olmaz, ya da olsa da skordan sebep olmazdı.

Takım Erbaa maçında, yine skor ve sonuçtan bağımsız, ikinci devrede de, 45 dakikanın 30 dakikası sahada istenilen ve beklenilen mücadeleyi göstermiştir. Hele ki geride kalan diğer beş maça kıyasla, bu bir gelişme ve artı değerdir.

Sakatlıklar talihsizliğimizdir ancak bilindiği kadarıyla, rakiple girdiği ikili mücadeleden ötürü sakatlananımız yok. Takımın yaş ortalamasının 25 olduğu da göz önünde tutulduğunda acaba kondisyona, fiziğe dayalı idmanlarda yanlış yükleme mi var diye bir kaygı oluştu. Açıkçası, bende de var.

Besim Durmuş şahsımda Gebze Emek’e sezon öncesi verdiği demeçte sorum üzerine kadro derinliğinin yeterli olduğunu söylemişti. Malum kış koşullarına girdik ve sahalar daha da ağırlaşacak. Sakatlıkların yanı sıra dört sarı kart sisteminden ötürü bazı maçların kadrosunda eksiklik yaşanacak. Henüz kızarmadık ama kırmızı kart, o maç esnasında sahada ve bir sonraki haftanın maç kadrosunda takımı eksik bırakan yüksek olasılıklı riskler. Hedefimizi de göz önünde tuttuğumuzda, transferin ikinci zaman diliminde kadroya birkaç takviyeye daha ihtiyaç var gibi.

Bağlarken..

Her maç bir öğreti.

Erbaa maçı sonrası Erbaa yerel basınını, kulüpten yapılan açıklamaları inceledim.

Bence futbol tabiriyle “buz” gibi penaltıya itiraz ettiler. Halbuki sorgulanması gereken savunmacılarının o şekildeki hamlesiydi. O esnada, “Altı pastan kaleciyle karşı karşıya yapılan bir şut” ile “Penaltı noktasından çekilecek şut”u kıyaslamış olup, “Penaltı noktasından daha zor” diye düşünmüş olabilir. Hakeme sitem ediyorlar da, bence sarı kartın yanı sıra kırmızı kart bile sırıtmazdı.

Bize gelene kadar 13 atıp 12 yediler. Yedikleri 12 golü izlemedim görmedim ama Gebze’deki maçta savunmacıları bizimkilere iki gol pası yaptı. Birini biz kaçırdık veya kalecileri kurtardı. Diğerinde de kalecileri meseleye uyanıp öne çıktı ve şut fırsatı tanımadı.

Penaltı kararı sonrası penaltı noktasını topuğuyla eşeleyip ikinci sarıdan kızaran topçun. Ahlaki yanını bir tarafa bıraktım, bir sonraki maçına bir eksiksin. 

Hakem tepkisinde tek doğruları, orta saha yakınlarındaki topa sahip olma mücadelesinde oyuncularının, dirsek temasıyla düşürülmesi oldu. Ama orta saha civarıydı.

Hakem altı dakikada uzatma vermişte penaltı yedinci dakikada olmuşmuş.

Sahada oynanan basketbol değil futbol maçıydı.

Canlı yayınlanması ve bant yayınının sürmesinin avantajıyla yazıyorum:

Altı dakikalık uzatmada da duraklamalar olduğu gibi atağımız, 90+6’nın son yarım dakikasında falan başladı. 90+7’ye girildiğinde, Mustafa Batuhan Altıntaş kafayla topu altı pasa doğru indirdi. Yani hakemin bitiş düdüğü, o zaman çalmalı idi, öyle mi?

O zaman penaltı, niye temdit penaltısı idi. Topu kaleci çevirse Altıntaş’ın, top direkten dönse takımdan diğer hiçbir futbolcunun, hamle alternatifi yoktu.

İşte Erbaa maçının öğretisi bu olmalı kanaatindeyim:

Maç içinde de ve hala maç sonrasında da, yapılmaması gereken ne varsa yaptılar ve bize, ne yapılmaması gerektiğini öğrettiler.

Hâlbuki grup lideri Muşspor’a çelme takan tek takımdır.

Savunma zafiyetlerini giderirlerse yükselme grubunu kesinlikle zorlar da bu kafa yapısı sürerse, sezon bitimine 10 hafta falan kala havluyu atmış olurlar.

Erbaaspor ile iç saha maçımıza 10 dakika gecikmeli geldim.

Öncelikle kulüp yönetimine teşekkür ederim. Gerek basın tribününe gösterdikleri hassasiyet ve kapalının kapısından içeri girdiğim andan itibaren gösterilen ilgiden ötürü.

İlgi elbette şahsımla sınırlı olmayacak şekilde basına idi ama üstelik iç saha maçında, basın tribününün tek gazetecisi idim.

Bu takım mu bu ilgisizliği hak etmiyor..

Basının bu hali bu kentin ve takımının talihsizliği mi, bilemedim.

Basın tribünündeki üç çocuk şahsımda basın geldi diye kaldırılmak istenince müdahale ettim.

Hatta fotoğraf makinemi verdim, oynadılar.

İç saha maçlarına geldikçe, babaları veya aileleri o bölüme getirdikçe, “Büyüyünce gazeteci olacağız zaten” deyip orada oturmayı sürdürecekler.

Galiba sezon boyunca da, sıkıntı çekmeyecekler.

Elazığ maçı yahu belki de sezonun en kritik maçı.

İl basını da olmasa, basın bölümü yine boş kalacaktı.

İlimiz spor basını duayenlerinden ve meslek büyüklerimizden, Özgür Kocaeli’nin Spor Müdürü Hayrettin Albayrak maça dair yorumunda taraftara atıfla, “Tribünler inanmış” yazdı idi.

İnanmak başarmanın yarısı ise, önümüzdeki sezon maçlarımız artık TRT ekranında olur, gibi geldi bana…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X