İKİSİNİN DE EMEK HAREKETİNDE YERİ VAR GSB; Levent’i niye görmedi. Hürriyet’i neden sahiplendi
**
İzmit Belediyesi’ne yönelik operasyona dair ne yazılıp çizildiğine dair arada bir ilimiz basınında haber sitelerine giriyorum.
Tam bir bilgi kirliliği…
Fatma Kaplan Hürriyet savunmasında, “Asıl çete dışarıdadır. Ben bu çeteyi belediyeden uzaklaştırdığım için buradayım” demiş.
İzmit, aktif çalışma saham değil.
“Kimi kast etmiş olabilir” diye öylesine düşündüm bir ara.
Eski Özel Kalem Müdürü Duygu Çetiner üzerine alınmış.
Kocaeli Barış’ta Sebahattin Aydın’a verdiği demeçte, “İnsana sorarlar, madem çete üyesiydik buna soruşturma açtın mı? ‘Bunlar çete ben bunları kovdum’ demesine şaşırdım. Usulsüz bir iş yaptıysam bana soruşturma açsaydı. Ayrıca ben emekli oldum ayrıldım. Hüseyin Ergül kendisi istifa etti. Yani bizi kovma durumu söz konusu değil” dedi.
Kocaeli Barış’tan mevzu açılmışken;
Geçmişte CHP’den İzmit Belediye Başkan aday adaylığı ve Kocaeli Milletvekili aday adaylığı da yapan, şayet geri dönmedi ise Turgay Adak’ın intihar vakası sonrası istifasını vermiş olan, CHP’nin liberal kanadından Aysun Özcan;
Söz konusu operasyondan bir süre önce bir ifadesi için davet edilmesinin kimi basın yayın organlarında "İzmit Belediyesi soruşturması kapsamında ifadeye çağrıldığı" şeklinde yansıtılması üzerine;
09 Temmuz tarihli ve “Kamuoyuna” başlıklı yorumunda
“Gazetecilik faaliyetlerim kapsamında bugüne kadar yaptığımız haberlerle ilgili bilgi ve değerlendirmelerime başvurulmak üzere adli makamlar tarafından davet edildim…” demiştir.
Kendisini ifadeye Devlet’in çağırdığını zannettiği tanısıyla olsa gerek…
Bence Rejim’e verdiği ifadeyi içeriği hariç biçimiyle konu ettiği yorumunda;
“Kimse unutmasın ki devlet her zaman 18 yaşındadır. Devlet bilgime ihtiyaç duymuştur; ben de bir gazeteci ve vatandaş olarak bu davete icabet ettim” diye tanımlamıştır.
Bir de;
“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da doğruluk, tarafsızlık ve meslek etiği çerçevesinde yayıncılık yapmaya devam edeceğim” diye yazarak, tarafsız olduğunu bile iddia etmiştir. Detaylarına girmeyeceğim ama CHP İl Kongresini, Erdem Arcan ve ekibinin malum istifa süreçlerinden ötürü galiba sona erdiren, liberalliğin zirvesindeki hala veya eski bir CHP’li olarak; en azından şahsım adına, salağa yatmam veya yatmamız istenmiştir. Oluuuuur: Tabikine tarafsızdı ve tarafsızdır kendisi.
Turgay Adak’ın intiharı sonrası rejimin CHP’nin liberal kanadındaki yumuşak karnı olarak görüp aparatı olarak konu mankeni ettiği; Sabah’ın o süreçte iki defa manşetlerine taşıdığı Özcan’ın “Hukuki süreç tamamlandığında ve açıklama yapılmasına engel bir durum kalmadığında, gerekli değerlendirmeleri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşacağım” dediği ifadesini önce Sabah’tan mı okuruz, gazetesinden mi? Öngöremiyorum.
Dikkatimi çeken bir diğer yorum ise Kocaeli Hürkuş’tan Yılmaz Dalgalan’dan…
24 Temmuz 2026 tarih ve “Adalet tecelli etmiştir” başlıklı yorumunda tam 16 ay önce yazdığını ve genelde yorumlarının 1500 kişi tarafından okunurken o yorumunun 370 bin kişi tarafından okunduğunu belirtiyor.
Yorumun başlığı “Adalet tecelli etmiştir” olmasına ve peşin infaza rağmen yorumun içinde “Bugün verilen karar elbette yargı sürecinin bir parçasıdır. Hukuki süreç işlemeye devam edecektir” derken bir de yorumun ortalarında bir yerlerde “Gazetecilik bu mudur?” falan filan diye, gazetecilik dersi veriyor ki…
Salağa yatmamızı isteyen ne çok kişi varmış. Ha bir de gazetecilik dersi veriyor…
**
Yaklaşık 450 kelimelik bir “girizgâhtan” sonra…
İçinde bulunduğumuz zaman diliminde önce Haluk Levent ve AHBAP, peşi sına İzmit Belediyesi vakaları sonrası Gebze Sendikalar Birliği’nin biri aleni, diğeri görünür olmayan iki tutumu dikkat çekicidir.
Öncelikle şu gerçeklik kabul edilmeli ki…
Gerek Haluk Levent gerekse Fatma Kaplan Hürriyet’in Gebze Emek hareketinde bir duruşu ve emeği; ve bilhassa birliğin tabanında edindikleri sempati vardır.
Daha önceki haber ve yorumlarımda da belirttim.
Her iki isim de Gebze Bölgesi’ndeki grev ve direnişlerde emekçileri imkânları nezdinde desteklemiştir.
Gebze Sendikalar Birliği…
Haluk Levent vakasında sessiz kalırken İzmit Belediyesi / Fatma Kaplan Hürriyet vakasında geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama eli zor gününde Hürriyet’in yanında olduğunu göstermiştir.
Bu amiyane tabirle, sapla samanın ayrılmış halidir.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, İzmit Belediyesi operasyonuna dair bir süre önce yaptığı sosyal medya paylaşımında;
“Öncelikle bir gizli tanığın hiç bir somut delile dayanmayan ifadeleri ile başlayan sürecin, daha sonra canını kurtarmak için gözaltına alınan bir veya iki kişinin “gördüm duydum” şeklinde verdikleri ifade dışında, tutuklama gerektirecek somut belge, bilgi, banka hesabı, para transferi gibi hiçbir somut deliller rastalanmadan, sadece Ak Parti’nin Kocaeli’nin en büyük ilçesi olan İzmit’i iki kez kaybetmesinin verdiği kin ve öfkenin bir nihai sonucu olarak gördüm bu tutuklamayı.
Bunun örneklerine biz Türkiye’de bir buçuk yıldır çeşitli il ve ilçe belediyelerine yapılan operasyonlarda rastlıyoruz.
Sadece muhalif belediyelere yapılan bu uygulamanın, Ak Parti‘ye nasıl bir avantaj sağladığını ben şahsen göremiyorum” diyor.
Bu ülkede ve memlekette kimsenin hiçbir hırsızlığı, arsızlığı, ahlaksızlığı, dolandırıcılığı savunduğu yok.
Öte yandan şu da somut bir gerçek ki rejim… günümüzde CHP’li belediye başkanlarının önüne iki seçenek sunmakta…
Ya yakasına ampul rozeti ya da bileğine kelepçe takmaktadır.
Örneğin;
Kocaeli’nin Gebze Bölgesi veya Batı yakasındaki ilçesi olmamızdan sebep komşumuz Tuzla’da AKP’yi geçeceği sıklıkla konuşulan, kendisinin de yalanlamada bulunmadığı ama CHP’liliği süren Belediye Başkanı Avukat Ali Eren Bingöl’ün bir süre önce İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bir imar mevzuuna dair malum karşı çıkışı sonrası Tuzla’da kaynıyor..
Meseleye dair bilgim yok ama Tuzla yerel basınından da takip edebildiğim kadarıyla ilçedeki imarlaşma ve toplu konutlaşmada bazı sıkıntılı durumlar, alınmış kararlar var da o kararlar 2024 sonrası mı alındı ya da 2024 öncesi AKP’li Şadi Yazıcı dönemi haltları mı.. Bilemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var.
Meşhur Aziz İhsan AKtaş..
İstanbul’da CHP’li belediyelerle ne iş yaptıysa film fırıldak…
İstanbul’un burnunun dibindeki AKP’li Çayırova Belediyesi ile yaptığı işlerde, sütten çıkmış AK kaşık. ParüpAK…
Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nin son toplantısındaki tartışmalarda…
Tahir Büyükakın savunmaya saldırarak geçmiş: “CHP’li belediyeler de CHP’li belediyeler…”
Neredeyse göz hizasında, AKP’li Dilovası Belediyesi’nde Ravive Kozmetik faciası öncesi denetime gelen zabıtanın rüşvet olarak parfümle, kolonya ile oradan ayrıldığını hayatını kaybeden işçilerin aileleri gerek Kandıra’da mahkeme salonunda, gerekse kent meydanındaki adalet nöbetlerinde polis kamerasının kaydı altında avaz avaz haykırıyor..
İki kelam edemiyor.
Ya da o tartışmalar esnasında galiba yine ön sıradan bir AKP’li belediye başkanı…
Yargı da malum onların hükmünde ya..
Hâkime rağmen müthiş bir çıkışla henüz yargılanan CHP’li belediye başkanlırana hükmü kesmiş, ipi çekmiş, infazı yapmış…
Kocaeli dışındaki tüm CHP’li belediyelerin “halt”larından haberdar..
Kocaeli ilindeki rüşvet iddiasından, dut yemiş bülbül..
İzmit Belediyesi ile bağlarken..
Henüz soruşturma aşamasında iken bir takım tanık ifadeleri malum basına sızdırılmış..
Bir de özel kalem müdürlüğünde elinde çantalı bir zevat…
İddiaya göre çantana üç kilo altın da var. Çantanın içini görüyoruz yaa..
Vakti zamanında kılavuzu “Fettullah Gülen Hocaefendi” olan…
Ama Fettullah Gülen ama FETÖ ile yüzü aynı yöne, ABD emperyalizmine dönük rejim…
İzmit Belediyesi ve emsallerine düzenlediği operasyonlarla kimi salağa yatırırsa yatırmış olsun. Bizden de aynı hali, tavrı bekliyor.
Ergenekon süreci dahil; o sürecin taktisyenleri ile bu sürecin taktisyenleri galiba birken, üstelik..
Rejimin kaygısı olmasın.
Bu halk ne zaman nerede duracağını biliyor.
Gebze Sendikalar Birliğinin; Haluk Levent vakası suskunluğu ile Fatma Kaplan Hürriyet’i sahiplenmesi,
Doğru okunduğunda, bence budur.
ANTİPARANTEZ…
Fatma Kaplan Hürriyet’in ilimizde birçok gazeteci ile limoni halleri, bazen çok sert çıkışları olduğu doğrudur. Ben de naçizane karşılıklı şekilde limoni halde onlardanım ama bizim limonileşmemiz, milletvekilliği sürecine uzanmaktadır. Bu yorum, dünden bağımsızdır. Devamına, yarın öbürgün döndüğünde bakarız artık…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ebru Çelik’ten araştırmacı gazetecilik dersi ve teşhir 26 Temmuz 2026 Pazar
- Dilovası artık Küçük Ağrı değil Büyük Dallas 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Endüstrileşen futbolda iş cinayetleri 21 Temmuz 2026 Salı
- Örgütlü Tepki, Zamanında Hamle, 16 Ocak Kasımdan önemli 18 Temmuz 2026 Cumartesi
- Cinsel tacize uğradığını iddia eden engelli adalet arıyor 16 Temmuz 2026 Perşembe
- 21 yaşına geldi o gün doğan bebekler 16 Temmuz 2026 Perşembe
- Tutunacak dalımızı kırma be Ahbap 15 Temmuz 2026 Çarşamba
- Benim KBB Başkan adayım Kaymakam Yaşar Dönmez’dir 14 Temmuz 2026 Salı
- Sivas’ta katliam olmadı ise Ragıplar sayesindedir 10 Temmuz 2026 Cuma
- ÇALışINCA keşke olsaydı. Keşke sadece hizmet yapsaydı 05 Temmuz 2026 Pazar